Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1107 E. 2026/1536 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1107
Karar No
2026/1536
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/1107

KARAR NO:2026/1536

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:24/01/2023

NUMARASI:2022/571 Esas - 2023/44 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:05/08/2022

İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/09/2026

Davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili, müvekkilinin Şekerpınar/Kocaeli adresindeki yanmış binasının hurdalarının davalı tarafından satın alınması konusunda sözlü anlaşmaya varıldığını, muhtelif tarih ve miktarlarda davalıya toplam 38.665-TL'lik hurdaların teslim edildiğini, dosyaya sunulan kantar makbuzlarında hurda miktarlarının yazılı olduğunu, davalının hurda bedellerini müvekkiline ödemediğini, 38.665-TL alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 1. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili, davacının fabrikasının yangın sonrası temizliği, çatının sökülmesi, indirilmesi vs. işlerini müvekkiline yaptırdığını, yanmış fabrikadan sökülen hurdaları müvekkilinin araçlarına davacının isteği üzerine tartmak amacıyla konulduğunu, davacının müvekkilimin araçlarını tartım için kullanarak hurdaları müvekkilinin araçlarından alarak müvekkili yerine başkalarına sattığını ve taraflar arasında bir alım satım ilişkisi bulunmadığından borcun da olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ:Davanın açıldığı İstanbul Anadolu 28. AHM tarafından 2020/192 esas, 2022/178 karar sayılı ve 08/03/2022 tarihli kararla, davalıların yaptıkları iş, ticari iş niteliği taşıdığından, davaya konusu takibe konu alacağının, tarafların ticari işletmesine ilişkin olduğundan, nispi ticari davanın her iki tarafın tacir olması ve ihtilafın konusu tazminatın ticari işletmelerini ilgilendirdiğinden asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görevsizlik dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin 2022/1250 E., 2022/1016 K. sayılı ve 04/07/2022 tarihli ilamıyla, davacının İTO dan alınan sicil kaydından "... İnşaat ..." ünvanlı tacir kaydı olup, yangın geçiren işyerinin hurdalarının davalıya satıldığı belirtilerek davalıya hurdalar teslim edildiği halde bedelinin ödenmediği iddiasıyla elde ki dava açılmıştır.Dosya kapsamına göre; davacı gerçek kişinin tacir kaydının bulunduğu, davalının ise ticaret şirketi olup tacir olduğu; davanın her iki tarafının da tacir olduğu uyuşmazlık konusunun nispi ticari dava niteliğinde ki davaya bakmaya TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca asliye ticaret mahkemeleri bakmakla görevli gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu 8. ATM tarafından, davacının sunduğu kantar fişlerinin incelenmesinde dava dışı ... Şti. tarafından düzenlendiği, her birimde farklı plakalar yazıldığı, giriş ve çıkış tarihlerinin bulunduğu, 1. ve 2. tartı miktarlarının yazılı olduğu, ancak kantar fişlerinde herhangi bir isim ve imza bulunmadığı, davalı adına hurdaların teslim alındığına ilişkin kayıt bulunmadığı, kantar fişlerinin davacı tarafından davalıya hurdaların teslim edildiğini ispatlamaya yeterli olmadığı, taraflar arasında başkaca yazılı delil bulunmadığı; dinlenen tanık beyanlarında hurdaların davalı tarafça alındığına yönelik bir beyana rastlanılmadığı; davacı vekilinin imzalı beyanında, davaya konu işin müvekkilinin tacir vasfıyla hareket ettiği bir iş olmaması nedeniyle defterlerde kayıtlı olmadığını beyan ettiği, davalı vekilinin de duruşmada hurdaların teslim alınmaması nedeniyle defterlerde kayıtlı olan bir hususun bulunmadığını ifade ettiği, davacı tarafça öncelikle herhangi bir fatura düzenlenmediğinden ve alacağın davacı taraf defterlerinde kayıtlı olmadığı belirtildiğinden tarafların defterleri üzerinde inceleme yapılmaya gerek görülmediği ve davacının alacak iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, davalının satıma konu taşınır malları teslim aldığını cevap dilekçesinde ikrar ettiğini; davalı tanıklarının hurdaların davalı tarafından teslim alındığını beyan ettiğini; hurdaların davalıya teslim edildiğinin davalı tarafından davacıya verilen kantar makbuzlarıyla da sabit olduğunu, hangi miktarda malın teslim edildiği ve teslim edilen bu malların mali değerinin de makbuzlara ayrı ayrı yazıldığını, davalının kantar makbuzlarını inkar etmediğini, makbuzlarda farklı araç plakalarının yazılmış olmasının davaya olumsuz etkisi bulunmadığını, davalının birden fazla kamyonu olabileceği gibi birden fazla kamyon kiralayarak da bu malları taşımış olabileceğini, kantar makbuzlarında hurdaların davalı tarafından teslim alındığına dair açık ibarenin olmasına da gerek bulunmadığını, şayet davalı, malları teslim almamış olsaydı bu kantar makbuzlarını düzenlenmesine gerek kalmayacağını, davalının, müvekkilden teslim aldığı malların miktar ve değerinin belli