İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/458 E. 2026/564 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/458
Karar No
2026/564
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2024/458 Esas - 2026/564 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/458 KARAR NO : 2026/564

.... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/06/2024 KARAR TARİHİ : 03/07/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 03/08/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davacı şirketin Ankara merkezli bir şirket olup tünel ekipmanları ve raylı sistemler sektöründe üretim faaliyeti gösterdiği; davalı şirketin ise davacı şirket ile düzenli olarak ticari ilişki içerisinde bulunan ve birtakım malzeme ve hizmetleri davacı şirketten satın alan.... 25.850" adlı üç kalem malzemeye ilişkin olarak 28/11/2022 tarihinde KDV dâhil 3.931.288,00.-TL bedelli fatura düzenlendiği; davalı şirketin bahse konu alıma ilişkin olarak ödemesi gereken meblağın bir kısmını ödediği ve bakiye tutar için davacı şirkete 20/04/2023 keşide tarihli, 500.000,00.-TL bedelli çek keşide ettiği; keşide edilen çekin ödeme günü geçmesine rağmen ödenmediği; bunun üzerine davacı şirket tarafından 27/03/2024 tarihinde .... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı; anılan icra takibine davalı şirket tarafından 29/03/2024 tarihinde itiraz edilmiş olması nedeniyle icra takibinin durduğu; davacı şirket tarafından 31/05/2024 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığı ve 13/06/2024 tarihinde arabuluculuk görüşmelerinin tarafların anlaşamamaları üzerine sonlandırıldığı; icra takibine haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan itirazın iptal edilmesi için işbu davanın ikame edilmesinin gerektiği beyan edilmiş olup; davanın kabulüne; davalı şirketin itirazının iptali ile alacağın yasal faiziyle tahsilini temin yönünde .... sayılı icra dosyasının devamına; davalı şirket aleyhine %20'den az olmamak koşuluyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yürütülen yargılamanın ilerleyen sürecinde; "Dava Dilekçesinde, Dava Değeri Olarak Belirtilen Miktarın (dava konusu icra takibine dayanak çek bedeli - asıl alacak miktarı olan) 500.000,00.-TL olduğu; bununla birlikte dava konusu icra takibine sunulan tüm itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiği" anlaşılmakla, davacı taraftan 6100 Sayılı HMK.'nın 31. maddesi uyarınca açıklama yapması istenilmiş olup; davacı vekili tarafından sunulan açıklama beyanında, "dava konusu icra takibinde talep edilen asıl alacağa ve icra takibinde belirtilen faiz alacağına yönelik sunulmuş itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiği" hususunun belirtildiği anlaşılmıştır. CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davacı tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kabul edilmediği; dava dilekçesinde ileri sürülen olayların dayanaksız ve gerçek dışı olduğu; davalı şirketin davacı şirkete böyle bir borcunun bulunmadığı; yalnızca faturanın bulunmasının ve cari hesap ekstrelerinin, borcun bulunduğuna ya da sözleşmenin yerine getirildiğine delalet etmeyeceği; bir sözleşmeye dayanmayan faturanın soyut olarak muhatabına gönderilmesi ve muhatabın faturaya itiraz etmemiş olmasının, onun kesinleştiği sonucunu doğurmayacağı; faturanın içeriğine sekiz gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde yalnızca faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesinin doğacağı, bu durumdan faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabul edildiğinin anlaşılamayacağı ve uyuşmazlık hâlinde işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerektiği; düzenlenen faturaya itiraz edilmemiş olması hâlinde fatura münderecatının kabul edilmiş sayılacağı hükmünün, ancak taraflar arasında faturanın düzenlenmesine neden olan akdi ilişkinin ispat edilmesi durumunda geçerli olacağı; fatura deliline dayanılabilmesi için, fatura düzenleyen kişinin faturada yazılı mal veya hizmeti davalıya teslim ettiğini, bu teslimin borç doğurucu sözleşmesel hukuki bir ilişki sonucu olduğunu ve faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olduğunu genel ispat kurallarına göre kanıtlaması gerektiği; zira tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hâlinin, faturada yazılı malın alıcıya teslim edildiğini göstermeyip yalnızca malın fiyat ve adedi yönünden içeriğinin kabulü anlamına geleceği; fatura tutarının vergi mevzuatı uyarınca gider veya maliyet olarak dikkate alınabilmesi için de, söz konusu faturanın akdi bir ilişkiye dayalı olarak düzenlenmiş ve mal ve hizmetin teslim edilmiş olması gerektiği; .... Karar sayılı ilamının da bu yönde bulunduğu beyan edilmiş olup; davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER 1. .... Esas Sayılı İcra Dosyası. 2. ...... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. 3. Davacı .... Tarafından Sunulan Ticari Defter ve Kayıtlar. 4. Davalı ..... Tarafından Sunulan Ticari Defter ve Kayıtlar.

