Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7177 E. 2026/4331 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7177
Karar No
2026/4331
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/281 Esas, 2025/1158 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan) İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/157 E., 2022/805 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin fabrikasına 31.01.2014 tarihinde mesai saatleri dışında giren hırsızların kapı ve kilitleri kırarak kasalardaki, müşteri çek ve senetlerini, ruhsatlı silahı ve altın takıları çaldıklarını, çalınan senet ve çeklerin zayi olduğuna ilişkin İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/43 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, davalının; 31.03.2014 tarihinde zayi nedeniyle çek iptali dava dosyasında; keşidecisi ... olan, ... çek no.lu, 23.03.2014 keşide tarihli, 6.630,00 TL bedelli, keşidecisi ... San. Tic. Ltd. Şti. olan, ... çek no.lu, 15.03.2014 keşide tarihli, 4.615,00 TL bedelli, keşidecisi .... San. ve Tic. Ltd. Şti. olan, ... çek no.lu, 20.03.2014 keşide tarihli, 15.000,00 TL bedelli, keşidecisi .... San. ve Tic. Ltd. Şti. olan, ... çek no.lu, 20.03.2014 keşide tarihli, 5.520,00 TL bedelli, keşidecisi..... Tic. Ltd. Şti. olan, ... çek no.lu, 18.03.2014 keşide tarihli, 7.356,00 TL bedelli, keşidecisi ... San. Tic. Ltd. Şti. olan, ... çek no.lu, 26.03.2014 keşide tarihli, 6.650,95 TL bedelli olmak üzere altı adet çekin ödeme yasaklarının kaldırılması talebinde bulunduğunu, sundukları belgelerden anlaşılacağı üzere; davaya konu çeklerin yapılan ticari ilişkiye istinaden keşideci veya cirantalardan alındığını, bu çekler müvekkilinin kasasından çalındığından çeklerde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, ciroların sahte kaşe üzerine sahte imzalar atılarak oluşturulduğunu, müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, davalının çeklerin meşru hamili olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 763. maddesine göre; çeklerin müvekkiline iadesi gerektiğini ileri sürerek halen davalı elinde bulunan davaya konu altı adet çekin meşru hamil olan müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin verdiği faktoring hizmeti nedeniyle yasal düzenlemeye uygun olarak, davaya konu altı adet çekleri aldığını, çekler ibraz edildiğinde, çekler üzerinde ödemeden men kararı olduğunu öğrendiklerini ve çeklerin iptali konulu davaya müdahil olduklarını, müvekkilinin çeklerin meşru hamili niteliği taşıdığını, faktoring sözleşmesi akdedilerek, mal alışını gösteren faturalara karşılık işlem yapıldığını, ciro silsilesinin görünüşte düzgün gerçekleştirildiğini, davacının çekin istirdatı talebinde bulunamayacağını, müvekkilinin davacı ile ticari ilişkisi olmadığını, çeklerdeki imzalar sahte bile olsa Yargıtay kararlarına göre, müvekkilinin meşru hamil olduğunu, çekin edinme nedeninin yasal koşullara uygunluk taşıdığını savunarak davanın reddini ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesi uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamil olduğunu ve yeni hamilin çekleri kötüniyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerektiği halde bu husustaki ispat külfetini yerine getiremediği, davalı faktoring şirketinin çekleri kötüniyetle iktisap ettiğine veya iktisabında ağır kusurlu bulunduğuna dair delil ibraz edemediği, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerde de, davalının davaya konu çekleri kötüniyetle iktisap ettiğini gösterir bir emare bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6102 sayılı TTK'nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı, dava konusu çekler üzerinde yapılan incelemede ciro silsilesi görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder nitelik arz ettiği, ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamilin senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanacağı, bu hususta çeklerin üzerinde davacıya atfen atılı bulunan imzaların şirket yetkililerine ait olmamasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, davalı şirket ile davaya konu çekleri temlik etmiş olan faktoring müşterileri arasında imzalanmış sözleşmelerin incelendiği, çeklerin faktoring sözleşmelerine istinaden temlik alındıkları, temlike esas olmak üzere faturaya dayalı alacakların da davalı faktoring şirketine tevdi edildiği, bu nedenle, somut uyuşmazlığın, 6102 sayılı TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine nazaran faktoring işlemleri bakımından özel bir hüküm niteliğinde olan ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle uygulanması gereken, uyuşmazlık konusu çeklerin kullanıldığı faktoring işlemlerinin yapıldığı 2014 yılında yürürlükte bulunan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu (6361 sayılı Kanun) çerçevesinde değerlendirme yapmak gerektiği, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkındaki Yönetmelik'in 22/2 hükmünde “...Faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile bir mal veya hizmet satışından doğmuş ve doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler...” düzenlemesine yer verildiği, işbu düzenleme uyarınca faktoring şirketine, mal ve hizmet satışından doğan fatura ve ciro silsilesindeki şekli inceleme dışında başka denetim yükümlüğü getirilmediğinden, davalı şirketin faturadaki alacağın gerçek olup olmadığını, faturaya konu ürünlerin teslim edilip edilmediğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, davalı faktoring şirketinin temlik eden üçüncü kişilerin ticari satıma ilişkin fatura ve bu fatura için temlik sözleşmesini, faktoring sözleşmesini, çek tevdi bordrosunu ibraz ettiği, ciro silsilesinin şeklen düzgün olduğu, çekler faktoring sözleşmesi, ticari satıma ilişkin fatura ve bu fatura için temlik sözleşmesi, çek tevdi bordrosu ile birlikte teslim aldığından, yönetmeliğin 22/2 hükmü uyarınca davalının yükümlülüklerini yerine getirdiği, 01.01.2015 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerinin ise yürürlük tarihi itibarıyla eldeki uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmadığı, 6361 sayılı Kanun'un 9/2 hükmünün faktoring şirketlerine, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile temlike konu alacağın bir mal veya hizmet satışından doğduğunu fatura ile tevsik etme ve kambiyo senedi ile faturanın uyumlu olduğunu araştırma, 6102 Sayılı TTK'nın 790. maddesinin ise ciro silsilesinde dış görünüş itibariyle kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirdiği, sözleşme tarihine göre faktoring şirketlerine bunların dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmadığından, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-900 E. ve 2019/591 K. sayılı kararı ve Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 2016/10538 E. 2017/4836 K. sayılı ilamı) faktoring şirketinin temlik aldığı çeklerle ilgili asıl ilişkileri de tetkik etmek yükümlülüğünden söz edilemeyeceği, bu durumda davalının; faktoring tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerince gerekli evrakları tanzim ettiği, uyuşmazlık konusu çeklerin iktisabında ağır kusurlu ya da kötüniyetli olduğunun ispatlanmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacıya ait işyerinden çalındığı iddia edilen altı adet çekin davalı faktoring şirketinden istirdadı istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/7177, K. 2026/4331, T. 07.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-7177-e-2026-4331-k-b9331b68aee2