Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1044 E. 2026/1784 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1044
- Karar No
- 2026/1784
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1044 KARAR NO : 2026/1784
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2025 NUMARASI : 2023/953 Esas - 2025/141 Karar ASIL DAVA DAVACILAR : 1-... (T.C....) - Acıbadem Mah. Faik Ali Sk. No:1 İç Kapı No:1 Kadıköy / İSTANBUL : 2-... (T.C....) - Acıbadem Mah. Faik Ali Sk. No:1 İç Kapı No:1 Kadıköy / İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - Av. ... İzzetpaşa Mah. Yeni Yol Cad. No:3 Nurol Tower Kat:18 Şişli/İSTANBUL DAVALI : ... - Tosb Otomotiv (Osb) Mah. 1. Cad. No: 13 Çayırova/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - 19 Mayıs Mah. Dr. Hüsnü İsmet Öztürk Sk. No: 3 Elit Residence Kat:20 Daire:48 Şişli/İSTANBUL
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 04/01/2022 BİRLEŞEN DAVA : Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/272 Esas Sayılı Dosyası DAVACILAR : 1-... (T.C.... ) - Acıbadem Mah. Faik Ali Sk. No:1 İç Kapı No:1 Kadıköy / İSTANBUL : 2-... (T.C....) - Acıbadem Mah. Faik Ali Sk. No:1 İç Kapı No:1 Kadıköy / İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - Av. ... - İzzetpaşa Mah. Yeni Yol Cad. No:3 Nurol Tower Kat:18 Şişli/İSTANBUL DAVALI : ... - Tosb Otomotiv (Osb) Mah. 1. Cad. No:13 Çayırova/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - 19 Mayıs Mah. Dr. Hüsnü İsmet Öztürk Sk. No: 3 Elit Residence Kat:20 D:48 Şişli/İSTANBUL
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 28/09/2022 KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ...'ın, ... Fren ve Döküm Sanayi A.Ş. unvanlı şirketin halihazırda toplam 3.044.486.016 hissesinin 1.039.954.709 adetine, ...'ın halihazırda davalı şirketin toplam 3.044.486.016 hissesinin 72.357.975 adetine sahip hissedar olduğunu, huzurdaki iptal davasına konu sermaye artırımı teklifinin ilk olarak davalı şirketin ilki 20.10.2020 tarihinde gerçekleştirilen ve ertelenmesine karar verildiği için 07.12.2020 tarihinde gerçekleşen 2019 yılı Ertelenmiş Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda gündeme geldiğini, sermayenin 42.500.000,00-TL'ye artırılması ve artırılan sermayenin nakdi olarak pay sahipleri tarafından ödenmesinin öngörüldüğünü, ancak gerek -sermaye artışı açısından kanuni şartları haliz olmasa da- bu amaçla alınmış olan 29.09.2020 tarihli Özel Amaçlı Denetçi Tespit Raporu, gerekse şirketin mali tablolarında yaklaşık 39.964.268,40-TL tutarında özel fon bulunduğunun anlaşılması ve TTK 462/3.maddesi gereğince sermayeye eklenmesi mümkün olan özel fonların varlığı halinde salt nakdi sermaye artışı yapılamayacağı yönündeki müvekkilinin haklı itirazları neticesinde, ilgili kararın alınmayarak toplantının sonlandırıldığını, 2019 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nın üzerinden dört ay geçmeksizin bu sefer 30.03.2021 tarihli, sermaye artırımına ilişkin tek gündem maddesini ihtiva eden Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının yapıldığını, bahse konu toplantıda müvekkillerinin sermaye artırımı kararına muhalif kaldığını ve muhalefetlerini de toplantı tutanağına geçirdiğin ancak oy çokluğu ile davalı şirket sermayesinin 30.444.860,16-TL tutarına artırılmasına; artırıma konu olan 7.944.860,16-TL'nin 3.972.430,08-TL'lik kısmının özel fonun içinde yer alan iç kaynaklardan, kalan 3.972.430,08-TLlik kısmının ise nakit olarak şirket pay sahipleri tarafından karşılanmasına karar verildiğini, 30.03.2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan haksız sermaye artırımı kararına karşı müvekkilleri tarafından, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2021/482 Esas sayılı davasının açıldığını, işbu sermaye artırımı kararı, Gebze Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından reddedildiğini, dolayısıyla Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki 2021/482 Esas sayılı davanın konusuz kaldığını ve 2021/816 Karar sayılı ilamı ile karara bağlandığını, sonrasında ise, 05.10.2021 tarihinde huzurdaki davaya konu Olağanüstü Genel Kurul toplantısı, henüz 2020 olağan genel kurulu yapılmadığı halde ve olağan bir genel kurul toplantısının gündeminde bulunması gereken gündem maddelerine yer verilerek gerçekleştirildiğini, sermaye artırımına dayanak gösterilmeye çalışılan raporun sermaye artırımına esas alınamayacağını bu sebeple; TTK madde 448/1 maddesi gereği işbu davanın açılmış olduğunun yönetim kurulu tarafından usulünce ilan edilip, şirketin internet sitesinde duyurulmasına karar verilmesini, ve ... Fren ve Döküm Sanayi A.