Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/720 E. 2026/1104 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/720
- Karar No
- 2026/1104
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/720 Esas
KARAR NO:2026/1104 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:10.04.2026
NUMARASI:2023/153 E.SAYILI ARA KARAR
DAVANIN KONUSU:Marka (Manevi Tazminat İstemli) Marka (Maddi Tazminat İstemli) TEDBİR
KARAR TARİHİ:02/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
TALEP:Davacı vekili 01/02/2024 tarihli talep dilekçesinde özetle; davalının gerek müvekkiline ait tescilli ve tanınmış markaların aynısını ve ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini, müvekkilin markasının tescilli olduğu ve aktif olarak kullandığı ürünlerinde kullandığını, gerekse de müvekkiline ait ürünlerin ambalaj, imaj, biçim, yazı- şekil kombinasyonları, renk bileşikleri, piyasaya sunuluş tarzı gibi tanıtıcı unsurlarının benzeri ürünleri üretip, bunları piyasaya arz ederek müvekkilin marka haklarına tecavüz ettiğini ve haksız rekabet yarattığını, davalının bu ürünler üzerinde kullandığı, 30. sınıfta yapmış olduğu ... numaralı yerli marka tescil başvurusunun, müvekkilinin yapmış olduğu itiraz üzerine nihai olarak TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini, davalının sektörde lider müvekkili ile birebir aynı ürünleri ürettiğini, taraf ürünlerinin birebir aynı cins ürünler olduğunu, davalıya ait ürünlerin "...", müvekkiline ait ürünlerin ise tanınmış ve tescilli "..." markasını taşıdığını, bu nedenle TÜRKPATENT nezdinde müvekkilin itirazı üzerine 30. sınıfta reddine karar verilen “...” markası ile davaya konu ürünlere dair ambalaj tasarımlarını kullanımlarının derhal durdurulması, davalıların huzurdaki kapsamda davalıya ait üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa sunulmuş dava konusu ürünlere ve bu ürünlerin dağıtımı ve tanıtımı için hazırlanmış basılı materyallere, sair tanıtım malzemelerine ve araçlara el koyulması, bu ürünlerin davalıya ait .../... ve ...sosyal medya hesapları, ..., ... ile ... internet sitesi dahil her türlü çevrimiçi ve çevrimdışı mecrada tanıtımının ve satışının engellenmesi, davalının müvekkiline ait “...” ve “... markasını çevrimiçi ve çevrimdışı her türlü mecrada kullanımlarının derhal durdurulması, bu kapsamda davalının “...” markalı ürünlerinin davalıya ait sosyal medya hesapları, ... internet sitesi ve ... ile ... başta olmak üzere çevrimiçi ticaret platformlarında satışa sunulmakta olduğu tüm linklere erişimin engellenmesi hususlarında SMK m. 159, TTK m.61, HMK m.389 ve devamı uyarınca, huzurdaki yargılama neticesinde verilecek hüküm kesinleşinceye kadar önlenmesi yönünde derhal, duruşmasız ve teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin 22/01/2026 tarihli talep dilekçesinde özetle; huzurdaki dava kapsamında 01.02.2024 tarihinde ihtiyati tedbir talebine ilişkin dilekçesinin dava dosyasına sunulduğunu, dosya kapsamında sunulan delillerinin detaylı olarak izah edilerek, davalı tarafın kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğine dair somut delillerle yaklaşık olarak ispatlandığını, dosyanın 22.05.2024 tarihinde görülen ön inceleme duruşmasında, taraflarınca ihtiyati tedbire ilişkin karar verilmesi talepli beyanda bulunulmuş ise de, Mahkeme tarafından dosyanın öncelikle bilirkişi incelemesine gönderilmesine karar verildiğini, alınan bilirkişi raporları ve dosyada toplanan delillerin müvekkilinin haklılığını açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduğu hususu gözetildiğinde, ihtiyati tedbirin teminatsız olarak tesis edilmesi gerektiğini belirterek, “...” markalı ürünlerin ve söz konusu ürün ambalaj tasarımlarının kullanımının derhal durdurulması; davalıya ait üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa “sunulmuş “...” markalı ürünlere ve bu ürünlerin dağıtımı ve tanıtımı için hazırlanmış basılı materyallere, sair tanıtım malzemelerine ve araçlara el koyulmasına, davalıya ait “...” markalı ürünlere ilişkin sosyal medya hesaplarında yer alan tüm linklere erişimin engellenmesine: ..., ......, ..., ..., ..., ......—l, .../.., .../.../, ..—l, .../.../,www......-...-...—tr ...-...-... ......