İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/659 E. 2026/629 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/659
Karar No
2026/629
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/659 Esas KARAR NO : 2026/629

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2025 KARAR TARİHİ : 08/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin, davacıya olan borcu sebebiyle ....İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E. dosyası ile icra takibi açılmış ve borçlu şirket vekili tarafından 29.07.2025 tarihinde takibe itiraz olunmuş ve takip durduğunu, iş bu itirazdan sonra tarafımızdan icra dosyasına yapılan itirazın kaldırılması için önce İstanbul Arabuluculuk bürosuna başvurulmuş ( Başvuru No: 2025/... Dosya No: 2025/... ) fakat davalı taraf arabuluculuk toplantısına katılmamış ve bir vekile de temsil edilememiş olup tutanak görüşme yapmadan anlaşmama şeklinde kapatıldığını, söz konusu icra takibi yapılmadan önce borçlu şirketle herhangi bir anlaşmazlık meydana gelmemiş ve yine fatura üzerini imzalayarak ticari malları teslim almış olmasına rağmen borcunu ödenmediğini, borçlu tarafından ödenmesi gerekip de ödenmeyen ... nolu ve 14.04.2025 tarihli 12.587,93.-TL miktarlı faturayı davalı tarafa iletmiş icra takibine konu olan fatura ödenmemiş olup bu fatura borçlu şirketin muhasebe defterinde kayıtlı bulunduğunu, borçlu şirketin dava konusu itirazı yapmaktaki tek amacı mal kaçırmak için zaman kazandığını, bu sebeple davacının daha fazla mağdur olmasını engellemek amacıyla,uygun bir teminat bedeli ile ihtiyati haciz kararı verilmesini, Borçlu şirket tarafından ....İcra Müdürlüğü’nün 2025/... E sayılı dosya,sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, borçlu şirket tarafından haksız ve dayanaksız olarak yapılmış bulunan itiraz sebebiyle takip bedelinin % 20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ihtiyati haciz talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı her ne kadar müvekkilden alacaklı olduğunu ileri sürmüş olsa da, davacının müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını, takibe konu faturada yer alan malın teslimi yapılmadığını, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ....İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı takip dosyasında faturadan kaynaklanan 2.587,93-TL asıl alacak için takip yapıldığı, ödeme emrinin 03.08.2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 29.07.2025 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali bilirkişinin 30.05.2026 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Davalı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, tarafların ticari defter kayıtlarının karşılaştırmalı olarak incelenmesinde, davacı ticari defterlerinde davalının 12.588,00 TL borçlu, davacı şirketin ise aynı tutarda alacaklı göründüğü; davalı ticari defterlerinde de davacının 12.588,00 TL alacaklı, davalının ise aynı tutarda borçlu göründüğü, kesilen faturalar ve bakiye bakımından taraf kayıtlarının birbirini doğruladığı, Davacı tarafından düzenlenen satış faturalarına karşılık davalı tarafından düzenlenen iade faturaları sonrasında taraflar arasındaki cari hesapta 12.588,00 TL bakiye kaldığı ve davacının davalıdan 12.588,00 TL alacaklı olduğu, ancak davacının taleple bağlılık ilkesi gereği davalıdan 12.587,93 TL talep edebileceği, Davacı ...'ün VUK'un 177. Maddesi kapsamında 1. sınıf tacir olduğu, Davacı tarafın inkâr tazminatı taleplerinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, satım ilişkisine dayalı fatura kapsamında doğduğu iddia edilen alacak için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, davalı şirkete satılıp teslim edildiğini ileri sürdüğü mallara ilişkin ... numaralı, 14.04.2025 tarihli ve 12.587,93 TL bedelli faturanın ödenmemesi üzerine .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalının borca haksız olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine ve ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, takibe konu faturaya ilişkin malların kendisine teslim edilmediğini, söz konusu faturanın kabul edilmediğini, bu nedenle davacının alacak iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Uyuşmazlık; takip konusu faturaya dayalı alacağın doğup doğmadığı, başka bir ifadeyle faturaya konu malların davalıya teslim edilip edilmediği ve bu nedenle davalının takip konusu bedelden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.

Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen 30.05.2026 tarihli raporda; tarafların 2025 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu ve lehlerine delil olma niteliğini haiz olduğu, taraf ticari defterlerinin karşılaştırmalı incelenmesinde davacı kayıtlarında davalının 12.588,00 TL borçlu, davalı kayıtlarında ise davacının aynı tutarda alacaklı olarak yer aldığı, taraf kayıtlarının birbirini doğruladığı, satış ve iade faturaları sonrasında taraflar arasındaki cari hesapta 12.588,00 TL bakiye bulunduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının 12.587,93 TL talep edebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, iddiasından lehine hak çıkaran taraf bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Buna göre davacı, takip konusu alacağın dayanağını oluşturan satış işleminin gerçekleştiğini ve faturaya konu malların davalıya usulüne uygun şekilde teslim edildiğini ispat etmek zorundadır. Somut olayda, icra takibine konu edilen alacak, taraflar arasındaki cari hesap bakiyesine dayalı bir alacak olmayıp, davacı tarafından düzenlenen ... numaralı münferit satış faturasından kaynaklanmaktadır. Dosya kapsamından, davalı tarafın söz konusu faturayı kabul etmediği, faturaya karşı iade faturası düzenlediği ve yargılama boyunca da mal tesliminin gerçekleşmediğini savunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde esas alınması gereken husus, taraflar arasında cari hesap bakiyesi bulunup bulunmadığı değil, takip konusu faturaya konu malların davalıya gerçekten teslim edilip edilmediğinin ispat edilip edilemediğidir. Her ne kadar bilirkişi raporunda taraf ticari defterlerinde yer alan kayıtlar esas alınarak davacı lehine bakiye bulunduğu belirtilmiş ise de, ticari defterlerde yer alan cari hesap kayıtları, takip konusu münferit satış faturasından doğan alacağın varlığını tek başına ispata elverişli değildir. Nitekim davalı tarafından takip konusu fatura kabul edilmemiş, aksine iade faturası düzenlenmek suretiyle faturaya ve teslim olgusuna itiraz edilmiştir. Bu durumda, davacının yalnızca ticari defter kayıtlarına ve faturaya dayanması yeterli olmayıp, faturaya konu malların davalıya fiilen teslim edildiğini ayrıca usulüne uygun delillerle ortaya koyması gerekmektedir. Dosya kapsamında davacı tarafından faturaya konu malların davalıya teslim edildiğini gösterir davalı yetkilisinin imzasını taşıyan sevk irsaliyesi, teslim tutanağı, taşıma belgesi, teslim alan kişiyi gösterir kayıt veya teslim olgusunu doğrulayan başkaca yazılı deliller ibraz edilmemiştir. Bilindiği üzere fatura, tek başına mal teslimini ve alacağın doğduğunu ispatlayan kesin bir belge niteliğinde olmayıp, özellikle faturanın muhatabı tarafından kabul edilmediği ve iade edildiği durumlarda, faturaya konu hukuki ilişkinin ve teslim olgusunun ayrıca ispat edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, davacı taraf takip konusu faturaya konu malların davalıya teslim edildiğini ve buna bağlı olarak takip konusu alacağın doğduğunu usulüne uygun, yeterli ve kesin delillerle ispat edememiş olup, ispat yükünü yerine getirememiştir. Bilirkişi raporunda yer alan ticari defter kayıtlarına ilişkin tespitler de, takip konusu münferit faturanın davalı bakımından borç doğurduğunu ispata yeterli görülmeyerek davanın reddine karar verilmiş, davanın reddedilmiş olması nedeniyle davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken maktu 732,00-TL harcın, peşin alınan 615,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 12.587,93-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,

Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 08/07/2026

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/659, K. 2026/629, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-659-e-2026-629-k-01efd3f7f9da