Diğer ·

2024/123 E. 2026/190 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2024/123
Karar No
2026/190
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/123 KARAR NO : 2026/190

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/08/2024 KARAR TARİHİ : 16/09/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1963 yılında ...’da kurulan pek çok firmayı bünyesinde barındıran sektöründe lider şirketler grubu olduğunu, hazır giyim mağazalarından olan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi markaların sahibi olduğunu, ... markasını ilk kez ... yılında ...’da tescil ettirdiklerini, ... tarih ve ... sayı ile ... nezdinde pek çok ülkede pek çok farklı sınıfta tescil edildiğini, 100’ün üzerinde ülkede tescilli olduğunu, TPMK nezdinde, ilk kez ... tarih ve ... sayı ile tescil ettirdiğini,... sayı ile aynı zamanda tanınmış markalar sicilinde yer aldığını, Müvekkilinin ... ve ... esas unsurlu markalarının tüketiciler tarafından büyük bir ilgiyle takip edildiğini, ... 61.8 milyon, ...’ta yaklaşık 31 milyon, ...’da ise 1.3 milyon kişi tarafından takip edildiğini, Müvekkilinin ... markasının pek çok mahkeme kararıyla da tanınmış marka olarak kabul edildiğini, keza YİDK kararlarında da aynı şekilde yüksek ayırt ediciliğe sahip tanınmış marka olarak kabul edilmekte olduğunu, ... tarafından hazırlanan hukuki mütalaada da tanınmış marka olduğunun ayrıntılı şekilde ifade edildiğini, TPMK nezdinde,... sayılı markalarının tescilli olduğunu, keza WIPO ve EIPO nezdinde de tescilli olduklarını, Davalılardan ... adına tescilli olan... tescil numaralı “...” markasının, ... hükümleri uyarınca iptal edilmesi gerektiğini, SMK 6/1 uyarınca markaların benzer olduğunu, aynı / benzer mal / hizmet sınıflarında tescilli olduğunu, ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunması nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkilinin ilgili ürünler üzerinde kullanımını gösterir fatura ve ürün görsellerinin dava dilekçesi ekinde ... altında sunulduğunu, Müvekkilinin gerek mağazalarında ve gerekse internet platformlarında ... ve ... esas unsurlu markalarını 09.sınıf kapsamında bir çok ürün üzerinde son derece yoğun bir şekilde kullanmakta olduğunu, Davaya konu “...” markasıyla aynı olan ...sayılı markanın da yapılan itiraz neticesinde tümden reddedildiğini, Müvekkili markasının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi itibariyle SMK’nın 6/5 maddesi uyarınca da davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, Davalının kötü niyetli olduğunu, oldukça benzer şekilde oluşturulan davaya konu markayla ilgili olarak müvekkilinin ... esas unsurlu markalarından habersiz olamayacağı ve kötü niyetli olarak tescil edildiğini, SMK’nın 6/9 maddesine göre hükümsüz kılınması gerektiğini, Müvekkili şirketin sınai mülkiyet hakkı olan ... alan adının sahibi olması sebebiyle asli unsur olan ... ibaresinin davalının markasında birebir bulunması nedeniyle SMK’nın 6/6 maddesi uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiği, SMK’nın 6/3 maddesi kapsamında da ... asli unsurunu içeren markalarda müvekkili şirketin gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, bu nedenle davaya konu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, Davalılar kullanımlarının müvekkilinin ... ve ... esas unsurlu markalarına yönelik marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıların kullanımlarına ilişkin örnek görsellerin müvekkil adına yapılan online noter tespiti neticesinde ... 19.Noterliğinin ... tarihli ve ... ve ... yevmiye numaralı e-tespit tutanakları ile de tespit edildiğini, bunun yanı sıra davalıların dava konu markayı güneş gözlükleri için “...” adresinde yer alan işyerlerinde fiziki olarak kullanmakta olduğunun tespit edildiğini, ayrıca “....” adresinde yer alan işyerinde de kullanılmakta olduğunu, tüm bunların yanı sıra gözlük ürünlerinde markaların gözlüğün camı, sapı ve/veya silme bezi gibi yüzeylerde oldukça küçük fontlar ile kullanıldığını, bu durumun ise karıştırılmaya daha kolay sebebiyet verebileceğini, davalılar kullanımlarının SMK’nın 7/2-a, b ve c maddelerine göre tecavüz teşkil ettiğini, aynı zamanda TTK’nın 55/a maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, Davalılara ait müvekkilinin marka haklarını ihlal eden “...” esas unsurlu alan adının SMK’nın 7/3-d maddesi kapsamında iptali ve sicilden terkin edilmesi gerektiğini, Dava konusu ... no.lu ... markasının SMK m. 6/1, 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini; Davalıların markasal kullanımının müvekkilin marka hakkında tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile ... alan adının iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini, sosyal medya hesabındaki ve ...’daki sanal mağaza içeriklerinin kaldırılmasına, tüm online platformlara Türkiye’den erişimin engellenmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. Davalılar tarafından ayrı ayrı sunulan cevap dilekçelerinin birbiriyle aynı olduğu, dilekçelerde özetle; Davaya konu markalarının TPMK tarafından tescil edildiğini, koruma altında olduğunu, marka başvurusu aşamasında da TPMK nezdinde davacı tarafından itiraz edildiğini ancak markalarının tescil edildiğini, davacının iddia ettiği gibi kesinlikle taklit ya da andırma veya çağrıştırma amaçlı konulmadığını, memleketi olan ...’da bir yayla adı olduğunu, tüm bunlara rağmen davacı tarafından kendilerine davaya konu markanın gönüllü olarak geri çekilmesi için ihtar gönderildiğini, bu ihtara karşı itiraz ettiklerini, dosyada mevcut 29.