Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1173 E. 2026/2156 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1173
- Karar No
- 2026/2156
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1173 KARAR NO : 2026/2156
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/03/2025 NUMARASI : 2024/196 Esas - 2025/225 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. ... DAVALI : VEKİLLERİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit ve İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 08/07/2026 YAZIM TARİHİ : 08/07/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2025 tarihli ve 2024/196 Esas-2025/225 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, davalı şirketten kendisine ait ... Otel için kumaş, perde vb. zücaciye eşyası almak üzere anlaştığını, anlaşma gereği davalıdan eşyalar satın alındığını ve alınan tüm eşyaların bedelinin 40.000,00.TL, 20.000,00. TL ve 30.000,00.TL olmak üzere 3 adet çek ile ödendiğini, satın alınan eşyalardan bir kısmının davacıya teslim edildiğini ve bunlara ilişkin faturaların kesildiğini ancak davacının aldığı diğer ürünlerin tesliminin yapılmadığını, teslimi yapılan ürünlerin yalnızca faturalarda belirtilen ürünler olup bunların satış bedelinin 76.631,98.TL olduğunu, davacının ise davalıya satım bedeli olarak 3 adet çek ile toplam yaptığı ödemenin 90.000,00.TL olduğunu, bedeli 13.368,02.TL olan ürünlerin ise davacıya teslim edilmediğini, bu nedenle davacının davalıya 13.368,02.TL fazladan teslim almadığı ürünler adına ödeme yaptığını, böylece davacının borçlu değil alacaklı durumda olduğunu, ancak davalı tarafından kötü niyetli olarak davacının haksız şekilde borçlu gösterilerek hakkında icra takibi başlatıldığını ileri sürerek davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti ile fazla yapılan 13.368,02.TL ödemenin 30/10/2013 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin ticari faaliyeti kapsamında davacı şirkete faturalarda belirtilen bir kısım malların teslimini gerçekleştirdiğini, faturalandırılan malların davalı şirketçe davacı şirkete satışı yapılarak 01/08/2013 tarihinde eksiksiz bir şekilde teslim edildiğini ve teslimata ilişkin belgelerin taraflarca imza altına alındığını, davalı şirket tarafından davacı borçlu şirkete 08/01/2014 tarih 070912 sıra nolu 40.000,00.TL bedelli, 08/01/2014 tarih 070913 sıra nolu 36.631,87.TL bedelli ve 01/12/2013 tarih 070804 sıra nolu 30.008,85.TL bedelli fatura olmak üzere toplam 106.640,83.TL bedelli faturalı mal satışı yaptığını, davacı şirketçe davalı şirkete toplamda 90.000,00.TL bedelli 3 adet çek teslim edildiğini, bu durumda anlaşılacağı üzere davacının halen 16.640,83.TL borcu bulunduğunu, zira dava dilekçesinde davacı tarafından 070912 ve 070913 nolu fatura içeriğinde yer alan malların teslimi hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığının açıkça ikrar edildiğini, uyuşmazlık konusunun 070804 nolu faturada yer alan malların teslimi hususunda olup bu malların teslimine ilişkin ise 01/08/2013 tarihli teslimat belgesinin bulunduğunu, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Davacı tarafından cari hesaptan kaynaklı icra takibine yönelik menfi tespit ve istirdat davası açıldığı, taraflar arasında davalı tarafından davacı adına düzenlenen iki adet toplam 76.631,98 TL tutarlı faturalar ile davacı tarafından davalıya yapılan 3 adet 90.000,00 TL tutarlı çekli ödemeler konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafından düzenlenen ve kayıtlara alınan 01/12/2013 tarih, 070804 sayılı, 30.008,85 TL tutarındaki fatura bedelinden kaynaklandığı, davalı tarafın uyuşmazlık konusu 01/12/2013 tarihli 070804 sayılı 30.008,85.TL tutarındaki faturada belirtilen malların davacıya teslim edildiğini ve fatura bedeline hak kazanıldığını ispatla yükümlü olup, davalı faturaya konu malların teslimine ilişkin olarak 01.08.2013 tarihli proforma fatura başlıklı belgeye de delil olarak dayandığı, dosya arasına celp edilen SGK kayıtlarından, 01/12/2013 tarihli fatura ve 01.08.2013 tarihli proforma fatura üzerindeki tarihler itibariyle, proforma fatura üzerinde kendisine atfen atılan imza bulunan ...'in davacı şirketin çalışanı olduğunun anlaşıldığı, Adana BAM 9. Hukuk Dairesinin 2021/237 esas, 2024/61 Karar sayılı 25/01/2024 günlü ilamı ile " ... Bu durumda, ilk derece mahkemesince, 01.08.2013 tarihli proforma fatura başlıklı belge