Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/984 E. 2026/1321 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/984
Karar No
2026/1321
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/984 Esas

KARAR NO: 2026/1321

İNCELENEN ARA KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 01/06/2026 Tarihli Ara Karar

NUMARASI: 2026/87 E. -

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... A.Ş. nin kurulduğu günden bu yana Türkiye genelinde tanınan ve kendi alanlarında lider konumda bulunan holding ve şirketlere uzun dönem araç kiralama hizmeti sunduğunu, bu kapsamda başta ... grup şirketleri, ...A.Ş. ve ... olmak üzere birçok kurumsal firmaya hizmet verdiğini, kiralama faaliyetlerinin yalnızca İstanbul ile sınırlı kalmayıp Türkiye’nin dört bir yanında yürüttüğünü, Müvekkili şirketin, “...” markası ile 1998 yılından bu yana araç kiralama sektöründe kalite odaklı iş süreçleri ve kayıt sistematiği ile faaliyet göstererek, sektördeki gelişmeleri yakından takip ederek hizmetlerini sürekli iyileştirdiğini, artan araç sayısı ve genişleyen hizmet ağı sayesinde müvekkili şirketin sektörde yön belirleyen firmalar arasında yer alarak markasının bilinirliğinin ve tanınmışlığının giderek arttığını, Müvekkili şirket adına tescilli ve fiilen aralıksız olarak kullanılan ..., ... ve .... numaralı markaların, sektördeki öncelikli hak sahibi olduğunu, buna rağmen davalı şirketin, söz konusu markayı izinsiz ve hukuka aykırı biçimde kullanması, müvekkil şirketin uzun yıllar süren marka yatırımı ve tanınmışlık düzeyini zedelemekte marka değerinde ve piyasa itibarı üzerinde telafisi güç zararların doğmasına yol açtığını, Davalı ... ...Şti. unvanlı şirketin, müvekkilinin tescilli markasıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olan "..." ibaresini hem ticaret unvanında hem de fiili ticari faaliyetlerinde (web sitesi, görseller, pazarlama materyalleri) kullandığını, “...” markasının, müvekkil şirket tarafından yirmi yılı aşkın süredir araç kiralama sektöründe tanınırlık kazandığını ve markanın müvekkil şirket ile özdeşleştiğini, Ayrıca müvekkil şirketin ticari unvanında yer alan “...” ibaresi, ayırt edicilik açısından halk nezdinde doğrudan intiba yaratmakta ve marka ile güçlü bir bağ oluşturduğunu, ayırt edicilik açısından halkta intiba yaratan "..." ibaresi olduğunu, görsel olarak marka örneklerinden de anlaşılacağı üzere, markalar arasında fonetik, anlam ve şekil unsurları bakımından önemli ve açık benzerlikler bulunduğunu, Marka hakkının asıl unsuru, markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt edici imaj olduğunu, bu bağlamda, “...” ibaresi markanın içerisinde baskın unsur olarak öne çıktığını beyanla; müvekkili markasına tecavüz teşkil eden eylemlerin tespitini, müvekkili markasına tecavüz teşkil eden eylemlerin Men’ini, müvekkili markasına tecavüz teşkil eden eylemlerin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/06/2026 tarihli 2026/87 E sayılı kararıyla; "Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davacının “inşaat araçlarının kiralanması hizmetlerine” yönelik ortalama tüketici kitlesinin ağırlıklı olarak yükleniciler ve inşaat firmalarından oluştuğu, buna karşılık davalının “kara taşıtların kiralanması hizmetlerinin” ortalama tüketici kitlesinin ise genel olarak bireysel tüketiciler, seyahat acenteleri, kurumsal filo yönetimi alanında çalışanlar olduğu değerlendirilmektedir. Davacının tüketici kitlesinin yüksek dikkat seviyesine sahip olması, dağıtım kanalları ve müşteri profilinin belirgin biçimde farklılaşmış olduğu, davacının tescil kapsamındaki hizmetler ile davalının faaliyet alanı arasında rekabet ilişkisi bulunmaması, birbirinin yerini alamayacak hizmetler olması, hizmetler arasında tamamlayıcılık ilişkisi olmaması, hizmetler yönünden düşük benzerlik olması nedenleriyle ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunmayabileceği, yine davacı tarafa ait markanın 2016 yılında tescil edildiği, davalı kullanımlarının 2010 yılına dayandığı, bu hali ile öncelikli kullanım ve sessiz kalma olgusunun değerlendirilmesi gerektiği ve uyuşmazlığın dolayısıyla bu aşamada hak sahipliğinin yaklaşık olarak ispat edilemediği" gerekçesiyle; ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSU; Davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun hukuki değerlendirme yasağına aykırı olduğunu, henüz kesinleşmemiş itiraz süreci devam eden raporun hükme esas alınamayacağını, SMK 159. Madde de yaklaşık ispat öngörüldüğünü, tam ispat aranmadığını, mahkemenin yaklaşık ispat kriterini yanlış uyguladığını, somut olayda markalar arasındaki benzerliğin yaklaşık ispat açısından yeterli olduğunu, taraf markaları arasındaki ortak ve baskın unsurun ... ibaresi olduğunu, davalı tarafın unvanında yer alan ... ibaresinin davacı markası ile ilişkisi ve bunun tüketici üzerindeki etkisinin değerlendirilmeden yapılan incelemenin yetersiz olup eksiklik giderilmeden verilen red kararının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraf markalarında ... ibaresinin baskın unsur olduğunu, ortalama tüketicinin ... ibaresini taşıyan iki işletme arasında ekonomik veya organizasyonel bağ bulunduğunu düşünmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, raporda yer alan karıştırılma ihtimalinin bulunmayabileceği yönündeki değerlendirmenin dosya kapsamındaki tespitlerle örtüşmediğini, bilirkişi raporunun kendi içerisinde çelişkili olduğunu, teknik tespitler ve sonuç kısmındaki kanaat arasında açık bir çelişki bulunduğunu, markanın tanınmışlığı, genişletilmiş koruma ve rekabet ilişkisinin doğru değerlendirilmediğini, karar gerekçesinde çelişki oluşturulduğunu, mahkemenin bir yandan hizmetler arasında benzerlik bulunduğu kabul edilmişken diğer yenden taraflar arasında rekabet ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varmasının açık çelişki yarattığını, davalının sulandırma yoluyla markasından haksız yarar sağlamaya çalıştığını, yargılamanın sonucunun beklenmesi ve tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkilinin pazar kaybına neden olacağını, beyanla mahkeme kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesine cevap vermemiştir.