5. .....'ye Ait 2022 Yılı Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi. 6. .... 19/12/2024 Tarihli Yazısı Kapsamında Gönderilen, Davalı ......'ye Ait 2022 Yılı Karşılaştırmalı Alış-Satış Analizi.

7. Mali Müşavir ... Tarafından Düzenlenen 25/06/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu. 8. Mali Müşavir ... Tarafından Düzenlenen 18/09/2025 Tarihli Bilirkişi 1. Ek Raporu. 9. Mali Müşavir ... Tarafından Düzenlenen 10/06/2026 Tarihli Bilirkişi 2. Ek Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE a) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı Ayyıldız Tünel Ekipmanları İmalatı Mühendislik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından, davalı Medsan Enerji İnşaat ve Madencilik A.Ş.'ye yönelik açılan, Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusunun; Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2024/22743 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasında akdedildiği belirtilen ticari satım sözleşmesi uyarınca davacı şirketin (icra takip tarihi itibariyle) toplam 604.952,06.-TL (asıl alacak ve işlemiş faiz) alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; alacağın mevcut bulunduğunun tespiti halinde, icra takip tarihi öncesinde uygulanmış faizin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, türü ve oranı ile icra takip tarihi sonrasında uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) DAVA ŞARTLARI VE İLK İTİRAZLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı" hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında da herhangi bir eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN İRDELENMESİ : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı şirket tarafından, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında satılan üç kalem malzemeye ilişkin olarak 28/11/2022 tarihinde KDV dâhil 3.931.288,00.-TL bedelli faturanın düzenlendiği; davalı şirketin bahse konu alıma ilişkin olarak ödemesi gereken meblağın bir kısmını ödediği ve bakiye tutar için 20/04/2023 keşide tarihli, 500.000,00.-TL bedelli çeki keşide ettiği, ancak anılan çekin ödeme günü geçmesine rağmen ödenmediği; bu nedenle Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2024/22743 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğu hususlarını beyanla; itirazın iptali ile icra takibinin devamına ve davalı şirket aleyhine %20'den az olmamak koşuluyla icra inkâr tazminatına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; davalı şirketin davacı şirkete borcunun bulunmadığı; yalnızca fatura düzenlenmiş olmasının ve cari hesap ekstrelerinin borcun varlığına delalet etmeyeceği; faturaya sekiz gün içerisinde itiraz edilmemiş olmasının, faturanın düzenlenmesine neden olan akdi ilişkinin kurulduğunu ve fatura konusu malın teslim edildiğini göstermeyeceği; davacı şirketin, faturaya konu malı teslim ettiğini genel ispat kurallarına göre kanıtlaması gerektiği; yargılamanın ilerleyen aşamasında sunulan bila tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ise ayrıca; davacı şirketin kiminle sözleşme yaptığının, malın kime ve ne zaman teslim edildiğinin açıklığa kavuşturulmadığı ile davacı şirketin ödemeye ilişkin bir ihtarı bulunmadığından işlemiş faizin istenemeyeceği hususlarının ileri sürüldüğü ve bu doğrultuda davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. c.1) Bilirkişi İncelemeleri : i. Mali Müşavir ... Tarafından Düzenlenen 25/06/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu : Anılan bilirkişi raporu kapsamında; Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2024/22743 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinden, davacı şirket vekili tarafından 27/03/2024 tarihinde 500.000,00.-TL asıl alacak ve 104.952,06.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 604.952,06.-TL alacak üzerinden icra takibi yapıldığının ve icra takibinin 20/04/2023 günlü, 2327954 seri numaralı, 500.000,00.