Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2281 E. 2026/139 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2281
- Karar No
- 2026/139
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2281 - 2026/139 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/2281 KARAR NO : 2026/139
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2026 NUMARASI : 2026/354 Esas - 2026/661 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ :30/09/2026 YAZIM TARİHİ :30/09/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2026 tarihli ve 2026/354 Esas- 2026/661 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının alacaklı olduğu 20.12.2024 düzenleme tarihli 18.08.2025 ödeme tarihli 1.000.000,00-TL bedelli bonoyu davalı bankanın ... ... şubesine ödeme protestosu çekilmesi için teslim etmiş olmakla 20.08.2025 tarihinde protesto çekildiğini, davacının alacaklı olduğu yukarıda bilgileri yazılı bono davalı banka tarafından kaybedilmiş/zayi edildiğinin, davacının, davalı (borçlu) tarafla iletişim kurmaya çalıştığını, alacağını almak istemiş fakat alamadığını, davalı bankaya 11.12.2025 tarihinde ....Noterliği'nin 22185 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, ancak ihtarnameye herhangi cevap verilmediğini, davacı cebri icra yoluna başvurmuş, ... İcra Müdürlüğü'nün 2025/9779 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız haciz yolu ile takibe geçilmiş olup söz konusu ödeme emri davalı tarafa 23.12.2025 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ olunduğu, davalı bankanın itirazda bulunduğunu, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla takip tarihi itibariyle, 1.003.335,61 TL asıl alacak ve işlemiş faizinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe borçlu/davalı tarafın dilekçesi ile haksız ve kötüniyetli itirazı sonucunda takibin durduğunu, davanın kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2025/9779 Esas sayılı dosyasındaki borçlunun itirazının iptali ile takibin devamını, i haksız ve kötü niyetli olan davalı borçlunun, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının hukuki yolları tüketmeden açtığı işbu davanın, dava şartı olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle ve erken açılmış bir dava olması sebebiyle HMK m. 114 ve 115 uyarınca usulden reddine, Mahkemenin aksi kanaatte ise, esasa ilişkin beyanları doğrultusunda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı, davalı bankanın güven kurumu olduğundan bahisle haksız fiil hükümlerine göre doğrudan sorumlu olduğunu iddia etmekte ise de, davalı bankanın özen yükümlülüğünü ihlal etmesi, onu kambiyo senedinin asıl borçlusu haline getirmez. Bankanın sorumluluğu, ancak hamilin, çekin zayi olması nedeniyle kambiyo hukukundan doğan haklarını asıl borçlulara karşı ileri süremez hale gelmesi ve bu nedenle bir zarara uğramasının ispatlanması şartına bağlıdır. Davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için; hamilin, zayi nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı malvarlığı olduğu halde gerek çek borçlusu gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekmediği halde çekin keşide tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir. Davacının, bankaya verilen çekin zayi olması halinde öncelikle keşideci ve cirantalara karşı yasal yolları tüketmesi gerekmektedir. Davalı bankanın sorumluluğu, bu yolların tüketilmesine rağmen alacağın tahsil edilememesi halinde ve bu durumun çekin zayi olmasıyla illiyet bağı kurulabildiği takdirde doğabilecek ikincil nitelikte bir sorumluluktur. Açıklanan tüm bu sebeplerle davacının davalıdan alacak talebinde bulunabilmesi, ilgilisine başvurulup, alacağın tahsil edilmemesi sonucu doğduğu durumlarda mümkün olacağından ve bu yol tüketilmeden açılan davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı bankanın tahsil için teslim edilen bonoyu kaybettiğini, bu nedenle müvekkilin kambiyo hukukundan doğan haklarını kullanamadığını, bononun zayi olması nedeniyle keşideciye karşı bonoya dayalı takip yapma imkanını kalmadığını, müvekkilin temel ilişkiyi başka delillerle ispatlama imkanını bulunmadığını, bu nedenle keşideciye karşı temel ilişkiye dayalı dava açmamasının beklenemeyeceğini, zararın doğmasına davalı bankanın bonoyu kaybetmesinin sebep olduğunu ve zararın banka tarafından karşılanması gerektiğini iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, davalı banka tarafından kaybedilen bono nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvuruda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya konu bononun banka tarafından kaybedildiği hususunun çekişmesiz olduğu, bankanın vekil hamil durumunda olduğu, bankanın bonoyu kaybetmesi nedeniyle davacı bir zarara uğramış ise bu zararını davalı bankadan istenebileceği, zararın davalı bankaca karşılanabilmesi için, davacının, öncelikle bonoyu düzenleyen borçlu ile diğer müracaat borçluları aleyhine hukuki yollara başvurması, ancak bononun mevcut olmaması sebebiyle alacağını ispatının ve buna bağlı olarak alacağını tahsilinin imkansız hale gelmesi gerekmektedir. Somut olayda, davalı bankanın bonoyu kaybetmesi nedeniyle bono hakkında zayi kararı aldığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına, vekil konumunda olan davalı bankanın bononun kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, hamilin zayi nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi veya çekin keşide tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesinin gerekmesine göre, ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine yönelik tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2026 tarihli ve 2026/354 Esas- 2026/661 Karar sayılı kararı aleyhine davacı aleyhin tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak alındığından BU KONUDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesi'nce İADESİNE, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır