Diğer ·

2025/183 E. 2026/193 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/183
Karar No
2026/193
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/183 KARAR NO : 2026/193

DAVA : Marka (Manevi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 07/10/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Ltd. Şti. firmasının ... numaralı marka tescil belgesi ile 27.02.2025 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle korunmak üzere ... markasını kendi nam ve hesabına tescil ettirdiğini, müvekkilinin elektrikli bisiklet parçaları, pil, akü ve enerji sistemleri alanında uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, ... markasını aktif şekilde kullandığını ve ürünlerini ...adresi üzerinden satışa sunduğunu, şüpheli ...'ün...internet Sitesi üzerinden müvekkilinin marka hakkına tecavüz ederek ... markalı ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, bu durumun dilekçe ekindeki evraklardan ve belirtilen internet linkinden açıkça anlaşıldığını, davalının ... ibaresini hiçbir şekilde kullanma hakkı bulunmadığını, bu kullanımın müvekkilinin ticari itibarına ve marka değerine zarar verdiğini, piyasadaki bazı firmaların ... markasının kısaltması olan ... ibaresini kullanarak tescil girişimlerinde bulunduğunu, davalının da bu kötü niyetli eylemlerle markanın ayırt edicilik karakterine zarar verdiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca müvekkilinin manevi tazminat talep etme hakkı bulunduğunu, davalının kötü niyetli olması ve markanın itibarından haksız yararlanması dikkate alındığında 500.000 TL tutarındaki manevi tazminatın sembolik kaldığını, maddi tazminat davası açma haklarının saklı tutulduğunu, davalının eylemleri nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayet haklarının saklı olduğunu, dava dilekçesi tebliğ edilmeden önce tensip zaptı ile davalıya ait internet Sitesi kayıtları üzerinden bilirkişi marifetiyle delillerin tespiti ile toplanmasına karar verilmesini, marka hukuku konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmasını, marka hakkına tecavüzün tespit ve menine, davalının ... ibareli markayı kullanmasının önlenmesine, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: 7155 sayılı Kanun uyarınca ticari davalarda arabuluculuğun dava şartı olduğunu, davacı tarafın manevi tazminat talepleri için arabulucuya başvurmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının müvekkilin ... ve ... markalı ürünleri üretici firmadan aldığı izinle sattığını bildiğini, kötü niyetli olarak yurt dışında tescilli bir markayı Türkiye'de tescil ettirerek haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, müvekkilin yerleşim yerinin ... olması sebebiyle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, bu nedenle davanın yetki yönünden de reddinin gerektiğini, müvekkilin üretici firma ile uzun yıllardır ticari ilişkisi bulunduğunu ve 01.02.2024-01.03.2028 tarihleri arasında yetkili satıcı olduğunu, sunulan faturalar ve sertifikalarla bu durumun sübuta erdiğini, marka hakkına tecavüz iddiasının gerçek dışı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... E. ve...K. sayılı 16.04.2015 tarihli kararı uyarınca gerçek hak sahibinden temin edilen orijinal ürünlerin satışının engellenemeyeceğini, davacının üretici firma ile distribütörlük anlaşması yapamadığı için kötü niyetli marka tescili yaptırdığını, üretici firmaya müzekkere yazılarak davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin araştırılmasını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, Medeni Kanun gereği kötü niyetli tarafın korunmaması gerektiğini, 30.10.2025 tarihli bilirkişi raporunun tek taraflı ve yanlı hazırlandığını, eksik inceleme içerdiğini, bu raporun hükme esas alınamayacağını, üretici firmadan gelecek belgelerle marka hakkına tecavüzün olmadığının ve müvekkilin yetkili satıcı olduğunun anlaşılacağını, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davacının tüm taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın tüm talepler bakımından reddini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle: Müvekkil firma ... Ltd. Şti. adına açılan davada davalı tarafın cevap dilekçesindeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, unvan terkinine, markaya tecavüzün tespiti ve menine ilişkin davaların zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... E. ve ... K. sayılı ilamı uyarınca bu tür davaların arabuluculuğa tabi olmadığını, ... markasının Türk Patent Kurumu nezdinde müvekkil adına tescilli olduğunu ve markanın müvekkile ait olması sebebiyle hukuki yarar yokluğu iddiasının mesnetsiz kaldığını, dava konusu marka hakkı sahibinin yerleşim yeri itibarıyla mahkemenin yetkili olduğunu, davalının kötü niyet iddialarının gerçeği yansıtmadığını, Ticaret Bakanlığına yapılan ... numaralı başvuru ile ... ve ... markalı ürünlerin ülkeye girişinin ve satışının müvekkil markasına zarar verdiği gerekçesiyle yasaklandığını, şu an ülke sınırları içinde bu markalarla ürün girişi yapılmadığını, markanın tescil sürecinde herhangi bir itirazla karşılaşılmadığını, yurt dışından alınan sertifikaların Türkiye sınırları içerisinde marka hakkı sahibinin izni olmaksızın satış yapma yetkisi vermediğini, davalı tarafın müvekkile ait markalı ürünleri sattığını kendi dilekçesiyle ikrar ettiğini, müvekkilin Türkiye pazarında kendi internet Sitesi ve bayi sistemiyle fiilen ticari faaliyet yürüttüğünü, davalının sunduğu sertifikanın resmi bir belge niteliği taşımadığını ve marka sahibi müvekkil firmanın imza veya kaşesini içermediğini, davalının iddialarının reddedilerek dava dilekçesindeki talepler doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: Arabuluculuk kanun yoluna başvuru yapılmaması nedeniyle dava şartı yokluğu, hukuki yarar yokluğu ve yetki itirazlarının yerinde olduğunu belirttiğini, davacı yanın usule ilişkin beyanlarını kabul etmediğini, müvekkilinin 01.02.2024 ile 01.03.2028 tarihleri arasında ... ve ... markalı ürünlerin satışı için yetkili olduğunu gösteren belgelerin dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı bir eyleminin bulunmadığını, davacı yanın marka hakkına tecavüz edildiği ve belgelerin geçersiz olduğu yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin üretici firma ile yapılan anlaşmalar uyarınca yetkili satıcı sıfatını taşıdığını, ... markalı ürünlerin satışında hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını, markanın gerçek sahibinin yurt dışı menşeli firma olduğunu, davacı yanın Türkiye'de marka başvurusu yaparak haksız kazanç elde etme peşinde olduğunu, davacı yanın kötü niyetli olduğunu, üretici firmaya müzekkere yazılarak ticari anlaşmaların ve tüm belgelerin dosyaya getirtilmesini, delillerin birlikte değerlendirilerek bilirkişi raporu alınmasını, davacı tarafın kendisine ait olmayan bir markayı tescil ettirerek haksız kazanç sağlamak istediğini, bu hususun cevaba cevap dilekçesinde ikrar edildiğini, somut olayda marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını, davacı yanın marka korumasından faydalanarak tazminat talep edemeyeceğini, davacı yanın kötü niyetli olması sebebiyle diğer yetkili satıcıların ticari hayatına engel olmak amacıyla açılan haksız davanın tüm talepler bakımından reddini talep etmiştir. II.DELİLLER TPMK'ye 10/10/2025 tarihinde müzekkere yazıldığı, 03/11/2025 tarihinde cevap geldiği anlaşılmıştır. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen Bilişim uzmanı ... ve Marka vekili ... tarafından düzenlenen 30/10/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davacıya ait ...alan adının 17.10.2022 tarihinde...Tic. A.Ş. üzerinden kayıt edildiğinin, alan adı sahibi bilgilerinde ... Şirketi'nin yer aldığının, web sitesinde .. ibaresinin bulunduğunun, davalıya ait ...alan adının 20.02.2022 tarihinde ... A.Ş. üzerinden kayıt edildiğinin, web Sitesi iletişim bilgilerinde -... adresinin ve ... e-posta adresinin yer aldığının, mesafeli satış sözleşmesinde satıcı olarak ...'ün belirtildiğinin, davalı web sitesinde ... ibaresinin kullanıldığının, davacıya ait markanın ... kelimesi ve şeklinden oluştuğunun, davalı web sitesinde yapılan incelemede davacı markası ile birebir aynı ibarelerin kullanıldığının, davacıya ait ...maralı markanın ... sınıflarda tescilli olduğunun, davalı tarafından satışı yapılan pil gruplama malzemelerinin pil yönetim sistemi kapsamında olduğu için davacı markası ile aynı veya benzer sınıfta yer aldığının, davalının bu kullanımlar için meşru bir hakkının bulunmadığının, davalıya ait internet sitesindeki bu kullanımların marka hakkına tecavüz oluşturduğunun, davalı web sitesindeki marka kullanımlarının davacı marka hakkını ihlal ettiği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; Marka hakkına tecavüzün tespit ve meni, manevi tazminat talebine yöneliktir. IV. GEREKÇE Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklife dilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır. (TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491) Davacıların marka haklarına tecavüz edilerek ihlal edildiği iddiasına istinaden gerçekleştirilecek hukuki değerlendirme; marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Buna göre, tescilli markanın aynısının/benzerinin aynı/benzer mal veya hizmet için kullanılıp kullanılmadığı veya tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılıp kullanılmadığının ve bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ... E., ... K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih,... E.,... K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T.,... E. ... nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında tecavüz eylemlerinin değerlendirilmesinde; Somut olayda davacının dayanak markaları; ... tescil numaralı şekilli markanın 27.02.2025 tarihinde koruma alıntına alındığı, 08.07.2025 tarihinde .. Sınıfta tescil edilmiş olduğu, marka şeklinin ... olduğu TPMK kayıtları ile tespit edilmiştir. (YHGK ...E....K. numaralı ilamında gerekçeli karara görsel eklenmemesi yönündeki değerlendirme sebebiyle davacının şekil markası eklenmemiş, mübrez bilirkişi raporu 7. Sayfasında ilgili şekil markası yer almaktadır.) Davacıya ait markanın ... ile şeklinden oluştuğu görülmekle davacı markasında ... kelimesi baskın ve ana unsur olarak yer almaktadır. Teknik bilirkişince yapılmış olan inceleme ve tespite göre davalıya ait web sitesinde ... marka ibaresi kullanılarak ürün tanıtımı ve satışı yapıldığı, tanıtımı