-TL bedelli çeke ilişkin bulunduğunun görüldüğü; davacı şirket vekili tarafından 22/04/2025 tarihli dilekçe ekinde ibraz edilen USB bellek içerisinde ticari defterlerin tasdik ve berat bilgileri bulunmadığından tasdike yönelik tespit yapılamadığı; anılan USB bellek içerisinde yalnızca 2023 yılına ait excel formatında defter dökümü bulunduğu, bu dökümde davalı şirket cari hesabının 120.6310725076 hesap kodu ile takip edildiğinin, 2023 yılı mali açılış bakiye borç tutarının 422.779,38.-TL olduğunun ve akabinde 754 numaralı yevmiye maddesi ile 20/04/2023 tarihli, 2327954 numaralı çeke ilişkin 500.000,00.-TL tutarında giriş bulunduğunun tespit edildiği; buna karşılık davacı şirketin 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterleri, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ait cari muavin defter dökümleri, taraflar arasında düzenlenen faturalar ile bunların teslim ve tebliğine ilişkin LOG kayıtları, ödeme ve tahsilat belgeleri ile fatura içeriği ürünlerin teslimine ilişkin sevk irsaliyesi ve benzeri evrakların USB bellek içerisinde bulunmaması nedeniyle tespit yapılamadığı; eksik evrakların dosyaya kazandırılması ve Mahkeme tarafından görev verilmesi akabinde yeniden inceleme ve tespit yapılabileceği; davalı şirkete yönelik olarak ise, davalı şirketin mali müşaviri ile irtibata geçildiği ancak muhasebe işlemlerinin bırakıldığının beyan edildiği, davalı şirket vekilinin iletişim bilgilerine ulaşılamadığı ve rapor tarihine kadar defter ve belge ibrazı yapılmadığından davalı şirkete yönelik inceleme ve tespit yapılamadığı hususları rapor edilmiştir. 25/06/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "bilirkişi tarafından ticari defterlerin ve eklerinin USB bellek içerisinde bulunmadığı gerekçesiyle tespit yapılamadığının belirtildiği; oysa yerinde inceleme yapılabilmesi adına davacı şirketin merkez adresinde ticari defterlerin hazır bulundurulduğu" beyanında bulunulduğu; davalı vekili tarafından ise "bilirkişi tarafından yalnızca fatura ve defter incelemesi yapıldığı, davacı şirketin faturaya konu mal veya hizmeti teslim ettiğini tevsik eder hiçbir delil sunmadığı yönünde inceleme yapılmadığı; ticari defterlerde iddia edilen mal alım satımına ilişkin somut değerlendirmelerin yapılmadığı; davalı şirketin defterlerinin de incelenmemiş olması nedeniyle raporun eksik incelemeye dayandığı; davacı şirketin kiminle sözleşme yaptığının, malın kime ve ne zaman teslim edildiğinin açıklığa kavuşturulmadığı; davacı şirketin ödemeye ilişkin ihtarı bulunmadığından işlemiş faizin istenemeyeceği, buna rağmen faiz yönünden de inceleme yapılmamasının hukuka aykırı olduğu" gerekçeleriyle itiraz edildiği anlaşılmış olup; Mahkememizin 02/07/2025 tarihli ara kararında anılan 25/06/2025 tarihli bilirkişi raporu bakımından belirtilen "bilirkişi tarafından Mahkememize sunulan ön rapor kapsamında; Mahkememizce verilen yerinde inceleme yetkisinin, taraflarca sıhhatli bir şekilde kullanılamadığının bildirilmiş olduğu" gerekçeleriyle ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. ii. Mali Müşavir ... Tarafından Düzenlenen 18/09/2025 Tarihli Bilirkişi 1. Ek Raporu : Anılan bilirkişi 1. ek raporu kapsamında; davacı şirketin 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin elektronik defter niteliğinde olduğu ve yasal süresi içerisinde beratlarının alındığının tespit edildiği; davacı şirketin anılan yıllara ait ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunun görüldüğü; davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 28/11/2022 tarihli, AYT2022000000808 sıra numaralı, "Oto Korkuluk 440 m, Oto Korkuluk 800 m ve Yaya Korkuluğu 25.850" açıklamalı, KDV dâhil 3.931.288,00.-TL bedelli elektronik faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği; fatura içeriği ürünlerin teslimine ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirket adına AY120220000685, AY120220000686 ve AY120220000687 numaralı elektronik irsaliyelerin düzenlendiğinin görüldüğü; dava ve icra takibi konusu çeke ilişkin ödeme dekontuna veya kaydına rastlanmadığı, bu nedenle davacı şirketin 27/03/2024 icra takip tarihi itibariyle 500.000,00.