-...TR.../... ..., ..., ..., ... ve davalıya ait ... internet sitesi ve dahil her türlü çevrimiçi ve çevrimdışı mecrada davaya konu “...” ve “...” markalı ürünlerin tanıtımının ve satışının engellenmesine ve söz konusu linklere erişimin engellenmesine: www...com/.../...-...-...- ... ......com/.../...-...-...-...-... |..— ..., www...com/.../...-750-gr-p- ...-...-...-fiyatlari,... ....../...-...-...-1-kg-... .../...-...-9kg-, .../...-...-750gr- .../...-...-5kg-,.../...-...-|...-, www. .../...-...-|kg-, .../...-...-10kg-.../...-...-1kg-, .../...-...-7-5kg, .../...-...-|kg-, .../...-..., .../...-...-750gr, .../...-...-9kg-, .../...-...-...-...-750gr, .../...-...-2-5k; .../...-...-...-...-...-750-....-4-5-kg-koli, ...-...-...-. ...-3-kg, davalının “...” markası başta olmak üzere, müvekkiline ait “...”, “...” markaları ile bu markaları taşıyan ticari giydirmeler ile aynı ve benzer çevrimiçi ve çevrimdışı her türlü mecradaki kullanımlarının derhal durdurulması hususlarında SMK m. 159 ve devamı, TTK m. 61, HMK m.389 ve devamı uyarınca, huzurdaki yargılama neticesinde verilecek hüküm kesinleşinceye kadar önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulünü, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise teminat miktarının müvekkilinin haklılığı ve davalının hukuka aykırı eylemlerinin gözetilerek hakkaniyete uygun ve makul bir bedel olarak en düşük tutarda belirlenmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İHTİYATİ TEDBİR KARARI:İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 31/03/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile ; "...1-SMK'nın 159. ve 6100 sayılı HMK'nın 389-390. maddeleri gereğince davacı vekilinin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN KABULÜ İLE TAKDİREN 500.000,00 TL (Beş Yüz Bin TL) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla KABULÜNE,"..." markalı ürünlerin söz konusu ürün ambalaj tasarımlarının kullanımının tedbiren durdurulmasına,
2-Davalıya ait üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa “sunulmuş “...” markalı ürünlere ve bu ürünlerin dağıtımı ve tanıtımı için hazırlanmış basılı materyallere, sair tanıtım malzemelerine ve araçlara el koyulması ile yediemine teslimine,
3-Davalının “...” markası başta olmak üzere, müvekkile ait “...”, “...” ve "...+şekil" markaları ile bu markaları taşıyan ticari giydirmeler ile aynı ve benzer çevrimiçi ve çevrimdışı her türlü mecradaki kullanımlarının tedbiren durdurulmasına,
4-...” markalı ürünlerin söz konusu ürün ambalaj tasarımlarının kullanımının tedbiren durdurulmasına,
5-Davalıya ait üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa sunulmuş “...” markalı ürünlere ve bu ürünlerin dağıtımı ve tanıtımı için hazırlanmış basılı materyallere, sair tanıtım malzemelerine ve araçlara el koyulmasına, (Tedbire konu ürünlerle sınırlı kalmak üzere), yediemine teslimine,
6-Davalıya ait “...” markalı ürünlere ilişkin sosyal medya hesaplarında yer alan; .../... ........./... .../......
....../....../....../......-.......-......-....../p/......, ..., ..., ... ve davalıya ait ... internet sitesi ve dahil her türlü çevrimiçi ve çevrimdışı mecrada davaya konu “...” ve dahil “...” markalı ürünlerin tanıtımının ve satışının engellenmesine ve söz konusu linklere erişimin engellenmesine:www...com/.../...-...-....-...www...com/.../...-...-...-...-...www...com/.../...-750-gr-p-......-...-9-kg-...-...-...,....../...-...-...-1-kg-....../...-...-9kg-.../...-...-750gr-.../...-...-5kg-.../...-...-1Okg-.../...-...-1kg-www. .../...-...-10kg-.../...-...-1kg-.../...-...-7-5kg.../...-...-1kg-.../...-....../...-...-750gr.../...-...-9kg-.../...-...-...-...-.... .../...-...-2-5kg.../...-...-...-...-...-750-gr...-4-5-kg-koli...-...-9-kg-koli...-3-kg...-3-kgSitelerine erişimin engellenmesine,7-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince iş bu kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde teminat yatırılmadığı, teminat yatırılmış olsa bile 1 hafta içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmaması durumunda tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının ihtarına,8-6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince iş bu tedbirin İstanbul Nöbetçi İcra Müdürlüğü aracılığıyla infazına,..." şeklinde karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edildiği görülmüştür.
