İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/116 E. 2026/175 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/116
- Karar No
- 2026/175
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/116 Esas KARAR NO : 2026/175 DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/05/2025 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 2015 yılından itibaren bilişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren sektörde bilinen bir firma olduğunu, müvekkilinin ------- ibareli markasını TPE nezdinde 35. Ve 42. Sınıflarda tescil ettirmiş olduğunu, davalı ------- Şti. firmasının bilişim teknolojileri alanında faaliyet gösterdiğini, unvanında ve tanıtımında -------- ibaresini belirleyici olarak kullandığını, davalının kullandığı ------- ibaresinin müvekkilinin tescilli ------- markasıyla yalnızca tek harf içeren, görsel ve işitsel açıdan son derece benzer bir ibare olduğunu, müvekkilinin tescilli markasına açıkça tecavüz olduğunu, işbu tecavüz sebebiyle müvekkilinin marka değerinin zarar gördüğünü ve karıştırılma sebebiyle müşteri kaybettiklerini belirterek; müvekkilinin tescilli ------- markasına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, men’ini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, davalı tarafından ------- markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer -------- ibaresinin izinsiz kullanımının derhal durdurulmasını, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiilleri nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazminini, davalı ticaret unvanının sicilden terkinini” talep ettiği görülmüştür.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ...Ş.’nin dava dilekçesinde; davalı ...’nin ticaret unvanında ve ticari faaliyetlerinde kullandığı “--------” ibaresinin, kendi kullandıkları “--------” ibaresiyle karıştırılma ihtimali yarattığını ileri sürdüğünü; bu suretle marka hakkına tecavüz edildiğini ve haksız rekabet oluşturulduğunu iddia ettiğini, Uyuşmazlığın, dava açılmadan önce taraflar arasında ihtarname teatisi süreciyle gündeme geldiğini; davacı şirket tarafından davalı şirkete 27.05.2025 tarihinde gönderilen ihtarnamede, “--------” markasının tescilli olduğunun belirtilerek “--------” ibaresinin kullanılmasının durdurulmasının talep edildiğini; davalı şirketin ise 30.05.2025 tarihli cevabi ihtarnamesinde; “--------” ibaresinin şirketin ticaret unvanının kısaltması olduğunu ve TTK m.41 vd. uyarınca bu kullanımın hukuken meşru olduğunu, İbarenin “---------” açılımıyla birlikte ve özgün logo/görsel unsurlarla kullanıldığını, bu nedenle markasal kullanım niteliği taşımadığını, tarafların faaliyet alanlarının --------- kurumsal hizmet sektörü olduğunu, bu müşteri kitlesinin yüksek dikkat ve özen seviyesine sahip olması nedeniyle karışıklık riskinin bulunmadığını, davacı tarafın iddialarının soyut ve delilden yoksun olduğunu, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığını açık ve gerekçeli biçimde ortaya koyduğunu, bu ihtarname cevabının, davalının tüm süreç boyunca hukuka uygun, şeffaf ve objektif davrandığını gösterdiğini; davacı tarafın ise herhangi bir müşteri şikâyeti, somut zarar veya pazar verisi sunmaksızın yalnızca soyut iddialarla dava açtığını; bu durumun, davacının talep ve iddialarının ciddi delil temeline dayanmadığını kanıtlar nitelikte olduğunu, ortalama tüketici profili değerlendirmesinin tarafların ticari faaliyet alanları ve hitap ettikleri müşteri kitlesi dikkate alınarak yapılması gerektiğini; davalının ağırlıklı olarak kurumsal müşteri segmentine mal ve hizmet sunması sebebiyle müşterilerinin ve müşteri adaylarının tüzel kişiler