Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/404 E. 2026/1708 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/404
Karar No
2026/1708
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/404

KARAR NO : 2026/1708

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/09/2022

NUMARASI : 2021/396 Esas - 2022/837 Karar

DAVA: İstirdat (Çek İstirdatı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Mah. ... Sk. No:... İstanbul adresinde ... unvanıyla tekstil ürünleri geri dönüşüm atıkları işi yaptığını, müvekkilinin yaptığı ticaret sebebiyle almış olduğu kıymetli evrakları (çekleri ve senetleri) kendi iş yerinin güvenliğinin çok yüksek olmaması sebebiyle ikamet etmekte olduğu evinin giriş katında bulunan ve öz abisine ait olan güvenilir bir kasada muhafaza ettiğini, müvekkilinin kıymetli evrakları ve bunun haricinde değerli başkaca eşyalarını muhafaza ettiği kasanın bulunduğu iş yerinde 25.01.2021 tarihinde dış taraftaki kepenkte bulunan asma kilidin kesilmesi ve dış kapının kilidinin patlatılması suretiyle hırsızlık olayı yaşandığını, hırsızlar tarafından dışarıda bulunan demir-döküm kepengin asma kilidi kesildiğini, dış kapı kilidi patlatıldığını ve iş yerine bu suretle girilerek müvekkilinin kıymetli evraklarını muhafaza ettiğini çelik kasa içerisindeki tüm kıymetli evrak ve sair değerli eşyalarla birlikte tamamen alındığını, söz konusu hırsızlık olayından müvekkili polis tarafından abisinin aranması neticesinde haberdar olduğunu, müvekkili polisten aldıkları haber sonrası olay yerine geldiğini ve polis ekipleri ile birlikte iş yerini dolaştığını ve yukarıda bahsedilen çelik kasanın çalınmış olduğunu fark ettiğini, müvekkili ve abisinin bu olayla alakalı olarak şikayetçi olduklarını, söz konusu kasa ile birlikte çalınan kıymetli evrakların ve eşyaların listesi de gerek ifadede gerekse daha sonrasında yazılı olarak kolluğa ve savcılığa bildirildiğini, öncelikle ve ivedilikle Bursa 10. İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı takibinin durdurulması ve haciz baskısı altında keşideci tarafından depo edilen paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ... Bankası A.ş. .../Samsun Şubesi, ... hesap numaralı, ... çek numaralı, 31/03/2021 keşide tarihli,50.000,00 TL bedelli ... (V.K.N:...) tarafından keşide edilen çekin yetkili ve yasal hamili müvekkil olduğundan çekin istirdadı, müvekkiline aidiyetinin tespiti ve müvekkiline verilmesi, kötü niyetli olarak çeki iktisap eden ve tahsile girişen davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata %10'dan az olmamak üzere para cezasına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı ... .... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından, ... Bankası A.Ş., ... seri numaralı, 50.000,00-TL bedelli, 31.03.2021 tarihli çekin karşılıksız kalmasına istinaden, Bursa 10.İcra Dairesi... E. sayılı dosyasında çekte yer alan keşideci ve cirantalar hakkında girişilen, çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine başlandığını, davacı ...'ın, takip konusu çek ile ilgisi olmayan herhangi bir cirosu da olmayan 3.kişi olduğunu, huzurdaki dava ise davacı tarafın çekin sözde zayi olduğu iddiası ikame edildiğini, öncelikle işbu davaya konu söz konusu çek incelendiğinde; keşidecisinin ... olduğu daha sonra gerçekleştirilen ciro silsilesiyle takip alacaklısının müvekkili ... ...Ltd.