Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1081 E. 2026/1490 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1081
Karar No
2026/1490
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2023/1081

KARAR NO:2026/1490

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:25/01/2023

NUMARASI:2017/1322 Esas - 2023/62 Karar

DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:04/12/2017

BİRLEŞEN DÜZCE 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2019/540 Esas

DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:09/05/2018

İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/09/2026

İlk Derece Mahkemesince verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkide müvekkilince davalıya çek verilip karşılığında alınan malların davalı tarafça yüklenerek doğrudan İran'a gönderilerek davacı adına teslimatının yapıldığını, ancak seçilen mallar yerine düşük kalite mal gönderildiğinin anlaşılması üzerine davalının ikaz edildiğini, bu ikazların sonuçsuz kaldığını, bu ihtilaf öncesinde davalıya verilip karşılığında mal alınmamış olan 3 adet çekin davalının elinde bedelsiz kaldığını, bu çeklere karşılık davacıya teslim edilmiş bir mal bulunmadığını belirterek, keşidecisi davacı ve lehtarı davalı olan... ... Şubesine ait ... no'lu 15.03.2017 tarihli 52.949USD bedelli, ... no'lu 20.03.2017 tarihli 165.000-TL bedelli ve ... no'lu 20.04.2017 tarihli 230.000-TL bedelli 3 adet çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; davacının müvekkili şirketten ticari ilişki kapsamında ürünler satın aldığını ve bu ürünlerin bedeli olan miktarlar üzerinden de dava konusu çeklerin keşide edildiğini, müvekkilince malların İran'a tesliminin gerçekleştirildiğini, davacının düşük kalitede mal teslim edildiği yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, kaldı ki davacının süresinde bir ayıp ihbarında bulunmadığını, çeklerin Düzce 5. İcra Dairesinin ..., ..., ..., ... ve ... sayılı dosyalarında takibe konulduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DÜZCE 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2019/540 ESAS 2020/293 ESAS SAYILI DOSYASI