Ş.'nin 05/10/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında müvekkillerinin muhalefet şerhlerinin hilafına 4. maddesi bağlamında oy çokluğu ile alınan ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olan, 05/10/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınmış olan yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine dair 4 numaralı genel kurul kararının iptal edilmesine karar verilmesini, ... Fren ve Döküm Sanayi A.Ş.'nin 05/10/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında müvekkillerinin muhalefet şerhlerinin hilafına gündemin 6. Maddesi bağlamında oy çokluğu ile alınan ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olan, 05/10/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınmış olan ve şirket esas sözleşmesinin "Sermaye" başlıklı 6'ıncı maddesini değiştiren 6 numaralı genel kurul kararının iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı pay sahiplerinin iddialarının aksine usule ve yasalara uygun olarak sermaye artırım kararı alındığını, müvekkili şirketin, işletme sermayesi ihtiyacı belirdiğinde, şirket yönetiminin ilkin şirketin kullanılmayan ve boşta duran arsasının satışı için tüm pay sahiplerine teklif götürdüğünü, böylelikle pay sahiplerine hiçbir külfet yükletilmemesinin hedeflendiğini, ancak davacı pay sahipleri, TTK.m. 408 uyarınca önemli miktarda varlığın satışına dair genel kurul kararı alınması sürecinde kararı veto edince, şirket açısından sermaye artırımına gidilmesinin kaçınılmaz hale geldiğini, bunun üzerine, pay sahiplerinin tümünün sermaye artırımına hazırlanması için şirketin mali durumunun elverdiği sürelerin beklendiğini, üstelik pay sahiplerinin mevcut mali müşavirlik raporları tahtında yeterli şekilde bilgilendirilmedikleri yönündeki itirazları üzerine, toplantıların çoğunluk paysahipleri tarafından azlık paysahipleri lehine ertelenerek, pay sahiplerinin en iyi şekilde bilgilendirilmesinin amaçlandığını, her ne kadar şirketin finansallarında halihazırda sermayeye dönüştürülebilecek nitelikte bir iç kaynak bulunmasa da davacı pay sahibinin 2019 faaliyet yılına ilişkin 07.12.2020 tarihli ertelenen olağan genel kurul toplantısında yer alan talebi üzerine ilgili kuşku ve itirazlarının daha da kapsamlı bir şekilde karşılanacağı hususu gözetilerek, sermaye artırımına konu raporlarda da bu hususun tespit edildiğini ve onaylanmış olması amacı ile sermaye artırım hususunun bir sonraki olağanüstü genel kurul toplantısına konu edilmesinin pay sahiplerinin onayına sunulduğunu, önerinin oy birliği ile kabul edildiğini, davacı pay sahibinin Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/482 Esas sayılı dosyası ile genel kurul kararı iptali talepli dava yöneltmişse de işbu davanın konusuz kaldığını, 05.10.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının usul ve yasalara uygun olduğunu, sermaye artırımı sürecinde bağımsız denetim kuruluşunca tespit yapıldığını ve şirketin sermayeye eklenebilir iç kaynağı bulunup bulunmadığının tespit edildiğini, davalı müvekkili şirketin sermaye artırımına ihtiyaç duyduğunu, usul ve yasalara uygun şekilde sermaye artırımı yapılmasının amaçlandığını, alınan sermaye artırımı kararının dürüstlük kuralına da uygun olduğunu, davacı pay sahiplerinin huzurdaki dava ile iddia etmiş oldukları hususların gerçeklik barındırmadığını, genel kurul toplantısında belirlenen huzur hakkı ödemelerinin fahiş nitelikte olmadığını, davacı pay sahibinin, davalı müvekkil şirkete karşı ikame etmiş olduğu haksız ve mesnetsiz davaların bulunduğunu, bunların çoğunda davalı müvekkili şirketin lehine kararlar verildiğini, kanun hükümleri uyarınca huzurda ikame edilen genel kurul karar iptali talepli davanın, davalı müvekkili şirket itibarını zedeleme ihtimali bulunduğundan davacı pay sahipleri tarafından mahkemeye teminat tevdi edilmesi gerektiğini bu sebeple; davacı pay sahiplerinin Türk Ticaret Kanunun'un 448. maddesinin 3. fıkrası gereği Mahkemece belirlenecek teminat tutarının Mahkeme veznesine depo etmesine, şirket ihtiyacının ihtiva etmesi dolayısıyla 05.10.2021 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısı'nda alınan sermaye artırım kararı ile olağan nitelikte olan yönetim kurulu üyelerine tanınan huzur hakkı ödemelerine ilişkin gündemin 4. ve 6. numaralı kararlarının iptali talebinin ve işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Mahkememizin 2024/272 Esas sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ...'