Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/286 E. 2026/1376 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/286
- Karar No
- 2026/1376
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/286
KARAR NO : 2026/1376
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/01/2026 (Ara Karar)
NUMARASI : 2025/1149 Esas
TALEP: İhtiyati Tedbir
DAVA TARİHİ: 12/12/2025
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/07/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili;davalı şirketin mevcut yönetimi, şirket kaynaklarını ilişkili şirketler lehine aktararak doğrudan 14.350.918,79 TL tutarında doğrudan zarar doğurduğunu, Görev süresi sona ermiş yönetim kurulu üyelerinin dolaylı hissedarı olduğu ... A.Ş., Şirket’ten 20.06.2024 tarihinde 4,89 TL birim fiyat üzerinden satın aldığı 11.265.000 adet ... payını yalnızca üç hafta sonra, 19.07.2024 tarihinde 9,64-9,68-TL fiyat aralığından 109.041.270,06-TL bedelle Borsa İstanbul’da sattığını; bu işlem sonucunda Çemaş yaklaşık %100 oranında kâr elde ettiğini, buna karşın Şirketin söz konusu payları elinde tutması hâlinde elde edebileceği 53.955.420,06-TL tutarındaki ek gelirden yoksun bırakıldığını; böylece Şirketin dolaylı fakat son derece ağır bir zarara uğratıldığını, bu durum, HMK m. 389 anlamında telafisi güç ve imkânsız zarar tehlikesinin gerçekleştiğini açıkça ortaya koyduğunu, ana sözleşmesindeki yönetim imtiyazının kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde esas sözleşmenin imtiyaza ilişkin hükmünde değişiklik yapılarak davacı tarafa da yönetim kurulunda temsil edilmesine yönelik değişiklik yapılması ya da mahkemece verilecek süre içinde esas sözleşmede gerekli değişikliklerin yapılmaması halinde, davacı tarafın yönetim kuruluna üye olarak atanmasına ve var olan yönetim kurulu üyelerinin değiştirilmesi yönünde karar verilmesi, bu değişikliğin yapılabilmesi ve yeni yönetim organının oluşturulabilmesi amacıyla da şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanması, bir şirkette %0,64'lük paya sahip bir grubun şirket yönetim kurulunu tamamen belirleyebiliyor olmasının, hiçbir şartta şirket ve pay sahipleri menfaatine olmasının beklenemeyeceğini, bu imtiyaz kaldırılmadığı sürece yeni bir yönetim kurulunun seçilmesi yapısal olarak mümkün olmayacak, organ eksikliği çözülemeyecek ve şirket gerçekte yönetim süresi sona ermiş kişiler tarafından fiilen yönetilmeye devam edeceğini, Bu sebeple, feshe alternatif ve ölçülü bir çözüm olarak imtiyazın tamamen kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde imtiyazın etkilerini izale etmek üzere yukarıda belirtilen kararlardan birinin verilmesi talep edildiğini, feshe alternatif olarak Gerekiyorsa Genel Kurul iradesinin yerine geçecek ana sözleşme değişikliğinin yapılması önünde de yasal bir engel olmadığını, Esas sözleşme imtiyazının kaldırılması işlemlerinin uygulanabilmesi ve genel kurul sürecinin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için mahkemece şirkete temsil ve yönetim kayyımı atanması gerektiğini, Şirket malvarlığının ileride daha büyük zararlara maruz bırakılması kuvvetle muhtemel olduğunu, Yönetim kurulunun görev süresi dolmuş olmasına rağmen yeni yönetim seçilmemiş; şirket yönetimi ağır bir güven krizi içinde olduğunu, Bu nedenle, davanın esası hakkında verilecek karar beklenmeksizin, ihtiyati tedbir mahiyetinde Şirket yönetimine kayyım atanması; kayyımın, talep ettikleri ana sözleşme değişikliklerinin yapılması ve yeni yönetim kurulunun seçilmesine kadar şirketi yönetmekle görevlendirilmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; davacı yanca yukarıda özetlenen iddialar ile şirket yönetimine tedbiren kayyım atanması talep edilmişse de şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılmasının zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esas olduğu, davacının şirket yönetiminin şirketi uğrattığı iddia edilen zararlara dair iddiaları şirketin feshi istemi bakımından yapılacak yargılamada toplanacak deliller ve alınacak rapordan sonra ancak sağlıklı değerlendirilebileceği, yaklaşık ispatın mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir isteyen davacılar vekili; mevcut yönetimin, şirket varlığını korumak yerine, imtiyazlı pay sahipleri