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda SMK’nın 6/1, 6/3, 6/5 ve 6/9 hükümlerine göre hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını ve haksız rekabet veya marka tecavüzü teşkil etmediğinin tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu marka tescilinin SMK’nın 155.maddesi gereğince davalıların kullanımlarını meşru hale getirmediğini, somut olayda SMK 6/1 maddesi şartlarının oluştuğunu, yaygın olarak bilinmeyen bir yayla adı olduğu iddiasının markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığını, davalılara dava ikame edilmeden önce gönderilen ihtarnamenin huzurdaki davaya etkisinin olmadığını, 29.08.2024 tarihli bilirkişi raporu ihtiyati tedbir talebine ilişkin olduğunu, itiraz üzerine Sayın Mahkemece ihtiyati tedbir talebine yönelik yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verildiğini, davalarının tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II.DELİLLER TPMK'ye 06/08/2026 tarihinde müzekkere yazıldı, 07/08/2026 tarihinde cevap gelmiştir. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen Marka vekili ... ve Bilişim uzmanı ... tarafından düzenlenen 29/08/2024 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davalı markası ... ibaresini ihtiva etmekle beraber davacı yanın seri markalarının asli unsuru ... ibaresidir. Davacı markasından farklı olarak ibareni başından ... ibaresi yer almaktadır. Davalı markasında İ harfinin noktası sarı renkte, ... harfleri orta çizgisiz ve ... harfinin sol kısmı daha uzun şekilde yazılarak oluşturulmuştur. İki marka ibaresi de siyah renkli harflerle yazılmıştır. Davalıya ait ... ibareli markada davacıya ait ... ibaresi, ibarenin son 4 harfinde yer almaktadır. Markaların başlangıç kısımları farklılık arz etmektedir. Yine davalı markasında davacı markasından farklı olarak ... harfleri orta çizgisiz, ... harfinin noktası sarı renkte ve ... harfinin sol kısmı daha uzun yazılarak kelimeye farklı bir yazı stili kazandırılmıştır. Kelime ibareleri kavramsal ve işitsel olarak da benzerlik arz etmemektedir. Dolayısıyla davalı markasının ihtiva ettiği ibarenin başlangıcındaki farklılık, farklı yazı stili ve markaların kavramsal olarak da benzerlik arz etmemesi göz önüne alındığında; davalı markasının ihtiva ettiği farklılıkların, markayı davalı markasından uzaklaştırmaya yeterli olduğu, davalı markası ile davacı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin var olduğundan bahsedilemeyeceği kanaati heyetimizde hâkimdir.” gerekçeleriyle SMK’nın 6/1 hükmüne göre hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, “Davacı yanca gerçek hak sahipliği iddiasında bulunulan ibareler ile davalı yan markasının birbirinden uzaklaştığı ve davacı yanın iddia olunan ibareler bakımından gerçek hak sahipliği ortaya konulsa dahi dava konusu markalar arasında benzerliğin tespit edilemediği”, davalının ... başvuru numaralı ... ibaresini ihtiva eden markasının SMK m.6/3 bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, “Her ne kadar davacıya ait ... markasının tanınmış marka niteliği haiz olduğu kanaatine ulaşılmış ise de davacı yanca tanınmışlık iddiasında bulunulan ibareler ile davalı yan markasının birbirinden uzaklaştığı ve dava konusu markalar arasında benzerliğin tespit edilemediği” gerekçeleriyle davalının ... başvuru numaralı ... ibaresini ihtiva eden markasının SMK m.6/5 bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, “Davacı yanın bir sınaî mülkiyet hakkı olan ... alan adının sahibi olduğu dosya münderecatından anlaşılabilmek ile birlikte, davacı yanın alan adını oluşturan “...” ibaresi ile davalı yan markasının birbirinden uzaklaştığı ve davacı yana ait alan adının asli unsuru ile dava konusu markalar arasında benzerliğin tespit edilemediği” gerekçeleriyle davalının ... başvuru numaralı ibaresini ihtiva eden markasının SMK m.6/6 bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, “Markadan haberdar olmanın tescilin kötü niyetli olarak yapıldığının ispatında tek başına yeterli değildir. Asıl olanın iyiniyet olması ilkesi çerçevesinde dosya münderecatında aksi yönde başkaca bir verinin de bulunmaması ve ve davacı markaları ile davalı yan markasının birbirinden uzaklaştığı ve dava konusu markalar arasında benzerliğin tespit edilemediği yönündeki” gerekçeleri kapsamında SMK 6/9 kapsamında davalı yana ait tescilli markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, SMK’nın 6/1 yönünden hükümsüzlük şartlarının oluşmadığına ilişkin benzer gerekçeler ile marka tecavüzünün olmadığı, “Yargıtay 11. Hukuk dairesi 14.03.2022 tarih, ... e. ve... k. Sayılı kararı doğrultusunda içtihat değiĢikliği göz önüne alınarak davalı yanın eylemlerinin, TTK 54. ve 55 Maddeleri kapsamında haksız rekabet teĢkil edip etmeyeceğinin takdiri Sayın Mahkemenize ait olmakla birlikte davacı yanın markalarına tecavüz teşkil etmeyen davalı kullanımlarının davacı yan ile haksız rekabete de sebebiyet vermeyeceği” gerekçeleriyle kullanımların haksız rekabet teşkil etmediği, yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen Sektör uzmanı ... ve Marka uzmanı ... tarafından düzenlenen 14/05/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; “Davacı adına tescilli olan ... no.lu “...”, ...no.lu “...” ve ... no.lu “...” markalar yazı unsurundan ibarettir. Markalarda şekil unsuru bulunmamaktadır. ...no.lu markadaki “...” ibaresi Türkçede “köken, menşe” anlamına gelen, kaynağa işaret eden bir ibare olup tek başına bir markaya ayırt edicilik kazandıran bir unsur değildir. Davacı markalarının esas unsuru “...” ibaresidir. Davacının ... no.lu “...” markasının tanınmış marka olarak korunduğu ve yakın tarihli mahkeme kararlarından tespit edildiği üzere “...” markasının halihazırda tanınmış marka statüsünde olduğu göz önüne alındığında, “...” markası yüksek ayırt ediciliği olan