İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/620 E. 2026/614 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/620
Karar No
2026/614
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/620 Esas KARAR NO : 2026/614

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/08/2025 KARAR TARİHİ : 06/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen 01/03/2021 tarihli sözleşme ile davalının kendisine ait çevrim içi rezervasyon sitesi olan ... uygulaması üzerinden müvekkili şirketin odalarını pazarlamayı ve davalının bu hizmeti karşılığında da müvekkilinin kararlaştırılan komisyonu ödemeyi kabul ettiğini, davaya konu ticari ilişki çerçevesinde davalı müşterilerinin oda satın almasından dolayı müvekkilinin 15/01/2025 tarihli 7.444,00-TL tutarında fatura düzenlediğini, davalının süresi içerisinde faturaya itiraz etmeyerek kabul ettiğini ve faturanın tarafların cari kaydına işlendiğini, davalının faturaları kabul etmesine rağmen sözleşme gereği ödemesi gereken ücretleri ödememesi üzerine müvekkili tarafından 12/02/2025 tarihinde .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, 20/02/2025 tarihinde davalı tarafından haksız ve mesnetsiz iddialarla icra takibine, asıl alacağa, işlemiş ve işleyecek faize ve tüm ferilerine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, davalının icra takibine itirazının kötü niyetli olduğu hususunun müvekkiline göndermiş olduğu Otel Rezervasyon Bilgileri kartlarında, yazışmalarda, cari kayıt mutabakat ekstrelerinde açıkça görüldüğünü, bu nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "www.....com" alan adlı web sitesinin sahibi olduğunu, davacı şirketin işlettiği konaklama tesisi olan "..." isimli otelin odalarının müvekkili şirketin sahibi olduğu internet sitesi üzerinden satışının yapılması için taraflar arasında internet ortamında online olarak sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince komisyon ve komisyon şartları belirlendiğini, yerleşik içtihatlar doğrultusunda faturanın tebliğ edilmiş olmasının ve itiraz edilmemiş olmasının hizmetin tam ve eksiksiz verilmiş olduğunu kanıtlamadığını, hatta karine dahi teşkil etmediğini, hizmetin verildiği hususundaki ispat yükünün davacı tarafta olup davacının bugüne kadar bu iddiasını destekler hiçbir kanıt sunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin davacıdan olan komisyon alacakları ve fatura alacaklarının mevcut olduğunu, bu alacaklar yönünden takas-mahsup taleplerinin bulunduğunu, müvekkili şirketin alacaklarının ticari defterlerin incelenmesi neticesinde sabit olacağını, bu nedenlerle davanın reddini, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 7.444,00-TL asıl alacak ve 285,15-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.729,15-TL borcun ödenmesi amacıyla 12/02/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 19/02/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 20/02/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Bilirkişiler ...'in 11/06/2026 tarihli raporunda özetle; Mali İncelemeler Neticesinde; Davacı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı taraf ticari defterlerine göre icra takip tarihi 12.02.2025 tarihi itibariyle davacının davalıya 5.578,85 TL borçlu göründüğü, takip konusu 7.444,00 TL bedelli faturanın yanlış işlendiğinin davalı cari hesabına alacak kaydı olarak işlenmesi gerektiğinin kabulü halinde ise, davacının davalıdan 1.865,15 TL alacaklı görüneceği davalı tarafın ticari defterlerinde davacı firmaya 30.790,09 TL borçlu göründüğü, taraf ticari defterlerinin incelenmesinde, cari hesap bakiyelerinin birbirini doğrulamadığı ve taraf kayıtlarında farklı tutarların yer aldığı, davaya konu ödenmediği iddia edilen faturanın 15.01.2025 tarihli, ... numaralı ve 7.444,00 TL bedelli fatura olduğu, bununla birlikte taraflar arasındaki ticari ilişkinin ... isimli çevrimiçi rezervasyon platformu üzerinden yürütüldüğü, rezervasyon, komisyon, tahsilat ve bakiye bilgilerinin ağırlıklı olarak söz konusu platform üzerinden takip edildiği, bu platforma davalının davacı şirkete 7.444,00 TL borçlu olduğunun göründüğü, taraflar arasındaki örtüşmeme farkının, özellikle 2024 yılı ve önceki dönemlerde davalı ticari defterlerinde yer alan ... ve benzeri rezervasyon/tahsilat kayıtlarının davacı ticari defterlerinde olmamasından kaynaklandığı, aynı ticari ilişkisi kapsamında davalının takas mahsup define konu edebileceği karşılık alacağının bulunmadığı, tarafların takip konusu faturayı ticari defterlerine kayıt ettiği söz konusu faturaya itiraz edildiğine veya iade edildiğine dair dosyada mevcut bilgi ve belge bulunmadığı, dava dosyasında mevcut GİB tarafından Davacı ve Davalı şirkete ait Ba-Bs Formlarında eksiklik olduğu, karşılaştırma yapılmadığı, anacak faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasında davacı tarafından faiz talep edileceğine yönelik olarak herhangi bir sözleşme/teamül bulunmadığı, davacının işlemiş faiz talep edemeyeceği, dosyaya sunulan sözleşme örneğinde sözleşmede taraflara ait imza veya elektronik onay kayıtları bulunmadığı, tarafların inkar tazminatı taleplerinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Teknik İncelemeler Neticesinde; Davacı tarafa ait ... isimli otel için davalı ....com sitesinde yapılan inceleme neticesinde ... isimli otelin davalı tarafa ait https://www.....com adresli internet sitesinden aktif olarak yayınlanmakta olduğu, otele ait tüm bilgilerin internet sitesinde kayıtlı olduğu ve ... isimli otel ekranında seçenekli olarak 6 farklı oda seçimi yapılabildiği, davacı otelinin davalı sisteminde tüm verileri ile kaydedilmiş olduğu ancak davacı otelinin rezervasyona kapalı durumda göründüğü, müşterilerce kaydedilen değerlendirme mesajları incelendiğinde, 269 müşteriden geri bildirim mesajı kaydedildiğinin görüldüğü, davacı tarafça sunulan 1 adet ödenmemiş fatura bilgisi ile davalı taraf muhasebe birimince sunulan fatura listesi karşılaştırıldığında davalının dava dosyasına sunduğu ... numaralı faturanın davalı taraf platformunda borç olarak yer aldığı; davacının davalıdan talep edebileceği alacak miktarının 7.444,00 TL olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLER: - -.... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyası, -Bilirkişi raporu,