GEREKÇE:

Markaya tecavüzün tespiti, meni, refi talepli davada, davacı vekili davalı tarafa uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümlenmesi için ihtar gönderildiğini ancak kullanımlarına devam ettiğini beyanla davalı tarafın davacı markasının kullanımının dava sonuna kadar durdurulmasını talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Mahkemece davacı tarafın talebi ile delil tespiti yönünden rapor alındığı alınan raporda; davacı tarafa ait olduğu belirtilen https://www...com/ isimli internet sitesi üzerinde yapılan incelemede; davacı tarafa ait olduğu belirtilen https://www...com/ isimli sitenin aktif ve yayında olduğu, sitede şeklinde logonun ve “...” ibaresinin kullanıldığının tespit edildiği, sitede yer alan Hizmetlerimiz menüsü altında, firmanın “ ......, ...., ...” hizmetlerinin verildiğinin belirtildiği, alan adının 20.04.2010 tarihinde kayıt ettirildiği ve 20.04.2026 tarihine kadar kayıtlı olduğu, web arşiv kayıtları üzerinde yapılan inceleme: Davacı tarafa ait olduğu belirtilen https://www...com/ isimli sitenin geçmişe dönük kayıtları üzerinde yapılan inceleme: Davacıya ait olduğu belirtilen https://www...com/ isimli sitenin 06 Ağustos 2010 ile 17 Şubat 2026 tarih aralığına ait 139 adet arşiv kaydının olduğunun tespit edildiği, https://web......./https://www...com/ uzantılı URL adresinin 06 Ağustos 2010 tarihli ilk arşiv kaydı olduğunun, sitede “... ” ibaresinin ve ŞEKİL şeklinde logonun yer aldığı tespit edilmiştir.

