İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/819 E. 2026/814 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/819
- Karar No
- 2026/814
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/819 Esas KARAR NO : 2026/814
DAVA : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) DAVA TARİHİ : 21/09/2016 KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... Ltd. Şti. isimli firmadan olan alacağına karşılık müvekkilinin eşi ...’ü borca kefil ederek adına kayıtlı ... ili ... ilçesi ... mah. 4-6/3 pafta 14592 parselde kayıtlı taşınmazdaki ¼ hissesi üzerine ipotek koyduğunu, ipotek konan taşınmazın müvekkilinin eşinin sahip olduğu ¼ hissesi olup taşınmaz üzerinde 4 katlı bir bina bulunduğunu, müvekkilinin eşinin bu binada hissesine karşılık bir dairesi olduğunu ve bu dairenin sahip olduğu tek mal varlığı olduğunu, ancak müvekkilinin eşinin müvekkilinin bilgisi ve muvaffakatı dışında işbu hissesini .. Ltd. Şti.’nin davalıya olan borcuna kefil olduğunu ve teminat olarak tek malvarlıkları olan bu dairelerini davalıya ipotek verdiğini, müvekkilinin bu durumdan ancak davalının iş bu ipoteği paraya çevirmek için ... 10.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatması ve satış günü alması üzerine vakıf olduğunu, satış Kasım ayında olduğundan müvekkiline bu durum açıklanınca müvekkilinin yapılan bu işlemleri öğrendiğini ancak davalının müvekkilinin eşine ait bu taşınmaz üzerine taşınmazı üzerine koyduğu ipoteğin yasal şartları taşımamakta olup geçersiz olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile kefilin (kişisel güvence sağlayanların) korunması amacıyla getirilen sıkı tedbirlerin yukarıda değinilen TBK 583, 584 ve 603. maddelerinde düzenlendiğini, bu maddeler ile; kefalet ya da kişisel güvence sağlayan sözleşmelerde kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi zorunluluğu getirildiğini, ayrıca eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık karan olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğini, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması gerektiğinin düzenlendiğini, yine TBK 603. Maddesi ile kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır denilerek kefalet sözleşmesinin kişisel güvence verilmesini gerektiren tüm sözleşmelere yaygınlaştırıldığını, dolayısıyla TBK 603. Maddesi gereğince bir kişinin 3. Şahıs lehine verdiği ipoteklerde kefalet hükümlerinin uygulanarak eşin rızasının aranmasının yasal olarak zorunlu olduğunu, TBK 584. maddenin birinci fıkrasına göre, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının, sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğunu, ancak fıkrada bu kuralın iki istisnasına yer verildiğini, birinci istisnanın mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olması, ikincisinin eşlerden birinin yasal olarak ayrı yaşama hakkının doğmuş olması olduğunu, söz konusu istisnalardan birinin varlığı durumunda, eşin rızasının aranmayacağını, maddenin ikinci fıkrasında ise, eşin rızasının aranmadığı diğer bir istisnalara yer verildiğini, buna göre, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya âdi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için de kefilin eşinin rızasının aranmayacağını, dosyadaki kefalet ve ipotek akitleri düzenlenirken müvekkilinin rızası alınmadığı gibi BK da düzenlenen istisna hükümlerinin de mevcut olmadığını, ayı şekilde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi Başkanlığı tarafından taşra birimlerine gönderilen...tarih ve ...sayılı talimatta kefilin sorumlu olduğu miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil kefil olma durumunun ve eşin rızasının Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği ile Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından da değerlendirilmesi sonucunda borçlu ile taşınmaz malikinin aynı kişi olmadığı kefalete ilişkin ipotek akitlerinde kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil kefil olunması hallerinde sözleşmede bu sıfatla ve bu anlama gelen bir ifadenin kefilin kendi el yazısı ile belirtmesinin zorunlu olduğunun, bu durum da eşin rızasının aranmasının gerektiğinin belirtildiğini, böylece bu yasal düzenlemeler ışığında gerçek kişi tarafından verilen kefaletin geçerli olabilmesi için, en geç kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihte, kefilin eşinden yazılı muvafakatname alınmasının kefaletin geçerlilik koşulu haline getirilmiş olup eşin rızasına ilişkin hükümlerin gerçek kişilerce verilen diğer şahsi teminatlara da uygulanmasının zorunlu hale geldiğini, ancak dava konusu ipotek işleminde müvekkilinin eşinin 3. Şahsın borcu için