Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/229 E. 2026/1705 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/229
Karar No
2026/1705
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/229

KARAR NO : 2026/1705

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/11/2022

NUMARASI : 2018/634 Esas - 2022/965 Karar

DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin Gürcistan, Azerbaycan ve İran bölgelerinde bayileri vasıtasıyla davalıdan satın aldığı ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini; davacı şirketin davalıdan satın aldığı ürünlerin satışını söz konusu bölgelerde gerçekleştirebilmek için taraflar arasında “Serbest Ticaret Bölgesi Üzerinden İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi” adı altında ve geçerliliği en az iki yıl olan Distribütörlük Sözleşmeleri imzalandığını, taraflar arasında Gürcistan bölgesi için en son imzalanan Distribütörlük Sözleşmesinin 30.10.2015 tarihinde imzalanan “Serbest Ticaret Bölgesi Üzerinden İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi” olduğunu, sözleşmenin 9.1 maddesinde söz konusu sözleşmenin 31.12.2017 tarihine kadar geçerliliğinin bulunduğunun düzenlendiğini, sözleşmenin yenileme zamanının geldiğinde davalı tarafından davacı şirkete imzalanması için 25.12.2017 tarihinde e-mail ve ekinde 25.12.2017 tarihli “İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi” başlıklı Distribütörlük Sözleşmesinin gönderildiğini ve sözleşmenin aslının da kargo ile davacı şirkete gönderileceğini, davacı şirketin söz konusu sözleşmen arak (müzakere edilmesine izin vermeyerek) davalı şirkete geri gönderilmesinin gerektiği davalı şirket tarafından davacı şirkete imzalanması için gönderilen 25.12.2017 tarihli “İhraç Kayıtlı Satış sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin maddelerinin incelendiğinde, söz konusu sözleşmenin birçok maddesinin taraflar arasında imzalanan 30.10.2015 tarihli “Serbest Ticaret Bölgesi Üzerinden İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi” nin maddelerinden farklı olduğu, tek taraflı olarak davalı lehine düzenlenen ve davacı şirket aleyhine hükümler içeren maddelerin bulunduğu ve davacı şirket tarafından davalı aleyhine İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/762 E. sayılı dosyası ile acılan Azerbaycan bölgesi için portföy tazminatı istemli davada davalı lehine delil yaratacak bir kısım maddelerin eklendiğinin tespit edildiğini; söz konusu sözleşmenin gönderildiği tarih olan 25.12.2017 tarihinde ayrıca sözleşmenin konusu olan ürünlerin yeni birim fiyatlarının da davacı şirkete gönderildiğini, ürünlerin yeni birim fiyatlarının eski birim fiyatlarına oranla fahiş derecede yükseltildiğinin görüldüğünü, sözleşme taslağının çok geç gönderildiğini, bu nedenle davacı şirketin satış ve kar kaybı yaşadığını, davacı şirket tarafından satın alınan ürünlerin fiyatlarının iç piyasa fiyatlarından fazla olarak belirlendiğini, davacı şirketin ciro prim oranın %10 ve ilave %1,5 olması gerekirken,davalının tek taraflı olarak davacının ciro prim oranını düşürerek %06'ya indirdiğini, bu nedenle 2017 yılına ilişkin ciro prim alacaklarının toplam %11,5 oranından hesaplanarak davacı şirkete aynı gün içinde ödenmesini, sözleşmenin imzalanana kadar davalının davacı şirkete ürün tedarik etmeye devam etmesini, eski sözleşmenin yürürlükte olduğunun kabulü ile Gürcistan bölgesinde davacı şirketin satışının sürdürülmesi için davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği hususlarının Üsküdar 9. Noterliği'nin 13.02.