-... Vergi Dairesi Müdürlüğünden ve Küçükköy Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen müzekkere cevapları, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Davacı, internet sitesi üzerinden verilen rezervasyon hizmet sözleşmesine dayalı ticari ilişki nedeniyle açık cari hesap kapsamında takibe dayalı faturaların ödenmediğinden bahisle itirazın iptalini talep ederken, davalının borçluluğu inkar ederek davanın reddini aksi halde takas mahsup yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. Maddesi ile mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğine karar verilmiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; konaklama platformu sunulması ve rezervasyon üzerinden komisyonla gerçekleştirilen hizmet/aracılık sözleşmesi kapsamında talep edilen alacağın fatura ve açık cari hesaptan takip edildiği, alınan bilirkişi raporuna göre taraf defterlerinin fatura bedelleri yönünden uyuştuğu, davacının takibe konu ettiği asıl alacağa dair 7.444,00-TL bedelli faturanın davalı defterinde ve kullanılan platformunda kayıtlı olduğu, davalının faturaya itiraz etmeyerek ticari defterlerine kaydettiği, davalının defterlerine göre davacıya 30.790,09-TL borçlu göründüğü, platform üzerindeki bilgilerden ise davalının 7.444,00-TL miktarda davacıya borçlu göründüğü, davacı defterlerinde bu miktardan daha az alacak görünse de bu durumun takibe konu ettiği faturayı ters şekilde borç kaydetmesinden dolayı ortaya çıktığı, ancak diğer kayıtların ve davalının faturayı kabulünün aksini ispata yeter deecede olduğu, davacının takip tarihi itibariyle takipteki asıl alacak miktarı kadar alacaklı olduğu, davalının takas mahsup define yönelik bir kaydın defterlerden görülmediği gibi bu savunmanın dayanağının da bulunmadığı, mahsubu gereken bir komisyon tutarına dair davalı defterinde alacak kaydı görülmediği veya faturadan bu miktarın düşülmesi gerekliliğine dair fatura itirazı bulunmadığı, davalı defterlerinden de itirazsız kesnleşen aynı miktardaki alacaklılık durumunun talep edilen asgari bedelde örtüştüğü, bu kayıtlara itibar edilerek takipteki asıl alacağın varlığı ve miktarının ispatlandığının kabulü gerektiği, davacının davalıyı temerrüde düşürecek bir işlemi bulunmamakla birlikte sözleşmesel bir vadenin de olmadığı görüldüğünden işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne karar verilerek takipteki asıl alacağa ilişkin itirazın iptali gerekmiştir. İcra İnkar Tazminatı Yönünden; Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, davacı alacağının davalı defterlerinden açıkça görüldüğü, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kötüniyet Tazminatı yönünden; Kötüniyet tazminatı İİK 67/2 maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Reddedilen işlemiş faiz talebi yönünden açıklanan şekilde tespit veya ispat bulunmadığından, yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın Kısmen Kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 7.444,00-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin Reddine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 1.488,80-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davalının yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin Reddine, 4-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 615,40-TL harç mahsup edilerek kalan 116,60-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.230,80-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 7.444,00-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 285,15-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.510,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red durumuna göre 12.048,47-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 4.600,00-TL'nin kabul-red oranına göre 4.430,29-TL'sinin davalıdan; bakiye 169,71-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/07/2026

Katip ... Hakim ... e-imza e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/620, K. 2026/614, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-620-e-2026-614-k-8c3a2ed0806b