DAVA:Davacı vekili; davacı şirket ile davalı şirket arasında 2014-2016 yılları arasında ahşap ve kaplama malzemesi ticareti yapıldığını, müvekkilince davalıya çek verilip karşılığında alınan malların davalı tarafça yüklenerek doğrudan İran'a gönderilerek davacı adına teslimatının yapıldığını, ancak seçilen mallar yerine düşük kalite mal gönderildiğinin anlaşılması üzerine davalının ikaz edildiğini, bu ikazların sonuçsuz kaldığını, bu ihtilaf öncesinde davalıya verilip karşılığında mal alınmamış olan 7 adet çekin davalının elinde bedelsiz kaldığını, bu çeklere karşılık davacıya teslim edilmiş bir mal bulunmadığını belirterek, keşidecisi davacı ve lehtarı davalı olan... ... Şubesine ait ... no'lu 10.12.2016 tarihli 48.054-TL bedelli, ... no'lu 15.12.2016 tarihli 165.000-TL bedelli, ... no'lu 15.01.2017 tarihli 165.000-TL bedelli, ... no'lu 20.01.2017 tarihli 48.054-TL bedelli, ... no'lu 15.02.2017 tarihli 165.000-TL bedelli, ... no'lu 20.02.2017 tarihli 165.000-TL bedelli ve ... no'lu 20.02.2017 tarihli 109.692-TL bedelli 7 adet çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptalini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; taraflar arasındaki anlaşma uyarınca müvekkili şirket tarafından davacıya teslim edilen malların İran'a ihracatının davacı şirket tarafından yapılacağını, davacı şirketin müvekkili şirketten bu kapsamda ürünler satın aldığını ve bu ürünlerin bedeli olan miktar üzerinden de dava konusu çekleri keşide ettiğini, davalı tarafça bu malların davacıya teslim edildiğini ve İran'a ihraç edildiğini, davacının ayıp iddiasının asılsız olduğunu, malların ayıplı olduğu iddia edilmesine rağmen davacının malları İran'a ihraç ettiğini, malların ihracı sonrasında bedelinin alındığını, davacının süresinde bir ayıp ihbarının bulunmadığını, çeklerin Düzce 5. İcra Dairesinin ... ve ... sayılı dosyalarında takibe konulduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; incelenen davacıya ait ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalı şirketten 2.817.167-TL tutarında 26 adet fatura aldığı, 1.607.833-TL karşılıksız çek ile birlikte toplam borcunun 4.425.010,50-TL olduğu, davacının davalı şirkete toplam 4.450.010,50-TL tutarında çek verdiği, davacının dava tarihi itibariyle davalı şirketten 24.582,51-TL bakiye alacağının bulunduğu, davalıya ait ticari defter kayıtlarına göre ise davalının 2016-2017 yılında davacı şirkete kestiği fatura ve aldığı iade çek toplamının 5.780.209,58-TL olduğu, davalının 2016-2017 yılında davacı şirketten aldığı toplam çek tutarının 5.100.525,43-TL olduğu, davalının davacı şirketten 679.684,17-TL bakiye alacağının bulunduğu, her iki defter kaydı arasındaki 704 266,66-TL farkın davalı defter kayıtlarında yer alan ama davacı kayıtlarında yer almayan 992.310,58-TL tutarındaki davacı aleyhine kabul edilecek iade çek bedeli ve davacı lehine kabul edilecek davalı kayıtlarında yer alan ama davacı kayıtlarında yer almayan 275.922-TL tutarlı davacı ödemelerinden kaynaklandığı, bu durumda davalının cari hesap ilişkisi sebebiyle davacı şirketten kendi defterindeki gibi 679.684,15-TL alacağının mevcut olduğu, imalatçı olarak davalının unvanı kayıtlı olan beyannamelere göre davacının davalı şirketten tedarik edip, İran'daki müşterilerine 16.04.2015-30.09.2016 tarihleri arasında gümrük formalitelerini ikmal edip, toplam 1.112.900,64-USD bedelli ürün gönderdiği, getirtilen gümrük kayıtlarına göre davalı tarafın davacıya ihraç kayıtlı faturalara konu ürünlerle ilgili son satış faturasını 29.09.2016 tarihinde düzenlediği ve fatura muhteviyatını ihraç edilmek üzere davacıya teslim ettiği ve davacının da kendisine teslim edilen ihraç kayıtlı faturalara konu ürünlerin tamamını ihraç ettiği, her ne kadar davalı şirket cari hesap ilişkisi yönünden davacı taraftan kaydi olarak alacaklı gözükse de, davacının davalı şirketten tedarik edip İran'daki dava dışı müşterilerine 16.04.2015-30.09.2016 tarihleri arasında gönderdiği toplam 1.112.900,64 USD bedelli, beyanname kuru ile karşılığı 3.218.883,27-TL olan ahşap ürün haricinde davalının davacıya ihraç edilmek üzere teslim ettiği başka ürünler de olduğunu tevsik eden denetime elverişli hiçbir belge sunmadığı, gümrük evraklarına göre davalı tarafın davacıya ihraç kaydıyla fiilen teslim ettiği, beyanname kuru ile karşılığı toplam 3.218.883,27-TL olan ürünler haricinde yani 30.09.2016 tarihinden sonra ve 2017 yılı içerisinde de dava konusu tüm ürünleri teslim ettiğini iddia eden ve ispat yükü kendisinde olan davalı tarafın, iddia ettiği gibi davacıya teslim ettiği ürünler olduğunu ve çeklerin de teslim edilen ürünler için verildiğini denetime elverişli verilerle kanıtlamadığı, davalının yemin delilini kullanmadığı, bu durumda davalının davacıdan aldığı ve toplam tutarını da kayıtlarında 5.100.525,43-TL olarak izlediği belirlenen çeklerin 3.218.883,27-TL'si haricindeki 1.881.642,16 TL'lik kısmının dolayısıyla asıl ve birleşen dava konusu çeklerin karşılıksız kaldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile dava konusu çekler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptaline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl ve birleşen davada davalı vekili; mahkemece bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu çeklerden sadece ödenen çeklerin işlendiğini, ödenmeyen çekler iade olunduğunda ise yeni çekler alındığını, ancak bu hususun bilirkişilerce yeterince irdelenmediğini, senet temel borç ilişkisinden soyutlanmış olup bağımsız bir varlık kazandığını, ancak mahkemece bu ilkenin gözetilmediğini, müvekkilinin imalatçı firma olarak malları teslim ettiğini, bu hususun ticari defter kayıtlarına da yansıdığını, rapor içeriğinde de müvekkili şirketin kaydi olarak alacaklı olduğunun belirtildiğini, ihraç kayıtlı faturaların altında davacı şirketin yurt dışına kestiği fatura ve gümrük çıkış beyannameleri bulunmakta olup,beyannamelerde imalatçı firma olarak müvekkilinin yazılı olduğunu, bu nedenle malların davacı tarafından satın alındığı ve yurt dışına ihraç edildiğinin sabit olduğunu, teslimin yapıldığının müvekkilince vergi dairesinden alınan KDV iadesine ilişkin yazıdan da anlaşılacağını, davacı şirketin müvekkilinden ürünleri satın alıp bu ürünlerin bedeli olan miktar üzerinden dava konusu çekleri keşide ettiğini,müvekkilinin ürünlerin teslimini de gerçekleştirdiğini, bu hususun tarafların ticari defter kayıtları ve gümrük kayıtları ile de sabit olduğunu, bu durumda dosyadaki mevcut deliller ışığında davacının davasının haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanmış iken yemin delilinin kullanılmasına gerek olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Asıl ve birleşen dava, davacı tarafından davalıya keşide edilen çekler karşılığında mal teslim edilmemesi nedeniyle çeklerin bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde çek ile ödeme yaptığını yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Ayrıca çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin de avans olarak verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Diğer yandan çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü, çekin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Somut olayda; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında keşidecisi davacı ve lehtarı davalı olan asıl dava konusu asıl dava konusu 3 adet çek ile birleşen dava konusu 7 adet çekin davacı tarafından davalıya teslim edildiği, çeklerin bankaya ibrazında karşılıksız çıkması sonucunda davalı tarafından asıl dava konusu ... no'lu 15.03.2017 tarihli 52.949USD bedelli çekin Düzce 5. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında, ... no'lu 20.03.2017 tarihli 165.000-TL bedelli çekin Düzce 5. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında, ... no'lu 20.04.2017 tarihli 230.000-TL bedelli çekin Düzce 5. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında, birleşen dava konusu çeklerden ... no'lu 10.12.2016 tarihli 48.054-TL bedelli, ... no'lu 15.12.2016 tarihli 165.000-TL bedelli, ... no'lu 15.01.2017 tarihli 165.000-TL bedelli ve ... no'lu 20.01.2017 tarihli 48.054-TL bedelli çekin Düzce 5. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında, ... no'lu 15.02.2017 tarihli 165.000-TL bedelli, ... no'lu 20.02.2017 tarihli 165.000-TL bedelli ve ... no'lu 20.02.2017 tarihli 109.692-TL bedelli çeklerin ise Düzce 5. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında takibe konulduğu anlaşılmaktadır.Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerine göre davalıdan 2.817.167-TL tutarında 26 adet fatura aldığı ve 1.607.833-TL karşılıksız çek ile birlikte toplam borcunun 4.425.010,50-TL olduğu, davacının asıl dava konusu 3 çek dahil davalıya toplam 4.450.010,50-TL tutarında çek verdiği, davacının dava tarihi itibariyle davalı şirketten 24.582,51-TL bakiye alacağının bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre ise 2015 yılında davalının davacıya 1.556.274,60-TL tutarında fatura kestiği ve 1.089.912-TL ödeme aldığı, davalının 472.362,60-TL bakiye alacağının 2016 yılına devrettiği, davacının kayıtlarında ise davalıya 2015 yıl sonu itibariyle 471.910,78-TL borcu olup 2015 bakiyesinde taraflar arasında 451,82-TL fark bulunduğu, bu durumda 2015 yıl sonu itibariyle davacının 472.362-TL borçlu olduğunun kabul edilebileceği, davalının 2016-2017 yıllarında davacıya kestiği fatura ve aldığı iade çek toplamının 5.780.209,58-TL olduğu, davalının bu dönemde davacıdan aldığı toplam çek tutarının 5.100.525,43-TL olduğu, buna göre davalının davacıdan 679.684,17-TL bakiye alacağının bulunduğu, bu durumda taraflar arasındaki kayıt farkının 704.266,66-TL olduğu, davacı şirket defterlerindeki 30.12.2016 tarihli 127.692,95-TL'lik virman kaydının dayanağının bulunmadığı ve davalı şirket kayıtlarında yer almadığı, dava konusu 52.949-USD tutarlı çekin kayda defterlere USD bedel üzerinden kaydedilmesi nedeniyle davacının borcunu yükselttiği, çek karşılığının kayda geçirilmesi halinde davacının davalıya bakiye borcunun 450.056,44-TL olduğu, bu çek tutarının davalının kayıtlarına 193.995,33-TL olarak geçirilmesi sonucunda davacının dava tarihi itibariyle bakiye alacağının 37.935,89-TL olduğu, dava konusu çeklerin verilmesinden önce davacının davalıya 09.11.2016 itibariyle bakiye 