bir markadır.Hükümsüzlüğü talep edilen “...” markası yazı unsurundan ibarettir. Markada şekil unsur bulunmamaktadır. Markanın esas unsuru “...” ibaresidir. Bu ibaredeki “...” davacı markası ile aynıdır. “...” ibaresi başına “...” ibaresinin eklenmiş olması davacı markasında uzaklaşmak için yeterli değildir. Zira, yukarıda da belirtildiği üzere, davacı markası tanınmış bir marka olduğundan, alelade bir markanın sahip olduğu ayırt edicilikten daha yüksek bir ayırt ediciliğe sahiptir. Davalı markası ortalama tüketici nezdinde davacı markasının seri markası olarak algılanabilecektir. Somut olayda, taraflar arasında ihtilaflı olan husus “...” ibaresidir. Taraf markalarının tescilli olduğu .... sınıf hizmetlerde “...” ibaresi tanımlayıcı bir ibare olmayıp, ayırt edici bir ibaredir. Davacının “...” markası tanınmış marka statüsünde olması bu ayırt ediciliği daha da artırmaktadır. Davacı markasının sahip olduğu tanınmışlık nedeniyle marka arttırılmış ayırt ediciliğe sahiptir. Bu yönüyle esas unsuru “...” olan davacı markası ile benzer olan davalının “...” markası davacı markasının seri markası olarak algılanabileceklerdir. Markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali olduğu gerekçesiyle SMK m. 6/1 uyarınca hükümsüzlük koşullarının olduğu kabul edilebilir. Davacı taraf gerçek hak sahipliği iddiasıyla SMK m. 6/3’e dayalı hükümsüzlük talebinde bulunmuşsa da ilgili maddede tescilsiz olarak kullanılan markalara yönelik bir düzenlemedir. Davacının ... sınıfta tescil edilmiş olan ... no.lu “...” markası, davacının gerçek hak sahipliğini ispat etmek amacıyla sunduğu belgelerden çok önceki tarihlidir (26.03.1997). Dosya kapsamına göre davacının “...” ibaresi üzerindeki hak sahipliği ilk kullanımla değil tescil yoluyla doğmuş olduğundan SMK m. 6/3’e dayalı hükümsüzlük koşulları olmadığı kabul edilebilir. Davacının “...” markasının, davalı adına tescilli olan...no.lu “...” markasının başvuru tarihinden önce tanınmış marka statüsünde olduğu tespit edilmektedir. Davacı markasının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerin oluşması mümkün olduğundan, dava konusu ... no.lu “...” markasının SMK m. 6/5’e dayalı hükümsüzlük koşulları olduğu kabul edilebilir. Davacı tarafın hak sahibi olduğu ... alan adında geçen “...” ibaresi ile davalı tarafın “...” markası benzer olduğu ve karışıklığa sebebiyet verebileceği gerekçesiyle SMK m. 6/6’ya dayalı hükümsüzlük koşullarının olduğu kabul edilebilir. Somut olayda davalı tarafın marka tescilinde kötüniyetli olduğunu (markaları yedekleme, şantaj vs. amaçlarla tescil edildiğini) gösterir bir delil sunulmamış olmakla karşı davada SMK m. 6/9’a dayalı hükümsüzlük koşullarının olmadığı kabul edilebilir. Davalıların sosyal medya hesaplarında ve ... adlı online satış yerindeki sanal mağazada “...” ibaresini markasal etki yaratacak şekilde kullanıyor oldukları tespit edilmektedir. Davalıların “...” markasının bütünüyle bıraktığı izlenim itibariyle davacının tanınmış “...” markasında yeterince farklılaşmış olduğu, davalıların markasal kullanımının davacı markasından haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği gerekçesiyle marka hakkına tecavüz koşullarının olduğu kabul edilebilir. Davalıların sosyal medya hesaplarında ve ... adlı online satış yerindeki sanal mağazada “...” ibaresini markasal etki yaratacak şekilde kullanıyor olmaları marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay’ın tescilli sınai hakların SMK ve TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle kümülatif olarak korunabileceği yönündeki içtihadındaki değişikliği göz önüne alınarak, davaya konu eylemin TTK m. 55/1/a/4 uyarınca haksız rekabet teşkil edip etmediğinin takdiri Sayın Mahkemeye aittir. Yargıtay’ın tescilli sınai hakların SMK ve TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle kümülatif olarak korunabileceği yönündeki içtihadındaki değişikliği göz önüne alınarak, davaya konu eylemin TTK m. 55/1/a/4 uyarınca haksız rekabet teşkil edip etmediğinin takdiri Sayın Mahkemeye aittir.” şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen Bilgisayar mühendisi ..., Marka vekili ...ve Sektör bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 26/02/2026 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davacıya ait internet sitesinin aktif olduğu, kadın, erkek, çocuk, ev ve kozmetik gibi kategorilerde ürün satışının yapıldığı, alan adının 1997 yılında kayıt ettirildiği, davalıya ait internet sitesinin ise mevcut durumda aktif olmadığı ve 2022 yılında kayıt edildiği, davalı adına kayıtlı sosyal medya hesaplarının bulunduğu, ... üzerinde davalı şirket adına mağaza açıldığı, ... Haritalar üzerindeki işletme kayıtlarında "..." ibareli ürünlerin satışının yapıldığının tespit edildiği, sektörel inceleme neticesinde ürünlerde kullanılan hammaddelerin ve cam özelliklerinin tüm gözlük üreticileri tarafından kullanılan ortak malzemeler olduğu ve herhangi bir markaya özgü olmadığı, marka hukuku yönünden davalının markasının davacı markalarıyla benzer olduğu, mal ve hizmet sınıflarının benzerliği ile karıştırılma ihtimali nedeniyle SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davacı markalarının tanınmışlığı, Türkiye genelindeki bilinirliği, haksız yararlanma ve sulandırma halinin bulunması nedeniyle SMK’nın 6/5 maddesi kapsamında da hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının markasının davacının alan adını içerdiği ve yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı için SMK’nın 6/6 maddesi yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, dosya kapsamında davalı yönünden kötü niyetin ispatlanamadığı, davalı kullanımlarının davacı markalarıyla