ve kamu kurum ve kuruluşları olduğunu; söz konusu müşteri kesiminin algı seviyesi yüksek, markaları karıştırma ihtimali olmayan, genellikle teklif veya ihale usulüyle mal ve hizmet alan müşteriler olduğunu; bu nedenle ------- hizmet ve mal tedariği sağlayan firmaların birbirini taklit etmesinin, isimlerinden, unvanlarından veya marka bilinirliklerinden menfaat sağlamasının mümkün olmadığını, somut olayda davacı tarafın, davalının kullandığı “--------” ibaresi ile kendi kullandıkları “--------” ibaresi arasında karıştırılma ihtimali doğduğunu ileri sürdüğünü; ancak bu iddiayı doğrulayacak hiçbir somut delilin dosyaya sunulmadığını: müşteri, tüzel kişi, tedarikçi, kamu kurumu şikâyeti bulunmadığını; davacının, davalının kullanımı nedeniyle kendi müşterilerinin yanılgıya düştüğünü gösterir tek bir olayı dahi ortaya koyamadığını, Pazar araştırması sunulmadığını; davacının markasının piyasadaki bilinirliği veya karıştırılma ihtimalini ölçen herhangi bir raporun bulunmadığını, kamuoyu çalışmasının bulunmadığını; ortalama tüketici algısını bilimsel olarak ölçen hiçbir çalışmanın dosyaya ibraz edilmediğini, davalının uzun süredir “-------” ibaresini kullanmakta olduğunu ve bu süreç boyunca piyasada tek bir karışıklık vakasının dahi yaşanmadığını; varsayıma dayalı ihtimallerin dava açmaya yeterli görülmesinin, HMK’nın aradığı “hukuki yarar” şartıyla bağdaşmadığını, dolayısıyla davacının “karıştırılma ihtimali doğabilir” şeklindeki varsayıma dayalı iddiasının HMK m.114/1-h uyarınca hukuki yarar şartını karşılamadığını; mevcut durumda davacının korunmaya değer güncel bir menfaatinin bulunmadığını, davacı tarafın “----------” ibareli markasının 2015 yılından bu yana kullanıldığını ve sektörde tanınmışlık kazandığını iddia ettiğini; ancak bu iddiaların hiçbir somut delille desteklenmediğini, dosyada davacının --------- aleyhinde tek bir müşteri şikâyeti sunmadığını; davalının “--------” ibaresini kullanması nedeniyle davacının müşterilerinden herhangi birinin yanıldığına veya davacı firmayı terk ettiğine dair somut bir örnek sunulmadığını, pazar araştırmasının bulunmadığını; oysa karıştırılma ihtimali iddiasının, ortalama tüketici algısını ortaya koyan anket, saha araştırması veya bilirkişi çalışmasıyla desteklenmesi gerektiğini, davacı tarafın markasının bilinirliğini kanıtlayacak yatırımlarını, satış cirolarını, müşteri portföyünü, medya yansımalarını veya bağımsız araştırma raporlarını ibraz etmediğini, SMK m.6/5 uyarınca bir markanın tanınmış sayılabilmesi için yalnızca tescilli olmasının yeterli olmadığını; markanın Türkiye’de ilgili sektörde geniş kesimlerce bilinir hale gelmiş olması gerektiğini; Yargıtay’ın da birçok kararında tanınmışlık iddiasının soyut beyanlarla değil, kuvvetli, objektif ve ölçülebilir verilerle ispatlanması gerektiğini vurguladığını, Somut olayda davacının markasının üç harften oluşan jenerik bir kısaltma olduğunu ve ------- sektöründe “-------” ibaresinin zaten yaygın biçimde “--------” anlamında kullanılmakta olduğunu, bu nedenle markanın ayırt ediciliğinin düşük olduğunu; ayırt ediciliği zayıf işaretlere tanınmışlık koruması sağlanmasının mümkün olmadığını, ayrıca davacı tarafın markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığı iddiasının, somut ekonomik göstergelerle de çeliştiğini; zira davalı ...’nin davacıdan katbekat daha güçlü bir ticari yapıya sahip olduğunu; davalının 2024 yılında ortaya çıkan yıllık cirosunun, davacı şirketin 2024 yılında ortaya çıkan yıllık cirosunun yaklaşık üç katı olduğunu; tanınmışlığın ölçütleri arasında sayılan pazar payı, ekonomik büyüklük, müşteri portföyü ve satış