İHTİYATİ TEDBİR KARARINA İTİRAZ:Davalı vekili dosyaya sunduğu itiraz dilekçesinde; somut olayda ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, yaklaşık ispatın sağlandığı yönelik kanaatinin hatalı olduğunu, ihtiyati tedbire konu teminat miktarının müvekkilinin olası zararlarını karşılamakta oldukça düşük kaldığını,, şayet mahkeme ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verir ise değişen hal ve koşullara ilişkin madde göz önüne alınarak teminat tutarın 10 milyon TL şeklinde belirlenmesini talep ettiklerini, ihtiyati tedbir kararının uygulanması halinde müvekkilinin telafisi olmayan ekonomik kayıplar yaşayacağını belirterek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, bu mümkün olmazsa teminatın artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
TEDBİRE İTİRAZIN REDDİ KARARI:İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 10/04/2026 tarihli 2023/153 E.sayılı ara kararıyla; "...Dava dilekçesi/ekleri, beyan dilekçeleri, bilirkişi raporu, davalı yanın sunmuş olduğu beyan ve itiraz dilekçeleri, mürafaa duruşmasındaki taraf vekillerinin beyanları ve bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğine; ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, teminatın ve tedbirin ölçülü olduğu kanaatine varılmakla; HMK'nın 394/2. maddesi kapsamında yerinde görülmeyen davalı vekilinin ihtiyati tedbire yönelik itirazının reddine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; somut olayda ihtiyati tedbir koşullarının mevcut olmadığını,Müvekkilinin alıcı kitlesinin ağırlıklı olarak ... olduğunu, profesyonel alıcılar bakımından karıştırılma ihtimalinin farklı değerlendirilmesi gerektiğini,İtirazın reddine dair kararın gerekçesinin soyut olduğunu, denetime uygun olmadığını, "..." yönünden getirilen geniş yasağın hangi somut ihlal olgusuna dayandığı hususlarının somutlaştırılmadığını,Tedbirin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, esas hüküm gibi sonuç doğurduğunu, müvekkilinin tüm ticari faaliyetini fiilen durdurduğunu,"..." ve "...+Şekil" bakımından getirilen yasağın belirsiz ve genel olduğunu, davacının markalarını da içerecek şekilde "aynı ve benzer çevrimiçi ve çevrimdışı her türlü mecradaki kullanımların durdurulması" şeklinde geniş bir yasak içerdiğini,..., ..., ... vb. üçüncü kişi platformlarında "tanıtım ve satışın engellenmesi/linklere erişimin engellenmesi" şeklinde verilen tedbirin yalnızca dava konusu ürün sayfasını değil, mağaza/hesap bütününü veya geniş içerik alanlarını etkileyebilecek nitelikte olduğunu,Belirlenen teminatın müvekkilinin zararlarını karşılamaktan uzak olduğunu, tedbirin ağırlığının dengesinin gözetilmediğini, tedbirin kaldırılmaması halinde, muhtemel zararla uyumlu bir teminata hükmedilmesi gerektiğini, teminatın 10.000.000,00 TL'ye çıkartılmasını talep ettiklerini,Müvekkilinin tedbir kararından sonra, tedbire uyum kapsamında erişebildiği, yetkisi kapsamında olan alanlarda gerekli aksiyonları aldığını, dijital içeriklerde ambalaj ve sunumlarında güncellemeler yaptığını, bu nedenle tedbir kararının değişen koşullar kapsamında Mahkemece yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin 10/04/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine dair kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir kararının tamamen kaldırılmasına, bu talepleri kabul edilmezse tedbirin ölçülülük ve belirlilik ilkelerine uygun biçimde daraltılmasına/değiştirilmesine, özellikle; tedbirin yalnızca somut ve belirli ürün/ilan/URL ile sınırlı kurulmasına, üçüncü kişi platformlarında mağaza/hesap kapatma sonucunu doğurmayacak şekilde URL/ilan bazlı uygulanmasına, "..." ve "...