-TL asıl alacak tutarında davalı şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiği; davalı şirket vekili tarafından 21/07/2025 tarihli dilekçe ekinde ibraz edilen USB bellek içerisinde defter beratlarının XML formatında yüklenmiş olması nedeniyle dosya açılamadığından beratlara yönelik tespit yapılamadığı; buna karşılık anılan 28/11/2022 tarihli faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunun tespit edilmesiyle fatura yönünden uyuşmazlık bulunmadığının görüldüğü; dava ve icra takibi konusu 20/04/2023 tarihli, 500.000,00.-TL bedelli çeke yönelik olarak davalı şirket kayıtlarında da ödeme kaydına veya dekontuna rastlanmadığı; taraflar arasında anılan üç kalem malzemenin satımı ile ilgili olarak yazılı bir ticari satım sözleşmesine rastlanmadığı hususları rapor edilmiştir. 18/09/2025 tarihli bilirkişi ek raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından "rapordaki aleyhe hususlar kabul edilmemekle birlikte; raporun satım ve teslimi, davalının kısmi ödemelerini ve bakiye borç için çeki verdiğini ortaya koyduğu, bu nedenle davanın kabulü gerektiği" beyanında bulunulduğu; davalı vekili tarafından 08/10/2025 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında ise "aleyhe tüm hesaplama ve alacak kalemlerine itiraz edildiği, ancak beyanların hazırlanması için HMK m. 281 uyarınca iki haftalık ek süre verilmesi talepleri bulunduğu" belirtilmiş ise de, anılan talep Mahkememizin 15/10/2025 tarihli ara kararı ile "bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunma süresi geçtikten sonra yapıldığı" gerekçesiyle reddedilmiş olmakla; Mahkememizin 10/04/2026 tarihli duruşmasında "Faiz talebi yönünden miktar ve tablo düzenlenmesi ile miktar tespiti" gerekçeleriyle ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. iii. Mali Müşavir ... Tarafından Düzenlenen 10/06/2026 Tarihli Bilirkişi 2. Ek Raporu : Anılan bilirkişi 2. ek raporu kapsamında; davacı şirket vekili tarafından Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2024/22743 Esas sayılı icra dosyası ile 27/03/2024 tarihinde 500.000,00.-TL asıl alacak ve 104.952,06.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 604.952,06.-TL alacak üzerinden icra takibi yapıldığı; icra takibinin 20/04/2023 günlü, 2327954 seri numaralı, 500.000,00.-TL bedelli çeke ilişkin olduğu; 500.000,00.-TL tutarındaki anapara üzerinden 21/04/2023 tarihinden 27/03/2024 tarihine kadar geçen süre için, dönemler itibariyle geçerli yıllık %10,75, %16,75, %26,75, %31,75, %36,75, %41,75 ve %44,25 oranındaki avans faizi oranları uygulanmak suretiyle yapılan hesaplamada işlemiş faiz tutarının 133.561,65.-TL olarak bulunduğu; buna göre davacı şirket vekili tarafından yapılan icra takibinde asıl alacağa yıllık reeskont avans faizi olarak 104.952,06.-TL işlemiş faiz talep edilmiş ise de, yapılan hesaplamada işlemiş faiz alacağının 133.561,65.-TL olacağı hususları rapor edilmiştir. 10/06/2026 tarihli bilirkişi 2. ek raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından sunulan 11/06/2026 tarihli dilekçe kapsamında, ek rapordaki aleyhe hususların kabul edilmediği belirtilmekle birlikte "anılan ek rapor ile davacı şirketin çek alacağı kapsamında işlemiş faiz alacağının da bulunduğunun sabit hâle geldiği" gerekçeleriyle beyanda bulunulduğu; davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna yönelik itiraz sunulmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce, anılan bilirkişi raporuna itiraz beyanlarına yönelik yapılan değerlendirmede; davacı vekili tarafından sunulan 11/06/2026 tarihli dilekçenin ise, ek raporda ulaşılan sonucu benimseyen ve yalnızca aleyhe hususlar yönünden genel nitelikte bir çekince içeren beyan dilekçesi niteliğinde bulunduğu, anılan dilekçede ek raporun yöntemine, dönemlerine, uygulanan faiz oranlarına veya hesaplanan tutara yönelik somut ve gerekçeli bir itiraz ileri sürülmediği anlaşılmakla; bu kapsamda Mahkememizce değerlendirilmesi gereken bir itiraz beyanı bulunmadığı kanaatine varılmıştır. iv. Mahkememizce Alınan Bilirkişi Raporlarının Mahkememizce Nihai Değerlendirmesi : Mahkememizce mali müşavir ... tarafından düzenlenen 25/06/2025 tarihli bilirkişi raporu, 18/09/2025 tarihli bilirkişi 1. ek raporu ve 10/06/2026 tarihli bilirkişi 2. ek raporu üzerinde yapılan nihai değerlendirmede; anılan raporlarda belirtilen verilerin dosya kapsamındaki verilerle örtüşmekte olduğu, bu kapsamda icra takibine ilişkin olarak belirtilen 27/03/2024 icra takip tarihinin, 500.000,00.-TL asıl alacak ve 104.952,06.-TL işlemiş faiz tutarlarının, 20/04/2023 günlü ve 2327954 seri numaralı çeke ilişkin bilgilerin ... sıra numaralı, KDV dâhil 3.931.288,00.-TL bedelli faturaya ilişkin bilgilerin ise tarafların ticari defter kayıtları ile birebir uyumlu bulunduğu; raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde, uyuşmazlığın çözümünde etkili delillerden tarafların ticari defter ve kayıtlarının, taraflar arasında düzenlenen faturanın ve icra takibi dosyasının değerlendirildiği, anılan raporların kendi içlerinde veya birbirleriyle esasa etkili bir çelişki barındırmadığı, bununla birlikte 10/06/2026 tarihli 2. ek raporun faiz hesaplama tablolarında, metin kısmında yazılı gün sayıları ile tablolarda gösterilen ve hesaplamaya esas alınan gün sayıları arasında (21/04/2023 - 23/06/2023 dönemi için metinde 64, tabloda 63 gün; 24/06/2023 - 31/08/2023 dönemi için metinde 69, tabloda 68 gün; 01/09/2023 - 27/09/2023 dönemi için metinde 27, tabloda 26 gün; 28/09/2023 - 31/10/2023 dönemi için metinde 34, tabloda 33 gün; 01/11/2023 - 30/11/2023 dönemi için metinde 30, tabloda 29 gün ve 01/12/2023 - 22/12/2023 dönemi için metinde 22, tabloda 21 gün olmak üzere) birer günlük tutarsızlıklar bulunduğu; ancak anılan tutarsızlıklar giderilmek suretiyle yapılacak hesaplamanın, raporda bulunan 133.561,65.-TL tutarını daha da artıracağı ve her hâlükârda icra takibinde talep edilen 104.952,06.-TL işlemiş faiz alacağının üzerinde kalacağı, 6100 Sayılı HMK.'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi uyarınca talepten fazlasına hükmedilmesi de mümkün bulunmadığı gözetildiğinde, anılan tutarsızlıkların davanın sonucuna müessir olmadığı; bu doğrultuda anılan raporların birlikte değerlendirilmeleri neticesinde, tespit edilen eksiklik ve tutarsızlıkların davanın sonucuna müessir olmaması nedeniyle hükme esas alınabilecek nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli nitelikte bulundukları kanaatine varılmıştır. c.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede davanın; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası niteliğinde bulunduğu; anılan madde hükmü uyarınca takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde Mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği; davalı tarafından, dava konusu icra takibine itiraz edilmiş olduğu ve işbu davanın, 2004 Sayılı İİK.'nın 67/1. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını, davacı şirket tarafından davalı şirkete satıldığı iddia olunan üç kalem malzemeye ilişkin ticari satım ilişkisinin kurulup kurulmadığı, malın teslim edilip edilmediği ve icra takibine dayanak çekin bu alacak karşılığında verilip verilmediği hususları oluşturmaktadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi ile 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190/1. maddesi uyarınca ispat yükü, Kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğundan; ticari satım ilişkisinin kurulduğunu, malın teslim edildiğini ve bu ilişkiden doğan alacağın varlığını ispat yükü davacı şirket üzerindedir. Davalı vekili tarafından, 6102 Sayılı TTK.'nın 21/2. maddesinde düzenlenen "bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır" hükmüne dayalı karinenin yalnızca faturanın içeriğine, yani malın cinsine, adedine ve fiyatına ilişkin bulunduğu; faturanın düzenlenmesine neden olan akdi ilişkinin kurulduğunu ve fatura konusu malın teslim edildiğini tek başına ispatlamayacağı yönünde ileri sürülen savunma ilke olarak yerinde ise de; Mahkememizce hükme esas alınan tespitler yalnızca faturaya değil, aşağıda münferiden gösterilen ve birbirinden bağımsız delillere dayanmaktadır. Ticari defter ve kayıtlar yönünden yapılan değerlendirmede; 18/09/2025 tarihli bilirkişi ek raporu ile davacı şirketin 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin elektronik defter niteliğinde olduğu ve beratlarının yasal süresi içerisinde alındığı tespit edilmiş; 28/11/2022 tarihli ve .... sıra numaralı, KDV dâhil 3.931.288,00.