hacmi dikkate alındığında davalının sektörde davacıdan çok daha güçlü bir konumda bulunduğunu, “-------” ve “--------” ibarelerinin karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, SMK m.7/2-b uyarınca karıştırılma ihtimalinin varlığı için işaretler arasında görsel, işitsel ve kavramsal yakınlığın bulunması gerektiğini; somut olayda “--------” ile “---------” ibaresinin ayrı kullanıldığının dahi kabul edilmesi hâlinde; “---------” ibaresinin tek hece olarak okunurken “--------” ibaresinin harf-harf telaffuz edildiğini, fonetik açıdan benzerlik söz konusu olmadığını, “--------” ibaresinin anlamsız üçlü bir kısaltma olup uluslararası bilişim literatüründe “-------” kavramının kısaltması olarak yaygın kullanıldığını, “--------” ibaresinin ise “--------” ifadesinin kısaltması olduğunu ve beraber kullanıldığını, kavramsal olarak da farklı olduğunu, davacının SMK m.29 kapsamında ileri sürdüğü marka hakkına tecavüz iddiasını destekleyecek somut bir delil sunmamış olması, HMK m.114/1-h uyarınca dava şartı olan hukuki yararın mevcut bulunmaması, HMK m.190 uyarınca ispat yükünü yerine getirmemesi, Ayrıca aynı vakıalara dayanarak hem marka hakkına tecavüz hem de haksız rekabet iddiasında bulunulmasının -------- HD, 14.03.2022 tarih, -------- E. – ------- K. ilamı uyarınca hukuken mümkün olmaması nedenleriyle davanın usulden reddine, Usule ilişkin yapılan itiraza itibar edilmemesi hâlinde esasa ilişkin olarak; Davacının “-------” markasının tanınmışlık iddiasının mesnetsiz olması, “--------” ile “--------” ibarelerinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmaması, İlgili müşteri kitlesinin ayırt etme gücünün yüksekliği nedeniyle iki farklı nitelikteki ibarenin karıştırılma ihtimalinin hayatın olağan akışına aykırı olması, Davalının ticaret unvanı kullanımının hukuka uygun olması, Davacı tarafın iddia ettiği haksız rekabet koşullarının oluşmaması nedenleriyle davanın esastan reddine, marka hakkına tecavüzün ispatlanamaması sebebiyle davacının talep ettiği dayanaktan yoksun manevi tazminat isteminin reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafın -------- şeklindeki markasal kullanımları dolayısıyla davacının ------- ibareli markası yönünden marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, tecavüzün oluşması halinde maddi ve manevi tazminatın gerekip gerekmediği noktasında noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabında davacı şirketin 09.01.2015 tarihinde, davalı şirketin 13.10.2022 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; -------- tescil numaralı -------- markasının 35. ve 42.sınıflarda davalı adına tescil başvurusunun devam ettiği, ---------- numaralı şekil markası 35 ve 42. Sınıflarda 15.01.2015 tarihi itibariyle davacı adına koruma altına alınmış, 14.06.2016 tarihinde tescil edilmiştir Mahkememizce delil tespiti yaptırılmış olup alınan bilirkişi raporunda özetle; davalıya ait olduğu belirtilen -------- alan adlı web sitede yapılan incelemede; site içeriğinde -------- logosunun ve site alan adı ve içeriğinde “--------” ibaresinin yer aldığı, Sitede firmanın bilişim sektöründe 20 yılı aşkın tecrübesi olduğu, müşterilerinin ihtiyaçlarına en uygun, güvenli, esnek ve ölçeklenebilir bulut çözümleri sunduklarının belirtildiği, firma iletişim bilgilerinde; o Firma adının ..., adresinin ------- Mh.