+şekil" bakımından genel ve belirsiz yasaklayıcı kısmın kaldırılmasına/daraltılmasına, el koyma/yediemin tedbirinin tedbir amacını aşmayacak şekilde sınırlandırılmasına, tedbirin devamı düşünülürse teminatın yeniden değerlendirilmesine, istinaf yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 09/12/2010 başvuru, 09/12/2012 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının,27/08/2013 başvuru, 19/04/2016 tescil tarihli, "..."markasının,26/03/2014 başvuru, 18/12/2018 tescil tarihili, ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının,06/12/2018 başvuru, 31/07/2019 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının,16/08/2021 başvuru, 25/05/2022 tescil tarihli, ... tescil numaralı "ŞEKİL" markasının 30. Sınıfta davacı şirket adına tescilli oldukları,Davalının ... tescil başvuru numarası ile "...+Şekil" markasının 30. Sınıfta tescili için başvuru yaptığı tespit edilmiştir.Mahkemece marka uzmanı ..., gıda mühendisi ... ve mali bilirkişi ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 24/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafın kullanımına konu "..." ibaresinin davacının "..." markası ile görsel ve işitsel yüksek seviyede benzer olduğu; “...” kelimesinin Google Çeviri programında İngilizce-Türkçe olarak aratıldığında programın “...” yanıtını verdiği görülmüş ise de, bunun sebebinin algoritma ve makine öğrenmesine (...) bağlı olduğunun düşünüldüğü, nitekim, ..., sesli sözlük, ... gibi sözlüklere bakıldığında, “...” ibaresinin Türkçe herhangi bir anlamının olmadığının görüldüğü, diğer taraftan, “...” ibaresinin İngilizce “...” (...) kelimesinin yaygın kullanılan kısaltması olduğu farz edildiğinde dahi somut olayda davacı markası “...” olup, davalı markasında davacı markası tekrarlayan “f” harflerinden biri kullanılmaksızın aynen yer alıp “ix” sesiyle bittiğinden, davalı kullanımına konu işaretin davacı markaları ile yüksek seviyede benzer olduğu, mal/hizmetler bakımından, davalı tarafın davaya konu kullanımlarını gerçekleştirdiği ... ve türevi ürünler olup, davacı markalarının 30. sınıf tescil kapsamında kaldığı, dolayısı ile mallar arasında ayniyet olduğu, taraf markalarının aynı tüketici kesimine hitap ettiği, davalı kullanımına konu işaretin davacı markaları ile yüksek seviyede benzer olup, aynı tür mallarda kullanılması sonucunda ortalama seviyedeki halk nezdinde karıştırma ihtimali doğacağı, davalı kullanımına konu ürün ve ambalajlar değerlendirildiğinde; tüketiciler nezdinde görsel, biçimsel, anlamsal ve fonetik benzerliğe sebebiyet verdiği, ... markasına ait ürün isimleri, kelime ve şekilleri andırdığının tespit edildiği, gerek yazı fonuyla, gerek renkler itibariyle davalı ürünlerin, davacı ürünlere benzediği, ortalama bir tüketicide "...” ibaresinin işbu başvuru konusu işarette de "..." ibaresinin başında yer alması nedeniyle markaların görsel ve işitsel yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer oldukları, ürüne bakıldığında doğrudan kolaylıkla anlayabilecek kadar bariz bir fark bulunmadığı, tazminat talebi bakımından, dosya içerisinde tazminat hesaplaması için herhangi bir belge olmadığı, bu nedenle bir inceleme yapılamadığı sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.Mahkemenin bilgisayar mühendisi bilirkişi ...'dan aldığı 07/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... ticari unvanlı tüzel kişiliğin, 1998 yılında kurulduğu, internet tabanlı arama motoru, reklam ve benzeri servis sağlayıcılık faaliyetlerini geliştirerek kendisine bu alanda çeşitlendirdiği servislerle bilişim ekosistemi oluşturmuş ticari bir servis sağlayıcı olup, umumun erişimine açık servislerinin bu amaçla değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda "..." adlı diller arası çeviri servis hizmetinin bir dilin tümüyle kapsayıcılığını amaçlamayıp, bu yönden bir güven kurumu olarak kabul edilemeyeceği, zira gerek ticari nedenlerle ücreti karşılığı bir marka veya benzeri ibareyi anılan servisinde harcıalem, dile mal olmuş gibi göstermesinin önünde sınırlandırıcı bir otorite denetiminin bulunmadığı, vermekte olduğu çeviri hizmetinin durağan bir kaynaktan beslenmeyip, muhtelif ... (...) ve ... algoritmalarınca dinamik olarak çevrimiçi oluşturulduğu, diğer