ile organik bağı bulunan grup şirketleri lehine sürekli ve tekrarlayan bir menfaat aktarım mekanizması kurduğunu (... paylarının geri alınması süreci ve gayrimenkul satışlarından)talep edilen tedbirin amacı; esas hakkında karar verilinceye kadar şirketi kayyım eliyle sürekli yönetmek değil, mevcut yönetimin şirket malvarlığı üzerinde yeni ve telafisi güç zararlar doğurabilecek tasarruflarda bulunmasını önlemek, genel kurul kararlarının icrasını güvence altına almak ve temsil yetkisinin menfaat çatışması doğuran biçimde kullanılmasını engellemek olduğunu ileri sürerek ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Talep, TTK'nın 530. maddesi uyarınca davalı şirketin organsızlık halinin giderilmesi aksi halde feshi veya alternatif çözüm yollarından tanınan imtiyaz haklarının kaldırılmasına karar verilebileceği istemi ile açılan davada, şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkindir. TTK nınn 530/2. maddesinde; ''Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.'' hükmü yer almaktadır. TTK'nın 530. maddesi uyarınca açılmış fesih davasında verilebilecek önlemler konusunda kanunda açık bir düzenleme yapılmamış olup Mahkeme, durum ve şartlara göre her olayın özelliğini değerlendirerek, makul görülebilecek, somut olaya uygun şekilde tedbir kararı verebilecektir. Mahkemece verilecek tedbir kararı yönünden ise HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin 389 ve devamı hükümlerince değerlendirme yapılacaktır. HMKnın 389/1. maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü içermektedir. HMK'nın 390. maddesine göre de; Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Davalı şirketin başka ortakları tarafından açılan aynı sebeplerle açılan davada İstanbul BAM 13 HD'nin "2025/664 Esas,2025/653 Karar sayılı ilamı ile" Anonim şirketin organsız kalması halinde izlenecek yol ise TTK'nın 530. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrası ile, şirketin uzun süreden beri organsız olması veya genel kurulun toplanamaması halinde fesih davası açılacağı, ikinci fıkrası ile de, davanın açılması ile mahkemece, tarafların birinin istemi üzerine gerekli önlemlerin alınabileceği kabul edilmiştir.... davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin görev süresi 26/05/2024 tarihinde sona ermiş ve dava bundan çok kısa bir süre sonra 18/09/2024 tarihinde açıldığı, şirketin yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin sona ermesi ile doğrudan organsız kaldığından bahsedilmesi mümkün değildir. Kaldı ki İstanbul Anadolu 6. ATM nin 2024/867 esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine 19/11/2024 tarihinde TTK'nın 530. maddesi uyarınca açılmış fesih davası bulunduğu, geçici hukuki koruma tedbiri olan şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin artık bu davada değerlendirilmesi gerekir ve Mahkemece 29/11/2024 tarihli ara karar ile (bu davada verilen karardan önce) davalı şirketin organsız kalmadığından bahisle talebin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu sebeplerden ayrı olarak Mahkemenin, davalı şirketin yönetim kurulunun yani temsil organının bulunmadığına yönelik kabulüne göre ise, eldeki davada öncelikle şirketi temsil etmek üzere bir temsil kayyımı atanması gerekirken, temsil organı bulunmayan şirket hakkında yargılama yapılarak karar verilmesi de mümkün değildir. Ayrıca Mahkemenin karar gerekçesinde; "...şirketin organsız kalması durumunda hukuki yararı olanların genel kurul tarafından diğer organların seçimine kadar şirkete yönetim kayyımı atanmasını isteme hakkının mevcut olduğu,... Eğer organ yokluğu nedeniyle atanırsa, kayyımın görevi bu organın seçimini sağlamak olmalıdır. Yoksa kayyım organın yerine geçecek şekilde atanamaz." denilmesine rağmen hükümde, atanan yönetim kayyımlarına, yönetim kurulu üyelerinin seçimi konusunda genel kurulu toplantıya çağırma ve yönetim kurulunu oluşturma görevi verilerek görev ve yetkileri sınırlandırılmaksızın, ucu açık bir şekilde yeni yönetim kurulu seçilene kadar, bu organ yerine görevlendirilmelerine karar verilmesi nedeniyle kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık bir şekilde çelişki yaratılmıştır."denilerek kararın kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.
