Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/837 E. 2026/1173 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/837
- Karar No
- 2026/1173
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/837 Esas
KARAR NO:2026/1173
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10.11.2025 (ARA KARAR)
NUMARASI:2025/830 ESAS
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:09/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili dava dilekçesinde, 04.04.2005 düzenleme tarihli, 14.04.2025 vade tarihli 120.000 Dolar bedelli bonoya ilişkin 650.000,00 TL alacak için ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ve ihtiyati haciz talebinin kabul edildiğini, ihtiyati haciz kararının ardından ... tarafından İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün .... Numaralı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra yoluyla takip başlatıldığını ve bononun takibe konulduğunu, bono üzerindeki imzanın taraflarınca incelendiğini ve imzanın müvekkillerinin murisi ...'ye ait olmadığının görüldüğünü, 13.05.2025 tarihinde müvekkilleri tarafından ... aleyhine resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından ötürü şikayette de bulunulduğunu,Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/22633 soruşturma numaralı dosyası ile tahkikatın devam ettiğini, ...'ın , murisin üvey oğlu olduğunu, senedin üzerinde Türk lirası simgesi bulunduğunu bu yüzden senedin 2012 yılından önce düzenlenmiş olamayacağını, dolayısıyla, senedin 2005 yılında düzenlenmediğinin ve imza dışında da içerik itibariyle tamamıyla sahte olduğunu, senedin düzenlendiği iddia edilen tarihte murisin 61 yaşında emekli bir kişi olduğunu, ticaretle de iştigal etmeyen bir kişinin 2005 yılında tanımadığı 22 yaşındaki bir kimseye 20 sene sonra vadeli ve 120.000 dolar bedelli bir senet düzenlemiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, ...'ın daha önce murisin düzenlendiğini iddia ettiği iki adet bonoyu takibe koyduğunu, taraflarınca yapılan itiraz neticesinde, ...'nün bono tanzim tarihi olan 07.12.2017 tarihi itibariyle fiili ehliyetinin bulunmadığının adli tıp raporuyla tespit edildiğini ve bu sebeple takibin iptaline karar verildiğini, Adli Tıp Raporunda ise murisin 2009 yılında başlayan demans kayıtları olduğundan ötürü, bu sefer takibin İptal edilememesi maksadıyla dava konusu bonoya tanzim tarihi olarak 04.04.2005 yazıldığını, taraflarınca yakın zamanda ...'ın annesi ...'ye karşı ortaklığın giderilmesi süreci başlatılmış olduğundan bononun, müvekkillerini geri adım attırabilmek maksadıyla gerçek dışı ve kötüniyetli bir biçimde düzenlendiğini, ... tarafından Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğü'nün .... Numaralı dosyası ile müvekkillerinin murisi ... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra yoluyla takip başlatıldığını, 200.000 TL bedelli, 07.12.2017 tanzim tarihli, 17.01.2018 vade tarihli iki adet senedin takibe konulduğunu, ...'nün senetlerin imzalandığı dönemde fiil ehliyeti bulunmadığından, senetlerde yer alan imzalar murise ait olmadığından ve murisin böyle bir borcu bulunmadığından 26.10.2020 tarihinde müvekkilleri adına takibe, ödeme emrine, imzaya, borca ve tüm ferilerine itiraz edildiğini ve takibin öncelikle iptaline, aksi halde durdurulması ve müvekkillerinin borcu olmadığının tespitinin talep edildiğini, yapılan yargılama neticesinde, Gaziosmanpaşa 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/480 E. 2022/537 K. Numaralı ve 02.06.2022 tarihli kararı ile; "Mahkememizce, keşideci murisin bononun tanzim tarihi itibariyle fiil ehliyetine engel bir akıl hastalığının olup olmadığı araştırılması amacıyla tüm sağlık raporları da temin edilerek, bu kapsamda tarafların delilleri toplanarak dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na tevdi edilmiş, Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu’nun 28.02.2022 tarihli raporu ile muris ...’nün bononun tanzim tarihi olan 17.12.2017 tarihi itibariyle fiil ehliyetinin bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan davanın kabulüne" Denilerek davanın kabulü ile takibin iptaline karar verildiğini, ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2022/2976 E. 2024/571 K. Numaralı ve 27.03.2024 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, bu karara karşı taraflarca temyiz yoluna başvurulmadığından ilk derece mahkeme kararının 27.05.2024 tarihinde kesinleştiğini, gerçekte muris tarafından ne 2017 tarihli senetler ne de 2005 tarihli senet düzenlendiğini, taraflarınca müvekkilleri adına 24.08.2020 tarihinde ...'