Şti’ye geçtiği ve alacaklı müvekkilinin yetkili son hamil olduğu görüleceğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde takibe konu çekin, çelişkili olarak, imzasız şekilde ...'ın abisinin kasasında muhafaza edilirken kimliği belirsiz kişilerce çelik kasanın komple çalındığını iddia etmekte ve çekin kendilerine teslim edilmesini dava ettiğini, davalı müvekkilinin, çekin iktisabında iyi niyetli olduğunu, çekin çalıntı olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığını, müvekkilinin TTK 792. madde kapsamında iyi niyetli yasal hamil olduğunu, gerçekten çek çalındıysa, yaşanılan mağduriyet, kusuru bulunan kişilere yöneltilmesi gerektiğini, iptal istemiyle zayi davası açılan çek hakkında ihtiyati haciz talep edilip, icra takibi yapılmasında hukuka ve usule aykırı bir durum söz konusu olmadığını, davaya konu çekte yer alan keşideci ve tüm cirantalar açıkça müvekkili şirkete borçlu konumda olduğunu, yargılama sonucunda işbu haksız davanın reddine karar verilmesini, haksız şekilde işbu davayı ikame eden davacı aleyhine, itiraz edilen tutarın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Diğer davalılar davaya cevap vermiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " her ne kadar davacı uyuşmazlık konusu çekin rızası dışında elinden çıktığını ve konuya ilişkin soruşturmanın devam ettiği iddiası ile çekin kendisine iadesini talep etmişse de bu husus çekin istirdadı için yeterli değildir. Zira Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına ait 2021/4196 Soruşturma Dosyası incelendiğinde davalılar hakkında soruşturma yapılmadığı anlaşılmıştır yine konuya ilişkin alınan bilirkişi raporu ile taraflar arasında ticari ilişki olmadığı tespit edilmişse de bu husus da çekin istirdadı için yeterli olmayıp davacı tarafça davalıların ayrıca TTK 792'ye göre, davalının çeki iktisabında kötü niyetinin ya da ağır kusurunun bulunduğunun ispatlanması gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu çek fotokopisinin incelenmesinde ciro zincirinin düzgün olduğu anlaşılmış, çekin sahte olduğuna yönelik bir iddia ve davalılara yüklenen bir suç isnadı bulunmadığından dosya kapsamında çeki elinde bulunduranların iyiniyetli 3. Şahıs oldukları karinesinin de varlığını hala koruduğu kanaatine varılarak, çekin istirdadı şartları oluştuğuna yönelik iddialar sübuta ermediğinden davanın reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı uyuşmazlık konusu çekin rızası dışında elinden çıktığını ve konuya ilişkin soruşturmanın devam ettiği iddiası ile çekin kendisine iadesini talep etmişse de bu husus çekin istirdadı için yeterli olmadığını, konuya ilişkin alınan bilirkişi raporu ile taraflar arasında ticari ilişki olmadığı tespit edilmişse de bu husus da çekin istirdadı için yeterli olmayıp davacı tarafça davalıların ayrıca TTK 792'ye göre, davalının çeki iktisabında kötüniyetinin ya da ağır kusurunun bulunduğunun ispatlanması gerektiğini, dosyada yeterli inceleme yapılmadığını ve taraflarınca sunulan belgeler irdelenmeden yalnızca salt davalı yanın iddiaları göz önünde bulundurularak karar verildiğini, mahkeme davacının, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunmadıklarından bahisle davayı reddetmiş olmasının mahkeme kararının hukuka uygun olmadığını, mahkeme davalılar