ın, ... Fren ve Döküm Sanayi A.Ş. unvanlı şirketin halihazırda toplam 3.044.486.016 hissesinin 1.039.954.709 adetine, ...'ın halihazırda davalı şirketin toplam 3.044.486.016 hissesinin 72.357.975 adetine sahip hissedar olduğunu, huzurdaki davanın müvekkilleri tarafından davalı tarafa karşı " sermaye artırımı kararının iptali" talebi ile açılan ilk dava olmadığını, taraflar arasında yine Mahkememizde açılan 2022/19 esas sayılı dosyası tahtında açılmış bir genel kurul kararlarının iptali talebine havi derdest bir dava bulunduğunu, bu davanın konusunun şirket sermayesinin, tamamen haksız şekilde ve müvekkillerini zarara uğratma amacı ile dürüstlük kuralına aykırı olarak 22.500.000,00-TL'den 30.444.860,16-TL'ye arttırılmasına ve örtülü kazanç teşkil edecek suretle fahiş huzur hakkı ödenmesine yönelik kararların iptali olduğunu; dosyada aldırılan bilirkişi heyet raporunda davalı şirket tarafından ödenen huzur haklarının şirketin mali yapısını olumsuz etkileyecek düzeyde olduğu, örtülü kar payı niteliğinde bulunduğunu, ayrıca nakdi sermaye artırımına ihtiyaç duyulmayacağının mütalaa edildiğini; taraflar arasında halen Yargıtay incelemesinde bulunan Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/491 esas sayılı dosyasının mevcut olduğunu, ilgili davanın konusunun, müvekkillerinin fiziken katılmadıkları, şirketin hisse senedi yapısının ve sermayesinin değiştirilme kararı alınan 12.01.2015 tarihli Çağrısız Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nın yoklukla malul olduğundan bahisle geçersizliğinin tespiti davası olduğunu; bahse konu davada İlk Derece Mahkemesi'nce delil taleplerinden yalnızca genel kurul toplantısındaki imzaların müvekkillerine ait olup olmadığına dair Adli Tıp incelemesi yaptırıldığını, ancak neticesi itibariyle aynı sonucu doğuran “elden dolaştırma usulü genel kurul” yapıldığına dair hem de çok fazla delil bulunan iddialarının sundukları deliller toplanmaksızın ve araştırılmaksızın reddedildiğini; taraflar arasında kararı kesinleşmiş olan, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülmüş olan 2021/482 E. 2021/816 K. Sayılı Genel Kurul Kararının iptali davası bulunduğunu, yine bu davada şirket çoğunluk pay sahipleri tarafından makul bir gerekçe gösterilmeksizin alınan, azınlık pay sahiplerinin paylarının daha da azalmasına sebep olan ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden sermaye artırımı kararının iptali için açıldığını, ilgili davanın, sermaye artırımı Gebze Ticaret Sicili tarafından reddedildiğinden konusuz kaldığını, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2018/1150 E. 2019/1086 K. Sayılı Bilgi Alma ve İnceleme, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2018/1206 E. 2020/370 K. Sayılı Bilgi Alma ve İnceleme, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2020/810 E. 2021/207 K. Sayılı Bilgi Alma ve İnceleme davalarını açmak zorunda bırakıldıklarını, müvekkillerinin haklılığının, bahsi geçen tüm bilgi alma ve inceleme davalarının kabul edilmesiyle sabit hale geldiğini, huzurdaki iptal davasına konu sermaye artırımı teklifinin ilk olarak davalı şirketin ilki 20.10.2020 tarihinde gerçekleştirildiğini fakat ertelenmesine karar verildiği için 07.12.2020 tarihinde gerçekleşen 2019 yılı Ertelenmiş Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda yeniden gündeme geldiğini, sermayenin 42.500.000,00-TL'sına artırılması ve artırılan sermayenin nakdi olarak pay sahipleri tarafından ödenmesinin öngörüldüğünü, ancak gerek sermaye artışı açısından kanuni şartları haiz olmasa da bu amaçla alınmış olan 29.09.2020 tarihli Özel Amaçlı Denetçi Tespit Raporu, gerekse şirketin mali tablolarında yaklaşık 39.964.268,40-TL tutarında özel fon bulunduğunun anlaşılması ve TTK 462/3.maddesi gereğince sermayeye eklenmesi mümkün olan özel fonların varlığı halinde salt nakdi sermaye artışı yapılamayacağı yönündeki müvekkillerinin haklı itirazları neticesinde, ilgili karar alınmayarak toplantının sonlandırıldığını, mali durumu itibariyle sermaye artırımına ihtiyaç duymayan davalı şirketin, salt müvekkillerini zarara uğratmak ve ortaklıktaki pay adetlerini azaltarak kar, tasfiye ve pay oranlarını azaltmak ve rüçhan haklarını ihlal etmek amacı ile 29/06/2022 tarihli ertelenmiş olağan genel kurul toplantısı gündemine şirket esas sermayesinin dürüstlük kuralına aykırı şekilde ilgili kararın müvekkillerinin olumsuz oy ve muhalefet şerhlerine rağmen oy çokluğu ile kabul edildiğini, davalı şirketin gerçekten de dürüstlük kurallarına aykırı şekilde hareket etmekte olduğunun