ın annesi ... aleyhine muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescili davası ikame edildiğini, davanın ... ve ... tarafından öğrenilmesinin ardından birdenbire iki adet senedin ortaya çıktığını ve davayı açtıklarından 15 gün sonra 10.09.2020 tarihinde yukarıda söz edilen icra takibine başlanıldığını, ilgili davada, Gaziosmanpaşa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/390 E. 2023/48 K. Numaralı ve 10.02.2023 tarihli kararı ile tapunun iptaline ve miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline karar verildiğini, ... tarafından yapılan istinaf başvurusu da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/1644 E. 2025/247 K. Numaralı ve 05.02.2025 tarihli kararıyla reddedilerek tapu iptali kararının 05.02.2025 tarihinde kesinleştiğini, bu kararın kesinleşmesinin ardından 21.03.2025 tarihinde taraflarınca vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin takibe konularak ...'ın annesi ... aleyhine İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün .... Numaralı icra takibi başlatıldığını ve ...'nün taşınmazına haciz konulduğunu, icra takibinin ardından 27.03.2025 tarihinde, ...'ın annesi ... aleyhine "Taşınır ve Taşınmazların Paylaştırılması ve Ortaklığın Giderilmesi Dava Şartı Arabuluculuk" yoluna başvurulduğunu ve bu sırada müvekkilleri adına yapılan hukuki başvuruların hemen sonrasına vadesi belirlenmiş bir senedin ortaya çıktığını, Gaziosmanpaşa 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/480 E. Numaralı dosyada alınan Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 02.03.2022 tarihli raporda Sosyal Güvelik Kurumunun kayıtlarında murise senet tarihinden yaklaşık 8 yıl önce 13/08/2009 tarihli kaydında "demans" tanısı konduğunun, takip ve tedavisine başlandığının ve ölünceye kadar devam ettiğinin, senet tarihinden 40 gün sonra ... Hastanesinin 17/01/2018 tarihli ... nolu nöropsikolojik test raporunda "...'ye göre; oryantasyon 6/10, hızlı bellek 3/3, dikkat ve hesaplama 2/5, hatırlama 0/3, dil 7/9, toplam 18/30." şeklinde belirtildiği dikkate alındığında murisin fiili ehliyetinin müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (Demans) denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında sorulan işlem tarihinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığının; bu duruma göre, ...'nün 07/12/2017 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığının kabulünün uygun olduğu yönünde mütalaa olunduğunu, bu Adli Tıp Raporuna göre de, ... tarafından senedin üzerine murisle tanıştıkları 2010 yılından sonraki bir tarihin yazılması halinde 13.08.2009 tarihinde murise demans tanısı konulduğu için icra takibinin yine fiil ehliyeti yokluğundan iptal edileceğinin düşünüldüğünü, bu sebeple, bononun üzerine demans tanısı konulan 2005 yılından 4 yıl öncesinin yazıldığını, tarafların senedin düzenlendiği 2005 yılında tacir olmadığını, 2005 yılında ya da sonrasında taraflar arasında bono düzenlenmesini gerektirecek ticari ya da hukuki hiçbir ilişki bulunmadığını, murisin ...'a herhangi bir borcu bulunmadığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2019/4768 E. 2020/2474 K. Numaralı ve 10.03.2020 tarihli , İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2022/953 E. 2022/1130 K. Numaralı ve 30.06.2022 tarihli, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2019/2498 E. 2020/27 K. Numaralı ve 22.01.2020 tarihli ilamlarına atıfta bulunarak İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün .... Numaralı icra takip dosyasının durdurulmasına ve icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ:İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/830 Esas sayılı dosyasından verilen 21.11.2025 tarihli kararı: "... İİK 72/3 Maddesinde "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir" denildiğinden, davacı vekilinin icra takibinin durdurulması talebinin reddine, İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün .... Numaralı takip dosyasından icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir talebinin takibe konu alacak değerinin %20 teminatı mukabilinde kabulüne aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
İhtiyati tedbir talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
1-İcra takibinin durdurulması talebinin REDDİNE,
