İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/833 E. 2026/575 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/833
Karar No
2026/575
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/833 Esas KARAR NO : 2026/575 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/09/2025 KARAR TARİHİ : 16/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Şirket aleyhine ---------- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi'nin ---------- E. ve ---------- sayılı dosyasından faturaya dayalı alacak takibi başlatıldığını, borçlu şirketin haksız ve mesnetsiz şekilde icra takibine itiraz ettiğini, zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, taraflar arasında akdedilen Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi uyarınca davalı şirketin elektrik tüketimi gerçekleştirdiğini, davalı şirketin sözleşme hükümlerine aykırı davranarak faturalarını ödemediğini, sözleşmenin 9.2. maddesi gereğince alıcının faturalarını süresinde ödememesi halinde satıcının sözleşmeyi feshetme hakkının bulunduğunu, fesih durumunda davalının son bir yıl içindeki en yüksek bedelli iki aylık elektrik faturası toplamını cezai şart olarak ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkil şirket tarafından sözleşmenin feshedilerek cezai şart faturası düzenlendiğini, davalı şirketin borca itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, alacağın likit olması sebebiyle davalının yüzde 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava açtığı yerin yetkisiz olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede yetkili mahkeme belirlenmediğinden HMK m. 6 ve TTK m. 5 uyarınca davalı şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, davanın ticari nitelikte görünmesine rağmen cezai şart faturasının sözleşmeye aykırılığa dayanan tazminat niteliğinde olması sebebiyle Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu, cezai şart faturasının haksız, dayanaksız ve geçersiz olduğunu, sözleşmede öngörülen koşullar gerçekleşmeden ve usulüne uygun ihtarname gönderilmeden düzenlenen faturanın TBK m. 179 ve devamı maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, takibe konu alacağın likit olmadığını,-------- sayılı kararları uyarınca cezai şart alacaklarının mahkemece tespit edilmedikçe likit kabul edilemeyeceğini, davacı tarafından sunulan faturaların davalı şirketin fiili tüketimini yansıtmadığını, şirketin belirtilen dönemlerde faaliyetini askıya aldığını veya düşük kapasitede çalıştığını, bu nedenle faturaların miktar ve esas yönünden hatalı olduğunu, ihtiyati haciz talebinin İİK m. 257 uyarınca alacağın gerçek, muaccel ve likit olması şartlarını taşımadığını, alacağın varlığı ve miktarı tartışmalı olduğundan ihtiyati haciz talebinin reddinin gerektiğini, davacı tarafın sunduğu bilirkişi raporlarının farklı dosya ve taraflara ilişkin olması nedeniyle somut olayla ilgisiz olduğunu ve emsal değeri bulunmadığını belirterek, davanın tamamen reddine, ihtiyati haciz talebinin reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,--------- Abonelik Sözleşmeleri İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, stanbul --------- Abonelik Sözleşmeleri İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; " Taraflar Arasında 25.02.2022 tarihinde Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın ödemelerini geciktirdiğini, bu nedenle davalı adına icrai haciz işlemlerinin yapıldığını, davalının ödemelerini son ödeme tarihine kadar yapmadığını, davacı tarafça sözleşmenin 9.2 maddesi uyarınca son bir yıl içindeki en yüksek bedelli 541.793,46 TL ve 497.697,02 TL tutarlı iki aylık elektrik faturası toplamı olan 1.039.000,00 TL tutarının cezai şart bedeli olarak uygulanabileceğini, davacı şirket tarafından düzenlenen ---------- numaralı cezai şart faturasının son ödeme tarihinin 03.03.2025 olduğunu, davalı tarafından ödeme yapılmadığını, sözleşmenin 7.1 maddesi kapsamında 196.413,70 TL gecikme faizi talep edilebileceğini, --------- Ş. 'nin, ---------- Şirketi'nden icra takip tarihi itibarıyla cezai şart bedeli olarak gecikme zammı dahil 1.235.413,70 TL talep edebileceği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir." şeklinde rapor sunulmuştur.Somut olayda davacı ---------.Ş ile davalı-------- Şirketi arasında 25.02.2022 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığı, Söz konusu sözleşme lisanslı tedarik şirketi olan davacı ----------Ş tarafından davalı --------- Şirketi’ne elektrik tedarikine ilişkin olup sözleşmenin elektrik satış tarihinden başlamak üzere 36 ay geçerli olduğu, davalının faturalarını ödememesi sebebiyle , sözleşmenin feshedildiği, bu sebeple de davacının cezai şart talebinde bulunduğu görülmüştür. Davacı ile davalı şirket arasında imzalanan Sözleşme'nin 9.2. Maddesinde; "9.2) Sözleşmenin Satıcı Tarafından Feshi, 9.2.1) Alıcı'nın işbu sözleşmenin herhangi bir hükmünü ihlal etmesi, 9.2.2) Alıcı'nın herhangi bir faturasını son ödeme tarihinden itibaren 15 takvim günü içerisinde ödememiş olması veya 9.2.3) Sözleşmenin 4.1'inci maddesinde belirtilen ön koşulların sözleşme tarihinden 15 iş günü geçmiş olmasına rağmen sağlanmamış olması halinde, Satıcı işbu sözleşmeyi her hangi bir ihbar ve/veya ihtara gerek olmaksızın sözleşmeden doğan hakları saklı kalmak üzere tek taraflı olarak feshedebilir. Yapılanan Elektrik Enerjisi Piyasası, uzun vadeli planlamalarla, daha ucuz ve güvenli elektrik tedariğini hedeflemektedir. Bu bağlamda Satıcı, Alıcı ile yapmış olduğu sözleşme akabinde uzun vadeli planlamalar yapıp taahhütlerde bulunmaktadır. Alıcı'nın işbu sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle satıcı'nın işbu sözleşmeyi feshetmesi halinde, alıcı satıcı'ya alıcı'nın her bir aboneliği için ayrı ayrı son bir yıl içindeki faturalarından en yüksek bedelli olan iki aylık elektrik fatura bedelleri toplamını ceza-i şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder." hükmü düzenlenmiştir. Öncelikli olarak genel işlem koşullarının hukuki niteliği üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır. Konuya ilişkin --------- nolu 29/05/2017 tarihli ilamında da vurgulandığı üzere; Bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir. İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılan inceleme sonucunda ,davaya dayanak sözleşmede genel işlem şartlarına aykırılık tespit edilmemiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 9.2.3 maddesi gereğince davalı şirketin yükümlüklerine uygun davranmaması neticesinde sözleşmenin feshedildiği, bu nedenle sözleşme ile kararlaştırılan cayma bedelinin talep edilmesi şartlarının oluştuğu, davalının davacıdan elektrik enerjisi aldığı son bir yılı içindeki en yüksek iki faturaların toplamı olan 548.000,00TL bedelin cezai şart ve son ödeme tarihi ile takip tarihi arasında işleyen 1.039.490,48 TL ve 196.413,70 TL gecikme zammının davalıdan tahsil edilebileceği, bu nedenle davalı takip borçlusunun icra takibine itirazının haksız olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir. ---------Sayılı ilamları da aynı doğrultadır.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile; 1-Davalının -------- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ----------- Esas Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin aynen devamına, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar harcı 84.391,10-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 83.775,70-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 1.230,80 -TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan 185,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 9.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.185,00-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 190.957,92 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 4.600.00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/06/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/833, K. 2026/575, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-833-e-2026-575-k-3f4d89850569