İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/410 E. 2026/810 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/410
- Karar No
- 2026/810
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/410 KARAR NO : 2026/810
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2025 KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özele; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafından sipariş edilen ürünlerin müvekkili tarafından davalıya teslim edildiğini, davalı adına faturalar tanzim edildiğini, ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin davalıdan 233.204,84 USD cari hesap alacağının bulunduğunu, sözlü ve yazılı uyarılara rağmen davalı tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını, alacağın tahsilinin davalı aleyhine üzerinden icra takibi yapıldığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, itirazın iptali davasının açıldığını, açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla davanın kabulüne, davalının ... 4. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine takip konusu alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça ... 4.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takibe başlatılan icra takibine itiraz sonucu huzurdaki dava davacı tarafından ikame edildiğini, ancak davacının dava dilekçesi ve ekinde sunmuş olduğu talepleri gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında mevcut ticari ilişki davacının edimlerini zamanında ve eksiksiz yerine getirmemesinden dolayı aksadığını, dolayısıyla davacının icra takibinde ve dahası bu dava dilekçesinde talep ettiği gibi bir alacağı mevcut olmadığını, kaldı ki alacaklının yargılamayı gerektiren hususlarla ilgili likit, kesin, şüpheden uzak alacak talebinin haksız olduğunu, taraflar arasındaki mal alış verişlerinin ve teslşm edildiği iddia edilen malların ayıplı çıkmasından kaynaklı talep ve dava hakları saklı tuttuklarını, taraflar arasında yapılan yazışmalar, sözlü mülakatlar ve mail içerikleri açıkça göstermektedir ki taraflar arasından asla bir cari mutabakat yapılmadan davacı taleplerini icra konusu haline getirdiğini, ürünlerin eksik, hatalı, yanlış ve ayıplı olmasından kaynaklı davalı itirazları davacı tarafından yok kabul edildiğini, tarafların mail adresleri üzerinden teknik bilirkişi incelemesi halinde bu husus ortaya çıkacağını, açıklanan sebeplerle yasal süresi içerisinde müvekkili aleyhine başlatılan takibe konu borca, ödeme emrine, asıl alacağa, faize (işlemiş ve işleyecek tüm faizler) ve tüm fer’ilerine itiraz edildiği için huzurdaki bu dava aleyhe ikame edildiğini, arz ve izah edilen nedenlere binaen davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde kalmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVABA CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekiline usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevaba cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER: 10/08/2026 tarihli bilirkişi raporu, ... 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67.madde ve devamı uyarınca taraflar arasındaki ticari ilişki dolayısıyla oluşan cari hesaptan kaynaklı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı yanın dava ve takibe dayanak cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, var ise takip tarihi itibari ile miktarının tespiti ile netice itibariyle itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığından kaynaklandığı anlaşılmıştır. ... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası incelenmesinde; davacı-alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 24/10/2024 tarihinde 233.204,84 USD ( takip tarihi -23.10.2024- 233.204,84 x 34,2950 = 7.997.759,99 TL) asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 29/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlunun vekili aracılığıyla 31/10/2024 tarihinde borcun tamamına, faiz ve fer'ilerine itiraz ettiği, itirazın yasal 7 günlük sürede yapıldığı, işbu itirazın iptali davasının da 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Alacağın cari hesaptan kaynaklanıyor olması nedeniyle mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi ile inceleme yapılarak rapor tanzimi istenmiş; bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 10/08/2026 tarihli raporda özetle; davacının sunmuş olduğu yasal ticari defterler, defter kayıtları ve dayanağı belge ve bilgiler üzerinde inceleme yapıldığı, mahkemenin kararına rağmen davalı tarafça incelenmek üzere defter ve belge sunulmadığı, davalının ibrazdan kaçınmış sayılmasının takdirinin mahkemeye ait