-TL bedelli faturanın, yalnızca davacı şirketin değil, davalı şirketin kendi ticari defter kayıtlarında da yer aldığı belirlenmiştir. Davalı şirketin defter kayıtlarında anılan faturanın; KDV hariç 3.331.600,00.-TL tutarındaki kısmının 740 "Hizmet Üretim Maliyeti" hesabına, 599.688,00.-TL tutarındaki kısmının ise 191 "İndirilecek Katma Değer Vergisi" hesabına kaydedildiği; toplam 3.931.288,00.-TL'nin de 320 "Satıcılar" hesabı altındaki davacı şirket cari hesabına alacak kaydı olarak işlenmek suretiyle davalı şirketin bu tutarda borçlandırıldığı görülmektedir. Bir tacirin, kendisine düzenlenen faturayı maliyet hesaplarına intikal ettirmesi ve fatura muhteviyatı katma değer vergisini indirim konusu yapması, o faturaya konu malın teslim alındığının kendi kayıtlarıyla kabulü anlamına gelmektedir. Nitekim 6100 Sayılı HMK.'nın 222/4. maddesinde, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının dahi sahibi aleyhine delil olacağı açıkça düzenlenmiştir; davalı şirketin ibraz ettiği USB bellek içerisindeki defter beratlarının.... biçiminde bulunması nedeniyle tasdik yönünden tespit yapılamamış olması, anılan kayıtların davalı şirket aleyhine delil teşkil etmesine engel değildir. Buna karşılık 6100 Sayılı HMK.'nın 222/3. maddesinde, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması arandığı; aşağıda ayrıntılı olarak gösterildiği üzere davalı şirketin defter kayıtlarının, elektronik defter niteliğindeki ve beratları yasal süresinde alınmış davacı şirket kayıtlarına aykırı bir içerik taşımadığı Mahkememizce yapılan karşılaştırmadan anlaşıldığından, anılan kayıtlar davacı şirket lehine de delil niteliğindedir. .... yapılan alış ve satış bildirimleri yönünden yapılan değerlendirmede; Mahkememizce ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden celp olunan 2022 yılına ait karşılaştırmalı alış-satış analizlerinden, davalı şirketin bildirimlerinde davacı şirketten (1260941872 vergi kimlik numaralı mükelleften) 3 belge ile ve katma değer vergisi hariç 4.723.870,00.-TL tutarında alış bildiriminde bulunulduğu; aynı satırın karşıt satış sütununda da yine 3 belge ile ve aynı tutarda bildirim yer aldığı, bu suretle davalı şirketin alış bildirimleri ile davacı şirketin satış bildirimlerinin birbirini doğruladığı tespit edilmiştir. Dava konusu 28/11/2022 tarihli faturanın katma değer vergisi hariç tutarı olan 3.331.600,00.-TL anılan bildirim toplamının altında kalmakta olup; bildirimin üç belgeye ilişkin bulunması ve dava konusu faturanın 2022 yılında düzenlenmiş olması hususları dikkate alındığında, anılan bildirimin taraflar arasındaki 2022 yılı mal alım-satım ilişkisini doğruladığı anlaşılmaktadır. Bu tespit, ticari defter kayıtlarından bağımsız ve resmî kayıtlara dayalı ayrı bir delil kümesi oluşturmakta olup; taraflar arasında 2022 yılında fiilî bir mal alım-satım ilişkisinin varlığını doğrulamaktadır. Sevk belgeleri yönünden yapılan değerlendirmede; 18/09/2025 tarihli bilirkişi 1. ek raporunda, davacı şirketin kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde fatura içeriği ürünlerin teslimine ilişkin olarak davalı şirket adına .... numaralı elektronik irsaliyelerin düzenlendiğinin tespit edildiği görülmektedir. Elektronik irsaliyelerin tek başına teslim olgusunu ispatlamayacağı açık ise de; bu tespit, yukarıda ayrı ayrı gösterilen ticari defter kayıtları ve bildirim kayıtları ile birlikte değerlendirildiğinde, fatura konusu üç kalem malzemenin davalı şirkete teslim edildiği yönündeki kanaati desteklemektedir. Davalı vekilinin "malın kime ve ne zaman teslim edildiğinin açıklığa kavuşturulmadığı" yönündeki beyanı; teslimin, davalı şirketin kendi kayıtlarına maliyet ve indirilecek katma değer vergisi olarak intikal ettirilmiş olması ve aynı işlemin davalı şirket tarafından vergi idaresine alış olarak bildirilmiş bulunması hususları dikkate alındığında yerinde görülmemiştir. Dava ve icra takibi konusu çek yönünden yapılan değerlendirmede ise; her iki tarafın ticari defter kayıtlarında 20/04/2023 keşide tarihli ve 2327954 seri numaralı, 500.000,00.-TL bedelli çekin kayıtlı bulunduğu; 18/09/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda yer verilen cari hesap dökümüne göre, davalı şirketin 320 "Satıcılar" hesabı altındaki davacı şirket cari hesabının 2023 yılı açılış bakiyesinin, davalı şirket aleyhine 422.779,38.-TL alacak bakiyesi olduğu, 13/01/2023 tarihli ve .... keşide tarihli anılan çekin 31/01/2023 tarihinde ileri keşide tarihli olarak kayda alınmasıyla cari hesabın kapatıldığı; davacı şirketin kayıtlarında da davalı şirket cari hesabının 2023 yılı açılış bakiyesinin aynı şekilde 422.779,38.-TL olduğu ve 754 numaralı yevmiye maddesi ile aynı çekin girişinin yapıldığı tespit edilmiştir. Buna göre dava konusu çekin, taraflar arasında 6102 Sayılı TTK.'nın 89. maddesi anlamında bir cari hesap sözleşmesine dayanmayan, ancak muhasebe kayıtlarında cari hesap olarak izlenen mal alım-satımından doğan 500.000,00.-TL tutarındaki bakiye borç karşılığında keşide edildiği sabittir. Çekin bir ödeme aracı olması ve kayden cari hesabın kapatılmasını sağlaması, bedelinin fiilen ödendiği anlamına gelmez; nitekim bilirkişi tarafından her iki tarafın kayıtlarında anılan çeke ilişkin herhangi bir ödeme kaydına veya dekontuna rastlanmadığı tespit edilmiş, davalı şirket tarafından da ödeme savunmasında bulunulmamış ve ödemeyi gösterir hiçbir belge ibraz edilmemiştir. Taraflar arasında yazılı bir ticari satım sözleşmesine rastlanmamış olması, varılan kanaati değiştirmemektedir. Zira 6102 Sayılı TTK.'nın 23. maddesi uyarınca, anılan maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanmakta olup; satış sözleşmesi hiçbir şekil şartına tabi bulunmadığından, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulmuş sayılır. Fatura düzenlenmesi, faturanın her iki tarafın defterlerine kaydı, sevk belgelerinin düzenlenmesi, vergi idaresine yapılan bildirimler ve nihayet bakiye borç için çek keşide edilmiş olması, taraflar arasında ticari satım ilişkisinin kurulduğunu ve ifa edildiğini gösteren fiilî ve hukuki karinelerdir. Davalı vekilinin, "davacı şirketin ödemeye ilişkin ihtarı bulunmadığından işlemiş faizin istenemeyeceği" yönündeki beyanı da yerinde görülmemiştir. Zira 6098 Sayılı TBK.'nın 117. maddesinde, borcun ifa edileceği günün birlikte belirlenmiş olması hâlinde bu günün geçmesiyle borçlunun temerrüde düşeceği; 6102 Sayılı TTK.'nın 10. maddesinde ise aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizinin vadenin bitiminden, belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Dava konusu alacak için 20/04/2023 keşide tarihli çek verilmiş olmakla ifa günü taraflar tarafından belirlenmiş bulunduğundan, davalı şirketin temerrüdü için ayrıca ihtar keşidesine gerek bulunmamaktadır. Faiz yönünden yapılan değerlendirmede; 6102 Sayılı TTK.'nın 19/2. maddesi uyarınca taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılacağı, her iki tarafın da aynı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bulunduğu gözetildiğinde; 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranının kanuni faiz oranından fazla olması hâlinde, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizinin bu oran üzerinden istenebileceği anlaşılmaktadır. Davacı şirket tarafından icra takibinde asıl alacağa avans faizi yürütülmesi talep edilmiş olup, bu talep yerindedir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde faizin "yasal faiz" olarak nitelendirilmiş olmasına rağmen, takip talebinde açıkça avans faizi istenmiş bulunması hususu dikkate alındığında; talebin avans faizine ilişkin olduğunun kabulü gerekmiştir. İcra takip tarihi öncesi için talep edilen işlemiş faiz yönünden ise; 10/06/2026 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda, 500.000,00.-TL asıl alacak üzerinden 21/04/2023 - 27/03/2024 tarihleri arasında dönemler itibariyle geçerli avans faizi oranları uygulanmak suretiyle işlemiş faiz alacağının 133.561,65.-TL olduğu hesaplanmış ise de; icra takibinde talep edilen işlemiş faiz 104.952,06.-TL olduğundan ve 6100 Sayılı HMK.'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi uyarınca hâkim talep sonucundan fazlasına karar veremeyeceğinden, icra takibinde talep edildiği şekilde 104.952,06.