Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7171 E. 2026/4334 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7171
Karar No
2026/4334
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/208 Esas, 2025/1312 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/700 E., 2023/988 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017 yılında arkadaşı ...'yenin bankalardan kullanacağı kredilerde teminat olması için imzalı, ancak içeriği boş sekiz adet hatır bonoları verdiğini, devam eden süreçte bu bonoların müvekkilinin bilgi ve onayı dışında dava dışı ... tarafından tutar ve vade tarihlerinin doldurulduğunu, ancak lehtar, keşideci isim ve kimlik numarası ile düzenleme yeri gibi kısımları boş bir şekilde davalının eline geçtiğini, davalı tarafından müvekkiline 23.10.2019 tarihinde ... üzerinden senetlerin ödeme tarihleri, ödenecek miktar ve bir kısım senet bakımından düzenleme yeri ve tarihleri doldurulmuş olan fotoğraflar gönderildiğini, ancak bu görsellerde lehtar ve birtakım muhtelif kısımlarının boş olduğunu, davalı tarafından hukuka aykırı bir şekilde lehtar ve keşideci T.C. kimlik numarası kısmı boş olarak ele geçirilen bonoların içeriğinin ve en önemlisi lehtar kısmının müvekkili iradesine aykırı bir şekilde doldurulduğunu, davalının bu eyleminin, 100.000,00 TL tutarında 27.03.2017 ödeme tarihli senet için ihtiyati haciz başvurusunda bulunmasıyla öğrenildiğini, davalının ihtiyati haciz talebinden sonra toplam sekiz senede ilişkin olarak 28.11.2019 tarihinde İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2019/43552 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, icra takibine sunulan senetlerin lehtar, T.C. kimlik numarası ve nakden ifadeleri ile bir kısmında da düzenleme tarihinin farklı kalem ve el ile, senetlerin boş olarak ...'ye verilmesinden çok sonra doldurulduğunun çıplak gözle bile görüldüğünü, sekiz senetten ikisinde tahrifat yapılarak TL ibaresinin çizildiğini ve USD haline getirildiğini, işbu değişikliğin müvekkili tarafından yapılmadığını ve kendi parafı ile onaylamadığını, söz konusu senetlerin tahrifat nedeniyle senet vasfını yitirdiğini, müvekkilinin davalıyı 2,5 ay öncesine kadar tanımadığını, ilgili senetleri yalnızca arkadaşı ...'ye bankalarda kullanacağı kredilerde teminat olması adına boş olarak verdiğini, davalı tarafından hatır senedi olduğu bilinen ve esasen kambiyo vasfı olmayan bono sureti içeriğinin müvekkilinin iradesi hilafına bile isteye ve hukuka aykırı olarak yarar sağlamak amacıyla doldurulmasının resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve tefecilik suçunu oluşturduğunu, davalı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkilinin dava konusu sekiz adet bonolarla ilgili icra dosyasından kaynaklı herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, icra takibine dayanak bonoların iptaline, davalı aleyhine senet bedelleri toplamının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı beyanlarının tamamının dayanaksız iddialardan ibaret olduğunu, davacı tarafın dava konusu senetlerde yer alan imzaların kendisine ait olduğunu açık bir şekilde kabul ettiğini, davacının arkadaşı olduğunu söylediği dava dışı üçüncü kişi ... adlı şahıs tarafından kaleme alınmış olan, adi yazılı, tek taraflı bir metin ibraz ettiğini, davaya ilişkin tüm iddialarını da sadece bu metne dayandırdığını, davacının arkadaşı tarafından yazılmış olan bu tek taraflı metnin hiçbir hukuki geçerliliği olmadığını, işbu dava bakımından hiçbir surette delil olarak dikkate alınamayacağını, davacı tarafın bonoların tutar ve vade tarihlerinin arkadaşı olduğunu bildirdiği ve dava ile hiçbir surette ilgisi olmayan ... adlı kişi tarafından doldurulduğunu, lehdar, keşideci ismi gibi unsurların ise müvekkili tarafından doldurulduğunu iddia ettiğini, ancak davacının bu haksız ve gerçek dışı iddialarını ispata yarar hiçbir delilinin mevcut olmadığını, davacının arkadaşı olarak bildirdiği ... adlı şahsın bu senetlerde ya da takipte taraf olmadığını, müvekkili tarafından senetlerde herhangi bir tahrifat yapılmadığını savunarak davanın reddini, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sunulan uzman görüşünde yer alan mesaj içeriklerini davalının kabul etmemesi, inceleme yapılan telefonun mahkemeye sunulmaması ve denetime elverişli olacak şekilde her türlü şüpheden uzak tespit yapılamaması, ... isimli kişinin davacı olup olmadığının belirsiz kalması nedenleriyle uzman görüşündeki tespitlerin davacı lehine delil olarak kabul edilmediği, davacı vekili 28.04.20 17... .06.2017 vade tarihli basılı senetlerde yer alan Türk Lirası ibaresinin çizilerek yerine USD ibaresinin yazıldığını ve senette tahrifat yapıldığını ileri sürmüş ise de, senetteki “TL” ibaresinin çizilerek yerine “USD” yazılmasının, senet matbu olduğundan tahrifat olarak kabul edilemeyeceği, (benzer şekilde Yargıtay 12. HD'nin 2022/9151 E. 2023/1986 K. Sayılı ilamı), takibe konu senetler üzerinde yer alan imzanın davacıya ait olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacının bononun teminat amaçlı verildiğini, bedelinin yazılı olmadığını, açığa imza atmış olduğunu iddia ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 778/2-f ve 680. maddeleri uyarınca, açığa bono düzenlenmesi mümkün olup, bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia eden davacı keşidecinin, bu iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, bono kambiyo senedi olmakla sebepten mücerret olduğundan, hamil olan davalının bu bononun düzenlenmesine neden olan hukuki ilişkiyi ve ne kadar borç para verdiğini ispat etme zorunluluğu bulunmadığı, ispat yükü üzerinde olan davacının iddialarını ispatlar yazılı herhangi bir delil sunmadığı, açığa imzanın kötüye kullanılması suçlaması üzerine açılan soruşturma dosyasında düzenlenen iddianame sonrası yapılan yargılamada davalının beraatine karar verildiği, davalının bonoların dava dışı ...'ye teminat senedi olarak verildiği hakkında bilgi sahibi olduğu ve senetleri kötüniyetle elinde bulundurduğunun ispat edilemediği, davalının teklif edilen yemini eda ettiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi uyarınca davacı borçlu hakkında ihtiyati tedbir ile takibin durdurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu bonoların bedellerine göre davacının davalıya borçlu olmadığını yazılı delille ispatlaması gerektiği, davalı ile dava dışı şahıs arasında geçtiği iddia edilen ... yazışmalarının yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, davalının ceza davasında beraat ettiği, davacının teklif ettiği yemini eda ettiği anlaşılmakla, Mahkemece tanık dinlenmeden davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Mahkemece 04.12.2020 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile %15 teminat karşılığında icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiği, davalının karara yaptığı itirazın reddedildiği, ihtiyati tedbir kararının uygulandığı, Mahkemenin 30.11.2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbirin kaldırıldığı, İİK'nın 72/4 hükmü uyarınca, menfi tespit davasında, icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmişse ve icra takibi ihtiyati tedbir kararının uygulanması ile durdurulmuş ise, menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, tedbir konulmak suretiyle alacağını geç alacak olan, davalı (alacaklı) lehine kendiliğinden (re’sen) asgari %20 tazminata da karar vermesi gerektiği, dava konusu olayda da, tedbir nedeniyle icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulduğu, bu itibarla, mahkemece, cevap dilekçesi ile talep edilen, davacının %20 oranında tazminata mahkum edilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine, asıl alacağın %20'si kadar olan 187.152,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, teminat senedi olarak davacı tarafından imzalanıp boş olarak dava dışı üçüncü kişiye verilen bonolarda tahrifat yapıldığı iddiasına dayalı takip konusu bonolar ile icra takibinden borçlu olmadığının dolayı tespit istemine istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına, özellikle Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde belirtildiği üzere davalının açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan yargılandığı Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/628 E., 2023/641 K. sayılı ceza dosyasında üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraat ettiği ve işbu kararın kesinleşmiş olduğu göz önüne alındığında Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmamasına, saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davalı vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin İİK'nın 72/4 hükmü uyarınca tazminata hükmedilmesine dair istinaf talebi haklı bulunarak kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulduğuna göre Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne (AAÜT) göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen vekâlet ücretinin İlk Derece Mahkemesince takdir edilen vekâlet ücretinden düşük olması, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uygun olmaması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3-c) numaralı bendinde yer alan “143.006,40 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “184.400,86 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, 07.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/7171, K. 2026/4334, T. 07.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-7171-e-2026-4334-k-6baf805146a6