bir ifade ile bir sözlük olmayıp insansı tercüme yapabilmeye eğitilen ve sürekli geliştirilen, robotik bir yapı olduğu, şu halde bir dilde herhangi bir terimin varlığı ya da yokluğunu sınamada referans kabul edilmesinin yanıltıcı sonuçlar verebileceği, bu teknik gerçekten bahisle, herhangi bir alanda kullanım sayısı (frekansı) yüksek bir ibareyi, marka olup olmadığını ayırt etmeksizin o alanın asli adı yerine kullanabileceği, bu tür algoritmaların cebirsel bir işlem gibi mutlak kabul edilen çıktılar üretmeyip, sonuçlarının yaklaşımsal olduğu ve önemli yanılsamalar taşıyabileceği, hülasasında; mezkur "..." ibaresinin bu tür bir serviste asli konu adı olan "..." ibaresine denk gösterilmesinin, teknik-analitik muvacehede dikkate alınır yönünün bulunmadığı, bir kelimenin varlığını sınamada asli, bilişimsel yönden güvenilir kaynağın, o dilin resmi sözlük kaynaklarının olması gerektiği, işbu bilirkişi inceleme rapor tarihi itibariyle, dosyada atıfta bulunulan "..." adlı elektronik ticaret servis sağlayıcı nezdinde icra edilen “...” anahtar kelime araması suretiyle üç adet ürünün, halihazırda umuma satış halinde olduğunun görüldüğü, anılan ürünleri umuma araz eden pazaryerinde ürün sağlayıcının, dosya künyesinde yer alan davalının "..." ticari unvanı ile uyumlu tüzel kişilik olduğu ve "..." rumuzunu kullandığının not edildiği, ürünlerin "... .../..." (... kırıkları) sınıfında olduğu, pazaryeri içerik ve ürün sağlayıcının "..." ibaresini bir marka olarak kullandığı ve bağlantı logo veya benzeri görsel imgenin aşağıdaki şekilde gözlendiği, davalıya atfedilen "..." internet erişim adresinin "..." internet erişim adresine yönlendirilmiş halde olduğu, anılan web sitesinde içerik sağlayıcının yukarıda tespitli pazaryerinde kullanılan logo ve benzeri görsel imgeyi kullandığı görülmekle, içerik sağlayıcının yine dosya künyesinde yer alan davalı tüzel kişilik olduğunun değerlendirildiği, her ne kadar davacı yanca somut internet erişim adresleri sağlanmamış olsa da, inceleme konusu web sitesi ana sayfası üzerindeki temel taramada, aşağıdaki pozitif bulgunun gözlendiği, ancak anılan web sitesinde içerik sağlayıcının zincir kafe hizmet sağlayıcı vasfıyla kendisini konumlandırdığı ve bahse konu ibareyi taşıyan ürünü burada müşterilerine sunduğu mamullerde kullanılan yarı mamul ürün vasfıyla kullanıyor olabileceğinin değerlendirildiği, yine davacı yanca davalıya atfedildiği görülen "..." internet alan adlı web sitesi üzerinde icra edilen incelemede, yukarıda tespitli "..." ibaresi ile logo ve benzeri ibarenin tekrarla kullanıldığı görülmekle, içerik sağlayıcının dosya künyesinde yer alan davalı yan durumundaki tüzel kişilik olabileceğinin değerlendirildiği, içerik sağlayıcı adres verisinin de uyumluluğunun not edildiği, inceleme konusu kılınan web sitesinde dava konusu "..." anahtar kelime araması suretiyle 10 adet aktif olarak umuma satış halinde olduğu verisine erişildiği, her ne kadar içeriklere yönelik tam internet erişim adresleri (URL) davacı yanca sağlanmamış olsa da davalıya atıflı ".../..." internet erişim adresli "..." adlı sanal ağ sağlayıcı nezdindeki “...” rumuzlu içerik sağlayıcı hesap nezdinde yapılan temel incelemede, bazı somut bulguları erişildiği, benzer şekilde, davalıya atıflı "..." internet erişim adresli "..." adlı sanal ağ sağlayıcı nezdindeki "..." rumuzlu içerik sağlayıcı hesap nezdinde yapılan temel incelemede, son dört yıl içinde somut bulguya rastlanmadığı ve fakat bu durumun, iddia konusu içeriğin anılan hesapta bulunmadığı anlamını taşımadığı, zira bilirkişiliğin dosyaya somut sunulmuş olgular üzerinde bir uzmanlık incelemesi icra edebileceği ve elde olmayanı elde etmek üzere bir araştırma kurumu olmadığı, iddia sahibinin iddiasına dayanak somut içeriklere yönelik tam internet erişim adreslerini dosyaya sunduğu olgusuna rastlanmadığından, çalışmanın tamama erdirildiğine dair tespit ve görüşlerine yer verildiği anlaşılmıştır.
