Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1324 E. 2026/1356 K. – Azıl

Konu: Azıl

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1324
Karar No
2026/1356
Karar Tarihi
Konu
Azıl

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1324

KARAR NO:2026/1356

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:02.04.2026 tarihli ara karar

NUMARASI:2024/409 Esas (Derdest)

DAVANIN KONUSU:Şirket yöneticisinin azli

Taraflar arasındaki azıl davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının kötü yönetimi ve kasti olarak şirketi ve müvekkillerini zarara uğrattığının ortada olup davalının şirket müdürlüğü görevinden azli ile yargılama sonuçlanıncaya kadar şirkete kayyum atanmasına karar verilmesi gerektiğini, bu doğrultuda şirketin kayyum ile idare edilmesini, davalının ... nam ve hesabına işlem yapma ve şirket hesaplarından para çekme ve şirket adına borçlandırıcı her türlü işlem yapma yetkilerinin durdurulmasını ve sona erdirilmesini, dava süresince şirket yönetimine tedbiren kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 02.04.2026 tarihli ara kararla; "...Somut uyuşmazlıkta davanın müdürlükten azil ile müdür hakkında şirkete vermiş olduğu zararın tazminine yönelik sorumluluk davası olduğu, söz konusu dava içinde şirket genel kurulu tarafından seçilen ve halen organı devam eden bir şirketin, genel kurulca seçilmiş müdürünün görevine son verilerek tedbiren kayyım atanmasının hukuken mümkün bulunmadığı, şirketin aktif ve faaliyetine devam eden bir şirket olmaması nedeniyle, müdürün iş ve işlemlerinin kayyım onayına tabi tutulmasını gerektirir bir durum da söz konusu bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözümler nitelikte temsil yetkisinin kaldırılarak şirkete kayyım atanması konusunda karar verilemeyeceği, Bu itibarla istemde HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden , mahkememizce daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının reddine ilişkin kararı değiştirir bir durumda bulunmadığından... " gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin 01.04.2026 tarihli duruşmasında, dosya kapsamında alınan bilirkişi ek raporunda yer alan açık ve somut tespitler doğrultusunda müvekkillerinin pay sahibi olduğu ...’ne denetim kayyımı atanması talep edildiğini, Mahkemece 02.04.2026 tarihli ara karar ile, HMK m. 389 ve devamı hükümlerinde öngörülen şartların oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, 31.03.2026 tarihli bilirkişi ek raporunda; davalı ...’ın müdürlük görevine gelmesinden sonra şirketin satışlarının sıfıra kadar düştüğünün, varlıklarının azaldığının ve giderlerinin olağanüstü şekilde arttığının tespit edildiğini, davalının oğluna ait ve aynı faaliyet alanında kurulan şirketin aynı dönemde büyüdüğünün ve kârlılığının arttığının belirlendiğini, bu hususun bilirkişi raporunda; "Davalı ...’ın müdür olmasından sonra dava dışı tarafların ortak oldukları ... Tekstil zarar etmeye başlamış, satışları sıfıra kadar düşmüş, varlıkları azalmış, giderleri aşırı artmıştır. Davalı ...’ın dava dışı ... Tekstil’e müdür olmasından sonra Oğlu tarafından ... Tekstil ile aynı adreste ve aynı konuda faaliyet göstermek üzere kurulan ...A.Ş.’nin varlıkları, cirosu ve kârlılığı artmıştır... Heyetimizin Üyesi İnşaat Mühendisi ... tarafından mahallinde yapılan incelemede; dava dışı ... tekstil’in binasının zemin ve bodrum katında bulunan makinelerin bir kısmının geçmişte ... tekstil bünyesinde kullanıldığı, daha sonra ise ... metal’e devredildiğinin şirket yetkilisi tarafından ifade edildiği” şeklinde tespit yapıldığını; şirketin, müdürü olan davalı tarafından sistematik şekilde zarara uğratıldığının ve malvarlığının üçüncü kişiler lehine ve dolaylı olarak kendisine kazanç sağlamak adına boşaltıldığının sabit olduğunu, aynı bilirkişi raporunda şirket faaliyetlerinin durma noktasına geldiğinin, buna karşın güncel değeri yaklaşık 59.000.000 TL olan yüksek değerli bir taşınmazın bulunduğu özellikle vurgulandığını ve bu durum karşısında en azından yargılama süresince şirketin denetim kayyımı marifetiyle yönetilmesinin makul bir çözüm olacağının açıkça belirtildiğini; Mahkemenin, şirketin aktif faaliyetinin bulunmamasını tedbir talebinin reddine gerekçe yapmasının da hukuken isabetli olmadığını, faaliyet göstermeyen ancak yüksek değerli malvarlığına sahip şirketlerde, bu malvarlığının korunmasının daha da büyük önem arz ettiğini, somut olayda da şirketin en önemli varlığı olan taşınmazın davalı tarafından bedelsiz şekilde, dava dışı şirkete kullandırıldığının, şirket demirbaşlarının devredildiğinin ve şirketin içinin boşaltıldığının sabit olduğunu, davalı halihazırda şirket yetkilisi olduğundan ilgili taşınmazı da devredebilecek durumda olduğunu, şirketin aktif faaliyetinin bulunmama nedeninin zaten davalının şirketin içini boşaltması ve faaliyetlerini diğer dava dışı şirket üzerinden devam ettirmesi olduğunu, davalının, şirket hisselerinin çoğunluğunu, şirketin kurucu ortağı olan kardeşi müteveffa ...’ın ağır hastalığı sürecinde muvazaalı şekilde devraldığını, bu hususun müteveffa ...'ın mirasçıları tarafından Muğla 2. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2026/268 E. Sayılı dosya ile dava konusu yapıldığını ve yargılamasının devam ettiğini, Mahkemenin “organ boşluğu bulunmadığı” gerekçesine dayanarak kayyım atanamayacağı yönündeki değerlendirmesinin somut olay bakımından yerinde olmadığını, taleplerinin şirketin organ yapısının ortadan kaldırılmasına yönelik olmayıp, yargılama sonuçlanıncaya kadar davalının şirket üzerindeki tasarruflarının denetim altına alınması ve şirket malvarlığının korunması amacıyla denetim kayyımı atanmasına ilişkin olduğunu, dava sonuçlanıncaya kadar ...’ne denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca şirket müdürünün azli ve sorumluğundan kaynaklanan tazminat istemine; istinaf, şirkete kayyım atanması yönünde ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 02.04.2026 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar vekilince, davalının, davacıların da ortağı olduğu dava dışı... Şti.'ne 08.07.2021 tarihinde yapılan genel kurulda münferit yetkili müdür olarak seçildiğini, o tarihten itibaren şirketle ilgili bilgi alamadıklarını, şirketin kötü yönetildiğini düşündüklerini, davalının bilerek müvekkillerinin gelir elde etmesini engellediğini, şirket taşınmazının ne şekilde kullanıldığının belirli olmadığını, başka şirkete kullandırıldığını düşündüklerini, davalı müdürün şirketle aynı adreste oğluna başka şirket kurdurup, ortağı olunan şirket ile haksız rekabet yapılmasını sağladığını ileri sürerek, şirketin uğradığı doğrudan ve dolaylı zararların davalı tarafından tazmin edilmesini, davalının müdürlükten azli ile tedbiren şirkete kayyım atanmasını talep edilmiştir.İstinaf konusu uyuşmazlık, somut olayda şirkete denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.TTK'nın 630. maddesinde, geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmadığından, genel hüküm olan HMK'nın 389 vd. maddeleri uygulanmalıdır.HMK'nın 390. maddesi "Tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken, hâkimin o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğuna dair kanaat getirmesidir. İlk derece mahkemesinin gerekçeli ara kararında, karar tarihindeki dosya kapsamına göre davacıların iddialarını özetledikten sonra, dosya kapsamında bulunan delillerin HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilmesi sonucu, şirket genel kurulu tarafından seçilen ve hâlen organı devam eden bir şirketin genel kurulca seçilmiş müdürünün görevine son verilerek tedbiren kayyım atanmasının hukuken mümkün olmadığı, şirketin aktif ve faaliyetine devam eden bir şirket olmaması nedeniyle müdürün iş ve işlemlerinin kayyım onayına tabi tutulmasını gerektirir bir durum söz konusu olmadığı, ayrıca davada elde edilmek istenen sonucun ihtiyati tedbirle sağlanamayacağı gerekçeleriyle, tarafların ortağı oldukları şirkete yönetim ve denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Dava dışı şirketin yapılan genel kurul toplantısında davalının münferit olarak atacağı imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesidir. Davacı tarafından şirkete kayyım atanması da talep edilmiş ise de şirkette organ boşluğu olmadığı, azil kararıyla birlikte hükmün kesinleşmesi hâlinde müdürlük görevi sona erse dahi şirketin müdürünü seçecek olan TTK'nın 616-b maddesi gereğince ortaklar kurulu olduğu, somut olayda tarafların hak ve sorumluluk dengesinin sağlanması bakımından yönetim kayyımı atanmasının uygun olmayacağı kanaatine varılmış ise de davacılar vekilinin denetim kayyımı atanması yönündeki talebinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.Davacının iddialarının ve davalının savunmalarını değerlendirilmesi için mahkemece alınmış bilirkişi kök ve ek raporunda, dava dışı şirketin kira kaybından doğan zararının 3.784.500,00-TL olduğu, şirketin faaliyetinin durduğu, ancak güncel değeri 59.000.000,00 TL olan gayrimenkulünün bulunduğu, tarafların ortak olduğu şirket daha önce 1.000.000,00 TL kâr ederken davalının müdürlüğe seçildiği 2021 yılında zarar ettiği, 2022 yılında yine zarar ettiği, 2023 yılında satış bile yapmadığı, aynı şekilde 3.903.437,68 TL olan varlıklarının da davalının müdür olmasından sonra 637.979,31 TL'ye kadar gerilediği, davalının müdürlük görevine geldikten sonra şirket giderlerinin aşırı yükseldiği, davalı ...'ın oğlunun % 84 oranında hissesi olan ...'in ise 2023 yılında satışlarının yükseldiği, vergi sonrası kârlılığının ise 2023 yılında arttığı tespitlerine yer verilmiştir. Buna göre bilirkişinin kök ve ek raporundaki tespitler uyarınca, davanın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumu dikkate alındığında, şirketin ve diğer ortakların zarara uğramaması bakımından davalı yöneticinin iş ve işlemlerinin denetlenmesi ve onaylanması gerektiği yolunda yaklaşık ispatın sağlandığı sonucuna varılmaktadır. Şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasının gerekli hukuki korumayı sağlayacak ölçüde yeterli olacağı değerlendirilmiş olup, ilk derece mahkemesinde davacının denetim kayyımı atanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 02/04/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, şirkete denetim ve onay kayyımı atanması talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede ihtiyati tedbir talebinin teminat karşılığı kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;HMK'nın 353/1.b.2. ve 391/3. maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 02.04.2026 tarihli ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ...'ne denetim ve onay kayyımı olarak, bilirkişi listesinden resen seçilen, ... TC kimlik numaralı ...'in atanmasına,