olması bakımından bu makbuzları davacıya verdiğini; cevap dilekçesinde ileri sürülen, davalı şirketin aracına yüklenen hurdaların, sonradan davacı tarafından indirilerek başka firmalara satıldığı, malların davalının araçlarına davacının isteği üzerine tartmak amacı ile konulduğu, davacının davalının araçlarını kullanarak tartım yaptığı yolundaki iddiaların doğru olmadığını, bu iddianın gerçeğe, belgelere ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, malların teslim edildiğinin kantar makbuzları ve cevap dilekçesindeki ikrarla sabit olduğunu, davalının malları davacıdan teslim aldığının cevap dilekçesindeki ikrar ve davalı tanıklarının açık beyanlarıyla ispat ettiklerini, ancak davalının müvekkilinden aldığı malları kendisine iade ettiğini ispatlayamadığını; davalının, mallar kamyona yüklendikten sonra tarafların tartıştıkları ve bunun üzerine malların geri indirildiği savunmasının mantıksız olduğunu, taraflar anlaşmamış olsaydı malların kamyona yüklenmeyeceğini, anlaştıklarına ve mallar kamyonlara yüklendiğine göre tartışmalarını gerektiren bir sebebin de bulunmayacağını; müvekkilinin TBK 210 uyarınca, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devrettiğini, TMK 763'e göre zilyetlik devriyle taşınırların mülkiyetinin davalıya geçtiğini, fakat davalı alıcının TBK'nın 232. maddesi gereğince ödemesi gereken satış bedelini davacıya ödemediğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında davacının davalıya sattığını iddia ettiği hurda bedelinin tahsili için başlatılmış icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda davacı, Kocaeli'de yanmış fabrikasından çıkan hurda malzemeleri davalıya sattığını, bu hususta sözlü olarak anlaştıklarını, davalının hurdalarla ilgili olarak dosyaya sunulan kantar fişlerini verdiğini, fakat hurda bedelini ödemediğini iddia etmektedir.Davalı ise, davacının yanan fabrikasının temizliği, çatısının sökülmesi, indirilmesi vs. işlerini kendisine yaptırdığını, müvekkilinin araçlarına yüklenen hurdaları sonradan indirerek başkasına sattığını, davacının hurdaları araçlara tartmak için koyduğunu, araçları kullanarak tartım yaptığını, hurdaları da araçlardan alarak başkalarına sattığını, çalışanlarının bu hususta tanık olduklarını, yani hurdaları almadığını, kantar fişlerinin delil olmadığını ve davacıya borcu bulunmadığını, savunmaktadır.Davalı tanığı ..., davalı şirkette günlük ücret karşılığı demir kesme işinde çalıştığını, davacının yanan fabrikasındaki hurdalarının alımı için davalıyla anlaşmış olduğun, kendilerinde de yanmış fabrikaya gittiğini, hurdaları kesip davalının kamyonlarına yüklediklerini, çatıda kesim işi yaparken taraflar arasında tartışma çıktığını, tartışma sonucunda fabrika sahibinin davalının kamyonuna yüklenen hurdaları fabrikanın bahçesine döktüğünü, kamyonların oradan boş olarak döndüğünü, hurda alımı yapılmadığını, tartım yapıldığını görmediğini ve ondan sonra kendilerinin oradan ayrıldığını; diğer davalı tanığı ... ise, davalı şirkette günlük yevmiyeyle çalıştığını, yanan fabrikanın hurdalarını almak için gittiklerini, şirketin kamyonlarına fabrikanın hurdalarının yüklendiğini, sonra fabrika sahibi ile davalı şirket sahibi anlaşamadığını, kamyonlara yüklenen hurdaların davalı şirkete gitmeden fabrikanın bahçesine döküldüğünü yeminli olarak beyan etmişlerdir.Davacının dosyaya sunduğu 11 adet kantar fişinin ..., ... ve ... plakalı araçlara ilişkin olduğu, 06/01/2020, 08/01/2020, 09/01/2020, 15/01/2020 (1 adet) ve 23/01/2020 tarihlerine ait bulunduğu, bir kısmında 1. tartı ağırlığı, bir kısmında 1. ve 2. tartı ağırlığıyla net ağırlığın yazdığı, fişlerin üstünde el yazısıyla bir kısım rakamlar yazdığı görülmüştür. Fakat fişler üzerinde hangi cins hurdanın fiyatının ne olduğuna ilişkin bir bilgi olmayıp, davacıya veya davalıya satıldığına ilişkin bir kayıt yoktur. Buna göre davacı, yanmış fabrikasındaki hurdaları, davalıya sattığını iddia etmekte ise de, aralarındaki satım sözleşmesinin konusu olan hurdaların, ağırlığının, değerinin, dolayısıyla aralarındaki sözlü anlaşmanın unsurlarının ne olduğunu uyuşmazlığın değeri itibariyle kesin delillerle ortaya koyup ispat etmelidir. Davacı vekili aşamalardaki beyanlarında, ticari defterlerde incelenecek bir husus olmadığını, davalı vekili de alınan bir mal olmadığı için müvekkilinin ticari defterlerinde bir kayıt bulunmadığını ifade etmiş olup, bu nedenle tarafların defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmamıştır.Davacı, yemin delilini de dayanmamıştır. Açıklanan nedenlerle ;Davacı sadece taraflara ilişkin bir kayıt içermeyen kantar fişlerine dayanmakta olup, dosyada davacının davalıdan iddia ettiği gibi alacaklı olduğunu ispat eden delil bulunmadığından, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 72-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1107, K. 2026/1536, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1107-e-2026-1536-k-f347bef007d6