benzerliği ve halk nezdinde karıştırılma ihtimali nedeniyle SMK’nın 7/2-b ve 7/2-c maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, ortalama tüketicinin markaları benzer algılayacağı ve bu durumun TTK’nın 55/1/a/4 maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturabileceği kanaatine varılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; Davalı ... adına tescilli ... tescil numaralı ''..." markası yönünden SMK'nın 25/1, 6/1, 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, davalıların markasal kullanımlarının davacının ''...'' markaları ile benzer olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği, tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve kaldırılması talepleri yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığı, SMK'nın marka hakkına ilişkin hükümleri ile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin kümülatif tatbikinin gerekip gerekmediği noktalarında toplandığı anlaşıldı. IV. GEREKÇE İncelenen dava dilekçesinde birden fazla talep bulunduğu görülmekle, hüküm fıkrasına göre takip edilen sıraya uygun şekilde kararın gerekçelendirmesi ile mübrez 3 bilirkişi raporunun ilk 2'sinin kendi arasında çelişki ihtiva ettiğinin tespiti ile alınan 3. Bilirkişi raporuna neden itibar edildiğinin açıklanması lüzumu görülmekle; gerekçe toplam 3 bölüm şeklinde hazırlanmıştır. İlk bölümünde çelişkiye konu 29/08/2024 ve 14/05/2025 tarihli heyet raporları değerlendirilerek netice itibariyle hükme esas alınan 26/02/2026 tarihli heyet raporuna ilişkin açıklamalarda bulunulacak, devam eden ikinci bölümde hüküm fıkrası hukuki gerekçelendirilecek son bölümde ise somut olaya uygun emsal Yüksek Yargı Kararı sunulacaktır. Birinci bölüm: Marka ve bilişim uzmanından teşkil eden heyetin çalışmalarına konu 29/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Hükümsüzlüğü istenen ... adına tescilli ... tescil numaralı ... markasına ilişkin; davalı markası ... ibaresini ihtiva etmekle beraber davacı yanın seri markalarının asli unsuru ... ibaresi olduğu, davacı markasından farklı olarak ibareni başından ... ibaresi yer aldığı, davalı markasında ... harfinin noktası sarı renkte, ... harfleri orta çizgisiz ve ...harfinin sol kısmı daha uzun şekilde yazıldığı, iki marka ibaresi de siyah renkli harflerden oluştuğu, davalıya ait ... ibareli markada davacıya ait ... ibaresi, ibarenin son 4 harfinde yer aldığı tespit edilerek markaların başlangıç kısımlarının farklılık arz ettiği, yine davalı markasında davacı markasından farklı olarak ... harfleri orta çizgisiz,... harfinin noktası sarı renkte ve ... harfinin sol kısmı daha uzun yazılarak kelimeye farklı bir yazı stili kazandırıldığı, kelime ibarelerinin kavramsal ve işitsel olarak da benzerlik arz etmediği belirtilerek SMK madde 6/1 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Davalının kullanımları, ...Sınıfta Gözlük Emtiası üzerinde gerçekleştiği, bu haliyle ilgili kullanımların kesintisiz ve yoğun olarak devam ettiği ve bu eksende davacı yanın ilgili emtialar bakımından gerçekleştirdiği kullanımlar ile ilgili emtialarda markasına dava konusu markanın başvuru konusu edildiği tarihlerden önce marufiyet kazandırır nitelikte olduğu kanaati ile davalının faturalarda satışa konu edilen ürünlerin ... markasını ihtiva edip etmediği dosya münderecatından anlaşılamadığı, yine arz edildiği üzere davalı markası ile davacı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin var olduğundan bahsedilemeyeceği kanaati ile SMK madde 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Her ne kadar davacıya ait ... markasının tanınmış marka niteliği haiz olduğu kanaatine ulaşılmış ise de davacı yanca tanınmışlık iddiasında bulunulan ibareler ile davalı yan ... markasının birbirinden uzaklaştığı ve dava konusu markalar arasında benzerliğin tespit edilemediği kanaatiyle SMK madde 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Davacı yanın bir sınaî mülkiyet hakkı olan ... alan adının sahibi olduğu dosya münderecatından anlaşılabilmek ile birlikte, davacı yanın alan adını oluşturan ... ibaresi ile davalı yan markası ...'nın birbirinden uzaklaştığı ve davacı yana ait alan adının asli unsuru ile dava konusu markalar arasında benzerliğin tespit edilemediği kanaatiyle SMK madde 6/6 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Nihayetinde ise dosya kapsamında davalının kötü niyetinin sübutuna ilişkin sabit bir delil bulunmadığı kanaatiyle SMK madde 6/9 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Raporun devamında ise SMK 7 ve 29 maddeleri kapsamında gerçekleştirilen tecavüz ve TTK kapsamındaki haksız rekabet incelemesi yönünden de; Kullanımlarda ihtiva edilen ibarenin başlangıcındaki farklılık, farklı yazı stili ve ibarelerin kavramsal olarak da benzerlik arz etmemesi göz önüne alındığında; kullanımlarda ihtiva edilen farklılıkların, ilgili kullanımları davalı markasından uzaklaştırmaya yeterli olduğu, tespit edilen kullanımlar ile davacı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin var olduğundan bahsedilemeyeceği kanaatiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığına ilişkin görüş bildirilmiştir. Davacı taraf vekilinin rapora itirazları kabul edilerek dosya farklı bir heyete tevdi edilmiş, sektör ve marka uzmanın bulunduğu heyet tarafından hazırlanan 14/05/2025 tarihli raporda ise; Somut olayda davaya dayanak yapılan markalardan ... no.lu “...”, ...no.lu ... ve ... no.lu ... markalar davalının ...no.lu ... markasından daha önce ... sınıfta aynı/benzer emtialar için tescil edildiği, hükümsüzlüğü talep edilen ... markası yazı unsurundan ibaret olduğu, markada şekil unsurunun bulunmadığı, markanın esas unsuru ... ibaresi olduğu, bu ibaredeki ... ibaresinin davacı markası ile aynı olduğu, ... ibaresi başına ... ibaresinin eklenmiş olması davacı markasında uzaklaşmak için yeterli olmadığı, zira davacı markası tanınmış bir marka olduğundan, alelade bir markanın sahip olduğu ayırt edicilikten daha yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olduğu, bu sebeple davalı markasının ortalama tüketici nezdinde davacı markasının seri markası olarak algılanabileceği, karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatiyle somut olayda SMK madde 6/1'in yasal koşullarının oluştuğu, Dosya kapsamına göre davacının ... ibaresi üzerindeki hak sahipliği ilk kullanımla değil tescil yoluyla doğmuş olduğundan SMK m. 6/3’e dayalı hükümsüzlük koşulları olmadığı kanaatiyle somut olayda SMK madde 6/3'ün yasal koşullarının oluşmadığı, Davacının ... markasının, davalı adına tescilli olan ... no.lu ... markasının başvuru tarihinden önce tanınmış marka statüsünde olduğu, davacı markasının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerin oluşması mümkün olduğundan, dava konusu ... no.lu ... markasının SMK m. 6/5’e dayalı hükümsüzlük koşulları olduğu, Davacı tarafın hak sahibi olduğu ... alan adında geçen ... ibaresi ile davalı tarafın ... markası benzer olduğu ve karışıklığa sebebiyet verebileceği kanaatiyle SMK m. 6/6’ya dayalı hükümsüzlük koşullarının olduğu, Nihayetinde ise dosya kapsamında davalının kötü niyetinin sübutuna ilişkin sabit bir delil bulunmadığı kanaatiyle SMK madde 6/9 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Raporun devamında ise SMK 7 ve 29 maddeleri kapsamında gerçekleştirilen tecavüz ve TTK kapsamındaki haksız rekabet incelemesi yönünden de; Davalıların sosyal medya hesaplarında ve ... adlı online satış yerindeki sanal mağazada ... ibaresini markasal etki yaratacak şekilde kullanıyor oldukları, davalıların ... markasının bütünüyle bıraktığı izlenim itibariyle davacının tanınmış ... markasında yeterince farklılaşmış olduğu, davalıların markasal kullanımının davacı markasından haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği gerekçesiyle marka hakkına tecavüz koşullarının olduğu, davalıların sosyal medya hesaplarında ve ... adlı online satış yerindeki sanal mağazada ... ibaresini markasal etki yaratacak şekilde kullanıyor olmaları marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirildiği ile ilgili açıklamalar kapsamında haksız rekabetin somut şartlarınında oluştuğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Yukarıda aktarılan her iki bilirkişi raporundaki hükümsüzlük, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden gerçekleştirilen değerlendirmeler arasındaki bariz çelişki sebebiyle yeni bir heyete dosya tevdi edilerek ilgili çelişkinin kaynağının tespiti elzem görülmüş, 26/02/2026 tarihli bilişim, marka ve sektör uzmanından oluşan heyetin hazırlandığı rapor incelendiğinde; gerek tanımlı mal ve hizmet sınıfı gerek işitsel kavramsal incelemeler gerek kapsam itibariyle esas hakkında hüküm kurmaya elverişli ve üst derece yargı makamınca gerçekleştirilecek denetime elverişli tespitlere haiz olan rapor taraf iddia ve savunmalarını karşılamakla birlikte mübrez raporlar arasındaki çelişkiyi de giderici nitelikte bulunmuş, ilgili kısımları aşağıdaki şekilde aktarılmıştır. Davaya konu ... sayılı marka kayıtları hakkında; ...tescil numaralı, ... başvuru ve ... tescil tarihli, ... ibaresini ve görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in ... sınıflarında, tescilli olduğu emtialar yönünden, davalılardan ... adına kayıtlı olduğu, 25.03.2032 tarihine kadar korumasının devam ettiği tespit edilmiştir. Davacı markalarının ... ayırt edici asli unsurlu olduğu, “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...” , “...” şeklinde ek ibarelerin yer aldığı, tek başına bu ibarelerin ayırt edici olmadığı, asli unsur olarak ... markasının seri markası şeklinde olduğu görülmektedir. Davalı markasının ise kelime unsuru olarak ... ibareli olduğu görülmektedir. Görsel değerlendirmede, davacı markalarında şekil unsurunun bulunmadığı, kelime unsurlarından ibaret olduğu, davalı markasında ise ilk ve son harfi olan ... ve ...harflerinin birbirinin ters simetrisi şeklinde ve ... harfinin ortadaki çizgisi kullanılmadan şekil unsurunun oluşturulduğu, ikinci harfi -... harfinin üzerindeki noktanın sarı renkte olduğu, bu şekilde şekil unsurunun oluşturulmuş olması nedeniyle görsel yönden taraf markalarının benzer olmadığı değerlendirilmiştir. Kavramsal yönden yapılan incelemede ise, davalı iddiasına göre ... ilinde yer alan ... yaylasına yönelik olarak bu markanın seçildiği anlaşılmaktadır. Kelime anlamı olarak bir ilçe adı olmasının yanı sıra bilinen bir anlamının olmadığı varsayılmaktadır. Davacı markalarından ... ibareli marka ise, “gözlükler, güneş gözlükleri” emtialarına yönelik tescilli olması nedeniyle burada da “...” , “...” şeklinde anlamlara geldiği değerlendirilmiştir. Kavramsal yönden taraf markaları arasında benzerlik olmadığı değerlendirilmektedir. İşitsel yönden yapılan incelemede ise, davalı markasının yazıldığı gibi okunduğu, davacı markasıyla davalı markasının son 2 hecesi yönünden ayniyet olduğu, davalı markasının telaffuz edilirken ... sesinin belli belirsiz bir tonlama ile telaffuz edilebileceği, bu nedenle vurgunun davalı markasında da ... ibaresi üzerinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu yönüyle davalı markası ile davacı markaları arasında ortalama tüketici nezdinde benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Markaların bütünsel değerlendirmesinde, davacının çok sayıda ... asli unsurunu haiz markasının olduğu, her ne kadar davalı