Mahkemenin 2022/19 Esas sayılı dava kapsamında alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davalı şirketin mevcut yönetiminin şirketi yıllardır bilinçli olarak zarar ettirdiğini ve bu esnada kendilerine fahiş huzur hakları belirleyerek örtülü kar payı almaya devam ettiklerini beyanla; davanın kabulüne, öncelikli olarak, müvekkillerinin maddi imkansızlıklar sebebiyle katılamadığı sermaye arttırımı kararı uygulandığı takdirde telafisi imkansız zararlar meydana geleceğinden, Mahkemece yönetim kurulu üyelerinin de dinlendikten sonra artırım kararının yürütülmesinin durdurulması mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve TTK madde 448/1 maddesi gereğince işbu davanın açılmış olduğunun yönetim kurulu tarafından usulünce ilan edilip, şirketin internet sitesinde duyurulmasına karar verilmesine ve ... Fren ve Döküm Sanayi A.Ş.'nin 29.06.2022 tarihli Ertelenmiş Olağan Genel Kurul Toplantısında müvekkillerinin muhalefet şerhlerinin hilafına gündemin 7. Maddesi bağlamında oy çokluğu ile alınan ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olan 29.06.2022 tarihi Ertelenmiş Olağan Genel Kurul Toplantısında alınmış olan yönetim kurulu üyelerine belirlenen örtülü kar payı niteliğindeki fahiş huzur hakkı ödenmesine dair 7 numaralı genel kurul kararının iptaline karar verilmesini ve ... Fren ve Döküm Sanayi A.Ş.'nin 29.06.2022 tarihli Ertelenmiş Olağan Genel Kurul Toplantısında müvekkillerinin muhalefet şerhlerinin hilafına gündemin 10. Maddesi bağlamında oy çokluğu ile alınan ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olan, 29.06.2022 tarihli Ertelenmiş Olağan Genel Kurul Toplantısında alınmış olan ve şirket esas sözleşmesinin “Sermaye” başlıklı 6'ncı maddesini değiştiren (sermaye artırımına havi) 10 numaralı genel kurul kararının iptal edilmesine karar verilmesini yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Mahkememizin 2024/272 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin işletme sermayesi ihtiyacının, birçok defa pay sahiplerine iletildikten sonra genel kurul tutanağına geçirilecek şekilde 16.12.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 faaliyet yılı olağan genel kurul toplantısında gündeme getirildiğini ve yönetim kurulunun bunun pay sahiplerine hiçbir külfet yüklenmeden karşılanması için müvekkili şirketin mülkiyetindeki dört adet arsanın satılmasını önerdiğini, davacıların, TTK m. 408/2-f uyarınca önemli miktarda varlığın satışına dair genel kurul kararı alınmasını veto ettiklerini, akabinde, pay sahiplerinin tümünün sermaye artırımına hazırlanması için şirketin mali durumunun elverdiği sürelerin beklendiğini ve konu 7.12.2020 tarihinde gerçekleştirilen 2019 faaliyet yılı olağan genel kurul toplantısı gündemine taşınarak, sermayesinin 22.500.000,00.-TL’den 42.500.000,00.-TL’ye artırılmasının teklif edildiğini, davacıların bu sefer de sermaye artırımına ilişkin mali müşavirlik raporları tahtında yeterli şekilde bilgilendirilmedikleri yönünde itirazda bulunduklarını ve bunun üzerine, toplantı çoğunluk pay sahipleri tarafından azlık pay sahibi davacılar lehine ertelenerek, davacıların en iyi şekilde bilgilendirilmesinin amaçlandığını, sermaye artırımı konulu 30.3.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı düzenlendiğini ve iç kaynakların tamamına tekabül eden 3.972.430,08.-TL’sinin ve dış kaynak olarak aynı tutarda yani 3.972.430,08.-TL olmak üzere toplamda 7.944.860,16.-TL tutarında artırılmasının davacıların olumsuz oyuna karşılık, oy çokluğuyla kabul edildiğini, Gebze Ticaret Sicili Müdürlüğünün, müvekkili şirket paylarının nominal değerlerinin 100,00.-TL olmasından bahisle, bu sermaye artırımı sonucunda payların küsuratlı olacağını gerekçe göstererek tescil talebini reddettiğini ve genel kurul kararı tarihinden itibaren 3 ay içerisinde tescil edilemeyen genel kurul kararının geçersiz hale geldiğini, böylece davacıların sermaye artırımına karşı Gebze ATM’nin, 2021/482 E. sayılı dosyasında açtıkları iptal davasının da konusuz kaldığını, sonrasında müvekkili şirket yönetim kurulunun, Gebze Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün görüşünü dikkate alarak payların nominal değerlerinin 0,01.-TL’ye indirilmesi ve sermayenin iç kaynaklarla aynı miktarda nakit dış kaynak kullanılarak 22.500.000,00.-TL’den 30.444.860,16.-TL’ye artırılması önerisiyle genel kurulu 5.10.2021 tarihinde olağanüstü toplantıya çağırdığını, yapılan toplantı sonucunda, bu önerinin davacıların muhalefetine karşın oy çokluğuyla kabul edildiğini, davacıların bu karara karşı 2022/19 E. sayılı dosyasında iptal davası ikame ettiğini, bu dosyanın halen derdest olduğunu, 05.10.2021 tarihli genel kurulda alınan karar sonucu iç kaynakların sermayeye dönüştürülmesiyle sermayenin müvekkili şirketin ihtiyaç duyduğu oranda artırılmasının önü açıldıktan sonra, yönetim kurulunun, 25.5.2022 tarihinde yapılması planlanan 2021 faaliyet yılı olağan genel kurul toplantısı gündemine sermayenin 30.444.860,16.-TL’den 130.444.860,16-TL’ye artırılması teklifini eklediğini, yapılan toplantıda davacı ...’ın talebiyle TTK m. 420 uyarınca toplantının ertelenmesine karar verildiğini, ertelenen genel kurul toplantısının 29.6.2022 tarihinde gerek Kanun, gerekse esas sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının sağlanmasıyla ve Bakanlık temsilcisinin katılımıyla usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiğini ve gündemde yer alan maddelerin davacıların muhalefetine karşın oy çokluğuyla kabul edildiğini, davaya konu edilen diğer genel kurul kararının 7 no.lu gündem maddesi kapsamında alınmış olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarına ilişkin olduğunu, genel kurula teklif edilen huzur haklarının müvekkili şirketin büyüklüğü, operasyonlarının kapsamı ve yönetim kurulu üyelerinin üstlendikleri görevler karşısında orantılı olduğunu, TTK m. 449’da yer alan emredici hükme göre yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmadan GK kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilemeyeceğini, HMK m. 389/1’de düzenlenen ihtiyati tedbir koşullarından hiçbiri mevcut olmadığından talebin reddi gerektiğini, ayrıca davacıların iddialarının yargılamayı gerektirdiğini ve HMK m. 390/3 uyarınca yaklaşık ispat şartı dahi gerçekleşmediğini, davacıların kendilerine verilecek olan kesin süre içinde, TTK m. 448/3 uyarınca sayın Başkanlıkça belirlenecek teminat tutarını Mahkeme veznesine depo etmesine ve teminat tutarının dava konusu sermaye artırımı tutarı olan 100.000.000-TL’den az olmayacak şekilde belirlenmesine, müvekkili şirketin 29.6.2022 tarihli 2021 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınmış sermaye artırımına ilişkin 10 no.lu kararın ve yönetim kurulu üyeleri için belirlenen huzur hakkına ilişkin 7 no.lu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin taleplerinin ve davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Asıl dava yönünden: 1-Davanın REDDİNE, Birleşen Mahkememizin 2024/272 Esas sayılı dosyası yönünden; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı şirketin 29.06.2022 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 7 Nolu Genel Kurul Kararının iptali talebinin REDDİNE, 2-Davalı şirketin 29.06.2022 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 10 Nolu Genel Kurul Kararının İPTALİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya içerisinde bulunan iki bilirkişi raporunun birbirine tamamen zıt olduğu; dosyada 13.12.2023 tarihli tensip zaptı ile bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmiş olup; işbu yetki kullanılırken ne vekil sıfatıyla taraflarının ne de davacıların bilgilendirildiğini, her ne kadar bilirkişi raporuna itirazları üzerine yeni bir inceleme yapılmışsa da incelenen belgelerin ikinci incelemede de taraflarına sunulmayarak bilgi alma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, 05.10.2021 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan 6 numaralı sermaye arttırımı kararı yasal olarak bir ihtiyaç olmamasına rağmen dürüstlük kurallarına aykırı olarak müvekkillerinin sahip olduğu pay adetlerini azaltma ve rüçhan haklarını ihlal etme saikiyle alındığını, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri şirketin zarar ettiği dönemlerde dahi fahiş miktarlarda huzur hakkı ödemesi almaktayken; müvekkillerin pay sahibi oldukları şirketten yıllardır herhangi bir kazanç sağlamadığını, bilirkişinin ve dolayısıyla mahkemenin huzur hakkı ödemelerinin fahiş olmadığına yönelik değerlendirmesi ise yüzeysel ve eksik bir şekilde yapılmış olup; hakkaniyetli bir değerlendirme yapılmadığını, 2017-2022 yılları arasında şirket zararda gösterilmiş olup; davalı şirket zarardeyken dahi ödenen işbu orantısız huzur haklarının örtülü kar payı mahiyetinde olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen dava bakımından hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının davalı şirketin sermaye ihtiyacı içinde olduğunu açıkça ortaya koymuş olmasına karşın, bu raporlarda halka açık şirketlerin emsal gösterilmesi ve bu şirketlerle davalı şirket arasında kıyaslama yapılarak