üzerinde durularak bu belge üzerinde teslim alan sıfatıyla kendisine atfen atılmış imza bulunan ...'in anılan belge üzerindeki imzanın kendisine ait olup olmadığı konusundaki beyanı tespit edilerek, adı geçenin imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmesi halinde mukayeseye elverişli imza örnekleri alınmak ve ilgili yerlerden toplanmak suretiyle 01.08.2013 tarihli proforma fatura başlıklı belge üzerinde ...'e atfen atılan imzanın onun eli ürünü olup olmadığı hususunda imza incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır... davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine..." karar verildiği, istinaf kararı doğrultusunda tanık ...'ın tatimat yolu ile alınan 06/01/2024 günlü beyanı ile " ben davacının çalışanıydım. Bana göstermiş olduğunuz 01/08/2013 tarihli proforma faturada teslim alan olarak belirtilen kısımda bulunan imza tarafıma aittir. Tesise gelen ürünleri teslim alıyorduk, teslim alırken de sayım yapıp fatura içeriğini doğruluyorduk. Uygulamamız bu şekildedir. " şeklinde beyanda bulunduğu, gerek 01/12/2013 tarihli fatura ve gerekse 01.08.2013 tarihli proforma fatura üzerindeki tarihler itibariyle, proforma fatura üzerinde kendisine atfen atılan imza bulunan ...'in davacı şirketin çalışanı olup, 06/01/2024 günlü beyanı ile 01/08/2013 tarihli proforma faturada teslim alan olarak belirtilen kısımda bulunan imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, tanığın imzayı kabul beyanı karşısında proforma faturadaki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda imza incelemesi yapılmasına gerek kalmadığı, davacı çalışanı olan tanık ifadesinden anlaşıldığı üzere davalı şirket tarafından 01/12/2013 tarih, 070804 sayılı, 30.008,85 TL tutarındaki faturada belirtilen malların davacı şirkete teslim edildiğinden davacının bu faturadan kaynaklı olarak davalıya borçlu olduğu anlaşıldığından davacının menfi tespit ve istirdat davalarının reddine, davacının talebi üzerine tensiple tedbir konularak infaz edildiğinden koşulları oluştuğundan 16.630,00 TL asıl alacağın %20 si olan 3.326,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar vermek sonuç ve kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, faturanın ödenmediğine yönelik iddiasının davalı tarafından ispatlanamadığını, 01/12/2013 tarih 070804 sayılı, 30.008,85.TL tutarındaki faturanın kapalı fatura niteliği taşıdığını, bozma öncesi alınan bilirkişi raporu ile müvekkilinin alacaklı olduğu ve davalı şirkete borçlu olmadığının ispat edildiğini, davalının icra takibine konu ettiği 30.008,85.TL tutarındaki faturanın davacıya hiçbir zaman teslim edilmediğini, fatura karşılığında herhangi bir mal teslimi yapılmadığını ve bu faturanın davacının kayıtlarında olmadığını, davalı tarafın iddiasını dayandırdığı proforma fatura isimli belgede davacıya ait herhangi bir kaşe, imza ya da bilgi bulunmadığını, kapalı faturanın, bedeli ödenmiş fatura olup faturayı tanzim eden tarafın herhangi bir alacağının bulunmadığını ortaya koymuş olduğunu, usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerin tarafı lehine delil olarak kabul edileceğini, davalı tarafın ticari defterlerinde iddia ettiği hususların hiçbirinin işlenmediğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinde ise tüm ödemelerin kayıtlarının mevcut olduğunu, uyuşmazlığa konu faturanın kapalı fatura olup ticari örf adet gereği kapalı fatura bedelinin ödendiğini, uyuşmazlık konusu 30.008,85.TL tutarındaki faturanın yerleşmiş içtihatlar ışığında yok hükmünde olduğunu iddia ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkin olarak açılmış, davacı takip borçlusunun yargılama sırasında takip dosyasına ihtirazi kayıtla ödeme yapması üzerine istirdat davası olarak yargılamaya devam edilmiştir. İlk derece mahkemesince davacının menfi tespit ve istirdat davasının reddine karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b-1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda belirtilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-Davacı vekili tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2025 tarihli ve 2024/196 Esas 2025/225 Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 615,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince YAPILMASINA, Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/07/2026 tarihinde karar verildi.
... Başkan ... ¸
... Üye ... ¸
... Üye ... ¸
... Katip ... ¸