markasıyla görsel ve kavramsal yönden farklılıklar mevcut ise de, ortalama tüketicinin sadece taraf markaları işitsel yönden taraf markaları benzer olarak algılayacağı, ancak davalı markasında da vurgulama nedeniyle ortalama tüketicinin ... ibaresinin son kısmına odaklanacağı nedenleriyle bütünsel olarak da benzerliğin olduğu değerlendirilmiştir. Davacı ve davalı taraf markalarının tescilli olduğu sınıflar yönünden; SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında tescil kapsamındaki mal veya hizmet sınıflarının benzerliği şartının, ...sınıf yönünden ayniyet şeklinde, ....sınıf yönünden ise benzerlik şeklinde sağlandığı görülmektedir. Yüksek ayırt ediciliği olduğu kabul edilen davacının ... asli unsurlu tanınmış markaları ile davalının ... ibareli markası arasında, ortalama tüketicinin davalı markasını davacının seri markalarından biri olarak algılayabileceği, bu nedenle ilişkilendirebileceği, ortalama tüketicinin taraf markaları aynı anda yan yana getirerek karşılaştırmayacağı ve hafızalarında kalan marka imajına göre karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle taraf markaları arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu değerlendirilerek somut olayda SMK madde 6/1'in şartlarının sağlandığı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamına göre davacının ... ibaresi üzerindeki hak sahipliği ilk kullanımla değil tescil yoluyla doğmuş olduğundan SMK m. 6/3’e dayalı hükümsüzlük koşulları olmadığı kanaatiyle somut olayda SMK madde 6/3'ün yasal koşullarının oluşmadığı, Davacının ... markasının, davalı adına tescilli olan ... no.lu ... markasının başvuru tarihinden önce tanınmış marka statüsünde olduğu, davacı markasının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, sulandırma ihtimalinin bulunduğu, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerin oluşması mümkün olduğundan, dava konusu ... no.lu ... markasının SMK m. 6/5’e dayalı hükümsüzlük koşulları olduğu, Davacı tarafın hak sahibi olduğu ... alan adında geçen ... ibaresi ile davalı tarafın ... markası benzer olduğu ve karışıklığa sebebiyet verebileceği kanaatiyle SMK m. 6/6’ya dayalı hükümsüzlük koşullarının olduğu, Nihayetinde ise dosya kapsamında davalının kötü niyetinin sübutuna ilişkin sabit bir delil bulunmadığı kanaatiyle SMK madde 6/9 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Raporun devamında ise SMK 7 ve 29 maddeleri kapsamında gerçekleştirilen tecavüz ve TTK kapsamındaki haksız rekabet incelemesi yönünden de; Markaların bütünsel değerlendirmesinde, davacının çok sayıda ... asli unsurunu haiz markasının olduğu, her ne kadar davalı markasıyla görsel ve kavramsal yönden farklılıklar mevcut ise de, ortalama tüketicinin sadece taraf markaları işitsel yönden taraf markaları benzer olarak algılayacağı, ancak davalı markasında da vurgulama nedeniyle ortalama tüketicinin ... ibaresinin son kısmına odaklanacağı nedenleriyle bütünsel olarak da benzerliğin olduğu değerlendirilmiştir. Mal veya hizmet benzerliği karşılaştırmasında, 09.sınıf yönünden ayniyet şeklinde, ...sınıf yönünden ise benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Karıştırılma ihtimali incelemesinde, yüksek ayırt ediciliği olduğu kabul edilen davacının ... asli unsurlu tanınmış markaları ile davalının ... ibareli markası arasında, ortalama tüketicinin davalı markasını davacının seri markalarından biri olarak algılayabileceği, bu nedenle ilişkilendirebileceği, ortalama tüketicinin taraf markaları aynı anda yan yana getirerek karşılaştırmayacağı ve hafızalarında kalan marka imajına göre karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle taraf markaları arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu değerlendirilerek marka hakkına tecavüzün yasal şartları oluştuğu kanaati ile TTK’nın 55/1/a/4 maddesinde örnek olarak sayılan haksız rekabet hallerinden biri de, “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklindeki kanun hükmü ve ilgili yasal mevzuat kapsamında yapılan değerlendirme nihayetinde haksız rekabet şartlarının somut olayda oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. İkinci bölüm: Bilirkişi raporları arasındaki çelişki ve bu çelişkinin giderilmesine konu yeni heyet bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının yukarıdaki kısımda aktarıldığı üzere yeterince gerekçelendirildiği kanaatiyle; gerekçenin bir sonraki kısmına, hüküm fıkrasındaki sırayı takip ederek dava konusu taleplerin hukuki değerlendirilmesi aşamasına geçilmiştir. Davalı ... adına tescilli ...tescil numaralı ... markasının hükümsüzlüğü ve davalılara ait ... alan adının iptali talebinin hukuki değerlendirilmesinde; Yüksek ayırt ediciliği olduğu kabul edilen davacının ... asli unsurlu tanınmış markaları ile davalının ... ibareli markası arasında, ortalama tüketicinin davalı markasını davacının seri markalarından biri olarak algılayabileceği, bu nedenle ilişkilendirebileceği, ortalama tüketicinin taraf markaları aynı anda yan yana getirerek karşılaştırmayacağı ve hafızalarında kalan marka imajına göre karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle taraf markaları arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu değerlendirilerek somut olayda SMK madde 6/1'in şartlarının sağlandığı, davacının ... ibaresi üzerindeki hak sahipliği ilk kullanımla değil tescil yoluyla doğmuş olduğundan SMK m. 6/3’e dayalı hükümsüzlük koşulları olmadığı, davacının ... markasının, davalı adına tescilli olan ... no.lu ... markasının başvuru tarihinden önce tanınmış marka statüsünde olduğu, davacı markasının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, sulandırma ihtimalinin