-------- Sk. No:------- D:------- --------, o Eposta adresinin --------, iletişim numarasının --------- olduğu, Firmanın Kurumsal BT alanında Sunucu, Veri Depolama, Veri Yedekleme ve Arşivleme, Sanallaştırma, --------- ve -------- Çözümleri sunduğunun belirtildiği, Firmanın ------- ve ------- alanında -------, Depolama, Güvenlik, Erişim, Veri Merkezi Hizmetleri ve Yönetilen Hizmetler sunduğunun belirtildiği, Site tescil bilgilerinde; alan adının -------- firması tarafından kayıt edildiği, alan adı sahibi kişi bilgileri, -------- uzantılı alan adlarında kişisel bilgilerin gizliliği kapsamında, internet alan adı dağıtımını sağlayan ------- organizasyonu tarafından alan adı kaydı sağlayan firmalara --------- sorgulamalarından kişisel bilgilerin Avrupa Birliği Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı, alan adının kime ait olduğunun tespiti yapılamamış, alan adının kayıt kimlik bilgisinin bulunmadığı, alan adının 12.09.2022 tarihinde kayıt ettirildiği ve 12.09.2025 tarihine kadar kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davalıya ait olduğu belirtilen ---------- URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; Hesap adının --------- olduğu, Hesapta ------- firma adının yer aldığı, Hesapta “firmanın, ------- 2022 yılı itibariyle BT entegrasyonu ve Bulut, Ağ, Güvenlik, Danışmanlık hizmetlerini sunduklarının” belirtildiği, Hesabın takipçi sayısının 349 olduğu, Hesapta------- logosunun kullanıldığı tespit edilmiştir. -------- markası ile davacının şekil markası ile ayırt edilemeyecek derece benzerlik olması sebebiyle aralarında iltibas ve karıştırılma ihtimali oluştuğu, bu sebeple davacı tarafın marka haklarının ihlal edildiğine dair görüş bildirilmiştir.Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; bilişim yönünden incelemeler sonucunda: davacıya ait olduğu anlaşılan-------- adresli internet sitesinin incelemesi: İncelenen internet sitesinde “-------- ” logosunun kullanıldığı, internet sitesinin “---------” üstüne olduğu, --------- kullanılarak yapılan incelemelerde, ------- adresli internet sitesinin 2004 – 2026 yılları arasında toplam 148 adet arşiv kaydının tutulmuş olduğu, 2004 yılına ait arşiv kayıtları incelemesinde internet sitesinin “--------Ş.” adlı firma ile ilgili olduğu, 2005 ve 2006 yıllarında alan adının boşa düşmüş olduğu, 2014 yılına ait arşiv kaydında internet sitesinde sunucu hatası ekranının yer aldığı, 2016 yılına ait arşiv kaydı incelemesinde, internet sitesinin davacı tarafından kullanılmaya başlandığı, internet ortamındaki markasal kullanımın 2016 yılında başladığının anlaşıldığı,-------- alan adı kaydını yapan kişi ve yönetici bilgisinin ---------Ş. olduğu, alan adının 12.01.2015 tarihinde kayıt ettirildiği ve 11.01.2027 tarihine kadar kayıtlı olduğu, İnternet sitesinin alan adı kaydının -------- Ş. kullanılarak yapıldığı ve hosting (yer sağlayıcısın) ------ olduğu, Davalıya ait olduğu anlaşılan --------- adresli internet sitesinin incelemesi: İncelenen internet sitesinde “ --------” logosunun kullanıldığı, internet sitesinin “kurumsal bilişim teknolojileri hizmetleri ve bulut altyapı çözümlerini” üstüne olduğu, --------- kullanılarak yapılan incelemelerde, -------- adresli internet sitesinin 2024 – 2026 yılları arasında toplam 37 adet arşiv kaydının tutulmuş olduğu, 2024 yılına ait ilk arşiv kaydı incelemesinde, internet sitesinde “-------” unvanının kullanıldığı, internet sitesinin görsellerinin arşivlenmemiş olduğu,-------- alan adı kaydını yapan kişi ve yönetici bilgisinin gizli olduğu, alan adının 06.12.2013 tarihinde kayıt ettirildiği ve 06.12.2026 tarihine kadar kayıtlı olduğu, İnternet sitesinin alan adı kaydının --------- kullanılarak yapıldığı ve hosting (yer sağlayıcısın) --------- Şti. olduğu tespit edilmiştir. Sektör Yönünden İncelemeler Sonucunda: Tarafların bilişim teknolojileri alanında faaliyet gösterdiği ve hizmet alanlarının büyük ölçüde