ve satışı yapılan ürünler üzerinde de marka şeklinin yer aldığı görülmekle davalı web sitesinde yer alan marka kullanımlarının davacı markası ile bire bir aynı olduğu tespit edilmiştir. Markalar arası benzerlik karşılaştırması yapılır iken dikkate alınacak kraterlerden bir tanesi de markaların “kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği”dir.Davacıya ait ... tescil numaralı markanın ... Sınıflarda tescilli olduğu görülmektedir. Davalıya ait web sitesinde ... marka ibaresi ile satışı yapılan ürünlerin “pil gruplama malzemeleri” grubunda satışının yapıldığı görülmekle satışı yapılan ürünlerin “pil yönetim sistemi” amacı ile satışı yapılan ürünler olduğu anlaşılmaktadır. Davacıya ait markanın.... Sınıfta “Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları; fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri, elektrikli araçlar için şarj istasyonları. Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. “ alt grubunda tescilli olduğu görülmekle, davalı marka kullanımının davacı markası ile aynı / benzer sınıfta yer aldığı, davacı markasının tescilli olduğu sınıf ile karşı taraf marka kullanımının aynı ve/veya benzer sınıf kapsamında kaldığı tespit edilmiştir. SMK madde 7/3-d’de “İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.” hükmü yer almakta olup bu hüküm uyarınca tescilli bir markanın/ işaretin kullanımına ilişkin olarak hak veya meşru bağlantı olmadan internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı,yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması marka hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir. İnternet ortamında marka kullanımlarında markanın ticari etki yaratan bir kullanıma sahip olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalıya ait... internet sitesi üzerinden ... marka ibaresi ve davacı marka şeklinde yer alan marka şekli kullanılarak davacı markasının tescilli olduğu sınıf kapsamında ürün satışı yapılmakta olduğu anlaşılmakla, maddede yer alan ticari etki oluşturacak şekilde kullanım şartının somut olayda sübut bulduğu, davalı web sitesinde yer alan bu kullanımlarda davalının bu kullanımlar için hakkının veya meşru bağlantısının bulunmadığı, davalı web sitesinde yer alan bu kullanımların SMK madde 7/3-d kapsamında davacı marka hakkının ihlalini oluşturduğu değerlendirilmiştir. Davalı tarafından davacının marka hakkına gerçekleştirilen tecavüz sebebiyle davacının manevi zarara uğradığının kabulü gerekmekle birlikte somut olay adaleti gözetilerek davalının davacıya 70.000,00TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. Somut olaya emsal nitelikteki Yüksek Yargı kararı ise; İstanbul BAM 16. HD'nin...E.,...K. Ve 16/04/2026 tarihli "...davacı markasının ihlâli ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu, davalıların ayrıca davacıya ait "..." markasını internet alan adı olarak kullanmalarının da SMK m. 7/3-d uyarınca marka ihlâli ve marka hakkına tecavüz fiili teşkil ettiği, her iki ihlâl türü bakımından da dava dosyasında sunulu olan ... 34. Noterliği'nin... tarihli ve ... yevmiye numaralı tutanağının önem arz ettiğini, davalıların marka hakkına tecavüz vakıasını açıkça gösterdiğini, ilgili tutanak çerçevesinde davalıların "..." internet sitesi aracılığıyla üzerinde "..." markası bulunan ürünlerin Türkiye'ye satış ve teslimatını yaptığının, teslim edilen ürünlerin Türk Lirası para cinsi ile satın alındığının, internet sitesinde Türkçe arayüz kullanılarak Türkiye'den ürün satın almanın mümkün olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda davalıların "..." alan adı üzerinden "..." markasını Türkiye'de ticari etki yaratacak biçimde kullandığının..." şeklindedir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-Davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının eyleminin men'ine, Davalının "..." ibareli markayı kullanmasının engellenmesine, 2-Davalının davacıya dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte 70.000,00TL manevi tazminat ödemesine, davacının manevi tazminatta fazlaya ilişkin talebinin reddine, 3-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin gerekçeli kararda hüküm altına alınmasına, 4-Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 4.781,70.-TL harçtan peşin alınan 8.538,75.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 3.757,05.-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 4.781,70.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince marka hakkına tecavüzün tespit ve menine ilişkin dava yönünden hesaplanan 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince manevi tazminat davası yönünden hesaplanan 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 670,00.-TL posta ve tebligat gideri, 2 bilirkişi ücreti 18.000,00.-TL, 615,40 TL başvuru harcı, 87,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 19.372,90.-TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 2.712,20.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, Dair karar davacı vekili ve davalı vekili yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 18/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/183, K. 2026/193, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-183-e-2026-193-k-facec3d61781