2-İcra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi talebinin kabulü ile, icra takibine konu alacak olan 4.644.300,00 TL'nin %20'si olan 928.860,00 TL nakdi teminatın depo edilmesi veya kesin ve süresiz teminat mektubunun ibrazı halinde İstanbul 19 İcra Müdürlüğünün ... numaralı dosyasına giren paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine,
3-HMK m.393 hükmü uyarınca işbu ara kararın tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilmiş olması sebebiyle ara kararın taraflara tebliğinden itibaren tedbir isteyen davacı vekilince 1 Haftalık Kesin süre içerisinde teminatın yatırılarak yazılı olarak ihtiyati tedbirin uygulanmasının talep edilmemesi halinde tedbirin kendiliğinden kalkacağının davacı vekiline ihtarına (işbu ara kararın tebliği ile ihtarına), karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Davalı tarafından İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün .... Numaralı icra dosyasına konu edilmiş 04.04.2005 düzenleme tarihli, 14.04.2025 vade tarihli 120.000 Dolar bedelli bonodan dolayı senetteki imza detayları ile incelendiğini ve Müvekkillerinin ellerindeki belgelerde bulunan imzalar ile ve ... tarafından daha önce takibe konulan senetler ile karşılaştırıldığını,imzanın Müvekkillerin murisi ...'ye ait olmadığını, İlgili belgeler üzerinden yapılacak incelemede senetler üzerinde bulunan imzaların sahte olduğu açıkça ortaya çıkacağını,13.05.2025 tarihinde Müvekkilleri adına ... aleyhine resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından ötürü şikayette de bulunulduğunu, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/22633 soruşturma numaralı dosyası ile tahkikat devam ettiğini, ...ın, murisin üvey oğlu olup taraflar 2010 yılında tanıştıklarını, senedin üzerinde Türk Lirası simgesi bulunduğundan senedin 2012 yılından önce düzenlenmiş olamayacağı açık olduğunu, dolayısıyla, senedin 2005 yılında düzenlenmediği ve imza dışında da içerik itibariyle tamamıyla sahte olduğu sabit olduğunu,bono görüntüsü incelendiğinde solda ikinci sırada ve senet metninin içerisinde ₺ sembolü bulunduğunu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından, Türk lirasının itibarının perçinlenmesi ve dünyada bilinirliğinin artırılması amacıyla 08.09.2011 tarihinde TL Simgesi Yarışması düzenlendiğini, yarışma sonucunda ₺ Türk lirası simgesi olarak belirlenerek 01.03.2012 tarihinde duyurulduğunu, Senet düzenleme tarihi ise 04.04.2005 tarihi olup ₺'nin sembol olarak belirlenme tarihinden 7 yıl öncesi olduğunu, bu hususun dahi tek başına senedin sahte olduğunu ve sonradan düzenlendiğini gösterdiğini, ..., ...'ın annesi ... ile 09.06.2010 tarihinde evlendiğini, ... ilk eşi ...'nün vefat ettiği 21.07.2009 tarihine dek ... ile evli kaldığını, ikinci evliliğini yaptığı ...'yle de üvey oğlu ... ile de ilk eşinin vefatından sonra 2010 yılı içerisinde tanıştığını,bu hususa ilişkin tanıkları da dosyaya sunulacağını, Murisin bu tarihten önce ... ile hiçbir tanışıklıkları bulunmadığını,Senedin düzenlendiği iddia edilen tarihte murisin 61 yaşında emekli bir kimse olduğunu, Ticaretle de iştigal etmeyen bir kişinin 2005 yılında tanımadığı 22 yaşındaki bir kimseye 20 sene sonra vadeli ve 120.000 dolar bedelli bir senet düzenlemiş olması akıl ve mantık kaidelerine hiçbir biçimde uygun düşmediğini, 22 yaşındaki bir gencin ne sebeple 120.000 dolarlık alacak hakkına kavuştuğu tamamıyla bir muamma olduğunu,o tarihte ... belki de askerlik görevini ifa etmekte, belki başka bir ilde ikamet etmekte olduğunu,..., daha önce murisin düzenlendiğini iddia ettiği iki adet bonoyu takibe koymuş; tarafımızca yapılan itiraz neticesinde, ...'nün bono tanzim tarihi olan 07.12.2017 tarihi itibariyle fiili ehliyetinin bulunmadığı adli tıp raporuyla tespit edilmiş olduğundan takibin iptaline karar verildiğini, adli tıp raporunda, murisin 2009 yılında başlayan demans kayıtları olduğundan ötürü, bu sefer takibin iptal edilememesi maksadıyla dava konusu bonoya tanzim tarihi olarak 04.04.2005 yazıldığını, tarafımızca yakın zamanda ...'