Yine bir başka ortak tarafından yine davalı şirket aleyhinde açılan davada; İst BAM 13 HD nin 2025/1584 Esas, 2025/1447 Karar sayılı kararı 18/09/2025 tarihli kararı ile " karar gerekçesinde bahsedilen 23/07/2023 ve 13/09/2024 tarihli genel kurul toplantılarının, 29/11/2024 tarihli tedbir talebinin reddi kararından önce yapılmış ve yine mevcut yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin de bu karar tarihinden önce dolmuş olduğu, İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2024/724 Esas, 2024/1001 Karar sayılı ve davalı şirkete yönetim kayyım heyeti atanmasına dair kararın kaldırılmasına dair Dairemizin 2025/664 Esas ve 2025/653 Karar sayılı ilamında, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin, eldeki fesih talepli davada değerlendirilmesi gerektiğinden bahsedilmiş ise de, kararın devamında Mahkemece 29/11/2024 tarihli ara karar ile davalı şirketin organsız kalmadığından bahisle talebin reddine karar verildiğinin ve yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin sona ermesi ile şirketin doğrudan organsız kaldığından bahsedilemeyeceğinin açıklandığı, yoksa davalı şirkete bu davada verilecek karar ile yönetim kayyımı atanması gerektiğine işaret edilmediği, Mahkemece itiraza uğrayan ilk karar ile doğrudan yönetim kurulu üyelerinin yerine geçmek ve tüm yetkilerini kullanmak üzere, Dairemizin kaldırma kararı verdiği İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2024/724 Esas sayılı dosyasında atanan kişilerin kayyım heyeti olarak atandığı....yani öncelikle dava tarihi itibariyle şirketin uzun süredir organsız olduğunun tespiti halinde, görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerinin dinlenmesinden sonra şirkete, genel kurulun toplanarak yönetim kurulunu seçmesi için son ve uygun bir süre verilmesi, bunun mümkün olmadığının açık bir şekilde anlaşılması halinde ise (örneğin görev süresi sona ermiş yönetim kurulu üyelerine ulaşılamaması) sadece genel kurul toplantısına çağrı ve genel kurulun toplanması için yasal diğer işlemleri yapmak üzere kayyım atanması gerektiği, buradaki amacın, şirketin organ boşluğunun giderilmesi yönünde karar alınması için kayyım tarafından genel kurul toplantısının yapılmasının sağlanması olduğu, verilen süre içerisinde genel kurul toplanamaz ve/veya yönetim kurulu seçimi yapılamazsa artık şirketin feshine karar verileceği, her davanın, açıldığı tarihteki durum ve koşullara göre değerlendirileceği, bu itibarla Mahkemece, ihtiyati tedbir talebi ile ilgili olarak verilen ilk ara kararda şirketin organsız kalmadığı kabul edilmiş iken, yeni bir delil veya vakıaya dayanılmaksızın verilen ikinci ara kararda bu kez organsız kaldığının kabul edilmesi ile iki karar arasında ve ara kararın kendi içerisinde açık bir çelişki oluşturulması, kararda hangi itirazların değerlendirildiğinin açıklanmaması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davalı şirketin dava tarihindeki koşullara göre uzun süredir organsız olduğunun kabulü halinde de, açıklanan şekilde işlem yapılması gerekirken yapılmaması, yönetim kurulu üyelerinin tüm yetkilerini kullanmak üzere yönetim kayyımı atanması usul ve yasaya aykırı olmuştur." denilerek İstanbul Anadolu 6. ATM'nin 09/07/2025 tarih ve 2024/867 esas sayılı ara kararın kaldırılmasına, dairemizce talep hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, üçüncü kişi/müdahiller vekilinin, İlk derece mahkemesinin 05/05/2025 tarihli ara kararına yönelik itirazının kabulü ile; ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile davalı şirkete yönetim kayyım heyetinin atanmasına dair 05/05/2025 tarihli ara kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Yazılanlara göre şirkette; organ boşluğunun bulunduğu iddiaları ,yönetim kurulunun görev süresi dolduğu ileri sürülerek açılan davalarda atanan kayyımlara ilişkin olarak verilen ihtiyati tedbir ve esasa ilişkin kararlar BAM kararı ile kaldırıldığı, şirketin organsız olmadığı yargı kararlarında kabul edilmiş iken farklı yönde bir kanaate ulaşılacak delil değerlendirilmesi yapılamadığı ,haklı sebebin varlığı yargılama neticesi belirleneceğinden bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesine ilişkin ara kararda isabetsizlik görülmemiş davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/07/2026