G E R E K Ç E:Dava, markaya tecavüzün ve benzer ambalaj kullanımı nedeniyle gerçekleştiği iddia edilen haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ile maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Dairemizin önüne gelen uyuşmazlık ise Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddi kararına ilişkin olup, karara karşı itiraz eden davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece alınan 24/02/2025 tarihli bilirkişi raporu ile, 30. sınıf kapsamında kalan ürünler üzerinde davalının kullandığı "..." markasının davacı adına 30. sınıfta tescilli "..." esas unsurlu markalarla ve "..." markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğuna ve davalının ambalaj tasarımlarının da davacının ürünlerinin ambalaj tasarımları ile benzer olduklarına dair görüş bildirildiği, yine 07/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda da, davalının internet ortamındaki marka kullanımlarına ilişkin tespitler yapıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, HMK’nın 389 ve SMK’nın 159. maddelerindeki ihtiyati tedbir koşullarının mevcut olduğu, Mahkemece "..." markalı ürünlerin söz konusu ürün ambalaj tasarımlarının kullanımının tedbiren durdurulmasına, davalıya ait üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa sunulmuş "..." markalı ürünlere ve bu ürünlerin dağıtımı ve tanıtımı için hazırlanmış basılı materyallere, sair tanıtım malzemelerine ve araçlara el koyulması ile yediemine teslimine, davalının "..." markası başta olmak üzere, davacıya ait "...", "..." ve "...+şekil" markaları ile bu markaları taşıyan ticari giydirmeler ile aynı ve benzer çevrimiçi ve çevrimdışı her türlü mecradaki kullanımlarının tedbiren durdurulmasına, "..." markalı ürünlerin söz konusu ürün ambalaj tasarımlarının kullanımının tedbiren durdurulmasına, davalıya ait üretilmiş, stoklanmış, depolanmış, dağıtılmış ve/veya satışa sunulmuş "..." markalı ürünlere ve bu ürünlerin dağıtımı ve tanıtımı için hazırlanmış basılı materyallere, sair tanıtım malzemelerine ve araçlara el koyulmasına (Tedbire konu ürünlerle sınırlı kalmak üzere), yediemine teslimine, ..., ..., ... ve davalıya ait ... internet sitesi ve dahil her türlü çevrimiçi ve çevrimdışı mecrada davaya konu "..." ve dahil "..." markası ile iltibasa neden olduğuna dair bilirkişi raporunda görüş belirtilen davalıya ait ürünlerin tanıtımının ve satışının engellenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yerinde olduğu, dosya kapsamına ve ihtiyati tedbir kararının niteliğine göre takdir edilen 500.000,00 TL teminatın da yeterli olduğu anlaşılmıştır.Ancak, davalıya ait olduğu tespit edilen ... alan adlı internet sitesinden davaya konu edilen ve davacının "...", "..." markaları ile benzer olduğuna dair görüş bildirilen "..." markasının yer aldığı 30. sınıf kapsamındaki ürünler ve davacının ürün ambalajları ile benzer olduğuna dair bilirkişi raporunda görüş bildirilen ürün ambalajlarının kaldırılması ve diğer sosyal medya hesapları ile e-ticaret sitelerinden de davalının aynı ürünlerin satış ve tanıtımlarına son vermesi, görsellerin ve tanıtımların kaldırılması için davalı tarafa uygun ve kesin bir süre verilmesi gerekirken, alan adında davacıya ait markalar ile benzer ibare bulunmamasına rağmen davalının tüm ticari faaliyetini durduracak şekilde ... alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesine ve diğer linklerin tamamına erişimin engellenmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin esastan KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 10.04.2026 tarihli 2023/153 E. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam edilmesi için dosyanın MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.