Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/16 E. 2026/4333 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/16
Karar No
2026/4333
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1195 Esas, 2025/1461 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/427 E., 2022/233 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki sözlü alım satım sözleşmesi uyarınca, davalı tarafça 9.750 metre kumaş üretimi ve kumaşların 25.03.2020 tarihinde müvekkiline teslimi karşılığında, keşidecisi müvekkili, lehtarı davalı taraf olan, ... Şubesi’ne ait ... no.lu, 11.04.2020 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli çek ile 30.04.2020 vade tarihli 86.500,00 TL bedelli senedin davalı tarafa elden teslim edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalının süresi içerisinde kumaş teslimatı yapmadığını, davalı tarafa teslim edilen çek ve senedin karşılığının semeresiz kaldığını, müvekkiline ait senet ve çeklerin davalı tarafından iade edilmesi hususunun ihtarname ile bildirildiğini, Covid-19 hastalığı döneminde yaşanan zorunlu sebepler nedeniyle çek ibraz sürelerinin 04.05.2020 tarihine kadar durdurulmuş olmasına ve 26.03.2020 tarihinde davalı tarafa semeresiz kalan çek ve senedin iadesi gerektiği hususunun bildirilmiş olmasına rağmen davalı tarafça işbu çekin bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksızdır işlemi gördüğünü, dava konusu senedin ... Bankası'na tahsil için verildiğini, bedelsiz kalmış olan çek ve senedin davalı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak takibe konulduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötüniyetli takip yapmış olması nedeniyle %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin müvekkili şirketten 9.750 metre kumaş sipariş ettiğini, bu doğrultuda müvekkili şirketin ürünleri 15.03.2020 tarihinde üretmeye başladığını, 31.03.2020 tarihinde kumaş üretimini tamamladığını ancak davacının üretimi tamamlanan kumaşları teslim almadığını,.... Noterliğinin ... yevmiye no.lu, 03.04.2020 tarihli ihtarnamesiyle davacıya kumaşların tesliminin hazır olduğu ve satıma konu kumaşları devralmaları gerektiğinin bildirildiğini, ihtara rağmen davacının kumaşları teslim almadığını, kumaş siparişinin avansı için verilen 200.000,00 TL çek ile 86.500,00 TL senet bedellerini ödemediğini, müvekkili şirketin davacının sipariş ettiği kumaşları, davacının istediği tip ve modelde ürettiğini, bir başkasına satmasının mümkün olmadığını, davacının siparişi iptal etmesi ya da sözleşmeden dönmesini haklı kılacak hiçbir sebebin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının dava konusu malı davacıya teslim etmediği açık olup, sözleşme konusu kumaşın davalı tarafça üretiminin tamamlanıp tamamlanmadığının da davalı tarafça ispat edilemediği, davalı, kumaşın taraflar arasında yapılan ticari anlaşma ve uzun zamandır süregelen teslim etme şekline sadık olarak davacı tarafça gelip teslim alınacağını iddia etmiş ise de, taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme mevcut olmadığından dosya kapsamında davalı tarafın bu iddiasını ve siparişe konu kumaşları gerçekten üretip malları fiilen teslime hazır hale getirdiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne davacının; Bursa 20. İcra Müdürlüğünün 2020/3905 E. ve Bursa 20. İcra Müdürlüğünün 2020/3906 E. sayılı takip dosyalarında takibe dayanak yapılan 200.000,00 TL bedelli çek ve 86.500,00 TL bedelli senetten kaynaklı olmak üzere toplam 286.500,00 TL davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli olduğu davacı tarafça ispat edilemediğinden davacının %20 tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacının davalıya keşide ettiği ... Noterliğinin 26.03.2020 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarname içeriğinin; "Covid 19 salgını sebebiyle tarafınız ile ticari ilişkilerimiz durmuş olup taraflar arasında ticaret gerçekleştirilememiş ve kumaş teslimatı yapılamamıştır. Bu sebeple tarafımızca keşide edilen ... Şubesi’ne ait ... no.lu, 11.04.2020 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli çek ile 30.04.2020 vade tarihli 86.500,00 TL bedelli senedin tarafımıza iadesi gerekmektedir." şeklinde olduğu, davalının ise .... Noterliğinin ... yevmiye no.lu, 03.04.2020 tarihli ihtarnamesi ile; "Vermiş olduğunuz siparişiniz üretilmiş olup teslim almanız beklenilmektedir." şeklinde cevap verdiği, davacı tarafın bu ihtarnameye karşı ... Noterliğinin 14.04.2020 tarihli ... yevmiye no.lu ikinci ihtarnamesiyle "taraflar arasında uzun zamandır süregelen alım satım ilişkisi ve yine taraflar arasındaki anlaşmaya binaen aramızda ticari ilişkinin oluşturulduğu ilk günden bu yana ürün teslimi tarafınızca yani satıcı tarafından yapılmakta olup cevabi ihtarnamenizde beyan ettiğiniz şekilde alıcı olarak teslim alma yükümlülüğümüz bulunmamaktadır. Tarafımız için özel olarak üretildiğini beyan ettiğiniz 9.750 metre kumaşın taraflar arasında yapılan ticari anlaşma ve uzun zamandır süregelen teslim etme şekline sadık kalınarak tarafımıza teslim edilmesi halinde ürün bedelleri tarafınıza eksiksiz olarak ödenecektir." şeklinde cevap verdiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 89. maddesine göre; borcun ifa yerinin tarafların açık veya örtülü ifadelerine göre belirleneceği, aksine bir anlaşma yoksa, para borçlarının, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, parça borçlarının, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, bunların dışındaki bütün borçların, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edileceği, TBK'nın 232. maddesine göre ise, alıcının satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlü olduğu, somut olayda, teslim yerinin davacının işyeri olacağına dair davalı satıcıya nakliye yükümlülüğü getiren bir düzenleme bulunmadığı, davacı tarafın davalıya gönderdiği 14.04.2020 tarihli ikinci ihtarnameden görüldüğü üzere davacının sözleşmeden dönmediği, fesih bildiriminin yapılmadığı ve sözleşmenin halen ayakta olduğu, TBK'nın 89/2 hükmüne göre teslim yerinin borç konusunun bulunduğu yer olan davalı satıcının iş yeri olduğu, bu sebeple teslimin davalının iş yerinde yapılacağı kabul edilerek, satıcının mal teslimine hazır olduğunu bildirmesine göre davacı alıcının temerrüde düştüğü anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine, mahkemece verilmiş ve infaz edilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından şartları oluşmayan davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sipariş verilen malın teslim edilmemesi nedeniyle avans olarak verilen çek ve bononun iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 07.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/16, K. 2026/4333, T. 07.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2026-16-e-2026-4333-k-d9db5dd3b33d