olduğu, davacı ...'nın incelenen yasal ticari defterlerinin; TTK'.nun 64 ve 65 maddelerinde yer alan defter tutma yükümlülüğü ve defterlerin tutulması hükümlerini ve VUK'nun 220-226 maddelerinde yer alan tasdiki hükümlerini ihtiva ettiği görüldüğü, incelenen yasal ticari defterlerin HMK 222 maddesinde göre delil olarak kabul edilebileceği, davacı ...’nın sunmuş olduğu yasal ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalı ...’e ait hesapların 120.80.M07 no.lu cari hesap kodunda takip edildiği, davalıya satışı yapılan ürünler için davalı adına tanzim edilen fatura tutarlarının bu hesaba borç, davalı tarafından yapılan ödemelerin ise bu hesaba alacak kaydedildiği, ilgili hesabın 23.10.2024 İcra takip tarihinde 233.204,84 USD borç bakiyesi verdiği ve davacı ...’nın kendi yasal ticari defter kayıtlarına göre davalıdan bu tutar kadar alacaklı gözüktüğü tespit edildiği, davacı...A.Ş.'nin davalı ...Ltd. Şti.'den 23.10.2024 icra takip tarihi itibariyle 233.204,84 TL USD alacağının bulunduğu, bu alacağın 23.10.2024 icra takip tarihi itibariyle TL karşılığının 7.997.759,99 TL olduğu hususunda görüş ve kanaat belirtmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “Diğer Tarafın Ticari Defterlerini ibraz etmemes” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." denmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... karar sayılı ilamında ".... İlk derece mahkemesinde alınan mali müşavir bilirkişi raporunda; davacının 2017, 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve defterlerin usulüne uygun tutulduğu, takip dayanağı faturaların davacının ticari defterlerine kayıtlı olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 7.005,08 TL alacağı bulunduğu, davalının defterlerini ibraz etmediği belirtilmiştir.Davalı taraf kesin süre verilmesine rağmen defterlerini ibraz etmemiştir....... HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. ...Esas, ...Karar sayılı kararı) Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığından mahkemece takibin devamına karar verilmesi yerindedir...." denmiştir Tüm dosya kapsamı itibariyle: taraflar arasında süregelen ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. İcra takibinin ve alacağın cari hesaptan kaynaklı olması nedeniyle tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Davalı tarafa, ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, ibraz edemiyorsa mazeretini ile birlikte ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere bulundukları yeri bildirmesi, ticari defter ve belgeleri ibraz etmez ve mazerette bildirmez ise, defter ibrazından kaçınmış sayılacağı ve davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının esas alınacağı ihtaratını içerir duruşma zaptının davalı yana tebliğ edilmiş, davalı tarafça defter inceleme günün de defterler ibraz edilmediği için davalı yan ticari defterleri incelenmemiş ve HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmıştır. Davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69. Madde ve 213 Sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur. Davacı yanın takip tarihi itibariyle cari hesaptan kaynaklı olarak 233.204,84 USD alacaklı olduğunun ticari defter kayıtları ile ispatlandığı, davalı yanın bu miktarı ödediğini iddia ve ispat edemediği anlaşılmakla davalı yanın icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın cari kaynaklı likit bir alacak olması nedeniyle davacı lehine % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; davalının .... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali takibin 233.204,84 USD asıl alacak üzerinden DEVAMINA, 2-Hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek FAİZ ORANININ UYGULANMASINA, 3- Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile takip konusu 233.204,84 USD'nin takip tarihi (23/10/2024 ) itibariyle T.C. Merkez Bankası döviz kurlarına göre USD efektif satış değerine göre belirlenen 7.997.759,99 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 1.599.551,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 546.326,98 TL olduğundan peşin alınan 116.074,02 TL harcın mahsubu ile bakiye 430.252,96 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 285,00 TL posta ve tebligat masrafı ve 8.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 116.074,02 TL harç olmak üzere toplam 124.359,02 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. Maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 909.888,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/09/2026
BAŞKAN ¸e-imza ÜYE ¸e-imza ÜYE ¸e-imza KATİP ¸e-imza