Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1185 E. 2026/2273 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1185
- Karar No
- 2026/2273
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1185 - 2026/2273 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1185 KARAR NO : 2026/2273
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : a-)02/04/2026 (Ara Karar Tarihi) b-)10/04/2026 (Ara Karar Tarihi) NUMARASI : 2026/377 Esas
DAVACI : DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVA : Limited Şirket Müdürünün Yetkisinin Sınırlandırılması
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 14/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/377 Esas sayılı dosyasında verilen 02/04/2026 ve 10/04/2026 tarihli ara kararlar aleyhine davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI İLE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARININ ÖZETİ : Davacı dava dilekçesinde özetle; davalının ... Kozmetik Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin yöneticisi ve temsilcisi konumunda olduğunu, davacı ile davalı arasında şirket paylarının devrine ilişkin noter onaylı sözleşme yapıldığını ve bu hususun ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/367 Esas sayılı dosyasında dava konusu olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığa rağmen davalının şirketi tek başına temsil etmeye devam etmekte ve şirketin malvarlığı üzerinde sınırsız tasarruf yetkisini kullanmakta olduğunu, davalı tarafından şirkete ait ... plakalı aracın devredilmesi, banka hesaplarından para çekilmesi ve üçüncü kişilere aktarılması ile malvarlığının elden çıkarılmasının her an mümkün olduğunu, bu işlemlerin davacının haklarını ciddi şekilde zarara uğratacağını, davalı hakkında .... Aile Mahkemesi tarafından 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı verildiğini, bu kararın davalının tehdit ve baskı içeren davranışlarda bulunduğunu ortaya koymakta olduğunu ve kötüniyetli hareket etme ihtimalini somutlaştırdığını, bu durumun, şirketin malvarlığı üzerinde tasarruf ederek davacının haklarını zarara uğratma riskini artırdığını, 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek değişiklikler nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya imkansız hale gelmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, davacının haklılığının sunulan delillerle yaklaşık ispat seviyesinde ortaya konulduğunu, davalı tarafından yapılabilecek işlemlerin ciddi zarar riski doğurduğunu ve gecikmede sakınca bulunduğunu, tedbir kararı verilmesi halinde dava sonunda verilecek kararın icrasının imkansız hale gelebileceğini belirterek davalının şirketi tek başına temsil ve ilzam yetkisinin sınırlandırılmasına, dava sonuna kadar geçerli olmak üzere şirkete ait ... plakalı aracın satış ve devrinin yasaklanmasına ve aracın trafik sicil kaydına tedbir şerhi konulmasına, ... nezdindeki şirkete ait ... IBAN no'lu hesabın bloke edilmesine ve şirket malvarlığının devrinin genel olarak yasaklanmasına ilişkin ihtiyati kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalının şirketin iki eşit ortağı olduğunu ve her ikisinin de şirketi münferiden temsile yetkili müdür sıfatını taşıdığını, şirketin yalnızca kadınlara hizmet veren, müşteri portföyünü tamamen müvekkilinin şahsi bilgi birikimi, emeği ve ticari itibarı üzerine inşa edilmiş bir güzellik merkezi olduğunu, karşı tarafın bir erkek olarak işletmenin fiili işleyişinde yer alamayacağı gibi, şirketin faaliyet alanı olan güzellik ve estetik sektörüyle yakından uzaktan bir ilgisi bulunmadığını, tek amacınınmüvekkilime duyduğu kişisel husumet neticesinde müvekkilini ticari hayattan silmek ve şirketi kasten zarara uğratarak batırmak olduğunu, taraflar arasında geçmişte var olan duygusal ilişkinin, karşı tarafın ağır kusuru, yalanları ve müvekkiline yaşattığı ağır psikolojik travmalar neticesinde sona erdiğini, ilişkinin bitmesinin ardından karşı tarafın kişisel hırslarını şirket yönetimine yansıttığını, müvekkiline karşı adeta bir yok etme savaşı başlattığını ve müvekkili aleyhine asılsız iddialarla 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı aldırdığını, karşı tarafın işinin de müvekkiline ağır hakaretler yağdırdığını, müvekkilinin işyerlerini aradığını ve evini bulmaya çalıştığını ve bizzat da işyerleri etrafında dolaşarak müvekkilinin huzur ve sukununu bozduğunu ve konunun ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na intikal ettiğini, karşı trafın bu tutumu nedeniyle müvekkilinin şirketin ... Şubesini fiilen kapatmak zorunda kaldığını ve güzellik merkezinin ticari itibarının zedelenmemesi adına tüm danışanlara cenaze dolayısıyla kapalıyız şeklinde mesajlar göndererek müşterileri ... Şubesine yönlendirmeye çalıştığını, karşı tarafın eylemleri yüzünden şirketin ciddi bir müşteri ve prestij kaybına uğramış, telafisi imkansız ticari zararlar doğduğunu, müvekkilinin temsil yetkisinin sınırlandırılması talebinin şirketin kapanması ve iflası anlamına geleceğini, davacının iddialarını yaklaşık olarak dahi ispat edemediğini belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, davacının haksız, kötüniyetli ve hiçbir somut delile dayanmayan ihtiyati tedbir taleplerinin, şirketin ticari mahvına sebep olacağı gözetilerek başkaca delil toplanmasına mahal verilmeksizin derhal reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 02.04.2026 tarihli Tensip Tutanağı'ndaki (9) no'lu ara kararında özetle; "... Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelere göre, davacı tarafından dava dışı ... Kozmetik Sanayi Ticaret Limited Şirketi yöneticisi olan davalı yöneticinin yetkilerinin sınırlandırılması talebiyle dava açıldığı anlaşılmıştır. Şirketin seçilmiş organları eliyle idaresi asıl olup, tedbiren müdürlük yetkisinin kaldırılması için ve tedbir talebine konu edilen araç satışı ile şirket mal varlığının devri ve satışı, şirket banka hesabına bloke konulması tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat ölçüsünde delil sunulması gerekip, somut olayda ise, tarafların ortağı oldukları şirkette organ boşluğu bulunmadığı, şirketin yöneticilerinden olan davalının yönetim görevine devam etmesi durumunun şirkete ve ortaklarına zarar vereceğine dair HMK'nın 389. maddesi anlamında yaklaşık ispatın gerçekleşmemesi ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle, davalının temsil yetkisinin kaldırılması talebiyle temsil yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebi yönünden mevcut delil durumu dikkate alındığında haklı nedenlerin varlığına ilişkin delil bulunmadığı, sonuç olarak HMK'nun 389. maddesi anlamında " mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ve imkansız hale gelecek olması sebebiyle ihtiyatı tedbir kararı verilmesini" gerektirir bir durumun varlığı, HMK'nun 390/3 maddesi kapsamında yaklaşık olarak ispat edilemediği ve yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından davacının bu kapsamdaki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur., ... " gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı 04.04.2026 tarihli dilekçesinde özetle; mahkemenin tensip/ara karar değerlendirmesinde, ihtiyati tedbir talebinin reddine gerekçe olarak yaklaşık ispatın sağlanamadığı, şirket organlarının mevcut olduğu ve zarar tehlikesinin somutlaştırılamadığının belirtildiğini, somut olayda şirketin faal olması, nakit akışının bulunması ve malvarlığı unsurlarının (araç, banka hesapları vb.) hızlı tasarruf edilebilir olması nedeniyle gecikme sebebiyle ciddi zarar endişesi olduğunu, davacının dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirttiğini ve delillerini sunduğunu, davalı vekilinin iddialarının yerinde olmadığını belirterek dava sonuna kadar geçerli olmak üzere, öncelikle davaya konu şirket paylarının 3. kişilere devir ve temlikinin tedbiren yasaklanmasına, Mahkemece takdir edilecek teminatla, kararın ... Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne ve noterliklere bildirilmesini, ... plakalı aracın satış ve devrinin tedbiren yasaklanmasına ve trafik siciline tedbir şerhi konulmasına, Mahkemece uygun görülürse alternatif olarak şirketin olağan faaliyet giderleri (kira, personel/SGK, vergi, elektrik, su, rutin tedarikçi ödemeleri vb.) hariç olmak üzere; 10.000,00.TL üzerindeki para çıkışlarının (EFT/havale/virman/çek), şirket adına kredi/teminat/kefalet işlemlerinin ve varlık azaltıcı tasarrufların müşterek imza veya mahkemenizce belirlenecek usule (izin) bağlanmasına, davalının temsil yetkisinin, yalnızca "malvarlığı azaltıcı/olağandışı işlemler" bakımından tek başına kullanılmasının engellenmesine, müşterek imza/izin rejimi kurulmasına, HMK m.392 uyarınca Mahkemece takdir edilecek teminatın belirlenmesini ve yatırılması için taraflarına süre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 10.04.2026 tarihli ara kararında özetle; "... davalının şirket payının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dava dosyasında, dava konusu edilerek ihtiyati tedbir kararı verildiğinden davacının "davaya konu şirket paylarının 3. kişilere devir ve temlikinin tedbiren yasaklanmasına" ilişkin talebinin bu dosyanın konusu olmaması nedeniyle bu konuda ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, davacının diğer tedbir talepleri olan "... plakalı aracın satış ve devrinin tedbiren yasaklanması ve trafik siciline tedbir şerhi konulması, alternatif olarak Şirketin olağan faaliyet giderleri (kira, personel/SGK, vergi, elektrik-su, rutin tedarikçi ödemeleri vb.) hariç olmak üzere; 10.000 TL üzerindeki para çıkışlarının (EFT/havale/virman/çek), şirket adına kredi/teminat/kefalet işlemlerinin ve varlık azaltıcı tasarrufların müşterek imza veya mahkemenizce belirlenecek usule (izin) bağlanması, davalının temsil yetkisinin, yalnızca “malvarlığı azaltıcı/olağandışı işlemler” bakımından tek başına kullanılmasının engellenmesi; müşterek imza/izin rejimi kurulması"na ilişkin tedbir talepleri yönünden ise davacının ihtiyati tedbir taleplerinin mahkememizin 02/04/2026 günlü tensip tutanağının 9 nolu ara kararı ve 08/04/2026 günlü ara kararı ile reddine karar verildiği, koşullarda değişiklik olmadığı, davacının bu tedbir talepleri yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı ve