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini; davacı şirketin Gürcistan bölgesinde davalının münhasır distribütörü olarak faaliyette bulunabilmek için çeşitli yatırımlar yaptığı gibi, davalının ürünlerinin satışını gerçekleştirmek için personel de çalıştırdığını, dolayısıyla davalı tarafından sözleşmenin imzalanmasının sürüncemede bırakılması nedeniyle davacı şirketin yaptığı yatırımlara masraf yapmak zorunda kaldığı halde söz konusu yatırımlardan yararlanamadığını ve personele de maaş ödemek zorunda kaldığını; davalının haklı ve geçerli bir nedene dayamaksızın taraflar arasındaki Distribütörlük Sözleşmesi'nin imzalanmasını sürüncemede bırakması nedeniyle davacı şirketin... kaybı ile kazanç kaybının da bulunduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep, dava ve sair hakları ile denkleştirme tazminatına ilişkin talep ve dava haklarının da saklı kalmak kaydıyla; taraflar arasında akdedilmek için dava tarafından tek taraflı olarak hazırlanan 25.12.2017 tarihli “İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi” adı altında imzalatılmak istenen Distribütörlük Sözleşmesi'nin haksız şartlar taşıyan ve işbu dilekçelerinde belirtikleri maddelerinin işbu dilekçelerinde belirttikleri şekilde düzenlenerek muarazanın men'ine; 25.12.2017 tarihli “İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi” adı altında imzalatılmak istenen Distribütörlük Sözleşmesi'nin mahkeme tarafından düzenlenen maddeleri ile taraflar arasında geçerli sayılarak hüküm doğurmasına, davalının asıl amacının 25.12.2017 tarihli “İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi” adı altında düzenlenen Distribütörlük Sözleşmesi'ni sürüncemede bırakarak imzalamamak ve bu sayede davacı şirketin sözleşmeyi feshetmesinin sağlanmak istenmesi nedeniyle davacı şirketin Gürcistan bölgesinde yaptırdığı ve davalıdan satın aldığı ürünlerin satışını gerçekleştirmek için hazır bulundurduğu yatırımlar için masraflar yaptığından şimdilik 20.000,00 TL tazminat alacaklarının sözleşmenin başlangıç tarihi olan 01.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; taraflar arasında uzun yıllardır sürmekte olan ticari ilişkide yıllık bazda belirli tutarda belirlenen hedef cironun tutturulması halinde davacı şirkete ciro hedefine göre değişen oranlarda prim verildiğinden ve taraflar arasında Distribütörlük Sözleşmesi'nin henüz imzalanmadığından davacının 2018 yılında hedef ciroyu da tutturamamasının gündeme geleceğinden şimdilik 15.000,00 TL... ile taraflar arasında yeni sözleşme imzalanamaması nedeniyle davacı şirketin kazanç kaybının da bulunduğundan şimdilik 15.000,00 TL kazanç kaybına ilişkin toplam 30.000,00 'TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmenin bir satış sözleşmesi olup, özel hukuk kurallarına tabi olduğunu, sözleşme taraflarının eşit konumdaki, hatta Gürcistan'a ihracat bilgisi ve tecrübesi bakımından davacının daha güçlü olduğunu, iki bağımsız tacir tüzel kişi olduğu, dolayısıyla kişilerin diledikleri sözleşmeyi geçerli olarak yapabilmek hususunda sahip oldukları özgürlüğün, hakim tarafından Muarazanın giderilmesini teminen tarafların iradesi yerine geçerek karar vermesi suretiyle yargı yoluyla kısıtlanamayacağını, dava konusu sözleşme hükümlerinin, davacı şirket ile daha önce müzakere edilmiş, hüküm ve koşulları da kabul edilmiş olan anlaşma şartları ile paralel olduğundan, sadece operasyonel sebeplerle yapılan değişiklikleri içerir şekilde kendilerine sözleşmenin iletildiğini, 31.12.2017 tarihinde sonra eren ve davacının talebi üzerine “... şekerleri” ürünlerinin ihracı için davacı şirketin Rize Serbest Bölgesi Şubesi ile imzalanan 30/10/2015 tarihli “Serbest Ticaret Bölgesi Üzerinden İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi” taraflarca detaylıca müzakere edildiğini ve imzalandığını, dava konusu olan taslak “İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi” davacı, kendisinin (ana şirket) olarak taraf