sonuca varılmasının hatalı olduğunu, 100.000.000-TL yerine 46.000.000-TL lik sermaye artışının yeterli olacağı görüşünün hiçbir somut dayanağı ve gerekçesinin bulunmadığını, raporun bu bakımdan denetime elverişli olmadığını; öyle ki, ek bilirkişi raporunda hiçbir ek inceleme yapılmamış, itirazları tamamen göz ardı edilmiştir. Mahkemenin bu husustaki itirazlarını dikkate almadan vermiş olduğu hukuka açıkça aykırı bu kararın kaldırılması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 07.06.2024 tarihli bilirkişi kök raporu ile 13.01.2025 tarihli bilirkişi ek raporu arasında giderilmesi gereken bir çelişki bulunmadığından, usule dönük istinaf gerekçesinin reddinin gerektiğini, bilirkişi heyeti tarafından 18.12.2024 tarihinde yerinde inceleme gerçekleştirildiği ve bu incelemeye davacılar vekilinin yanı sıra davacıların mali müşavirinin de katıldığını, öte yandan azlık pay sahibi sıfatını haiz davacılar bilgi alma ve inceleme haklarını dava konusu genel kurul toplantılarında tam olarak kullanmış olup, ispat yükü üzerinde olan taraf olarak hem dava konusu genel kurul kararlarının iptal edilmesi gerektiğini ileri sürüp, hem bilirkişi incelemesinde davalı şirketin gizli ticari bilgi ve belgelerine erişmeye çalışmaları, hem de bunu bilgi edinme haklarının ihlali olarak ileri sürmelerinin açıkça haksız ve kötü niyetli olduğu, istinaf dilekçesinin c-1 no.lu başlığı altında ileri sürüldüğünün aksine davalı şirket genel kurulunun gerek 05.10.2021 tarihli ve gerekse 29.06.2022 tarihli sermaye artırım kararlarının somut, delillendirilmiş ve samimi öz kaynak ihtiyacının karşılanması amacıyla alındığı, 07.06.2024 tarihli bilirkişi kök raporunda yatırımlar, bu yatırımlara ilişkin yatırım teşvik belgesi, özkaynak bileşenleri ile likidite gücünün detaylı şekilde değerlendirildiği ve bunlara göre sermaye ihtiyacının varlığının tartışmasız şekilde tespit edildiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2025 tarih, 2023/953 Esas - 2025/141 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava genel kurul kararlarının iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacılar ve davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacıların davalı şirketin ortaklarından oldukları, davalı şirketin 05.10.2021 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan 4 nolu kararla yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesinin, 6 nolu kararla sermaye artışına gidilmesinin kararlaştırıldığı, davacıların muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırdıkları, her iki kararın iptali için eldeki davanın açıldığı; yine davalı şirketin 29.06.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 7 numaralı yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesinin ve 10 numaralı sermaye artışına dair genel kurul kararlarının iptalini istedikleri, mahkemece her iki istem yönünden davanın kabulüne ayrı ayrı karar verildiği, Dairemizin 2023/802 esas 2024/408 karar sayılı ilamı ve 2023/18 esas, 2023/1758 karar sayılı ilamı ile “…Bu durumda; mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında tüm delillerinin eksiksiz toplanması, davalı şirketin pay ve paydaş sayısı, şirketin finansal yapısı, faaliyet gösterdiği piyasa koşullarındaki rekabet koşulları, yatırım teşvik belgesi, şirketin ticari defter ve belgeleri, öz sermayesine konu değerler, vergisel ve tabi olduğu diğer mevzuatın gerektirdiği yükümlülükler v.b. hep birlikte gözönünde bulundurularak içerisinde ticaret hukuku, mali müşavir ile vergi ve finans konularında uzman kişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden özellikle davalının öz sermaye tespitine ilişkin itirazları da dikkate alınarak öz sermayenin doğru tespit edilerek, Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca sermeye artırımı gerekip gerekmediği üzerinde durularak, şirketin faaliyetlerinin devamı, ticaret hacminin artması ve sermaye artırım kararına dayanak hususlar için sermaye artırım gereksiniminin olup olmadığının, var ise ne kadar olduğu incelenerek, alınan kararın yasaya, anasözleşmeye, objektif iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, yine huzur hakkı ödenmesine ilişkin tarafların iddia ve savunmaları, davalının önceki rapora itirazları dikkate alınarak somut verilere dayalı varsayımsal olmayan tespitler yapılarak bu husustaki Yargıtay içtihatları da dikkate alınması gerektiği, bu doğrultuda rapor alındıktan sonra da tarafların hakimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren hususlara ilişkin itirazlarının bulunması