İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/581 E. 2026/546 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/581
Karar No
2026/546
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/581 Esas KARAR NO : 2026/546

DAVA TARİHİ : 04/10/2024 KARAR TARİHİ : 17/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... adresinde 10 odalı konaklama ve alt katında kafe olarak faaliyet gösterilen iş yerinin kiracısı olduğunu, söz konusu iş yerini ... daireleri residence olarak ve dükkanı da kafe - restoran olarak kullanmak üzere kiraladığını, ancak tefrişat, personel vs.tedarik edildikten sonra, gerek sayaçlar gerekse sair tesisat ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmadığını, bugüne kadar da gelen tüm faturaların gününde ve eksiksiz olarak ödendiğini, bu işletmelerde 10 oda, 1 asansör,1 merdiven aydınlatması ve 1 tane de kafe bölümüne ait olmak üzere toplam 13 elektrik sayacı olduğunu, iş yerine 26.09.2023 tarihinde gelen davalı taraf personelince kaçak / usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlenerek EPDK Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 47/1-b bendine göre sayaçtan geçirilmeyen hattan elektrik enerjisi tüketildiğinden bahisle ( 26.09.2022 tarihinden 26.09.2023 tarihine kadar) toplam 1 yıl yani 365 gün kaçak tüketim cezası uygulandığını, ruhsatlar incelendiğinde faaliyete başlama tarihinin 13.12.2022 ve 23.08.2023 olduğunun görüleceğini, dolayısıyla kaçak elektrik iddiasını asla kabul etmemekle beraber velev ki bir an için davalı iddiası doğru kabul edilse dahi kaçak elektrik kullanıldığı iddia edilen tarihlerin de hatalı olduğunu, hiçbir bilirkişi incelemesine tabi olmadan usulsüz olarak düzenlenen işbu cezaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ceza işlemlerinin iptali gerektiğini, davalı tarafın aynı zamanda daha öncesinde elektrik kesintisi işleminin durdurulmasına, elektriğin kesilmemesine ilişkin ... 10 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş sayılı ihtiyati tedbir kararına rağmen, elektriği kesmeye devam ettiğini, müvekkili şirkete ait kafe ve konaklama tesisisin elektrik enerisi olmaksızın çalışamayacağını bildiği için bu durumu kötüye kullanarak bu haksız bedeli ödemeye icbar ettiğini, bu nedenle davacı müvekkilinin ihtirazi kayıtla taksitler halinde bu haksız elektrik tüketim ve ceza tutarlarını ödemek zorunda kaldığını, çünkü bahsi geçtiği üzere davacı şirket bir otel ve kafe işlettiğini, elektrik kesintileri sebebiyle iş yapamaz hale gelmesi şirketin iflas etmesine sebep olacak bir durum olduğunu, dava tarihi itibari ile her taksit 100.000,00 TL olmak üzere 2022 Aralık ayından itibaren davalı tarafça hesaplanan tüketim bedeli + ceza tutarı + faiz olarak yapılan hesap neticesi davalı tarafa toplam olarak 821.872,17 TL bedel ödendiğini, davalı şirket yapmış olduğu taksitli ödeme planında zor durumda olan müvekkil şirketin çalışması için gerekli enerjiye muhtaç olmasını fırsat bilip bu durumundan aşırı yararlanma sağlayarak haksız miktarlarda ödeme talep ettiğini, işbu haksız olarak tahsil edilen miktarların davalıdan ödeme günlerinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizleri ile birlikte istirdadına karar verilmesi gerektiğini belirterek; müvekkili şirketin kaçak elektrik kullandığını kesinlikle kabul etmemekle birlikte, mahkemece aksi kanaat oluşursa davacı müvekkil şirketin işletmesinde bulunan elektrikli aletlerin 1 ay boyunca tüketeceği elektrik miktarının (yaz ve kış ayları farklı olmak üzere) işletmenin ruhsat tarihinden sonra gelen aylık tüketim bedelini gösterir faturaların da dikkate alınarak bilirkişi marifetiyle hesaplanıp doğacak gerçek bedeli kabul kaydıyla fazla yapılan ödemenin tespit edilerek her ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte müvekkil şirkete geri ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, müvekkiline ait işletmelerin ruhsat tarihlerinin 13/12/2022 ve 23/08/2023 olduğunu belirtmekte ise de dosyaya sunmuş olduğu kira sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 20/02/2022 olduğunu, yani işletme ruhsatları her ne kadar geç alınmış olsa dahi, işletmelerinin 20/02/2022 tarihinde faaliyete başladığını, davacının, işletmelerin elektrik abone sözleşmelerini dosyaya sunmuş olup, sözleşme başlangıç tarihlerinin de 15/04/2022 olduğunu, müvekkili kurumun Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve Perakende Satış Sözleşmesi gereği , ... tarihli ... Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'a göre gecikme faizi işletme olup, faturalara reeskont faizi işletmediğini, bu nedenle davacının reeskont faiz talebinin yerinde olmadığını, kaçak elektrik kullanmadığı yönündeki iddiaları yerinde olmadığını, 26/09/2023 tarihli... numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, bu tutanağa istinaden davacı hakkında ... tarihli , ... fatura seri nolu 317.864,33 TL ve ... tarih ... fatura seri nolu 251.441,06 TL bedelli tüketim faturası tahakkuk ettirildiğini, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 42.madde 1/b bendine göre, perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi kabul edildiğinden iş bu madde hükmü dikkate alındığında, davacının kaçak elektrik enerjisi kullandığı ve müvekkil kurumu zarara uğrattığının açık olduğunu, davacının dilekçesinde, davacının ruhsat tarihinden itibaren her ay tükettiği elektrik enerjisi miktarının ehil bilirkişilerce belirlenerek; ortalama tüketiminin bulunması ve buna göre ortaya çıkacak tüketim bedelinin esas alınması gerektiğinin belirtildiğini, ancak dava konusu kaçak elektrik enerjisi kullanımının, harici hat çekilmesinden kaynaklandığı için, kaçak elektrik enerjisi bedeline ilişkin hesaplamada da harici hattan beslenen cihazlar göz önüne alındığını, oysa ki davacının normal elektrik tüketimine ilişkin elektrik faturaları ise sayaçtan geçen cihazlar göz önüne alınarak hesaplamalar yapıldığını, dolayısıyla davacının her ay tükettiği elektriğin miktarı göz önüne alınarak ortalama tüketimin bulunmasına yönelik iddiasının yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, istirdat talebine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, kira sözleşmesi sureti, müvekkil şirkete ait işletme ruhsat suretleri, elektrik abonelik sözleşmeleri Suretleri, tek yanlı düzenlenen fatura örnekleri, kaçak elektrik tespit tutanakları, ödemelere ilişkin banka kayıtları, dekontlar ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bir elektrik mühendisi ve bir mali müşavir bilirkişiye tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; davacı tarafça kaçak elektrik kullanım olup olmadığı, davalı tarafından tanzim edilen faturalar sebebiyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı, davalı tarafa yapılan fazla ödeme miktarları ve faiz oranlarının tespiti hususlarında hususunda hazırlanan 30/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı ..., dosya kapsamında yapmış olduğu kaçak tahakkuk hesaplamasında; 317.864,36 TL kaçak tahakkuku, 251.441,06 TL ek kaçak tahakkuku olmak üzere toplam 569.305,41 TL tahakkuk oluşturmaktadır. Buna ek olarak, tahsilat kayıtlarından anlaşıldığı üzere ... tarafından aboneden toplam 821.872,17 TL tahsil edildiğini, yapılan teknik inceleme ve mevzuata uygun hesaplamalar sonucunda, 317.864,36 TL olarak hesaplanan kaçak tahakkuk, hatalı kurulu güç kullanılması, yalnızca yüksek kademe birim fiyatlarının uygulanması, gün-ağırlıklı ortalama birim fiyat ilkesine uyulmamış olması sebepleriyle hatalı olduğu, doğru hesaplama sonucu bu bedelinin 64.635,67 TL olması gerektiği, 251.441,06 TL olarak hesaplanan ek kaçak tahakkukun, ruhsat tarihi öncesine gidilerek fiilen tüketimin olmadığı dönem için tahakkuk yapılması, yine hatalı kurulu güç ve yüksek kademe fiyatlarının kullanılması nedenleriyle hatalı olduğu, doğru hesaplama sonucu bu bedelin 30.444,32 TL olması gerektiği, bu doğrultuda; ...’