-TL işlemiş faiz alacağı hükme esas alınmıştır. Bu itibarla icra takip tarihi öncesinde uygulanan faizin türü ve oranının mevzuata uygun olduğu, hesaplanan tutarın talep edilenin üzerinde bulunması nedeniyle de davalı şirket aleyhine bir sonuç doğurmadığı anlaşılmıştır. İcra inkâr tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; 2004 Sayılı İİK.'nın 67/2. maddesi uyarınca borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi hâlinde, diğer tarafın talebi üzerine, iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata hükmedileceği düzenlenmiştir. Dava konusu alacak; taraflar arasında düzenlenen faturaya, her iki tarafın ticari defter kayıtlarına ve keşide edilen çeke dayandığından, yargılamayı gerektirmeyen ölçüde belirli ve likit niteliktedir. Davacı şirket tarafından dava dilekçesi ile icra inkâr tazminatı talep edilmiş olup; davalı şirketin, kendi ticari defterlerinde kayıtlı ve kendisi tarafından vergi idaresine bildirilmiş bulunan bir alacağa yönelik olarak yaptığı itirazın haksız olduğu anlaşılmakla; hükmolunan 604.952,06.-TL üzerinden yüzde yirmi oranında hesaplanan 120.990,42.-TL icra inkâr tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir. Anılan hususlar doğrultusunda; davacı şirketin, .... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde talep ettiği 500.000,00.-TL asıl alacak ve 104.952,06.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 604.952,06.-TL alacağının mevcut bulunduğu, davalı şirket tarafından anılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu ve davanın ispatlandığı anlaşılmakla; davanın kabulüne dair, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM 1) Davanın KABULÜNE, Bu doğrultuda; .... Esas sayılı icra takibine yönelik yapılan itirazın iptaline, 500.000,00.-TL asıl alacak ve 104.952,06.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 604.952,06.-TL üzerinden (asıl alacağa 28/03/2024 tarihinden itibaren) işletilecek avans faizi ile icra takibinin devamına, 2) Hükmolunan alacağın %20’si oranında hesaplanan 120.990,42.-TL icra inkar tazminatının, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3) Karar ve İlâm Harcı : a) 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 41.324,28.-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılmış bulunan 5.513,99.-TL peşin harç ve 4.817,08.-TL bakiye karar ve ilâm harcı olmak üzere toplam 10.331,07.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 30.993,21.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 5.513,99.-TL peşin harç ve 4.817,08.-TL bakiye karar ve ilâm harcı, 427,60.-TL başvurma harcı ve 60,80.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 10.819,47.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

4) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 5.000,00.-TL bilirkişi ücreti ile 227,50.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 5.227,50.-TL yargılama giderinin; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin, davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca davacıya İADESİNE, 5) Vekâlet Ücreti : Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 604.952,06.-TL üzerinden) takdir edilen 96.742,81.-TL vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, Dair; davacının yüzüne karşı, davalının yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak suretiyle) HMK'nın 343. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi.03/07/2026

.... ¸

TASHİH ŞERHİ

Her ne kadar Mahkememiz dosyasının, 03/07/2026 tarihli celsesinde verilen hükmün; 1 no'lu bendi kapsamında: "(asıl alacağa 28/03/2024 tarihinden itibaren)" ibarelerine yer verilmiş ise de; dava konusu icra takip tarihinin Mahkememizce sehven 28/03/2024 olarak bildirilmiş olduğu anlaşıldığından; anılan ibareler karardan çıkarılarak, 1 no'lu bent kapsamına: "(asıl alacağa 27/03/2024 tarihinden itibaren)" ibarelerinin eklenilmesine dair karar verildiği, şerh olunur. 03/08/2026

Katip .... ¸ Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/458, K. 2026/564, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-458-e-2026-564-k-547a7903f994