olacağı ve serbest ticaret bölgesi dışından ihracat yapacak şekilde yapılmasını talep etmesi üzerine hazırlandığını, ihracat organizasyonu sözleşmelerin gözden geçirilerek güncellenmesinin yapıldığının da davacı şirkete iletildiğini, davacıya gönderdikleri 25.12.2017 tarihli “İhraç Kayıtlı sözleşmesi”'ndeki hükümlerin çoğunun önceki sözleşmede de aynen yer aldığını, genel işlem koşulu niteliğinde hükümlerin mevcut olmadığını; davalı şirketin ticari işleyiş şekline ve stratejisine göre sözleşme formatlarının ve maddelerinin revizesinin normal olduğunu; sadece tek bir üründe ... is fiyatlarının değiştiğini, bu zammın davacı özelinde yapılmadığını: sona eren sözleşmede fiyat belirleme yetkisinin davalı şirkete ait olup, ürün fiyatlarının tek taraflı bildirim ile de değiştirilmekte olduğunu; ekonomik gelişmelerin ve kur artışlarının da dikkate alındığında günümüz şatlarında fiyat artışının yapılmadan fiyat sabitleyerek yıllarca satış yapılmasının ticari hayatın olağan akışına ters olduğunu; davalı şirketin Türkiye'den Gürcistan'a mal satışına engel olabilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı gibi, hangi firmanın Gürcistan'a mal sattığını da bilmediğini, taraflar arasındaki 30.10.2015 tarihli Serbest Ticaret Bölge Üzerinden İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesindeki sözleşme hükmü gereğince 31.12.2017 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini, davalı şirket ile davacı şirket arasında, iddia edildiğinin aksine Distribütörlük veya Tek Satıcılık Sözleşmesinin bulunmadığı gibi acentelik veya tekel hakkı veren sürekli bir sözleşme ilişkisinin de olmadığını; davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin bir alım-satım ilişkisi olup, söz konusu sözleşmesinin 31.12.2017 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini, bu nedenle davacının, tazminat, kazanç kaybı ve... talep ve dava edemeyeceğini, ayrıca davacı şirketin, İran Distribütörü olduğu iddiasının da doğru olmadığını, davalı şirketin ürünlerini İran'da uzun yıllardan beri .... A.Ş. tarafından satıldığını, davacıya sadece ... firmasından alınan izne dayanılarak ... ürün için İran Bölgesinde yetkinin verildiğini, daha sonra ...'nin davalı şirketin ürün portföyünden kaldırıldığı için ... satışı için verilen yetkinin eylemli olarak geçersiz hale geldiğini, Gürcistan için ise davacı ile davalı şirket arasında 30.10.2015 tarihli Serbest Ticaret Bölgesi Üzerinden İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi imzalanmış olup, bu sözleşmenin sadece Gürcistan'ı kapsadığını, davacının personeline boşuna her ay düzenli ödeme yaptığını iddia etmekte ise de, bu iddianın doğru olmadığını; davacının bu iddiası ile ilgili herhangi bir belge ve somut delil sunmadığını, esasen, davacının Gürcistan'da birçok üretici firma ile ... firması aracılığı ile çalıştığından, kendi müşteri çevresine, diğer üretici firmaların benzeri ürünlerini satmakta ve işine devam etmekte olduğunu, bu itibarla personeline ödeme yapmasının doğal olup, bunu davalı şirketten talep etmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının ... ilişkin iddiaları tamamen asılsız olduğunu, Sözleşmenin 31.12.2017 tarihinde sona ermiş ve yeni sözleşme imzalanmamış olduğundan, davacının 2018 yılı için... talebi haksız ve mesnetsiz olduğunu; davacının halen 2017 yılında aldığı ürünleri Gürcistan pazarına satmakta olup, bir an için 2018 yılı için geçerli bir Sözleşme bulunduğu varsayılsaydı bile, mal alması hayatın olağan akışına ters olduğunu; davacının ciro prim oranının 94104-941,5 ile toplamda 4011,50 olduğu iddiası doğru olmadığını, davalı şirket ile Rize Serbest Bölge Şubesi arasında imzalanan 30/10/2015 tarihli "Serbest Ticaret Bölgesi Üzerinden İhraç Kayıtlı