Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/808 E. 2026/1172 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/808
- Karar No
- 2026/1172
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/808 Esas
KARAR NO:2026/1172
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:08.04.2026 (ARA KARAR)
NUMARASI:2024/64 ESAS
DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ:09/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, İstanbul ...'nin ... sicil numarasıyla kayıtlı, kuruluşundan bu yana özellikle gıda ve tekstil alanlarında Türkiye’nin öncü ve en önemli şirketlerinden biri olduğunu, müvekkili şirket’in Yönetim Kurulu Başkanı ..., uzun yıllar boyunca ... Meclisi’ne bağlı ...Başkanlığı görevini ifa ederek sektörü yönlendiren saygın bir iş adamı olduğunu, müvekkili şirket, ... Şirketi’nden, 17/01/2024 tarih ve... sayılı başvuru ile, ... sayılı ve “kadınların elinden” ibareli marka üzerinde SMK’nın 148. ve bu Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 125. maddeleri uyarınca devir işlemi gerçekleştirildiğini, davalılar tarafından müvekkiline ait tescilli marka hakkına ilişkin her çeşit kuruyemiş, lokum, şekerleme, her türlü reçel, tarhana cipsi, granola ve çikolata, portakal kurusu, sabun, zeytin, zeytinyağı, çay, kahve, bakım kiti, tütsü ve tütsülük, buldan peştamal, bardak, kupa, fincan altlığı, mutfak ve ofis ürünleri, oyuncaklar, peluşlar, paketleme kutuları, koliler ve benzeri birçok ürünün haksız bir şekilde kullanıldığı ve taklit edilerek üretiminin/satışının yapıldığı tespit edildiğini, müvekkili şirket’e ait marka hakkını gösterir marka kaydından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini ispatlar nitelikteki görsellerini sunulduğunu, bilindiği üzere, marka hakkına tecavüz suçu 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. ve 30. maddelerinde düzenlenmiştir. mezkur kanunun 29. maddesinde; marka hakkına tecavüz sayılan fillerin neler olduğu düzenlendiğini, davalılar, söz konusu eylemleri sebebiyle Müvekkil ve ürünlerinin tanınmışlığında ve tüketiciler üzerindeki haklı itibarından hukuka aykırı olarak menfaat elde ettiğini, müvekkiline ait ürünlerin kopyalanmak sureti ile çok daha düşük kalitede malzemeden üretilerek piyasaya sürülmesi nedeniyle yaratılan kötü imaj, üretim kalitesinin ve hijyen standartlarının asla sağlanılmaması, müvekkili şirket lehine maddi tazminata hükmedilmesinin yanı sıra davalılar’ın bu tarz eylemleri müvekkiline ait ürünlerin, uzun yıllar süren çabaların bir sonucu olarak belirli bir kalitenin sembolü olması, uzun yıllardan bu yana dünyanın çeşitli ülkelerinde tüketiciler nezdinde güven teşkil etmesi nedeniyle müvekkili şirket’in ticari itibarını ve menfaatlerimi de haleldar ettiğini beyan ve gerekçelerle müvekkili şirket’in marka tescil belgesine konu haklarına tecavüz eden ve haksız rekabet teşkil eden davalılar’a ait ürünlere ve söz konusu ürünlere ilişkin her türlü tanıtım unsuruna herhangi bir tebligat veya duruşma yapılmaksızın el konulması yönünde ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesine, tecavüz ve haksız rekabet sonuçlarının ortadan kaldırılmasına; bu kapsamda da müvekkili şirket’in marka hakkına konu ürünler ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa sunulmuş ürünlerin ve bu ürünlerin dağıtımı ve tanıtımı için hazırlanmış basılı malzemeler, sair tanıtım malzemeleri ve araçları ile her türlü materyalin bulundukları yerlerde el konulmasına, davalı tarafından gerçekleştirilen haksız rekabet fiilinin tespiti, men’i, ref’i ve haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, tazminat miktarının ve müvekkili şirket’in uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, tecavüz teşkil eden ürünlerin satışına dair davalılar’a ait ticari defterler dahil fatura ve fişlerin, stok miktarlarının, reklam broşürlerin temin edildiği şahıslarla yapılan sözleşmelerin ve sair ilgili belgelerin SMK’nın 150/3.maddesi uyarınca sunulmasına, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirket lehine, maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar’dan tahsiline, davalılar aleyhine verilecek mahkeme kararının Türkiye’nin bütününde yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede masrafları davalılar tarafından karşılanmak üzere 15 gün ara ile iki kere yayınlanmasına, yargılama masraflar ve vekalet ücretinin davalılar tarafına tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ KARARI:İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/64 Esas 18.12.2025 Tarihli ara kararı; "...Mahkememizin 18/12/2025 tarihli duruşmasında bilirkişi raporunun dosyaya ibraz edildiği, taraf vekillerine tebliğ edildiği ve taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz sunmuş oldukları görülmüştür.Davacı vekilinin 29/09/2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; "Haklı davamızın kabulüne, sayın Mahkeme aksi kanaatte ise aynı bilirkişi heyetinden Müvekkil Şirket'in yoksun kaldığı karın tekrar hesaplanması adına ek rapor alınmasına,Bilirkişi Raporunca açıkça tespit edilmiş ve ayrıca tarafımızca sunulan onlarca delil ışığında, Müvekkil Şirket'in marka hakkına konu; üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa sunulmuş ürünlerin satışının gerçekleştirildiği ... alan adlı internet sitesi ve ...adresine erişim yasağı getirilmesi adına 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun hükümlerine istinaden Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılarak ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesine," Şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Mahkememizin 18/12/2025 tarihli duruşma zaptı 2 nolu ara kararı uyarınca "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin 750.000,00 TL Teminat karşılığında kabulü ile ayrı bir ara kararda düzenlenmesine," Şeklinde karar verildiği görülmüştür... Tüm dosya kapsamı, mahkememizce alınan 28/03/2025 tarihli bilirkişi raporu ve yaklaşık ispat şartı dikkate alınarak değerlendirildiğinde; alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen hususlar göz önüne alınarak talebe konu tedbir yönünden yasal yaklaşık ispat şartlarının oluştuğuna kanaat getirilmekle talep edenin tedbir talebinin kabulü yönünde aşağıdaki şekilde tedbir kararı tesis olunmuştur.
KARAR;Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi gereğince İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN takdiren 750.000,00-TL (yediyüzellibin türklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla KABULÜ İLE,Talep konusu;-..., -...internet adreslerine erişimin engellenmesine, bu hususta Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına, 2-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 1 hafta içinde teminat yatırılmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına,..." karar verilmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARINA İTİRAZ:Davacı vekilinin 16/02/2026 tarihli ihtiyati tedbir ara kararına ilişkin teminat yönünden itirazlarını içeren dilekçesinde özetle; sunulu bilirkişi raporları ile talebin haklılığının ispat edildiğini, teminatı yüksek olduğunu, tedbirin uygulanmayacağını ileri sürerek takdir edilen teminatın tamamen kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARINA İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİ:İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/64 Esas 08.04.2026 Tarihli ara kararı; "...Tüm dosya kapsamı, sunulan bilirkişi raporu ve yaklaşık ispat şartı dikkate alınarak talebe konu tedbir yönünden yasal şartların oluştuğuna kanaat getirilmekle davacının tedbir talebinin kabulü yönünde verilen ve tarafların ticari hacmine göre uygun, yeterli teminat alınarak tesis edilen tedbir ara kararına davacı vekilinin itirazlarının reddine dair aşağıdaki şekilde ara karar kurulmuştur.
KARAR Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin itirazının Reddine,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkeme ara kararının, dosya durumuyla ve ara kararda belirtilen gerekçelerle uyarlı olmadığını, dosya kapsamından görüleceği üzere istinafa konu edilen ara karar kurulmadan önce alınan 28.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda; davalıların, müvekkili şirkete ait markayı haksız ve tecavüz teşkil eder şekilde kullandığı açıkça ortaya konulduğunu, 28.04.2026 tarihli ikinci bilirkişi raporunda da davalıların, müvekkili şirkete ait markayı haksız ve tecavüz teşkil eder şekilde kullandığı, ... ile .../ internet adreslerinin halen açık ve yayımda olduğu ortaya konulduğunu, alınan tüm bilirkişi raporları, dava dilekçesindeki iddiaları destekler nitelikte olduğunu, davalılar tarafından kullanılan internet sitelerinin halen kullanımda olduğunu, davalıların tecavüz teşkil eder eylemlerine devam ettikleri ve bu internet siteleri üzerinden müvekkili şirkete ait markayı kullanarak HALEN DAHİ haksız şekilde gelir elde ettikleri dikkate alındığında ihtiyati tedbir yönünden 6769 sayılı Kanun ve 6100 Sayılı Kanun'da sayılı şartların oluştuğunu, ihtiyati tedbirin çok yüksek bir teminata bağlanmasının, verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanamamasına neden olduğunu, hal böyleyken verilen ihtiyati tedbir kararı uygulanamadığından bu haliyle anlamsız kaldığını, hukuki koruma görevini yerine getiremediğini, davalıların en önemli savunması olan lisans iddiasının, ikinci bilirkişi heyetince incelendiğini ve sicile tescil edilmeyen bir hakkın iyi niyetli üçüncü kişi konumundaki müvekkile karşı ileri sürülemeyeceği açıkça belirtildiğini, fahiş bir teminat istenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu,davalıların, mali defterlerini incelemeye sunmaktan kaçındıklarını, sunulan belgelerin ise eksik ve denetime elverişsiz olduğu bilirkişi raporlarıyla saptandığını, teminatın miktarının belirlenmesine yönelik "tarafların ticari hacmine göre uygun, yeterli teminat alınarak" denilmişse de bu ifadeler dosyamı kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında maktu ifadeler olmaktan öteye geçemediğini, 750.000,00 TL'lik meblağın ne şekilde belirlendiğinin açıklanmamış ve gerekçelendirilmemiş olduğunu beyanla ilk derece mahkeme ara kararının kaldırılması ile ihtiyati tedbir talebinizin teminatsız olarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava; Markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir.Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık ise; 08.04.2026 tarihli ihtiyati tedbir ara kararına ilişkindir. Ara karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İstinaf talebinde bulunan taraf sıfatı nazara alınarak yapılan incelemede; Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile maddi tazminat istemlerine ilişkin olarak açılan davada ilk derece mahkemesinin 18.12.2025 tarihli ara kararı ile 750.000,00-TL teminat mukabilinde internet adreslerine erişimin engellenmesine karar verildiği, davacı vekilince ara karara "teminat" yönünden yapılan itirazın 08.04.2026 tarihli ara karar ile reddine karar verildiği, takdir edilen teminatın tedbire konu hakka getirilen sınırlama nazara alındığında hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığı gibi takdir edilen teminat miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı da anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/07/2026