ipotek işlemi yaparken eşinin rızası alınmamış olup müvekkili ile eşinin işlem tarihinde (halen ) evli olduğunu, haklarında hiçbir zaman da ayrılık kararı verilmediğini, bu nedenle müvekkilinin yapılan kefalet ve ipotek işleminde rızasının aranması gerekirken bu koşula uyulmamış olup yapılan ipotek işleminin yukarıda zikredilen yasal düzenlemelere açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle yapılan kefalet ve ipotek işleminin geçersiz olduğundan iptali gerektiğini belirterek; davalının müvekkilinin eşi adına kayıtlı taşınmaz üzerine koydurduğu ipotek ve kefalet aktinde müvekkili olan eşinin muvaffakatı alınmadığından geçersiz olan kefalet ve ipotek akitlerinin iptaline, müvekkilinin eşine ait ... ili ... ilçesi ... mah. 4-6/3 pafta 14592 parselde kayıtlı taşınmazdaki ¼ hissesi üzerine davalı tarafından konan ipoteğin kaldırılmasına, davalının iş bu taşınmaz üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ... 10.İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile takip başlattığından ve taşınmaz için satış günü aldığından ileride telafisi imkansız zararlar doğmasının önlenmesi için satışın dava sonuna kadar durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesine, başkaca dava ve tazminat hakları saklı olmak üzere masraflarla vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını, davanın ipoteğin kaldırılması talebine yönelik olduğunu ve gayrimenkulün aynından doğan iş bu davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılması gerektiğini, davacının eşi ...'ün kardeşi ...'ün ... Şti'nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, davacının eşinin kendi kardeşine vekalet vererek ... Mah. 4-6/3 pafta 14592 parselde kayıtlı taşınmazdaki 1/4 hissesine ipotek koydurduğunu, ... 10. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, davacının dava dilekçesinde eşi tarafından ...Şti'nin müvekkili şirkete olan borcuna kefil olunarak tek malvarlıkları olan evlerini ipotek ettirdiğini, TBK 603. maddesi uyarınca kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağını, buna göre kendisinin TBK 583 uyarınca en geç sözleşmenin kurulması tarihinde rızası alınması gerektiğini belirterek kefalet sözleşmesinin ve ipoteğin iptalini talep ettiğini, ancak davacının iddialarının kötüniyetli olmasının yanında yanlış hukuki nitelendirmeler içerdiğini, davacının iddiasının aksine davacının eşi tarafından müvekkili şirket ile akdedilmiş bir kefalet ya da kişisel güvencenin mevcut olmadığını, davacının eşinin müvekkili şirket lehine,...Şti'nin borçlarına teminat olması amacıyla gayrimenkulü üzerinde 1. derece ipotek tesis ettiğini, haricen bir kefalet sözleşmesi imzalanmadığı gibi, davacının herhangi bir bir kişisel güvence vermesinin de söz konusu olmadığını, bilindiği gibi ipoteğin ayni bir hak olduğunu ve davacının eşi tarafından verilen güvencenin de kişisel bir güvence değil ayni bir güvence olduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsini ettiği tüm kanun maddelerinin kişisel güvence verilmesi hususunda düzenlendiğini, dolayısıyla iş bu somut olayda uygulama yeri bulunmadığını, müvekkili şirketin tapu kayıtlarına güvenerek ayni bir hak elde ettiğini, davacının eşinin kişisel kefalet vermesi gibi bir durum söz konusu değilken tapuda üçüncü kişi lehine verilen ipoteği ... kapsamında değerlendirmenin ayni haklara ilişkin hukuki müesseselerin ruhuna aykırı olduğunu, davacının yerleşim yerinin dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ... ili olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi olmadığı gibi kullanımının davacı ve ailesine de özgülenmediğini, ipotek tarihinde ve halen davacı ve eşinin dava konusu taşınmazı aile konutu olarak kullanmadığını, tapu kaydında da böyle bir şerh bulunmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da açık olduğu üzere taşınmazın aile konutu olarak kullanılmaması ve aile konutu şerhi de bulunmaması durumunda ayni bir güvence olan ipotek tesisinde eş rızası aranmadığını, davacının eşinin kardeşine vekalet verdiğini ve işlemin kardeşi tarafından yapıldığını, tapudaki kayıttan müvekkili şirket yetkilisinin gayrimenkul sahibinin evli olup olmadığını dahi anlamasının mümkün olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu ve tapuya güven ilkesinden yararlanması gerektiğini, davacının eşinin kardeşinin yetkilisi olduğu müvekkili şirketin borçlusu olan ... Ltd. Şti.'nin bir aile şirketi şeklinde çalıştığını, davacının eşinin söz konusu ipoteği bu şirketin borcu için ticari ilişki kapsamında verdiğini, dava konusu gayrimenkulde davacının eşinin kardeşi olan ...'e ait payın da yine aile şirketi ... Ltd. Şti'nin borcu için başka bir şirkete ipotekli olduğunu, davacının eşinin de gayriresmi olarak kardeşine ait bu şirketin işlerini yaptığını, şirketin bir aile şirketi şeklinde işletildiğini, bu nedenle davacının eşinin kendi ailesine ait şirketin borcuna teminat olması amacıyla ipotek verdiğini, dolayısıyla zaten ayni bir hak olan ipotek tesisinin BK 583 kapsamında değerlendirilemeyecekse de somut olayın özellikleri bakımından aynı maddenin istisnalarından birisi olduğunu, yani davacının eşinin kişisel bir güvence vererek ...Ltd. Şti.'ye kefil olmuş olsa idi de bu ticari ilişkiden kaynaklanan bir kefalet olacağından yine eş rızasının aranmayacağını savunarak; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kefalet ve ipotek akitlerinin iptali ve ipoteğin kaldırılmasına yöneliktir. Uyuşmazlığın; davacı eşin muvafakati alınmadan akdedilen kefalet sözleşmesi ile ipotek tesisine ilişkin işlemlerin geçerli olup olmadığı, ipoteğin fekkine karar verilip verilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Mahkememizin ... Esas 06/10/2022 tarih ve ...Sayılı kararı ile; "...Bilindiği üzere, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanun'un 5/3. maddesinde “Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Diğer taraftan, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Mahkemenin görevli olması HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup anılan kanunun 115. maddesi uyarınca davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır. Dava dışı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı borcun teminatı olarak gerçek kişi davacı tarafından tesis edilen ipoteğin geçerli şekil şartlarına haiz olup olmadığı ve davacı eşin kefalet ve ipotek tesisi sırasında muvafakatinin gerekip gerekmediğinin tetkik edilmesi gerekli ve yeterli olup ipoteğin teminat altına aldığı borcun sona erdiği iddia edilmediğinden dava dışı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki ve borcun miktarının bu davadaki uyuşmazlığın çözümünde etkisi bulunmamaktadır. Somut olayda, davalının ticari şirket olmasına karşılık ipotek tesis eden ve kefalet veren ... ile davacı gerçek kişinin tacir olmadığı anlaşılmakla işbu davanın mahkememizin görev alanında bulunmayıp Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Mahkememizin ... Esas 06/10/2022 tarih ve ...Sayılı kararı tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 09/02/2023 tarihinde kesinleşmiş ve davacı vekilinin talebi üzerine dosya ... 39.Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş; İstanbul 39. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas 17/10/2023 tarih ve ... Sayılı Kararı ile; "... Dava ipoteğin fekki istemine ilişkin olup, davacıların ipotek akdinin tarafı olup olmamasının öneminin bulunmadığı, zira, ipotek sınırlı bir ayni hak olup, malikin değil taşınmazın borcu olduğu, nitekim taşınmazı devreden malikin bu yönde açacağı davalar da uygulamada aktif husumet yokluğundan reddedilmekte olduğu, doğal olarak taşınmazın borcundan dolayı davayı açacak olan tasarruf yetkisi olan son malikte olduğu, davacı ...'ün taşınmazın maliki olduğu, ancak dava konusu ipoteğin teminat altına aldığı borcun dayanağının, davalı ...Şti.'nin, dava dışı ...Şti.'nden olan alacağından kaynaklandığı, dava dışı ...Şti.'nin ortağı ve yetkilisinin davacılardan ...'ün kardeşi ...olduğu, söz konusu borcun teminatı olarak verilen ipoteğin kaynağı olan, davacı ...Şti. ile dava dışı ...Şti.'nin her ikisinin de şirket olması hasebiyle tacir oldukları ve borcun ticari işletmeleriyle alakalı olması, TTK'nın 4/1 maddesinde belirtildiği üzere nispi ticari davaların ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olduğu hukuk davaları olması, TTK'nın 5/2 maddesi gereği tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeniyle, dava konusunun ipoteğin temelinin oluşturan her iki şirketin ticari işletmesiyle ilgili ve nispi ticari dava niteliğinde olması nedeniyle ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın olduğundan (İstanbul BAM 37.HD'nin 12/11/2021 tr.li ... E. ... K., ... tr.li ...E.... K.; 25/10/2022 tr.li... E. ...K.s.kararları), bu nedenlerle işbu davaya konu uyuşmazlığa bakmakla görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu..." gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiş ve karar taraf vekillerince istinaf edilmeksizin 26/12/2023 kesinleşmiş, dosya olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için re'sen yargı yeri belirlenmesi açısından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ...Esas 23/10/2024 tarih ve... Sayılı kararı ile: "...Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 584 ve 683 maddelerine aykırı olarak davalı alacaklı şirket lehine yapılan kefalet sözleşmesi ve tesis edilen ipoteğin (eşin rızası alınmadığından bahisle) iptaline ilişkindir. Diğer eşin rızası alınmadan kurulan kefalet akitlerinde, rızası gereken eş tarafından açılan aktin geçersizliği sebebiyle iptali ve tesis edilen ipoteğin yine aynı sebepten ötürü iptaline ilişkin davalarda aile mahkemeleri değil, kefaletin ticari iş olup olmamasına bağlı olarak asliye hukuk veya ticaret mahkemesi görevlidir. Somut olayda kefalet edilen ticari nitelikteki sözleşme ilişkisinin tarafları olan davalı şirket ile dava dışı şirket, tacir olup, kefaletin feriliği ilkesi gereği ticari işten kaynaklı kefalete dair davaya bakmak görevi ticaret mahkemesine ait bulunmaktadır. (Yargıtay 11. HD ... E. ...K. Yargıtay 2 HD ... E. ... K.; aynı daire ...E. ...K sayılı kararı)..." gerekçesiyle kaldırılarak Mahkememizin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. ... Tapu Müdürlüğünden; ... ili ... İlçesi, ... Mah. 14592 parsel sayılı taşınmazın takyidatlı tapu kaydı ile ... hissesi üzerindeki... tarih ve ... yevmiyeli ipotek tesisi işlemine ait evraklar celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. ... İlçe Nüfus Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; davacıların 2014 ve 2015 yıllarındaki yerleşim yeri adreslerinin ve MERNİS adreslerinin hangi adresler olduğunun araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş; 06/01/2026 tarihli cevabi yazı ekinde adres bilgileri raporu celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmış; incelenmesinde belirtilen tarihlerde davacıların yerleşim yeri adreslerinin "..." olduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından 12/05/2025 tarihli dilekçe ekinde; cari hesap ekstresi, senet görüntüsü, ipoteğe dair resmi senet, ... tarafından ...'e verilen vekaletname görüntüsü dosyaya ibraz edilmiştir. ... 10. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyası celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmış, incelenmesinde; alacaklısının ...Şirketi, borçluların ... Şti. Ve ... olduğu, 462.095,30-TL asıl alacak 1.595,18-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 463.690,48-TL alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı görülmüştür. İddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, ... 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası, tapu kayıtları ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; davacıların karı-koca oldukları, davacı ...'ün ipoteğin kaldırılması istemine konu ... ili ... İlçesi, ... Mah. ... parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazın 1/4 hissesinin maliki olduğu ve ... 2. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile dava dışı ...'ü vekil tayin ettiği, vekaletnamede vekil ...'e "... ... ili ... İlçesi, ... mahallesi, ... sokağı/mevkiinde vaki ve tapunun bila ada, ... parsel numarasında kayıtlı bulunan taşınmaz üzerinde vekilimin doğmuş veya doğacak borçlarının ....ipotekler tesis etmeye, ipoteğin tapuya lehdarın adına tescilini kabule" yetki verildiği, dava konusu ipoteğin taşınmazdaki ...'ün 1/4 hissesi üzerinde... tarih ve ... yevmiye nolu resmi senet ile 500.000,00-TL bedelli olarak ... Şirketi lehine tesis edilerek tapu kaydına işlendiği, davacı tarafça TBK'nun 584.maddesi gereğince eşin rızasının alınmadığı ve davacı eşin açık rızası alınmadan tesis edilen ipoteğin geçersiz olduğu gerekçesiyle kefalet ve ipotek akitlerinin iptali ile ...'e ait ... ili ... ilçesi ... mah. 4-6/3 pafta 14592 parselde kayıtlı taşınmazdaki ¼ hissesi üzerine davalı tarafından konan ipoteğin kaldırılması talepli iş bu davanın açıldığı, davacı taraf her ne kadar TBK 584.maddesine dayanmış ise de söz konusu hükmün şahsi güvence verilmesine ilişkin düzenleme olduğu, TBK’nun 603. maddesinde kefalet benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı, TMK 881 ve devamı maddelerinde düzenlenen ipotek akdinin kurulmasında eş rızasının gerektiğine ilişkin her hangi bir düzenleme de bulunmadığı, ipoteğe tonu alacağın sona erdiğinin de iddia ve ispat edilmediği anlaşılmakla; davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00-TL harcın peşin-tamamlama harcı olarak alınan 8.779,20-TL'den mahsup edilerek bakiye 8.047,20-TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacılara iadesine 3-Davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi uyarınca hesaplanan 80.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/09/2026
Başkan ¸e-imza Üye ¸e-imza Üye ¸e-imza Katip ¸e-imza