Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7178 E. 2026/4330 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7178
- Karar No
- 2026/4330
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/321 Esas, 2025/1302 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2020/342 E., 2021/254 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkiline olan borcuna karşılık müvekkili tarafından Tekirdağ İcra Müdürlüğünün 2020/45959 E. sayılı dosyasıyla davalı borçlu hakkında takip başlatılmış olup, söz konusu takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ve itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, borçlunun hiçbir temele dayandırmadığı itirazını haksız ve kötüniyetli olarak ileri sürdüğünü, davalının tutmakla zorunlu olduğu ticari defterlerine müvekkili tarafından kesilen faturayı işlediğini, mezkur cari hesapta ve faturalarda belirlenen tarihlerde müvekkilinin davalının gösterdiği yere borca konu malları teslim ettiğini, sevk irsaliyesinin müvekkili tarafından düzenlenerek alıcı davalıya teslim edildiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin takip dayanağı faturada ismi geçen davacıya borcu bulunmadığını, davacının fatura kesmekle alacaklı konuma geçemeyeceğini yahut tek başına fatura kesilmesinin fatura üzerinde yazan ürünlerin teslim edildiği anlamına gelmeyeceğini, davacının kestiği faturaları destekleyici sözleşme, cari hesap ekstresi, mutabakat vs. hiçbir delil sunmadığını, davacının dayanak faturalarda belirtilen ürünleri müvekkiline teslim etmediğini, kaldı ki sevk irsaliyesi de sunmadığını, davacının ürünleri teslim ettiğini kanıtlaması gerektiğini, söz konusu faturalarda imza da mevcut olmadığını, ayrıca davacının icra inkâr tazminatı talebinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından takibe ve davaya konu edilen faturaya konu malzeme satışı nedeniyle taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu ilişkiden kaynaklı olarak alacak ve borç ilişkisinin doğduğu, davacının, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle ödeme yapılmayan faturaya konu alacak yönünden davalı aleyhine takibe geçtiği, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra aldırılan bilirkişi raporu ile, tarafların ticari kayıt ve defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasında ticari ilişkinin tespit edildiği, her iki tarafın kendi kayıt ve defterlerinin kapsamı ile davaya ve takibe konu alacağın bulunduğu, takibe ve davaya konu faturanın davacının ve davalının yasal ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, ancak fatura bedeline ilişkin olarak davalı kayıtlarında dört adet çek ve bir miktar nakdi ödeme ile bedelin kapatılmış gibi kayıtlara geçtiği, buna karşın söz konusu ödemenin davalı yanca belgelendirilemediği ve ispat edilemediği, alacağın likit, belirlenebilir olduğu, yargılama sonucu belirlilik kazanacak nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Tekirdağ İcra Dairesinin 2020/45959 E. sayılı dosyasında yürütülen takibe konu alacak yönüyle davalının itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, 17.464,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı ticari defterlerinden taraflar arasında ticari bir satım ilişkisinin bulunduğunun anlaşıldığı, davacının icra takibine konu ettiği faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmasının, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturalar içeriğindeki malların davalıya teslim edildiğine karine oluşturacağı, bu karinenin aksinin, bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğinin, faturaların usulsüz olduğunun davalı tarafından ispatlanması gerektiği, ticari defterlerde kayıtlı bir hususun aksinin ispatının da ancak yazılı delille mümkün olabileceği, somut olayda davalı tarafça takibe konu fatura ticari defterlerine işlenmiş olup, davacının alacağını ispatladığı, davalı defterlerinde bu fatura bedelinin senet ve nakit ödeme yoluyla ödendiği kayıtlı ise de bu ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, yapılan ödemelere ilişkin dosyada başkaca bir belgenin bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde ve dava konusu olan taraf defterlerinde kayıtlı faturaya dayalı alacak, likit (belirlenebilir) olup, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi şartları oluştuğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar davalı vekilince ödeme belgelerinin sunulması için süre verilmesi gerektiği yönünde istinaf isteminde bulunulmuş ise de gerek bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde gerekse istinaf aşamasına kadar herhangi bir belge sunulmadığı gözetildiğinde bu hususun sonuca bir etkisi olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Ancak davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa müracaat edilmiş ve arabuluculuk son tutanağı tanzim edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/A-13, 18/A-14 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. hükümleri, HMK'nın 297/1-ç, 326. maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır.
Dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşamaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücreti, kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin ondördüncü fıkrası uyarınca anlaşmaya varılamaması hâlinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan meblağın haksız çıkan taraftan re'sen yargılama gideri olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken bu hususta bir hüküm kurulmamış olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) numaralı bent uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının beşinci bendinden sonra gelmek üzere “6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin ondördüncü fıkrası uyarınca suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.