2-HMK'nın 392. maddesi uyarınca takdiren 500.000,00 TL nakdî teminatın yasal süresi içinde ilk derece mahkemesi veznesine yatırılmasına yahut aynı tutarda tutarda kesin ve süresiz teminat mektubunun davacılar vekili tarafından yasal süresi içinde ilk derece mahkemesine tevdiine,

3-Kayyıma aylık 30.000,00 TL ücret takdirine, ücretin davacılar tarafından her ay peşin olarak ilk derece mahkemesi veznesine yatırılmasına; kayyımın ilk aylık ücreti ücreti ve 2. maddedeki teminat davacılar vekili tarafından HMK'nın 393. maddesi maddesi uyarınca infazı talep süresi içinde yatırıldığında, ilk derece mahkemesince kayyıma görevinin derhal tebliği ile kayyımın görevine başlamasına,

4-Teminat ve kayyım ücreti yasal süresi içinde yatırılmak kaydıyla, .... ŞTİ.'nin müdürünün/ müdürlerinin şirketle ilgili her türlü karar ve tasarruf işlemlerinin (şirket malvarlığı üzerinde tasarruf etme, şirkete ait banka hesaplarından para çekme, kambiyo evrakı düzenleme ve şirket adına harcama yapma dâhil her türlü işleminin) geçerliliğinin Dairemizce atanan kayyımın onayına bağlanmasına,

5-Kayyımın denetim ve onay görevini yaparken, ortakların hak ve menfaatini ve şirketin menfaatlerini gözetmesine; ilk derece mahkemesince talep edilmesi hâlinde kayyımın mahkemeye rapor vermesine,

6-İş bu ara kararının 2. ve 3. maddesindeki şartlar yerine getirildiğinde, kayyım atama kararının Ticaret Sicilinde tescil ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına, tescil ve ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına, bu konuda gerekli işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

7-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harcının ise talep hâlinde davacıya iadesine,

8-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,

10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. ve 391/3. maddeleri uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.07.2026 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3. maddeleri uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1324, K. 2026/1356, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1324-e-2026-1356-k-33134aa67dcf