örtüştüğü, Her iki tarafın da dijital platformları aktif şekilde ticari faaliyet amacıyla kullandığı, Davacı markasının dijital ortamda etkin kullanımının 2016 yılı itibarıyla başladığı ve öncesinde kesintili bir geçmişe sahip olduğu, Davalı tarafın dijital varlığının daha yeni olmakla birlikte farklı kurumsal unsurlar ve açılımlar içerdiği, Bilişim sektöründeki müşteri kitlesinin yüksek dikkat seviyesine sahip olması nedeniyle karar süreçlerinin çok boyutlu olduğu, Üç harfli kısaltmaların sektörde yaygın kullanımı nedeniyle ayırt edicilik düzeyinin sınırlı olabileceği, Dosya kapsamında somut bir dijital karışıklık veya kullanıcı yanılgısına ilişkin teknik bulgu sunulmadığı, Marka Yönünden İncelemeler Sonucunda: Davacı adına tescilli------- tescil numaralı ------- ibaresi markanın 35 ve 42. Sınıflarda tescilli olduğu, Davalı taraf adına dava tarihinden önce başvurusu yapılan -------- başvuru numaralı -------- ibareli markanın 35 ve 42. Sınıfları kapsadığı, marka aleyhine davacı tarafça yapılan itirazların reddedildiği, markanın tescil sürecinin henüz tamamlanmadığı, Davacı adına tescilli ibaresi ile davalı tarafça kullanılan şekil ibaresi arasında V ve S harflerinin teşkilinde kullanılan renklerin farklı olması, T ve A harflerinin birbiri ile ikame edilecek seslerden olmaması, davalının fiillerinin doğrudan davacı tarafın markasını hedef tuttuğuna dair delil bulunmaması, 3 harften oluşan markaların iltibas değerlendirmesinin daha uzun harf gruplarından daha farklı olması nedeniyle markalar arasında iltibas bulunmadığı, davacının markadan doğan haklarının ihlal edilmediğine dair görüş bildirmişlerdir. Alınan raporlar arasındaki çelişkinin de giderildiği davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden rapor hazırlamaların yönünden rapor aldırılmış olup alınan 02.09.2026 tarihli raporda özetle; Bilişim Yönüyle Sonuç; Davacı Yönüyle İnceleme; Dosyada davacı tarafa ait olduğu belirtilen -------- alan adının 12 Ocak 2015 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde--------Ş yazdığı, web sitesi iletişim bilgisinde ------- Mahallesi -------- Sokak -------- İş Merkezi ------- Blok Kat --------- Daire : ------- -------- - Tel: ------- - --------- yazdığı, mevcut durumda web sitesinde şeklinde kullanım olduğu, web sitesi incelendiğinde temel olarak kurumsal bilişim teknolojileri çözümleri sunan bir şirket olduğu, ------- web archive kaydı kontrol edildiğinde 23 Mart 2004 ile 08 Mayıs 2026 tarihleri/aralığında mevcut durumdaki alan adı kayıt tarihinde önce 10 Haziran 2004 tarihli web archive kaydında ----------Ş. – ------- Cadde No:------- ------– -------- – --------- bilgilerinin olduğu, 10 Şubat 2005 tarihli web archive kaydında alan adının duraklatıldığı bilgisinin olduğu, 27 Nisan 2006 tarihli web archive kaydında alan adının silindiği bilgisinin olduğu, 16 Mayıs 2014 tarihli web archive kaydında hata/uyarı olduğu, mevcut durumdaki alan adı kayıt tarihinden sonraki ilk web archive kaydı olan 10 Ocak 2016 tarihli web archive kaydında şeklinde kullanım olduğu, Davalı Yönüyle İnceleme; Dosyada davalı tarafa ait olduğu belirtilen -------- alan adının 12.09.2022 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı kayıt şirketinin -------- olduğu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine -------- firmasından talep edilerek ulaşılabileceği, Name Servers bilgilerinde ------- - -------- bilgilerinin olduğu, web sitesi iletişim bilgisinde ... - Adres :------- Mh. ------Sk. No:------ ------- D:------- ------- - Genel Bilgi :-------- - Muhasebe : ------- - Satış : -------- bilgilerinin olduğu, web sitesinde