İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/415 E. 2026/862 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/415
- Karar No
- 2026/862
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/415 Esas KARAR NO : 2026/862
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/04/2026 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı ... adına kayıtlı ve davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkiline ait ... plakalı araca çarpması sonucunda dava konusu trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin aracını ticari işleri için kullandığını, aracın uzun süre tamirde kaldığını, kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek davanın kabulüne, şimdilik ...-TL kazanç kaybının kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır. Davalılara usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalılar davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı kazanç kaybı zararına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir Mahkememizce öncelikle görev hususu incelenmiş olup, bu kapsamda gerçek kişi davacının tacir olup olmadığı araştırılmıştır. Davacının tacir olup olmadığının tespiti için ... Sanayi ve Ticaret Odası'na, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na, ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve ... Vergi Dairesi Başkanlığı'na müzekkereler yazılmış olup, gelen müzekkere cevaplarının incelenmesinde, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kaydının bulunmadığı, davacının esnaf sicilinde kaydının bulunduğu, davacının basit usulde defter tuttuğunun ve 2025 yılına ait gayri safi hasılat miktarını gösteren YGV beyannamelerinin gönderildiği görülmüştür. Dava konusu aracın ticari araç olarak sicilde tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Trafik tescil kayıtlarında aracın "ticarî" olarak nitelendirilmesi, davayı kendiliğinden ticarî dava haline getirmez. İdarenin araçları trafik siciline tescil ederken yaptığı sınıflandırma, davanın ticarî dava olup olmadığının tespitinde tek başına belirleyici değildir.(Benzer yönde; Yargıtay 20. HD, 2020/308 E, 2020/710 K; 2016/9958 E, 2016/9959 K) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde ticari davalar belirlenmiş olup, 5. Maddede ticari davalara Ticaret Mahkemelerince bakılacağı düzenlenmiştir. Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkin olup, davaya bakan mahkeme görevli olup olmadığı hususunu kendiliğinden değerlendirmelidir. Mutlak ticari davalar yanında nisbi ticari davalar da bulunup, TTK'nun 4 maddesi 1 bendine göre, bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Maddedeki ticari işletme kavramının neyi ifade ettiği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK'nun 11 maddesinde ticari işletme tanımı yapılmış ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükmüne binaen, 21/07/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre VUK 177.maddesinde belirtilen hadlerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanların yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların tamamı dikkate alınarak bu rakamları aşanlar tacir olarak kabul edilmiştir. Nispi ticari dava yönünden yukarıdaki açıklamalara göre davacı gerçek kişinin durumu incelendiğinde, davacının basit usulde vergi mükellefi olduğu, ticaret sicil müdürlüğünde kaydının bulunmadığı, esnaf sicil kaydının bulunduğu, V.U.K.177. Maddeye tabi olmadığı ve buna göre de esnaf sınırının aşılmadığı görülmüştür. Yukarıdaki tespitlere göre, olayda TTK 4.maddesi anlamında mutlak ve nispi ticari davanın söz konusu olmadığı, her ticari işin de ticari dava olmayacağı, yine görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup yorum yolu ile genişletilemeyeceği, davacı tacir olmadığından mahkememizin görevli bulunmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Neden ve kanıtları yukarıda açıklandığı üzere, 1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra: a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı.06/10/2026
Katip ... (e-imzalıdır)
Hakim ... (e-imzalıdır)