ile davacı arasında dava konusu çek ile ilgili herhangi bir ticari ilişkiye rastlanmadığını hükme bağladığını ve bu hususun, çekin müvekkile aidiyetini ispatlamakta olup, çek elinden imzasız halde çalınmak suretiyle çıkan müvekkilden sonra çek üzerinde muvazaalı bir ciro silsilesi yaratıldığını ve çekin hamillerinin kötüniyetli olduğunu da ispata yarar olduğunu, davacının dava konusu çeki ticari defterlerine sonradan işlemiş olması; mahkeme tarafından incelenmeyen ancak davalarını ispata yarar hususların hiçbirini değiştirmediğini, mahkeme, çekin müvekkilin eline sonradan geçmesi ihtimali üzerinde durduğunu ve hırsızlık olayında çalınmadığını ifade ettiğini ancak bir insanın; henüz hamili olmadığı çekin tüm bilgilerine vakıf olup bu çekin iptalini istemesi veyahut suç duyurusuna konu etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, çekin ticari defterlere kaydedilmiş olması müvekkilin bu çekin son yetkili ve yasal hamili olduğu gerçeğini değiştirmediğini ve bir kez daha mahkemenin kendi içerisinde çeliştiğini, her ne kadar davalılar davaya konu çeki iyiniyetli aldıklarını iddia etmekteler ise de söz konusu çeki hangi tarihte aldığını dosyada mübrez beyanlarında defalarca belirttikleri üzere beyan etmediğini, hırsızlık olayından sonra çekin şirketler tarafından cirolanması ve davalıya verilmesi için geçen kısa bir süre olduğunu ve bu denli kısa bir sürede çekin olağan hayat şartlarına göre birçok kez el değiştirmesinin mümkün olmadığını, çekin müvekkilden çalındıktan sonra sahte ve haksız bir ciro silsilesi oluşturulduğunu, çek üzerinde açık bir tahribat yapıldığını, davalı taraf çeki ödeme yasağı konulduktan sonra devraldığını, davalı taraflar, basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve kötüniyetle veyahut en azından ağır kusurlu olarak çeki iktisap ettiğini, mahkeme muvazaalı bir ciro silsilesi oluşturulduğuna dair beyanlarını dikkate almadığını ve yalnızca davalı iddiaları doğrultusunda şekli bir inceleme yaptığını, çekin ciro silsilesinde yer alan ... Tekstil şirketleri, müvekkilden dava konusu çek de dahil çalınan tüm çeklerini hızlıca ciro ettiklerini ve sahte bir ciro zinciri ile çeki hızlıca kötüniyetli olarak tedavüle soktuklarını, taraflarınca, davalıların BA/BS formlarının incelenmesi de talep edildiğini ancak bu taleplerine dayalı bir inceleme de yapılmadığını, mahkeme, tespitini istedikleri hususları dikkate almadan davalı yanın iddiaları doğrultusunda hüküm tesis ettiğini, mahkemenin kanaatinin aksine hamili olmadığı bir çekin bir kişi tarafından tüm bilgilerinin bilinerek önceden suç duyurusuna veyahut konu edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, çekin yasal ve yetkili son hamilinin müvekkil olduğu ve dava konusu çekin kayıtının ticari defterlere sonradan yapıldığının kabulünün gerektiğini, dava konusu çek ile alakalı çek çalınır çalınmaz suç duyurusunda bulunulduğunu ve davaya konu çek üzerine 02.02.2021 tarihinde ödeme yasağı konulduğunu, söz konusu yasak muhatap banka tarafından da derhal uygulandığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, yetkili hamilin rızası hilafına elden çıkan çekin istirdatı, davasıdır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının çekin yetkili hamili olup olmadığı ve çekin iktisabında kötüniyetli olup olmadığı noktasındadır.