mevcut durumda ------- şeklinde kullanım olduğu, web sitesi incelendiğinde temel olarak kurumsal bilişim teknolojileri çözümleri sunan bir şirket olduğu, -------- web archive kaydı kontrol edildiğinde 19 Mayıs 2024 ile 09 Haziran 2026 tarihleri/aralığında toplamda 34 kez kaydedildiği, örnek olarak açılan 19 Mayıs 2024 tarihli web archive kaydına ilişkin ekran görüntüsü yukarıda sunulmuştur. Marka Yönüyle Sonuç; Davacının "-------" markası ile davalının "-------" / "-------" biçimindeki markasal kullanımlarının kapsadığı hizmetler bakımından SMK m.7/2-b anlamında ayniyet ve benzerlik şartının gerçekleştiği, Bununla birlikte; işaretlerin üç harften oluşan kısa işaretler olması, farklılığın işaretin ortasında yer alması (A ↔ T), işitsel ve kavramsal farklılıklar, davalı işaretindeki "-------" açılımı ile figüratif ve renk unsurları, davacının "---------" markasının ilgili sektörde ayırt ediciliğinin görece düşük (dar korumalı) olması ve ilgili tüketici kitlesinin yüksek dikkat/özen düzeyine sahip kurumsal alıcılardan oluşması birlikte değerlendirildiğinde; işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı ve dolayısıyla davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/2, 29. Ve 149. Maddeleri, Türk Ticaret Kanunu'nun 54, 63, 55. Maddeleri.
GEREKÇE:Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, tecavüzün giderilmesi ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı manevi tazminat davasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmiştir.Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir.SMK'nın 7/3-e maddesine göre "İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması" halinin de marka hakkına tecavüz teşkil edeceği ve yasaklanabileceği belirtilmiştir. Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır. Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir. Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay incelendiğinde; İTO kayıtlarına göre davacı şirketin --------Ş unvanı ile 09.01.2015 tarihinde tescil edildiği, faaliyet konusunun bilgisayar bilişim sistemleri olduğu, davalı şirketin ...'nin 13.10.2022 tarihinde tescil edildiği ve şirketin faaliyet konusunun bilgisayar, bilişim ve yazılımı ve her türlü telekomünikasyon hizmetleri olduğu, TPMK kayıtları incelendiğinde------- numaralı ------ markası 35 ve 42. Sınıflarda 15.01.2015 tarihi itibariyle davacı adına tescilli olduğu ve halen koruma altında bulunduğu, -------- tescil numaralı -------- markasının 35. ve 42.sınıflarda davalı adına tescil başvurusunun devam ettiği, bilişim yönünden alınan raporda tespit edildiği üzere vas.com.tr alan adının 12 Ocak 2015 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ---------Ş yazdığı, web sitesi iletişim bilgisinde -------- Mahallesi -------- Sokak -------- İş Merkezi --------- Blok Kat -------- Daire : ------- -------- olduğu, web sitesi incelendiğinde temel olarak kurumsal bilişim teknolojileri çözümleri sunan bir şirket olduğu, --------- web archive kaydı kontrol edildiğinde 23 Mart 2004 ile 08 Mayıs 2026 tarihleri aralığında mevcut durumdaki alan adı kayıt tarihinde önce 10 Haziran 2004 tarihli web archive kaydında -------Ş. – -------- Cadde No:------ --------, ---------- bilgilerinin olduğu, 10 Şubat 2005 tarihli web archive kaydında alan adının duraklatıldığı bilgisinin olduğu, 27 Nisan 2006 tarihli web archive kaydında alan adının silindiği bilgisinin olduğu, 16 Mayıs 2014 tarihli web archive kaydında hata/uyarı olduğu, mevcut durumdaki alan adı kayıt tarihinden sonraki ilk web archive kaydı olan 10 Ocak 2016 tarihli web archive kaydında şeklinde kullanım olduğu, Davalı tarafa