503.005,44-TL borçlu olduğu, 588.995,33-TL tutarlı bu çeklerine verilmesiyle davacının 85.989,89-TL alacaklı duruma geçtiği, bu tarihten sonra devam eden ilişkide davacının dava tarihi itibariyle bakiye alacağının 37.935,89-TL olduğu, bu durumda dava konusu çeklerden dolayı davacının davalıya 550.999,44-TL borçlu durumda olacağı, davalının kayıtlarında yer alan toplam 992.310,58-TL çek iade kaydının davacının defterlerinde yer almadığı, davacı tarafça bu çeklerin ödendiğine dair belge sunulmadığı, davacının toplam 275.922-TL ödemesinin de davalının defterlerinde yer almasına karşılık kendi kayıtlarında bulunmadığı, bu durum karşısında davalının davacıdan 679.684,15-TL alacağının bulunduğu, dava konusu çeklerin teslim edilecek mal karşılığında değil, davalıya olan cari hesap borcuna mahsuben verildiği bildirilmiştir. Birleştirme kararı sonrası gümrük belgeleri de incelenerek düzenlenen ek bilirkişi raporunda; sunulan gümrük beyannamelerine göre davacının davalı şirketten tedarik edip İran'daki müşterilerine 16.04.2015-30.09.2016 tarihleri arasında ihraç ettiği mal bedelinin 1.112.900,64-USD karşılığı 3.218.883,27-TL olduğu, dolayısıyla davacının 29.09.2016 tarihinden sonra davalıya verdiği çeklerin davalının davacıya ihraç edilmek üzere teslim ettiği mallara ilişkin olduğunun söylenemeyeceği, her ne kadar cari hesap yönünden davalı kaydi olarak davacıdan alacaklı gözükse de, davalının davacıya 3.218.883,27-TL tutarlı mal haricinde ihraç edilmek üzere teslim ettiği başka mallar olduğunu tevsik eden belge sunulmadığı, buna göre davalının davacıdan aldığı ve toplam tutarını 5.100.525,43-TL olarak izlediği belirlenen çeklerin 3.218.883,27-TL haricindeki 1.881.642,16-TL'lik kısmının davalının uhdesinde karşılıksız kalabileceği bildirilmiştir.Davacı tarafça; davalıya mal alımı karşılığı çekler verildiği, ancak davalının düşük kaliteli mal göndermesi nedeniyle mal alımının durdurulduğu, bu arada mal alımı için daha önce davalıya verilmiş olan ve karşılığında mal teslim edilmeyen çeklerin bedelsiz kaldığı ileri sürülmüştür.Davalı tarafça ise alınan çekler karşılığında davacıya malların teslim edildiği ve davacı tarafça İran'a ihraç edildiği savunulmuştur. Buna göre ispat yükü davacı üzerinde olup, çeklerin avans olarak verildiğini ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Bu kapsamda tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, mahkemece alınan ve asıl dava bakımından düzenlenen ilk bilirkişi raporunda, ticari defterlere göre davalının davacıdan 679.684,15-TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık birleşen dava da esas alınmak suretiyle, davalının davacıya sattığı ve davacı tarafından İran'daki alıcılarına ihraç edildiği anlaşılan faturalar konusu mallara ilişkin gümrük beyannamelerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda, her ne kadar cari hesap yönünden davalı kayden davacıdan alacaklı gözükse de, davalının davacıdan toplam 5.100.525,43-TL tutarında çek almasına karşılık, davacıya ihraç edilmek üzere toplam 3.218.883,27-TL tutarında mal teslim ettiği, buna göre de davacı tarafından davalıya verilmiş olan asıl dava konusu 603.593-TL ve birleşen dava konusu 865.800-TL tutarlı çeklerin karşılıksız kaldığı belirlenmiştir. Davalı tarafça davacıya teslimi yapılan malların miktarı ve bedeli konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak mahkemece hükme esas bilirkişi raporlarında davalının davacıdan aldığı toplam çek tutarı 5.100.525,43-TL olarak belirtilmiş olup, mahkemece de davacının vermiş olduğu toplam çek tutarının bu miktarda olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, davacı tarafından davalıya verilmiş olan bir kısım çeklerin davacıya iade edildiği, bu çeklerin bir kısmının da keşide tarihleri düzeltilerek davacı tarafça tekrar davalıya verildiği, bilirkişi raporunda iade edilmiş olan çekler de davacı alacağıymış gibi hesaplama yapılarak bu sonuca ulaşıldığı anlaşılmaktadır.Oysa davalı tarafça davacıya iade edilmiş olan çek tutarlarının davacı alacağı olarak kabulü mümkün değildir. Nitekim dosyaya sunulan muavin defter kayıtlarından da dava ve takip konusu çek tutarlarını içeren çeklerin davalı tarafça davacıya iade edildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda varsa çek teslim ve çek iade bordrolarının taraflarca ibrazı sağlanarak, mümkün olduğu takdirde her iki taraf ticari defter ve kayıtlarının birlikte incelenmesi sağlanarak, alanında uzman bir mali müşavirden yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda çek iadeleri de dikkate alınmak suretiyle sonuçta davalı tarafça davacıya teslim edilen mallar karşılığında davalının yapmış olduğu toplam ödeme miktarı ve buna bağlı olarak dava ve takip konusu çeklerin bedelsiz kalıp kalmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/01/2023 Tarih 2017/1322 Esas - 2023/62 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan (14.786-TL+10.314-TL) peşin istinaf karar harçlarının istek halinde davalıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1081, K. 2026/1490, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1081-e-2026-1490-k-8585fe49a146