Satış Sözleşmesi" kapsamında serbest bölge üzerinden satış yapılması nedeniyle, 2015 yılında davalı şirketin ek destek olarak Rize Serbest Bölge Şubesine sabit bir bedel ödediğini; ancak, sonrasında davacı serbest bölgeyi kullanmayacağını ... Ltd. Şti. üzerinden ihraç kayıtlı olarak satışına devam edeceğini bildirdiğini, bu doğrultuda, aslında davacı artık serbest bölge üzerinden satış yapmadığı için söz konusu ek destek bedeli davalı şirket tarafından tamamen kaldırabilecekken, bunun yerine davalı şirket iyiniyetli olarak 2016 yılında ek destek ödemesini ciro bazlı prim sistemine giydirmiş ve buna göre davacı satış hedefini %100 gerçekleştirirse %10... ve satış hedefini ve %105 gerçekleştirirse ek %1,5... ödeneceğini davacıya bildirildiğini, 2017 yılında ise, belirlenen 1.000.000 USD tutarındaki hedef ciro, davacının isteği üzerine 600.000 USD” ye düşürülmüş ve davacı artık serbest bölge üzerinde satış yapmadığı için 2017 yılı için davacının satış hedefini %100 gerçekleştirmiş olması kaydıyla... oranı %6 olarak belirlendiğini, Davacının satış hedefini 90105 olarak gerçekleşmesi halinde ise %1,5 oranında ilave... verilmesi kararlaştırıldığını, dolayısıyla, davalı şirketin, davacının talebi üzerine davacının hedefine ulaşabilmesi ve ... hak kazanabilmesi için iyiniyetli olarak hedefi düşürdüğünü, buna göre, davacının 2017 yılında toplam 620.000 USD'lik ciro gerçekleştirmiş olduğundan, 906 oranında ... hak kazanmış ve ilave %1,5 ... hak kazanmadığını tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davalı .... A.Ş.’nin incelenen 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinin Elektronik Defter olarak tutulduğu; ticari defterlerinin açılış ve kapanış onamalarının TTK. Madde 64, 65 ve V.U.K. madde 220-226 uyarınca yasal sürelerde ve usulüne uygun şekilde yaptırıldığı, ticari defterlerin kayıt nizamının V.U.K. madde 215-219 ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri hükümlerine ve usulüne uygun olduğu; ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, davalı şirketin, “...” ... numaralı “... Is” ürününe ilişkin 2018 yılındaki artışın sadece davacı şirket özelinde olmadığı, dava dışı diğer alıcı şirketlere de uygulandığının anlaşıldığı, dava dosyasında davalı şirket tarafından davacı şirkete fahiş fiyat uygulandığına ilişkin bir bilgi ya da belgeye de rastlanılmadığı, davacı şirket vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği yatırım giderlerine ilişkin bir fatura veya benzeri belgeye dava dosyasında rastlanılmadığı, sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca tarafların, işbu Sözleşmenin hiçbir hükmünün taraflar arasında bir ortaklık, müşterek girişim, istihdam ya da acentelik ilişkisi teşkil etmediğini kabul ve beyan ettikleri ile sözleşme maddeleri ile taraflar arasındaki ilişki incelendiğinde, taraflar arasındaki ilişkinin bayilik/acentelik/tek satıcılık kapsamında değerlendirilemeyeceğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 9.1 hükmüne göre İşbu sözleşmenin, 30/10/2015 ile 31/12/2017 tarihleri arasında yürürlükte olup, süresi sonunda kendiliğinde sona ereceğinin kararlaştırılmış olduğu, dolayısıyla sözleşmenin daha uzun bir zamana yayılacağı hususunda bir taahhüdün bulunmadığı, sözleşmenin devamı için sunulan koşulların genel işlem koşulu niteliğinde olmasının davacıya sözleşmeyi imzalamaktan kaçınmasında haklı bir olgu olarak değerlendirilemeyeceği soncuna varılabileceği zira bir sözleşmenin genel işlem koşulu içermesinin ilgili genel işlem koşullarının hepsinin geçerli olacağı anlamına da gelmeyeceği, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde genel işlem koşullarının kullanılabileceği ve bu nitelikte koşullara yer verilebileceği, ne var ki bu koşulların TBK