ın annesi ...'ye karşı ortaklığın giderilmesi süreci başlatılmış olduğundan bono, müvekkilleri geri adım attırabilmek maksadıyla gerçek dışı ve kötüniyetli bir biçimde düzenlendiğini,yapılan yargılama neticesinde, Gaziosmanpaşa 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/480 E. 2022/537 K. Numaralı ve 02.06.2022 tarihli kararı ile;"Mahkememizce, keşideci murisin bononun tanzim tarihi itibariyle fiil ehliyetine engel bir akıl hastalığının olup olmadığı araştırılması amacıyla tüm sağlık raporları da temin edilerek, bu kapsamda tarafların delilleri toplanarak dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na tevdi edilmiş, Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu’nun 28.02.2022 tarihli raporu ile muris ...’nün bononun tanzim tarihi olan 17.12.2017 tarihi itibariyle fiil ehliyetinin bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan davanın kabulüne" Denilerek davanın kabulü ile takibin iptaline karar verildiğini, ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2022/2976 E. 2024/571 K. Numaralı ve 27.03.2024 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, Bu karara karşı taraflarca temyiz yoluna başvurulmadığından ilk derece mahkeme kararı 27.05.2024 tarihinde kesinleştiğini,Gerçekte muris tarafından ne 2017 tarihli senetler ne de 2005 tarihli senet düzenlendiğini, İşin aslının; tarafımızca Müvekkilleri adına 24.08.2020 tarihinde ...'ın annesi ... aleyhine muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescili davası ikame edildiğini, o davanın ... ve ... tarafından öğrenilmesinin ardından birdenbire iki adet senet ortaya çıktığını ve davayı açılmasından 15 gün sonra 10.09.2020 tarihinde yukarıda söz edilen icra takibi başlatıldığını, İlgili davada, Gaziosmanpaşa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/390 E. 2023/48 K. Numaralı ve 10.02.2023 tarihli kararı ile tapunun iptaline ve miras payları oranında Müvekkiller adına tesciline karar verildiğini,. ... tarafından yapılan istinaf başvurusu da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/1644 E. 2025/247 K. Numaralı ve 05.02.2025 tarihli kararıyla reddedilerek tapu iptali kararı 05.02.2025 tarihinde kesinleştiğini,Bu kararın kesinleşmesinin ardından 21.03.2025 tarihinde tarafımızca vekalet ücreti ve yargılama giderleri takibe konularak ...'ın annesi ... aleyhine İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün .... Numaralı icra takibi başlatıldığını ve ...'nün taşınmazına haciz konulduğunu İcra takibinin ardından 27.03.2025 tarihinde, ...'ın annesi ... aleyhine "Taşınır ve Taşınmazların Paylaştırılması ve Ortaklığın Giderilmesi Dava Şartı Arabuluculuk" yoluna başvurulduğunu, Müvekkiller adına yapılan hukuki başvuruların hemen sonrasına vadesi belirlenmiş bir senet ortaya çıktığını, Adli tıp raporundaki tespitler nedeniyle bononun üzerine demans tanısı konulan 2009 yılından 4 yıl öncesi yazıldığını,senedin düzenlendiği 2005 yılında taraflar tacir olmadığı gibi, 2005 yılında ya da sonrasında taraflar arasında bono düzenlenmesini gerektirecek ticari ya da hukuki hiçbir ilişki bulunmadığından murisin ...'a herhangi bir borcu yoktur. ayrıca, belgenin kambiyo senedi vasfı da bulunmadığını,talebin reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, senedin sahteliği sebebiyle HMK'nın 209. Maddesi uyarınca icra takibinin dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulması, mümkün olmaması halinde uygun görülecek teminat mukabilinde durdurulması gerektiğini beyanla ilk serece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava; Menfi Tespit istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İlk derece mahkemesince 10.11.2025 tarihli ara karar ile;" 1-İcra takibinin durdurulması talebinin REDDİNE, 2-İcra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi talebinin ise kabulüne" karar verilmiştir.Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık; ihtiyati tedbir talebinin kısmen reddine dair 10.11.2025 tarihli ara karara ilişkindir. Ara karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı tarafından özetle; davalının muris ...'in 2. Evliliğini yaptığı ...'nün oğlu olduğunu, davaya konu kambiyo evrakının aslında 2017 yılında tanzim edildiğini, ancak murisin senedin tanzim tarihinde fiil ehliyeti olmadığının ATK raporu ile tespit edildiğini ve başka bir senedin iptaline karar verildiğini, murisin 2009 yılından beri demans hastalığı olduğunun anlaşıldığını, tarafların 2010 yılı öncesinde tanışıklığının dahi bulunmadığını, davaya konu senet üzerinde yazılı düzenlenme tarihinin gerçek dışı olduğunu ileri sürmüştür.İİK 72/3 Maddesinde "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın imza inkarı ve sahtelik iddiasına dayalı açıldığı, davaya konu 20.000 USD bedelli, 04/04/2005 Tanzim Tarihli, 14/04/2025 Vade Tarihli senedin, İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından 12.05.2025 tarihinde icra takibine konu edildiği, davanın ise 07.11.2025 tarihinde açıldığı, İİK 72/3 Maddesinde yer alan "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğine" dair açık yasal düzenleme karşısında takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/07/2026