Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1387 E. 2026/1280 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1387
Karar No
2026/1280
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

46. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1387

KARAR NO: 2026/1280

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2026/543 Esas ( 22/04/2026 ve 29/04/2026 Tarihli 2026/543 Esas Sayılı Ara Karar)

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR YAZIM TARİHİ:09/07/2026

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması sırasında verilen 22/04/2026 tarih 2026/543 Esas ve 29/04/2026 tarih 2026/543 Esas sayılı ara kararlara ilişkin davacı tarafından süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul İli, ... İlçesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın kentsel dönüşüm sürecine girdiğini, taşınmazdaki tüm paydaşlar ile müvekkili şirket arasında 26.12.2024 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, ancak taşınmazda paydaş olan davalının sözleşmeye katılmaktan imtina ettiğini, davalının imzası olmaksızın diğer malikler ve yüklenicinin çabası ile inşaatın tamamlandığını ve davalıya da eski payı oranında ekonomik değeri çok daha yüksek .... blok, .... nolu bağımsız bölümün teslim edildiğini, davacının vekaletsiz iş görmesine dayalı olarak davalıdan olan alacağının mahalli serbest piyasa araştırmasına göre zorunlu ve yararlı masraflar ile yüklenici karı dahil edilerek hesaplanması gerektiğini, aksi takdirde sebepsiz zenginleşen davalıdan olan alacağın hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini beyanla kısmi alacak davası olarak şimdilİk 1.038.990 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, ayrıca öncelikle teminatsız olarak, aksi takdirde takdir edilecek makul bir teminat karşılığında davalıya ait İstanbul İli, ... İlçesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaa edilmiş olan ... blok, ... Kat, .. nolu bağımsız bölüm üzerine 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacı ile ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İDM'ce 22/04/2026 tarihli ve 2026/543 Esas sayılı ara karar ile;

''Davacı talebi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın, vekaletsiz iş görme ve sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak alacak istemi ile açıldığı, bir diğer ifade ile davanın konusunun para alacağına ilişkin olduğu, ne var ki dava dilekçesinde üzerine ihtiyati tedbir konulması istenilen taşınmaz ile ilgili mülkiyet uyuşmazlığının söz konusu olmadığı gibi söz konusu taşınmazın doğrudan davanın konusu da olmadığı, açıklanan nedenler ile HMK 389 ve devamı maddelerinde ihtiyati tedbire ilişin olarak düzenlenen yasal koşulların somut olay açısından mevcut olmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.'' gerekçeleri ile;

''Davacı vekilinin tedbir talebinin REDDİNE,'' şeklinde karar verilmiştir.

Davacı vekili 24/04/2026 havale tarihli dilekçesi ile; dava konusu İstanbul İli, ... İlçesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın kentsel dönüşüm sürecine girdiğini, taşınmazdaki tüm paydaşlar ile müvekkili şirket arasında 26.12.2024 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, ancak taşınmazda paydaş olan davalının sözleşmeye katılmaktan imtina ettiğini, davalının imzası olmaksızın diğer malikler ve yüklenicinin çabası ile inşaatın tamamlandığını ve davalıya da eski payı oranında ekonomik değeri çok daha yüksek ... blok, .... nolu bağımsız bölümün teslim edildiğini, davacının vekaletsiz iş görmesine dayalı olarak davalıdan olan alacağının mahalli serbest piyasa araştırmasına göre zorunlu ve yararlı masraflar ile yüklenici karı dahil edilerek hesaplanması gerektiğini, aksi takdirde sebepsiz zenginleşen davalıdan olan alacağın hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini beyanla kısmi alacak davası olarak şimdilİk 1.038.990 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, ayrıca öncelikle teminatsız olarak, aksi takdirde takdir edilecek makul bir teminat karşılığında davalıya ait İstanbul İli, ... İlçesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaa edilmiş olan ... blok,.... Kat, .... nolu bağımsız bölüm üzerine 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacı ile ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiş, ihtiyati tedbire yönelik taleplerinin Mahkememizin 22.04.2026 tarihli ara kararı ile reddedilmesi üzerine 24.04.2026 tarihli dilekçesi ile bu kez TMK 893, 895 ve 911. Maddeleri uyarınca alacağını güvence altına almak üzere davalıya ait taşınmazın tapu kaydı üzerine kanuni ipotek tesisine ve geçici tescil şerhi işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İDM'ce verilen 29/04/2026 tarih ve 2026/543 Esas sayılı ara karar ile;