yargılamayı gerektirdiğinden davacının tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının şirket payının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dava dosyasında dava konusu edilerek ihtiyati tedbir kararı verildiğinden davacının "davaya konu şirket paylarının 3. kişilere devir ve temlikinin tedbiren yasaklanması" ilişkin talebinin bu dosyanın konusu olmaması nedeniyle bu konuda ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, davacının diğer tedbir talepleri olan "... plakalı aracın satış ve devrinin tedbiren yasaklanması ve trafik siciline tedbir şerhi konulması, alternatif olarak Şirketin olağan faaliyet giderleri (kira, personel/SGK, vergi, elektrik-su, rutin tedarikçi ödemeleri vb.) hariç olmak üzere; 10.000 TL üzerindeki para çıkışlarının (EFT/havale/virman/çek), şirket adına kredi/teminat/kefalet işlemlerinin ve varlık azaltıcı tasarrufların müşterek imza veya mahkemenizce belirlenecek usule (izin) bağlanması, davalının temsil yetkisinin, yalnızca “malvarlığı azaltıcı/olağandışı işlemler” bakımından tek başına kullanılmasının engellenmesi; müşterek imza/izin rejimi kurulması"na ilişkin tedbir talepleri yönünden ise davacının ihtiyati tedbir talebinin mahkememizin 02/04/2026 günlü tensip tutanağının 9 nolu ara kararı ve 08/04/2026 günlü ara kararı ile reddine karar verildiği, koşullarda değişiklik olmadığı, davacının bu tedbir talepleri yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı ve yargılamayı gerektirdiğinden davacının tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, ... " şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili 02.04.2026 tarihli Tensip Tutanağı'ndaki (9) no'lu kararına ilişkin istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin yaklaşımının "yaklaşık ispat" standardına aykırı olduğunu, bu standarda göre mahkemenin değerlendirmesinin, dosyadaki delilleri bir bütün olarak tartarak "kuvvetli olasılık" değerlendirmesi yapması gerekirken, fiilen kesin ispat arar nitelikte olduğunu, dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispat şartının somut verilerle fazlasıyla sağlandığını, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı müdürün şirketi zarara uğrattığı ve haklı azil sebebinin bulunduğunu, ilk derece mahkemesince delillerin yanlış değerlendirildiğini, şirketin korunması amacıyla kabulü gerektiğini, yaklaşık ispat koşulunu gerçekleştiğini ihtiyati tedbir taleplerinin ispat koşulunun gerçekleştiğini iddia ederek verilen kararın kaldırılması ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 10.04.2026 tarihli ara kararına ilişkin istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece tüm ihtiyati tedbir istemlerinin reddine karar verildiğini, anılan ara kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, zira ara kararda, pay devrine ilişkin tedbir talebimizin başka bir dosyada değerlendirilmiş olmasının gerekçe gösterildiğini, araç devri, yüksek tutarlı para çıkışları, kredi/teminat işlemleri ve temsil yetkisinin malvarlığı azaltıcı işlemler yönünden sınırlandırılması gibi diğer koruyucu tedbir taleplerinin ise önceki ret kararlarına atıf yapılarak, koşullarda değişiklik olmadığı, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddedildiğini, bu gerekçelendirmenin ihtiyati tedbir kurumunun amacı ve niteliğiyle bağdaşmadığını, nitekim karşı tarafın kendi beyanları dahi, şirket faaliyetlerinin aksadığını ve fiili yönetim çekişmesinin şirket işleyişine zarar verdiğini ortaya koymakta olduğunu, bu durumun, sınırlı ve ölçülü geçici hukuki koruma gereksiniminin mevcut olduğunu açıkça gösterdiğini iddia ederek verilen kararın kaldırılması ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibarıyla Limited Şirket Müdürünün Yetkisinin Sınırlandırılması istemine, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık ise, ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. Mahkemenin 02.04.2026 tarihli Tensip Tutanağı'ndaki (9) no'lu ara kararıyla ve 10.04.2026 tarihli ara kararıyla davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, bu ara kararlara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dayanılan deliller dikkate alındığında ticari şirketlerin kendi organları ile idaresi esas olup davalı şirket müdürünün şirketi temsil ve ilzam yetkisinin sınırlandırılması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan yaklaşık ispat şartının somut olayda gerçekleşmediği, dava sonucunda nihai kararla elde edilebilecek sonucun ihtiyati tedbir yoluyla elde edilemeyeceği,u sebeple kararın hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1- .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/377 Esas sayılı dosyasında verilen 02/04/2026 ve 10/04/2026 tarihli ara kararlarına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gerekli 732,00.TL+732,00.TL=1.464,00.TL istinaf karar harcı peşin alındığından BAŞKACA HARÇ ALINMASINA YER OLMADIĞINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince YAPILMASINA, Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince KESİN olarak 14/07/2026 tarihinde karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır