İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/2737 E. 2026/256 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/2737
Karar No
2026/256
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/2737 Esas KARAR NO : 2026/256 Karar

DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 13/10/2026 KARAR TARİHİ : 14/10/2026 Davacı tarafından mahkememizde açılan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde; 2021 tarihlerinde üzerine kayıtlı olan, ... Limited Şirketi ve ... Limited Şirketinin zor durumda olduğundan borçlanarak zarara girince ve 05/07/2022 tarihi itibariyle vergi dairesi nezdinde resen terk işlemlerinin tamamlandığını şuan iflas ettiğini, cezaevinde olması nedeniyle bu iki şirketin kapatılıp tasfiye edilmesini talep etmiştir. Davalı şirketlere ait Ticaret Sicil kayıtları celp edilmiştir. Dava dilekçesi, ticaret sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava; 6102 sayılı TTK'nun m. 636/3 hükmü uyarınca limited şirketin haklı sebeple feshi istemine ilişkindir. Davalı şirketlere ait...Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları incelendiğinde; ...sicil numarasında kayıtlı... Limited Şirketi'nin adresinin, Abdurrahmangazi Mah. ...Sk. No: ... İç Kapı No: 1 Sultanbeyli / İstanbul olduğu, ... sicil numarasında kayıtlı ...Limited Şirketi'nin adresinin, Fulya Mah. Büyükdere Cad. ... Blok No: ...D İç Kapı No: ... Şişli / İstanbul olduğu görülmüştür. Davalı şirketlerin merkezlerinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6100 sayılı HMK' nın 14/2. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Dava konusu, 6102 sayılı TTK' nın 4/1-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir. Davalı şirketlere ait İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; Davacı ...'ın davalı şirketlerin (%100) tek ortağı olduğu görülmüştür.

Öncelikle mahkememizce dava şartları açısından dosyanın incelenmesi gerekmiştir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 18.02.2022 Tarih ve 2019/5 E. - 2022/1 K. Sayılı ilamında da belirttiği üzere; davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukukî bir yararının bulunması gerekir; yani, dava hakkı hukukî yarar ile sınırlıdır. Buna hukukî korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Yani davacının mahkemeden hukukî korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır, aksi hâlde devletin mahkemelerini (davası ile) gereksiz yere uğraştıramaz. Hukukî yarar dava açıldığı anda var olmalıdır; ilerideki (müstakbel) bir yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan (müeccel) alacak için dava açılamaz; açılırsa, dava hukukî yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Fakat bu, alacağın muaccel hâle gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel değildir. Aynı şekilde, açıldığı sırada belli olmayan, şüpheli veya ileride doğacağı beklenen bir yarar da hukukî yarar sayılmaz (Kuru/Arslan,/Yılmaz, s. 244; Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, Cilt I, Ankara 2016, s. 456). Davanın açıldığı sırada var olmayan “hukukî yararın” dava sırasında tamamlanması, mahkemenin “hukukî yarar” eksikliğinin tamamlanmasını beklemesi söz konusu olamaz. Çünkü, hukukî yarar dava şartı eksikliği ilgili tarafa belli bir süre verilerek taraf eylemi ile tamamlanabilecek bir dava şartı değildir. (Pekcanıtez, Hakan Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2015, s. 250-251; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, Ciltli, İstanbul 2017, s. 948). Hukukî yararın bulunması dava şartı, sadece dava açılırken değil, nihai karar verilinceye kadar mevcudiyetim devam ettirmelidir. (Arslan, Ramazan Yılmaz, Ejder/Ayvaz Taşpınar, Sema/ Hanağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2020, s. 316; Budak, Ali Cem/ Karaaslan, Varol: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2021, s. 176; Postacıoğlu, İlhan: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 1975, s. 204; Karslı, Abdurrahim: Medeni Muhakeme Hukuku, İstanbul 2012, s. 466; Alangoya, Yavuz: Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2000, s. 170-178). 6102 sayılı TTK' nın 636/3 maddesi; “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; davacı ...'ın davalılar ... Limited Şirketi ve ...Limited Şirketinin tek ortağı olduğu sicil kayıtlarından anlaşılmış olup ve bu durumda davacının asaleten ya da kısıtlı hükümlü olması sebebiyle vasisinin onayı ile vekaleten mahkemeden tasfiye kararı alınması gündemli genel kurula çağrı için kayyım atanması talepli alacağı/aldıracağı bir genel kurula çağrı kararı (vekaleten oy kullanma suretiyle) ile şirketleri feshedebileceği şeklinde bir hakkı varken ve yine fesih kararı aldıktan sonra fesih işlemlerini kısıtlı hükümlü olması sebebiyle kendisi dışında atanacak başka bir üçüncü kişi tasfiye memuru ile yürütmesi gerekirken, doğrudan limited şirketin feshi davası açamayacağı; bu haliyle davacının hukuki yararının olmadığı tespit edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 11.01.2014 Tarih ve 2021/773 E. - 2024/44 K. Sayılı ilamı) 6100 sayılı HMK 320. maddesi gereğince dava şartı eksikliği nedeniyle taraflar davet edilmeden de dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, davacının davasının dava şartı olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115/2 hükümleri gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-Dava açılırken harç yatırılmadığından, alınması gereken 732,00 TL maktu ve 732,00 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.464,00 TL harcın davacı taraftan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE, 5-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince ilgili/vekilinin talebi halinde gerekçeli kararın ilgiliye/vekiline TEBLİĞİNE, 6- Kararın bilgi amaçlı (kanun yolu süresi başlatmayacak şekilde) olarak davacının bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü' ne GÖNDERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliğiyle karar verildi.14/10/2026

Başkan ¸e-imzalı Üye ¸e-imzalı Üye ¸e-imzalı Katip ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/2737, K. 2026/256, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-2737-e-2026-256-k-b483bc833779