durumunda bilirkişi heyetinden itiraz konularıyla ilgili ek rapor alındıktan sonra oluşacak duruma göre bir karar verilmelidir." şeklinde açıklanan gerekçelerle ilk derece mahkemesi kararlarının ayrı ayrı kaldırıldığı, kaldırma sonrası anılan her iki dava dosyasının birleştirildiği ve yapılan yargılama sonunda asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Anonim şirket genel kurul kararının iptali, 6102 sayılı TTK'nın 445 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılık halleri iptal sebebi (m. 445), pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların da batıl olduğu (m. 447) hüküm altına alınmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 446-(1)-a) maddesine göre, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptalini isteyebilecek kişilerin, toplantıda hazır bulunup, karara olumsuz oy veren ve muhalefeti tutanağa geçirten kişiler olarak belirlendiği; aynı maddenin, diğer bentlerinde, dava açabilecek diğer kişilerin sayıldığı anlaşılmıştır. Toplantıya katılıp alınan karara olumsuz oy vermek ve buna ilişkin muhalefeti toplantı tutanağına yazdırmak, genel kurul kararının iptali davasının açılması için dava şartıdır (HGK'nın 20.09.1985 tarih ve 11-59/725 sayılı kararı; "... TK'nın 381. maddesi gereğince genel kurul kararının iptali için alınan kararda muhalif kalınması, toplantı tutanağına muhalif kalındığının yazdırılması ve altının imzalanması gerekir. Bu husus dava şartıdır. 6102 sayılı TTK'nın 409. maddesi gereğince üç aylık sürede genel kurul toplantısının yapılmaması sebebiyle genel kurulun iptaline ilişkin talebinin 6102 sayılı TTK'nın 409. maddesinde yer alan "(1) Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanır. Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır. Bu toplantılarda, organların seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılır, karar alınır." düzenlemesinde genel kurul toplantısının üç aylık sürede yapılmamasına ilişkin kanunda bir yaptırım düzenlenmediğinden bu sürenin düzenleyici nitelikte olduğu ve bu hususun genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline tek başına sebep olamayacağı yönünde de tespitte bulunulmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesinde genel kurul kararlarının iptali sebepleri şu şekilde ifade edilmiştir; "(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." 6102 sayılı TTK'nın 447. maddesinde butlan sebepleri şu şekilde ifade edilmiştir; " (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." Ayrıca bir şirket sermayesini her zaman artırabilir. Şirketin sermayesi çeşitli amaç ve nedenlerle artırılabilir. Önemli olan husus sermaye artırımının şirketin sermaye ihtiyacından çok pay sahiplerini zarara uğratmak ve onların şirketteki kâr, tasfiye payı ve oranlarını azaltmak maksadı ile yapılıp yapılmadığıdır (Yargıtay 11. HD., 11/03/1986 tarih, 2018/1318 sayılı karar. Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, İçtihatlı-Notlu Türk Ticaret Kanunu ve İlgili Mevzuat, Oniki Levha Yayınları, Güncelleştirilmiş 10. Bası, İstanbul, 2014, s:362). Somut olayda; asıl davada davalı şirketin 05.10.2021 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine yönelik 4 numaralı kararı, sermaye artışına gidilmesine yönelik 6 numaralı kararı ile yine davalı şirketin 29.06.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine yönelik 7 numaralı karar ile sermaye artışına dair 10 numaralı genel kurul kararlarının iptali talep edilmiştir. Davacı tarafça huzur hakkı kararına ilişkin olarak; huzur hakkının emek karşılığı olmadığı, fahiş olup örtülü kar dağıtımı niteliğinde olduğu, bu durumun ortaklar arasında adaletsizlik yarattığı ve dürüstlük kuralına uygun olmadığı ileri sürülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 394. maddesi “Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebilir” hükmünü içermektedir. Buna göre, aksine esas sözleşmede hüküm olmadığı takdirde yönetim kurulu üyelerine her toplantı günü için bir ücret verileceği, ücret miktarı esas sözleşmede tayin edilmemiş ise genel kurulca tayin olunacağı hükmü bağlanmıştır. Ancak TTK'nın 445. maddesine göre, bu konuda alınacak genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bulunmaması gerekir. Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı belirlenebileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de tespit edilebilir. Huzur hakkı ve ücretin belirlenmesinde şirketin mali yapısı ve bu yöndeki uygulamasının dikkate alınarak, tayin olunan ücretin yönetim kurulu üyelerinin bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olması gerekmektedir. Yönetici ve denetçiler için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, mali durum açısından davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulu ve denetçilerin harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kardan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişilerin dairemizin kaldırma kararlarından sonra alınan 07.06.2024 tarihli asıl rapor ve 13.01.2025 tarihli ara kararlarda yapılan tespitlere göre; davalı şirketin belirlediği huzur hakkı miktarının makul olduğu, davalı şirketin konumu ve ticari hacmi dikkate alındığında da tutarın makul olduğu, 2017 yılında oybirliği ile belirlenen huzur hakkı miktarlarına göre 2022 yılındaki artışın kümülatif olarak %153,95 oranında olduğu, aynı dönemde TÜFE oranın %186,51 oranında olup artışın bu oranın altında kaldığı, döviz bazında ki değerlendirmeye göre de düşüş olarak yansıdığı, şirketin 2019,2020 ve 2021 yıllarını net kar ile kapattığı, şirketin gelir durumu ve işlem hacmi dikkate alındığında belirlenen aylık huzur hakkının önceki şirket uygulamalarına da uygun olduğu, 29.06.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurulda da herhangi bir artış öngörülmediği de dikkate alındığında mahkemece huzur hakkına yönelik taleplerin reddine karar verilmesi isabetlidir. Sermaye artırımları yönünden ise; 05.10.2021 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda 6 numaralı karar ile şirketin sermayesinin 22.500.000,00 TL’den 30.444.860,16 TL’ye çıkarılmasına oy çokluğuyla karar verildiği, artışın 3.972.430,08 TL’sinin iç kaynaklardan, kalan 3.972.430,08 TL’lik kısmının ise pay sahiplerinden nakden karşılanmasına karar verildiği görülmüştür. Yine birleşen dava yönünden 29.06.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında 10 numaralı karar ile sermayenin 30.444.850,16 TL’den 130.444.860,16 TL’ye yükseltilmesine karar verildiği görülmüştür. Esas sözleşme değişikliği gerektiren sermayenin arttırım kararı için TTK'nın 421/1. maddesindeki toplantı ve karar yetersayılarının aranacağı anlaşılmakta olup eldeki olayda bu şart sağlanmıştır. Dosyaya gelen bilirkişi raporundaki tespitlere göre; yeni yatırımlar için teşvik belgesi kapsamında faaliyetlerinin bulunduğu, bu kapsamda makine alımı gerçekleştirdiği ve bunun için Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A.Ş.’den kredi kullandığı, yine şirketin faaliyetleri kapsamında finansman ihtiyacının bulunduğu, şirketin bu finansmanın bir kısmını iç kaynaklardan karşıladığı ancak kalanı karşılayabilmesi için sermaye artışına ihtiyacının olduğu, bilirkişilerce davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren BIST100 deki şirketlerin faaliyetlerini 0,90-2,00 cari oranıyla yürüttüğünün tespit edildiği, davacının da minimum 0,90 cari oranıyla faaliyetini sürdürebileceğinin değerlendirildiği, buna göre 05.10.2021 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda 6 numaralı karar ile şirketin sermayesinin 22.500.000,00 TL’den 30.444.860,16 TL’ye çıkarılmasına yönelik kararın gerekli olduğu, ancak 29.06.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında 10 numaralı karar ile sermayenin 30.444.850,16 TL’den 130.444.860,16 TL’ye yükseltilmesine karar yönünden ise anılan oranlara göre yapılması gereken sermaye artırımının 46.000.000,0 TL civarında olması gerekirken davalının 100.000.000,00 TL tutarında sermaye artırımı yapmasının fazla olduğunun değerlendirildiği, raporda bunun gerekçelerinin yeterince açıklandığı ve artırılan sermayenin şirketin ihtiyacının yaklaşık iki katı olduğu ve bu miktarda artırım yapılmasının gereklerinin davalı şirket tarafından ortaya konulamadığı dikkate alındığında mahkemece 29.06.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında 10 numaralı karar yönünden davanın kabulüne, 05.10.2021 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda 6 numaralı karar yönünden ise reddine karar verilmesi isabetlidir. Her ne kadar davacı taraf Dairemizin kaldırma kararları öncesi alınan rapor ile hükme esas alınan raporun çeliştiği, yeni bir heyetten rapor alınması gerektiği belirtilmiş ise de, Dairemizin kaldırma kararlarında ilk alınan raporun hüküm vermeye elverişli olmadığı belirtildiğinden, kaldırma sonrası alınan rapor ile çelişki oluşturmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurularının esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davacılardan ve davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/10/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*