ait olduğu belirtilen --------- alan adının 12.09.2022 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı kayıt şirketinin -------- olduğu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine -------- firmasından talep edilerek ulaşılabileceği, web sitesi incelendiğinde temel olarak kurumsal bilişim teknolojileri çözümleri sunan bir şirket olduğu, sabittir. Bu tespitlerden sonra davacı tarafın marka hakkına tecavüz talepleri incelendiğinde; davacı markasının ana ve ayırt edici unsurunun ------- ibaresi olduğu, davalı markasının ana ve ayırt edici unsurunun "---------" ibaresi olduğu, bu hali ile markaların ses, görsel ve işitsel ayniyetinin olmadığı, davacının "-------" markası ile davalının "-------" / "---------" biçimindeki markasal kullanımlarının kapsadığı hizmetler bakımından SMK m.7/2-b anlamında ayniyet ve benzerlik şartının gerçekleştiği, ancak işaretlerin üç harften oluşan kısa işaretler olması, farklılığın işaretin ortasında yer alması (A ↔ T), işitsel ve kavramsal farklılıklar, davalı işaretindeki "--------" açılımı ile figüratif ve renk unsurları, davacının "--------" markasının ilgili sektörde ayırt ediciliğinin görece düşük (dar korumalı) olması ve ilgili tüketici kitlesinin yüksek dikkat/özen düzeyine sahip kurumsal alıcılardan oluşması, -------- ibaresinin ve -------- ibaresin birlikte değerlendirildiğinde; işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı dikkate alındığında davalı tarafın hem markasal kullanımlarının hem de ticaret unvanı kullanımlarının davacının markası yönünden marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Her ne kadar tespit aşamasında alınan 22.09.2025 tarihli raporda davalı tarafın kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu tespiti mevut ise de tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra alınan 31.03.2026 tarihli raporda belirlenen marka hakkına tecavüzün oluşmadığı yönündeki belirleme ve bu iki rapor arasındaki çelişkinin giderildiği 02.09.2026 tarihli raporların tarafların tüm deliller toplandıktan sonra alındığı ve her iki raporda da sektörel belirlemenin yapıldığı sektör bilirkişilerinin olduğu dikkate alındığında tahkikat aşamasında alınan raporla itibar edilmiş ve tespit aşamasındaki rapora itibar edilmemiştir. Davacı tarafın marka hakkına tecavüz talepleri yanında haksız rekabet talepleri de incelenmiş, TTK'nın başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek şeklindeki TTK'nın 55/4. Maddesindeki Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak yönüyle uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davalı kullanımlarının davacı tarafa ait tescilli markadan farklılaştığı, yine tarafların faaliyet alanları dikkate alındığında ilgili tüketici kitlesinin yüksek dikkat/özen düzeyine sahip kurumsal alıcılar arasında karıştırılmaya yol açacak ya da müşterileri yanıltmaya yönelik ya da sunulan hizmetlerin karıştırılmasına yönelik bir durumun söz konusu olmadığı alınan raporlar ile de sabit olduğunda davacı tarafın haksız rekabet yönündeki taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL peşin harçtan mahsup edilen 615,40 TL hartan eksik alınan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden marka hakkına tecavüzün tespiti davası yönünden üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden haksız rekabetin tespiti davası yönünden üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 50.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Davacı tarafça sarfedilen yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından sarf edilen masraf olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026