ın toplam 569.305,41 TL olarak belirlediği kaçak ve ek kaçak tahakkuklarının gerçekte 95.079,99 TL olması gerektiği, ... tarafından aboneden tahsil edilen 821.872,17-TL-95.079,99-TL= 726.792,18-TL tutarının fazladan tahsil edildiği tespit edildiği bildirilmiştir. Dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii ile davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilerek alacak talebi yönünden hazırlanan 10/03/2026 tarihli ek raporda; itirazların kök raporda ulaşılan sonucu değiştirecek nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu doğrultuda kök raporda belirtilen: 64.635,67 TL kaçak tahakkuku, 30.444,32 TL ek kaçak tahakkuku, 95.079,99 TL olması gereken toplam tahakkuk, 726.792,18 TL fazladan tahsil edilen tutar yönündeki teknik ve mali tespitlerin korunduğu bildirilmiştir. Davacı vekili 07/05/2026 tarihli dilekçesi ile dava konusu 5.000,00 TL bedel taleplerini 721.792,18 TL arttırarak bilirkişi raporu doğrultusunda 726.792,18 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir. TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nın 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit ve istirdat davalarında ispat yükü, kural olarak davalı tarafa (alacaklıya) düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ...E., ... K. sayılı ilamı). Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; iş bu davada ispat yükü temel alacağın varlığını iddia eden davalı tarafta olup; davalı ...'ın, dosya kapsamında yapmış olduğu kaçak tahakkuk hesaplamasında; 317.864,36 TL kaçak tahakkuku, 251.441,06 TL ek kaçak tahakkuku olmak üzere toplam 569.305,41 TL tahakkuk oluşturduğu, buna ek olarak, tahsilat kayıtlarından anlaşıldığı üzere ... tarafından aboneden toplam 821.872,17 TL tahsil edildiği, yapılan teknik inceleme ve mevzuata uygun hesaplamalar sonucunda, 317.864,36 TL olarak hesaplanan kaçak tahakkuk bedelinin, hatalı kurulu güç kullanılması, yalnızca yüksek kademe birim fiyatlarının uygulanması, gün-ağırlıklı ortalama birim fiyat ilkesine uyulmamış olması sebepleriyle hatalı olduğu, doğru hesaplama sonucu bu bedelinin 64.635,67 TL olması gerektiği, 251.441,06 TL olarak hesaplanan ek kaçak tahakkuk bedelinin ise , ruhsat tarihi öncesine gidilerek fiilen tüketimin olmadığı dönem için tahakkuk yapılması, yine hatalı kurulu güç ve yüksek kademe fiyatlarının kullanılması nedenleriyle hatalı olduğu, doğru hesaplama sonucu bu bedelin 30.444,32 TL olması gerektiği, bu doğrultuda; ...’ın toplam 569.305,41 TL olarak belirlediği kaçak ve ek kaçak tahakkuklarının gerçekte 95.079,99 TL olması gerektiği, ... tarafından aboneden tahsil edilen 821.872,17-TL-95.079,99-TL= 726.792,18-TL tutarının fazladan tahsil edildiği alanında uzman bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucu tespit edilmekle davalı tarafın alacak iddiasını ispat edemediği değerlendirilmiştir. Mahkememize sunulan 10/03/2026 tarihli ek bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Bilirkişi raporuna taraf vekillerinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak taraf vekillerinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir. Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davalı tarafın kaçak elektrik tahakkuk bedeline dair alacağın varlığını sübuta etkili delillerle ispat edememiş olup aksini ispat yönü itibariyle davacı tarafça fazla alacak tahsil edildiğine dönük vakıanın aşamalarda alınan bilirkişi raporları ve yazılı delillerle ispat edildiği kanaatine varılmakla davanın kabulü ile; 726.792,18 TL'nin dava tarihi olan 04.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; 726.792,18 TL'nin dava tarihi olan 04.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 49.647,17-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 427,60-TL peşin harç ile 12.330,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 12.757,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 36.889,57-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan427,60-TL peşin harç, 12.330,00-TL ıslah harcı, 427,60-TL başvurma harcı, 16.000,00-TL bilirkişi ücreti, 2.550,00-TL keşif araç ücreti, 4.361,50-TL keşif harcı, 780,00-TL posta giderleri olmak üzere toplam 36.876,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 115.018,83-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 6-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.17/07/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/581, K. 2026/546, T. 17.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-581-e-2026-546-k-c362318cc26b