md.20-25 maddeleri arasındaki denetime tabi olacağı ve bu denetim hükümlerinden TBK md.23 deki yorum ve TBK md.25’deki gibi içerik denetimlerinin söz konusu olacağı ve genel olarak ifade etmek gerekirse genel işlem koşulu içeren bir sözleşmenin imzalanmış olmasının sözleşme içeriğinde yer alan koşulların TBK md.23 ve TBK md.25’deki denetimden muaf olacağı anlamına gelmeyeceği, neticeten sözleşmenin genel işlem koşulları içerdiğinden bahisle imzalanmaktan kaçınmanın haklı bir olgu olarak değerlendirilemeyeceği gibi sözleşme tarafının sözleşmeyi devam ettirmeme veya farklı koşullar devam ettirme özgürlüğünün bulunduğu, ... ilişkin 600.000 USD tutarındaki hedef ciro’nun %100 gerçekleşmesi halinde %6, hedef cironun %105 gerçekleşmesi halinde ise %1,5 oranında ilave ciro priminin uygulanmasının doğru olduğunun kabul edildiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete 2017 yılında gerçekleşen satışların 619.743,42 USD tutarında olması, davacı şirket tarafından davalı şirkete %6 oranında... faturalarının düzenlenmiş olması ve... faturalarının davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olması (davalı şirketin, davacı şirketten olan cari hesap alacağından mahsup edilmiş olması); bununla birlikte gerçekleşen cironun %103 olması nedeniyle davacı şirketin ilave... talep edemeyeceği anlaşıldığından davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu tüm taleplerinin reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından taraflar arasında sözleşmenin niteliğinin ve asıl amacının değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, TBK'nin 19. Maddesi ve taraflar arasında 20 yılı aşkın süreden beri devam eden ticari ilişki adeta yok sayıldığını ve sözleşme biat bir alım satım sözleşmesi gibi değerlendirilerek davacının reddine karar verilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşme sanki tek sefere mahsus imzalanmış bir sözleşme gibi ele alındığını ve taraflar arasında 1989 yılından beri süregelen ticari ilişkilerin yok sayıldığını, davaya konu ticari ilişkinin bir distribütörlük ilişkisi olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki TBK 19/1 kapsamında değerlendirilmediğini, davalı ekonomik ve hakim gücünü kötüye kullanarak davacı şirkete haksız ve genel işlem koşulu niteliğindeki maddelerin bulunduğu sözlemenin imzalatılarak davacı şirketin kazanılmış haklarını bertaraf etmek istediğini ancak mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesinde görüleceği üzere davalının ekonomik ve hakim gücü ile davacı şirket üzerindeki baskısı hiçbir şekilde incelenip değerlendirilmediğini, davalı şirket tarafından sözleşme taslağı da geç gönderildiğini ve sadece bu sebeple dahi davacı şirketin satış ve kar kaybına uğradığını, davalı şirket davacı şirket üzerinde hakim gücünü kullanarak tek taraflı bir sözleşme imzalatmaya direttiğini, dava dilekçesinde de sunulan bu şemalar mahkeme tarafından irdelenip değerlendirilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin nitelemesinin hukuka aykırı yapılması neticesinde kar kaybı olacak taleplerinin, ciro primi alacak taleplerinin, yatırım giderlerine ilişkin alacak talepleriyle beraber tüm alacak taleplerinin kabul edilmesini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, sözleşme taslağındaki haksız şartlar revize edilerek yeni dönem için de devamı suretiyle muarazanın men'i, yapılan yatırımlar nedeniyle uğranılan zararın tazmini, ciro primi alacağı ve kazanç kaybının tazmini davasıdır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının sözleşme yapma zorunluluğu bulunup bulunmadığı ve davacının yapılan yatırımlar nedeniyle uğranılan zararın tazmini, ciro primi alacağı ve kazanç kaybının tazminini talep edip edemeyeceği noktasındadır.