''Tüm bu yasal düzenlemeler ve dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında ; davacı vekilince dava dilekçesinde belirtilen ve davalı adına kayıtlı olduğu belirtilen İstanbul İli, ... İlçesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaa edilmiş olan .... blok,.... Kat, .. nolu bağımsız bölüm üzerine kanuni ipotek hakkının tescili talep edilmiş ise de davacının malik ya da yükleniciden alacaklı olan alt yüklenici veya zanaatkar durumunda olmadığı, bu nedenle kanunda belirtilen alacaklılardan olmadığı dikkate alındığında kanuni ipotek hakkının tesciline ilişkin yasal şartların somut olayda mevcut olmadığı, bunun yanında davalı adına kayıtlı olduğu belirtilen taşınmazın doğrudan doğruya davanın konusunu oluşturmadığı, zira eldeki davada davanın konusunun mülkiyet uyuşmazlığı olmayıp para alacağına ilişkin olduğu, bu sebeple geçici tescil şerhi işlenmesine dair talep yönünden de gerekli yasal şartların somut olayda mevcut olmadığı dikkate alınarak davacı vekilinin taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar oluşturulmuştur.'' gerekçeleri ile;

''Davacı vekilinin davalı adına kayıtlı İstanbul İli, ... İlçesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaa edilmiş olan ... blok, .... Kat, . nolu bağımsız bölüm üzerine kanuni ipotek hakkı ve geçici tescil şerhi işlenmesine yönelik taleplerinin AYRI AYRI REDDİNE'' şeklinde karar verilmiştir.

İDM tarafından verilen 22/04/2026 tarihli ve 29/04/2026 tarihli ara kararlara ilişkin davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, huzurdaki davanın bir para alacağı davası olduğunu, taşınmazın aynına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığını gerekçe göstererek, mülkiyeti davalıya ait olan İstanbul ili, ... ilçesi, ... Parsel üzerinde bulunan ... Blok,.. no.lu bağımsız bölüm üzerine ihtiyati tedbir konulması talebini reddettiğini, bu kararın kentsel dönüşümün ve vekaletsiz iş görme hükümlerinin doğası gereği usul ve yasaya aykırı olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, huzurdaki davada, müvekkili şirketin inşaatının %80 oranında tamamladığını ve davalının sözleşmeye katılmamasına rağmen bu inşaattan doğrudan ekonomik fayda sağladığının sabit olduğunu, ​HMK 390/3 uyarınca ihtiyati tedbir için "yaklaşık ispat"ın yeterli olduğunu, inşaatın tamamlanmış olmasının ve davalının payına düşen bağımsız bölümün teslim edilmiş olmasının alacağın varlığına dair en güçlü delil olduğunu, hakkın elde edilmesinin zorlaşması tehlikesinin; dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi halinde, müvekkilinin vekaletsiz iş görme ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacağını tahsil etmesinin imkansız hale geleceğini, davalının kötü niyetle taşınmazı elden çıkarma ihtimalinin, HMK 389 maddesinde belirtilen "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı" kriterini tam olarak karşıladığını, taşınmazın uyuşmazlıkla illiyetinin; mahkemece taşınmazın "uyuşmazlık konusu" olmadığı belirtilmişse de; alacağın doğrudan bu taşınmazın imalinden ve değer artışından kaynaklandığını, dolayısıyla taşınmazın, alacağın tek ve doğrudan teminatı niteliğinde olduğunu, yerel mahkemenin "alacaklı sıfatı"na ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin, müvekkilinin TMK 893 kapsamında "alt yüklenici veya zanaatkar" konumunda olmadığını belirterek talebini reddettiğini, ancak somut olayda müvekkili şirketin, davalının sözleşmeye katılmamasına rağmen vekaletsiz iş görme hükümlerine dayalı olarak binayı tamamladığını ve davalıya ekonomik değeri yüksek bir bağımsız bölüm kazandırdığını, müvekkilinin sunduğu emek ve malzeme ile davalının malik olduğu taşınmazın değerinin artmış olup, müvekkilinin hak ediş alacağının TMK 893/3 anlamında "malzeme ve emek karşılığı" doğan bir alacak olduğunu, mahkemenin davanın mülkiyet uyuşmazlığı değil para alacağı olduğunu gerekçe gösterdiğini, oysa TMK m. 1011 uyarınca, bir ayni hakkın güvence altına alınması gereken durumlarda geçici tescil şerhi verilebildiğini, alacağın varlığının ve miktarının yargılama ile netleşecek olsa da, bu süreçte taşınmazın 3. kişilere devri durumunda alacağının tahsilinin imkansız hale geleceğini, kanuni ipotek hakkının, doğası gereği bir para alacağını teminat altına almak için taşınmaz üzerine konulduğunu, mahkemenin "davanın konusu para alacağıdır" şeklindeki gerekçesinin, ipotek müessesesinin mantığıyla çeliştiğini, zira ipoteğin zaten bir borcun/alacağın teminatı olduğunu, tüm bu nedenlerle;

Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/543 Esas sayılı dosyasında verilen 22/04/2026 tarihli ihtiyati tedbirin reddi kararının ve 29/04/2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve davalının alacak talebini karşılıksız bırakmak amacıyla taşınmazı devretme riskine binaen, ... ilçesi, ... Parsel, B Blok, 2 no.lu bağımsız bölüm üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini aksi durumda kanuni ipotek tesisi ile geçici tescil şerhi işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Dava; alacak davası olup inceleme konusu talep ise ... İlçesi, ... parsel, ... blok, 2 nolu bağımsız bölüm üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, bunun kabul görmemesi halinde ise kanuni ipotek tesisi ile geçici tescil şerhi işlenmesine karar verilmesi istemine dairdir.

İhtiyati tedbir; 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.

HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu madde de; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.

İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.

Somut olayda, eldeki dava alacak istemine dair açılmış olup, davanın bu niteliği de gözetildiğinde davada uyuşmazlık konusu olmayan ... İlçesi, ... parsel, ... blok, ... nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, dava dilekçesinde Türk Medeni Kanunu'nun 893/3 ve 895. Maddelerine dayalı olarak yapı alacaklısı ipoteği (inşaatçı ipoteği) istemine ilişkin bir talep de olmadığı gözetildiğinde geçici tescil şerhi konulmasının da mümkün olmayacağı, bu nedenle mahkemece gerek ihtiyati tedbir gerekse kanuni ipotek hakkı ve geçici tescil şerhi işlenmesine yönelik taleplerin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; davacının ilk derece mahkemesinin 22/04/2026 tarihli ve 2026/543 Esas sayılı ara kararı ile 29/04/2026 tarih ve 2026/543 Esas sayılı ara kararına karşı yapmış olduğu istinaf talebinin dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; HMK/353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../04/2026 tarihli ve 2026/... Esas sayılı ara kararı ile 29/04/... tarih ve 2026/... Esas sayılı ara kararına karşı yapmış olduğu istinaf talebinin esastan REDDİNE,

2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,

3.Alınması gereken harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,

5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 09/07/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1387, K. 2026/1280, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1387-e-2026-1280-k-f0c218a96afb