Dava konusu çek, dava dışı ... tarafından 31/03/2021 tarihinde dava dışı ... ortaklığı lehine 50.000,00 TL bedelli olarak ... Bankası, .../Samsun Şubesi nezdinde tanımlı hesaba bağlı olarak keşide edilmiş ve sırasıyla lehtar, ... Tekstil ve davalı ... .... Ltd. Şti. tarafından ciro edilmiştir. Çekin bankaya ibrazı üzerine, çek iptaline ilişkin İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/66 esas sayılı dosyasında verilen ödemeden men kararı gereğince çek bedeli ödenmemiştir.

Davacı tarafça, çekin kaybolduğu ve davalının çeki haksız ve kötü niyetli olarak iktisap ettiğinden bahisle ve kendisinin yetkili hamil olduğu iddiasıyla çekin istirdadına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

6102 sayılı TTK'nın 763. maddesine göre, elden çıkan kıymetli evrakın ortaya çıkması halinde senedi elinde bulundurana karşı iade davası açılabilir. Zayi nedeniyle iptali istenen çekin Bursa 10. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında davalı ... .... Ltd. Şti. tarafından icra takibine konu edildiği anlaşılmaktadır.

TTK'nın 792. maddesine göre, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.

Dava konusu çekteki ciro silsilesi görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder niteliktedir. Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır.

Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191).

6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir.

Eldeki davada, davacı öncelikle çekin yetkili hamili olduğunu, ardından davalı tarafın çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Ancak, davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, zira aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır niteliktedir.

Bununla birlikte, davalı taraf hakkında farklı hırsızlık suçlarına konu çok sayıda çeki elinde bulundurması nedeniyle başlatılan ceza kovuşturması bulunması, bunun yanı sıra davalının farklı çok sayıda olayda, hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer cirantalardan ciro yoluyla devralıp, bir çoğunu son hamil olarak farklı kişiler/firmalar aleyhine icra takiplerine konu etmesi durumunda kargodan çalınan ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinde kaybolan çek veya bonoların bir şekilde davalı şirketin eline geçmiş olması hayatın olağan akışına aykırı olup, bu durumda davalı şirketin basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü gereği çekin iktisabında, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 26.05.2021 tarih, 2020/5570 E. - 2021/4450 K. sayılı kararı).

Davalı ... .... Ltd. Şti.'nin tarafı olduğu İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin 12/05/2026 Tarih ve 2024/73 E. - 2026/901 K. Sayılı ve benzer kararlarında, davalının çok sayıda farklı olayda, hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer cirantalardan ciro yoluyla devralıp, bir çoğunu son hamil olarak farklı kişiler/firmalar aleyhine icra takiplerine konu ettiğinin sabit olduğu, istinaf karar tarihi itibariyle yapılan uyap sorgusunda davalının sadece hukuk mahkemelerinde 476 adet ülkenin farklı il ve ilçelerinde kıymetli evrak ile ilgili dava kaydının bulunduğu, ayrıca davaya konu olayın şekliyle çok benzer şekilde hırsızlık veya kaybolma olayları kapsamında davalı ... ... Ltd. Şti.'nin eline geçmesi nedeniyle anılan davalıya karşı açılmış çok sayıda menfi tespit ve/veya çekten kaynaklanan davalarda kararlar verildiğinin ticari hayatın gerekleriyle uyuşmayan bu durumun UYAP'tan yapılan incelemede belirlendiği, hırsızlık, soygun, özellikle kargo hırsızlığı olaylarında çalınan çeklerin hamilleri tarafından açılan istirdat davalarında davalı sıfatını haiz olduğu, tacir olarak basiretli davranması gereken davalı ... ... Ltd. Şti.'nin, hem davaya konu olaya ilişkin hırsızlık kapsamında çalınmış çekleri diğer kayıp olaylarında benzer ciro silsilesiyle hem de lehtar-cirantaları farklı olan çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çekin son hamili olmasının tesadüf olarak kabul edilemeyeceği, başka soygun olaylarında da benzer tespitler yapıldığından davalının yeterli araştırmayı yapmadan çekin iktisabında ağır kusurlu olduğunun hırsızlık olayı ve sonrasında yapılan ciroların bir organizasyon içinde olduğunun kabulünün gerektiği şeklinde karar verilmiştir.

Davacının ticari defter kayıtları, çek iptaline ilişkin İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/66 esas sayılı dosyası ve ceza soruşturmasına ilişkin dosya birlikte değerlendirildiğinde davacının çekin meşru hamili olduğu, buna göre, hırsızlık yoluyla elden çıkan çeklerin benzer şekilde iktisabında davalı şirketin basiretli bir işadamı gibi davranma yükümlülüğü gereği çekin iktisabında, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.

Ancak, dosyadaki taraf beyanlarına göre çek bedelinin icra dosyasına keşideci veya lehtar tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. Öncelikle bu husus araştırılarak çekin ödenmiş olması halinde HMK'nın 31 maddesi uyarınca davacıya talebi açıklattırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Hal böyle iken hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması doğru görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/404, K. 2026/1708, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-404-e-2026-1708-k-7ff909534465