bulunduğu, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerin oluşması mümkün olduğundan, dava konusu ... no.lu ... markasının SMK m. 6/5’e dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yine davacı tarafın hak sahibi olduğu ... alan adında geçen ... ibaresi ile davalı tarafın ... markası benzer olduğu ve karışıklığa sebebiyet verebileceği kanaatiyle SMK m. 6/6’ya dayalı hükümsüzlük koşullarının olduğu, fakat davalının kötü niyetli hareket ettiğine ilişkin dosya arasında sabit bir delil bulunmadığı değerlendirilerek SMK m. 6/9'un somut olayda sübuta ermediği değerlendirilerek davacının hükümsüzlük talebinin kabulü ile davalılara ait www.....com.tr alan adının iptaline karar verilmiştir. Davalıların ... şeklinde tespit edilen eylemleri ile davacının marka hakkına tecavüz ettikleri iddiasının hukuki değerlendirilmesinde; Markaların bütünsel değerlendirmesinde, davacının çok sayıda ... asli unsurunu haiz markasının olduğu, her ne kadar davalı markasıyla görsel ve kavramsal yönden farklılıklar mevcut ise de, ortalama tüketicinin sadece taraf markaları işitsel yönden taraf markaları benzer olarak algılayacağı, ancak davalı markasında da vurgulama nedeniyle ortalama tüketicinin ... ibaresinin son kısmına odaklanacağı nedenleriyle bütünsel olarak da benzerliğin olduğu değerlendirilmiştir. Mal veya hizmet benzerliği karşılaştırmasında, 09.sınıf yönünden ayniyet şeklinde, ...sınıf yönünden ise benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Karıştırılma ihtimali incelemesinde, yüksek ayırt ediciliği olduğu kabul edilen davacının ... asli unsurlu tanınmış markaları ile davalının ... ibareli markası arasında, ortalama tüketicinin davalı markasını davacının seri markalarından biri olarak algılayabileceği, bu nedenle ilişkilendirebileceği, ortalama tüketicinin taraf markaları aynı anda yan yana getirerek karşılaştırmayacağı ve hafızalarında kalan marka imajına göre karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle taraf markaları arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu değerlendirilerek marka hakkına tecavüzün yasal şartları oluştuğu kanaatiyle tecavüzün tespiti, men'i ve ref'ine karar verilmiştir. Davalıların ... şeklinde tespit edilen eylemleri ile davacı nezdinde haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulundukları iddiasının hukuki değerlendirilmesinde; Haksız rekabete dayalı istemler yönünden ise; Yargıtay 11.HD’nin... esas ... karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre: 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından , kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin ve buna dayalı tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın incelenen dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, işbu aşamaya kadar davacının ihtiyati tedbir kararının değerlendirilmediği, HMK madde 389 kapsamında yasal şartları oluştuğuna kanaat getirilen ihtiyati tedbir talebinin takdiren teminatsız olarak kabulüne karar verilerek hüküm fıkrası (5) numara ile belirtilen tedbir kararı verilmiştir. Üçüncü bölüm: Somut olaya emsal nitelikteki Yüksek Yargı Kararı ise şu şekildedir; İstanbul BAM 44. HD'nin ...E., .... Ve 30/04/2026 tarihli "Marka hükümsüzlüğü talebi yönünden yapılan incelemede; davacı adına tescilli “...” ibareli markanın tanınmış marka statüsünde bulunduğu ... başvuru numaralı “...” markasının ... sınıfta parfümler ve kozmetikler, .... sınıfta gözlükler ve güneş gözlükleri bakımından tescilli olduğu davacının ... esas unsurlu markalarının davalı adına tescilli “...” ibareli markalardan daha eski tarihli olduğu, davalı markasının ... ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin başlangıç kısmında davacı markasının aynen yer aldığı, davalı markalarının tescilli bulunduğu sınıfların davacının markalarının tescil sınıfları ile örtüştüğü, her ne kadar bilirkişi raporlarında bazı alt emtialar bakımından davacının fiili kullanımının tespit edilemediği belirtilerek kısmi hükümsüzlük değerlendirmesi yapılmış ise de; somut olayda davalının kullanmama defi'ini süresinde ileri sürmediği bu nedenle dikkate alınamayacağı, diğer yandan hükümsüzlük talebinin tanınmışlık ve kötüniyete dayandırıldığı dikkate alındığında, davalı markalarının tüm tescil sınıfları bakımından hükümsüzlük değerlendirmesi yapılmasında zorunluluk bulunduğu, ... ibaresinin ...’da bir şehir adı olduğu anlaşılıyorsa da ibarenin coğrafi yer adı olmasının tek başına hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edilemeyeceği , somut olayda tanınmış marka ile benzer coğrafi yer adının markaya yeterli ayırt edicilik katmadığı, bir markanın, aynı veya benzer emtialar bakımından, coğrafi yer adı eklenmek suretiyle kullanılmasının markanın ayırt edici karakterinden haksız yarar sağlanmasına veya markanın itibarının zedelenmesine yol açabileceği , “...” ibaresinin ilk ve baskın unsurunun davacının tanınmış “...” markasını aynen içerdiği sondaki ... unsurunun markayı farklılaştırmaya yeterli olmadığı, sırf coğrafi yer adı olmasının dürüst kullanım olarak kabul edilemeyeceği ve iltibası ortadan kaldırmayacağı, davalı tarafın ... numaralı ... ibareli .... Sınıftaki marka başvurusunun davacının mesnet markaları sebebiyle benzerlik ve tanınmışlık yönünden reddedildiği görülmektedir. Tüm bu nedenlerle somut olayda davalının tanınmış ... markasından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, davacının tanınmış markasını çağrıştıracak ibareler seçmek suretiyle marka tescili elde etmeye çalıştığı, davalının benzer yazım stili ile ... ibaresini öne çıkaran kullanımlarına bakıldığında davacı markası ile benzer marka tercih etmesinin tesadüfi olmadığı , davalı markalarının davacının tanınmış markasından haksız yarar sağlama, amacıyla kötüniyetle tescil edildiğinin kabulü gerektiği , taraf markaları arasındaki benzerliğin ortalama tüketici nezdinde tanınmış markayı çağrıştırma, seri marka algısı oluşturma yoluyla ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği, bu nedenle SMK’nın 6/1, 6/5 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacının parfümeri, kozmetik ürünleri ile güneş gözlükleri ve bunların aksesuarları alanında ticari faaliyetinin bulunduğu bilirkişi raporları ile tespit edilmiştir. Davalı taraf ihlal teşkil eden dava konusu ürünler, faturalar ve görsellerle ilgisinin bulunmadığını, üçüncü kişilerin eylemlerinden sorumlu tutulamayacağını savunmuş ise de ; mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının infazı kapsamında düzenlenen ... 32. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası içeriği, iş yeri tespitleri, ürün fotoğrafları ve bilirkişi raporları birlikte incelendiğinde, tedbir kararının infazı için 25.11.2021 ve 10.12.2021 tarihinde davalının ve bağlantılı olduğu davalı adına üretim ve depolama yapan iş yerlerine gidildiğinde çok sayıda... ibareli ürünler, kutular ve parfüm şişeleri ve ayrıca sadece ... ibaresi içeren ürün kutuları görülmüş ve bunlar icra dosyasına fotoğraflı olarak eklenmiştir. Yine ürün ambalajlarında davalının ticari unvanını içeren ... ibaresine yer verildiği, dolayısıyla tüm bu tespitler karşısında dava konusu ürünlerin davalı ile ilgisiz üçüncü kişilerce gerçekleştirildiği savunmasına itibar edilemeyeceği , ihlal teşkil eden kullanımların davalının ticari faaliyet alanı içerisinde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davalının tespit ve ispat olunan fiili markasal kullanımının tescilli ... ibaresinin tescilli haline uygun olmadığı ürünler üzerinde “...” ibaresinin büyük ve ayrı yazılarak davacının yazım fontu ve şekli ile aynı üste baskın unsur olarak konumlandırılarak öne çıkarıldığı, ürün isimleri, şişe ve kutu sunumları itibarıyla da benzer ticari sunum tercih edildiği , kullanımların ... markasal kullanımına ve ticari sunumuna yaklaşma kastı taşıdığı gözetildiğinde davalı kullanımının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde gerçekleştirildiği bu nedenle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır." şeklinde gerekçe ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-Davalı ... adına tescilli ... tescil numaralı ... markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleşmesi ile SİCİLDEN TERKİNİNE, 2-Davalılara ait ... alan adının İPTALİNE, karar kesinleşmesi ile SİCİLDEN TERKİNİNE, 3-Davalıların ... şeklinde tespit edilen eylemleri ile davacının marka hakkına tecavüz ettiklerinin TESPİTİNE, MEN'İNE, REFİ'NE 4-Haksız rekabete dayalı istemler yönünden ise; Yargıtay 11.HD’nin ... esas -...karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre: 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından , kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin ve buna dayalı tazminat isteminin REDDİNE, 5-Davacı tarafın incelenen dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, işbu aşamaya kadar davacının ihtiyati tedbir kararının değerlendirilmediği, HMK madde 389 kapsamında yasal şartları oluştuğuna kanaat getirilen ihtiyati tedbir talebinin takdiren teminatsız olarak kabulüne, Davalıların, davaya konu “...” marka tescilini ve “..." /“...” markası ibaresini tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte işletmekte olduğu iş yerlerinde veya sair herhangi bir fiziki yahut online mecrada kullanmasının, bu markaları taşıyan ürünlerin üretmesinin, ürettirmesinin, sağlamasının, elde bulundurmasının, satmasının, satışa arz etmesinin, depolamasının, ithal ya da ihraç etmesinin, internet üzerinde ve sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının tedbiren durdurulmasına ve önlenmesine, ilgili materyallere el konulmasına, el konulanların esasa ilişkin hükmün kesinleşmesine müteakip imha edilmesi Bu kapsamda olmak üzere davalılar nezdinde üretim yeri, mağaza, depo, satış ve sair her türlü adreslerinde ve bunların eklentilerinde davaya konu “...” ibareli marka tescilini ve “..." markası/ibaresini tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte kullandığı ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evraka ve malzemenin kullanılmasının tedbiren engellenmesine, dava konusu el konulan materyallerin karar kesinleşmesi ile imhasına, Davalılara ait; ... alana adının erişime engellenmesine, erişim engeli için müzekkere yazılmasına, Davalılara ait; ... .... ... ... şeklindeki alan adlarında "..." ibareli paylaşımlar bulunduğu görülmekle bu alan adlarına erişimin engellenmesine, ilgili adreslere erişim engeli için müzekkere yazılmasına, 6-Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 304,40.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafından peşin alınan 427,60.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan 2.345,00.-TL posta ve tebligat gideri , 20.000,00.-TL bilirkişi ücreti , 427,60 TL başvuru harcı, 60,80.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 22.833,40.-TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 17.125,05.-TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı tarafından yapılan 24.000,00.-TL bilirkişi ücretinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 6.000,00.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan avansın yatıranlara iadesine, Dair verilen karar davacı ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 16/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2024/123, K. 2026/190, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2024-123-e-2026-190-k-ee65fcd6d97e