Taraflar arasında 30/10/2015-31/12/2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ihraç kayıtlı sözleşme imzalanmıştır.

Daha sonra 25/12/2017 tarihli ihraç kayıtlı satış sözleşmesi taslak olarak hazırlanmış ancak bu sözleşme davacı tarafından imzalanmamıştır.

Davacı tarafça, sözleşmenin yenilenmesi aşamasında davalının genel işlem şartı niteliğindeki maddeler ile kazanılmış haklarını bertaraf etmek istediği iddiasıyla, sözleşme taslağındaki haksız şartlar revize edilerek yeni dönem için de devamı suretiyle muarazanın men'ine, yapılan yatırımlar nedeniyle uğranılan zararın tazminine, ciro primi alacağı ve kazanç kaybının tahsil ve tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Gerçekten de sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince taraflar, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğüne de sahiptir(Yargıtay HGK'nın 26.04.2022 Tarih ve 2019/11-566 E. - 2022/599 K. Sayılı kararı).

Borçlar hukukunda kural sözleşme yapma hürriyetidir. Sözleşme yapma hürriyeti, ferdin dilediği herhangi bir sözleşmeyi hiç bir dış baskıya maruz kalmadan yapabilmesi veya böyle bir sözleşmeyi yapmayı reddedebilmesi demektir(Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Beta Yayınevi, İstanbul, 2003, s. 270). Ancak, Kanundan kaynaklanan ya da tekel olarak sunulan hizmetler için sözleşme yapma mecburiyeti bulunsa da eldeki davada böyle bir durum söz konusu olmadığından davalının davacı ile, davacının talep ettiği şartlarda sözleşme yapma mecburiyeti bulunmamaktadır.

Davacı ticari ilişkinin 1989 yılından beri devam ettiğini iddia etmiş ise de, taraflar arasında 30/10/2015-31/12/2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere imzalanan ihraç kayıtlı sözleşme bulunması ve bu sözleşmenin 9.1 maddesinde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin düzenlenmiş olması karşısında bu sözleşme hükümlerinin esas alınması gerekli olup, davalıya sözleşmeyi davacının talep ettiği şartlarda yenileme yükümlülüğü yüklenmesi mümkün değildir. Taraflar arasındaki sözleşmenin distribütör sözleşmesi olup olmamasının da sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Ayrıca, 25/12/2017 tarihli sözleşme taslağı davacı tarafından imzalanmadığından hüküm ve sonuç doğurmayacağından, bu sözleşme taslağına ilişkin genel işlem koşulu denetimlerinin yapılması da mümkün değildir.

Davaya konu 25/12/2017 tarihli sözleşme taslağı davacı tarafından imzalanmadığından uygulanamayacak olup, bu taslağın mahkeme kararı ile revize edilerek davalının bağlı kılınması mümkün olmadığından, davacının muarazanın men'i ve buna bağlı... alacağı ve kazanç kaybının tazmini istemi yerinde olmadığı gibi, taraflar arasındaki 30/10/2015 tarihli sözleşme ise süresinin dolması ile sona erdiğinden, işletmesel gider niteliğinde olduğundan "hazır bulundurduğu yatırımlar için masraflar" şeklindeki talebi de yerinde değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/229, K. 2026/1705, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-229-e-2026-1705-k-498f182db3b9