Davalı tarafa yönelik incelemede; davalı tarafa ait olduğu belirtilen https://www...com.tr/ isimli sitenin erişilebilir durumda olmadığı/yayında olmadığı tespit edilmiştir. Site Tescil Bilgilerinde; Alan adının .... A.Ş. firması tarafından ... ... Şti. adına kayıt edildiği, alan adının 27.02.2017 tarihinde kayıt ettirildiği ve 27.02.2027 tarihine kadar kayıtlı olduğu, Davalı tarafa ait olduğu belirtilen https://www...com.tr/ isimli sitenin geçmişe dönük kayıtları üzerinde yapılan inceleme: Davalıya ait olduğu belirtilen https://www...com.tr/ isimli sitenin 27 Temmuz 2017 ile 16 Ocak 2022 tarih aralığına ait 6 adet arşiv kaydının olduğunun tespit edildiği, https://web..../.../https://www...com.tr/ uzantılı URL adresinin 22 Temmuz 2017 tarihli ilk arşiv kaydı olduğu, sitede “... ” ibaresinin ve ŞEKİL şeklinde logonun yer aldığı, sitede “Sitemiz yapım aşamasındadır” açıklamasının yer aldığı, E-posta adresinin info@....com.tr olduğu, https://web.archive.org/web/.../https://www...com.tr/ uzantılı URL adresinin 16 Ocak 2022 tarihli arşiv kaydında site içeriğinde “... ” ibaresinin ve logonun yer aldığı, marka Hukuku Yönünden Yapılan İncelemede Sonuç Olarak; davacının “inşaat araçlarının kiralanması hizmetlerine” yönelik ortalama tüketici kitlesinin ağırlıklı olarak yükleniciler ve inşaat firmalarından oluştuğu, buna karşılık davalının “kara taşıtlarınn kiralanması hizmetlerinin” ortalama tüketici kitlesinin ise genel olarak bireysel tüketiciler, seyahat acenteleri, kurumsal filo yönetimi alanında çalışanlar olduğu değerlendirilmektedir. Davacının tüketici kitlesinin yüksek dikkat seviyesine sahip olması, dağıtım kanalları ve müşteri profilinin belirgin biçimde farklılaşmış olduğu, davacının tescil kapsamındaki hizmetler ile davalının faaliyet alanı arasında rekabet ilişkisi bulunmaması, birbirinin yerini alamayacak hizmetler olması, hizmetler arasında tamamlayıcılık ilişkisi olmaması, hizmetler yönünden düşük benzerlik olması nedenleriyle ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunmayabileceği, dolayısıyla da SMK’nın 7/2-b maddesine göre marka tecavüzü şartlarının oluşmayabileceğinin değerlendirildiği, davacı yanın da her ne kadar “kara taşıtlarının kiralanması hizmetleri” açısından faaliyet gösterdiği anlaşılmakta ise de, kanuna göre tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlere göre değerlendirme yapılması gerektiğinden incelemelerin buna göre yapıldığı beyan edilmiştir.

Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacının ... asıl unsurlu 41. Sınıfta tescilli markaları bulunduğu, markaların " İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri....temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, temir ve akaryakıt dolumu)..." hizmetlerinde tescilli olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı şirket adına 35/39 sınıflarda tescilli ... ibareli markanın tescilli olduğu, https://www...com.tr/ isimli sitenin erişilebilir durumda olmadığı, halen yayında olmadığı, ancak sitenin archive kayıtlarında yapılan incelemede “... ” ibaresinin ve ŞEKİL şeklinde logonun yer aldığı, alan adının 27.02.2017 tarihinde kayıt ettirildiği ve 27.02.2027 tarihine kadar kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. https://web.archive.org/web/.../https://www...com.tr/ uzantılı URL adresinin 22 Temmuz 20017 tarihli ilk arşiv kaydı olduğu, sitede “... ” ibaresinin ve logonun bulunduğu, sitenin yapım aşamasında olduğuna dair açıklama bulunduğu, https://web..../.../https://www...com.tr/ uzantılı URL adresinin 16 Ocak 2022 tarihli arşiv kaydında site içeriğinde “...” ibaresinin logonun yer aldığı, sitenin yapım aşamasında olduğuna dair açıklama bulunduğu görülmüştür.

Davacı tarafça dava dilekçesinde; davalı tarafından dava konusu markanın internet siteleri, sosyal medya hesapları, reklam ve sair ticari faaliyetler kapsamında kullanımının tedbiren men'ine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda https://www...com.tr/ isimli sitenin erişilebilir durumda olmadığı, URL adreslerinde ise marka ve logo altında site yapım aşamasında olduğuna dair açıklama bulunduğu, başkaca kullanım bulunmadığı, davalı tarafa ait olduğu beyan edilen web sitesi içeriğindeki arşiv kayıtlarındaki kullanımların markaya tecavüz teşkil edip etmediğinin yargılama sırasında değerlendirmesinin mahkemece yapılacağı, bu aşamada yayında olmayan web sitesi yönünden tedbir talep etmekte davacının HMK 389. Madde gereğince güncel bir hukuki yararının bulunmadığı, ticaret unvanı ile ilgili açılmış dava bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf dilekçesindeki ticaret unvanına yönelik itirazlarının incelenemeyeceği, davalının markasal kullanımlarına ilişkin başkaca delil de sunulmadığı anlaşılmakla bu aşamada yaklaşık ispat koşulları oluşmadığından tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu aşamada ileri sürülmeyen öncelikli kullanım ve sessiz kalma olgusunun değerlendirilmesi gerektiğine yönelik gerekçelerle tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,

2-İstanbul Anadolu ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../06/2026 tarihli 2026/.. E sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince düzeltilmiş gerekçe ile; KALDIRILMASINA,

3-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,

4-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmesine,

6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

7-6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/984, K. 2026/1321, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-984-e-2026-1321-k-7b125b644ba9