Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2173 E. 2026/2025 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2173
Karar No
2026/2025
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/2173

KARAR NO: 2026/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/06/2026

NUMARASI: 2022/332 E. - 2026/584 K.

DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/10/2026

KARAR YAZIM TARİHİ: 15/10/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ..., ... A.Ş'nin temsil yetkisi olmayan ortağı olduğu, müvekkilinin ortağı olduğu şirket, davaya konu taşınmazı ... tarihinde satın aldığını, şirketin yönetim kurulu başkanı, temsilcisi/yetkilisi müvekkilin abisi ...'dir. ..., ... tarihli genel kurul ile münferit imza yetkisine sahip olduğunu, yapılan araştırmalardan müvekkilin ortağı olduğu ...A.Ş.'ye ait olan ... İli ...İlçesi ...mahallesi ...Ada ... Parsel nolu taşınmazın, şirket yetkilisi/yönetim kurulu üyesi ... tarafından ... tarihli ...Tapu Sicil Müdürlüğü işlemi ile ...'in oğlu davalı ...'e tapudan satış gösterilerek devredildiğini, yapılan bu işlem temsil yetkisini de kötüye kullanarak ortaktan mal kaçırma amaçlı muvazaalı işlem olduğu, butlanını talep ederek gerçek malik olan ...A.Ş. adına tescilini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, ...A.Ş.'yi yönetim kurulu başkanı ve şirket temsilcisi sıfatıyla zarara uğratmaktan kaynaklı tüm talep, dava, şikayet haklarımızı da saklı tuttuklarını, öncelikle dava konusu ... İli ...İlçesi ...mahallesi ...Ada ... Parsel nolu ... adına kayıtlı taşınmazın mahkemeniz kararı kesinleşinceye kadar dava konusu malların üçüncü şahıslara devir, satış, ve temlikinin önlenmesi için hmk 389. maddesi uyarınca üçüncü kişilere devrinin önlenilmesine yönelik teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına ve / veya taşınmazlar üzerine teminatsız olarak davalıdır şerhi tesis edilmesine, davamızın kabulü ile; muvazaa nedeniyle ... ili ...ilçesi ...mahallesi ...ada ... parsel nolu ... adına kayıtlı taşınmazın tapu kayıtlarının iptaline ve müvekkilin ortağı olduğu ...aş adına üzerindeki sonradan tesis edilen yükler kaldırılarak tesciline yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Dava dilekçesinde açıkça bildirildiği üzere davacı ..., dava dışı …Anonim Şirketi ortağı olmasından kaynaklanan nedenlerle davalı müvekkil aleyhine tapu iptali ve tescili davası açmıştır. 6102 sayılı TTK göre anonim şirket veya ortakları tarafından açılan davalara bakmakla görevli ve yetkili mahkeme Kayseri Nöbetçi Asliye Ticaret mahkemeleri olduğu, Davacın taraf Anonim Şirket Ortağı olması nedeniyle eldeki davayı açmıştır. Davacı, dava dışı ... Anonim Şirketinin yetkili temsilcisi olmayıp yalnızca ortaklarından birisidir. Bu durum Kayseri Ticaret Sicil Memurluğundan dava dışı şirkete ait Ana Sözleşme Örneği ile Temsile Yetkili Kişi Ve Kurulları gösterir karar örneği celp edildiğinde açıkça görülecektir. Bu belgelerin celbini talep ediyoruz. Davacı yan, dava dilekçesinde danışıklı işlem/muvazaa nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile dava dışı anonim şirket adına tescilini talep etmektedir. Dava dilekçesinden açıkça görüleceği üzere davacı ortağı olduğu şirkete ait usulüne göre alınmış herhangi bir karar ve temsil yetkisi olmadan şahsen bu davayı açtığını, Davacı tarafından açılan dava, usul ve yasaya ile oluşa aykırı olup reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davalı müvekkil şirket tarafından Tapu Müdürlüğünde yapılan satış akdi gerçek bir satıştır. Dava konusu taşınmaz satış akit tablosundan görüleceği üzere davacının ortağı olduğu dava dışı şirketten bedeli ödenerek satın aldığını, davacı yan mahkemenize sunulan dilekçesinde, muvazaa iddiası yönünden emsal yargı kararlarında belirtilen şartlara uygun olacak şekilde, bir dava kurgusu oluşturtuğunu, davacı yanın tüm iddiaları bu kurgusunu desteklemek için yapıldığını, dava dilekçesinde bildirilen iddiaların hiçbirini kabul etmediklerini,Öncelikle görev itirazımızın kabulü ile; 6102 sayılı TTK’na göre mutlak ticari dava niteliğinde olan ve her iki tarafın ticari işlerine ilişkin davaya bakma görevi mahkememize ait olmadığından HMK'nun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve dosyanın görevli ve yetkili Kayseri Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne Gönderilmesine Karar Verilmesini, - Dava ehliyeti itirazımızın kabulü ile; dava dışı olan ve adına tescil talep edilen Anonim Şirket Ortağı davacının dava açma ve temsil yetkisi bulunmadığından 6100 sayılı HMK’nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereği, davanın aktif husumet ehliyeti/dava ehliyeti eksikliği nedeniyle, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesini, Tensip ara kararı ile verilen ihtiyati tedbirin, eldeki davanın görevsiz mahkemede temsil yetkisi ve dava ehliyeti bulunmayan davacı tarafından açılması nedeniyle oluşacak telafisi güç ve imkansız zararların önüne geçilmesi amacıyla kaldırılmasını veya teminatlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, usulsüz, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Somut olayda, devri gerçekleştiren ... A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ... ile devralan davalı ... baba-oğul olup, davacı ... ise ...'in kardeşidir. Devir tarihi olan ... itibarıyla piyasa rayiç değeri 5.323.018,28 TL olarak tespit edilen akaryakıt istasyonu niteliğindeki taşınmaz, resmi tapu senedinde rayiç değerinin çok altında bir bedelle, 1.550.000,00 TL olarak gösterilerek devredilmiştir. Bedeldeki bu fahiş nispetsizlik muvazaanın ve mal kaçırma kastının açık bir göstergesidir.Şirket ticari defterleri ve bilirkişi raporları ile sabittir ki; gösterilen 1.550.000,00 TL'lik satış bedeli karşılığında ... A.Ş. kasasına fiilen hiçbir nakit girmemiştir. Davalı ..., ... A.Ş.'ye yapılan ödemeleri gerekçe göstererek şirket ticari defterlerinde kendisini 8.517.711,27 TL alacaklı konumuna getirmiş ve satış bedelini bu alacak hesabından mahsup etmiştir. Davalının bir yandan taşınmazı satın aldığını iddia ederken diğer yandan satış bedelini ödemeyip ticari defter kayıtları üzerinden kendisini alacaklı göstererek mahsup işlemi yapması, şirketin en değerli aktifini kurgusal borçlandırma yöntemiyle aile içinde muvazaalı olarak devretme kastını ortaya koyduğu değerlendirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 408/2-f maddesi emredici nitelikte olup, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı yetkisini münhasıran ve devredilemez şekilde Genel Kurula vermiştir. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan finansal analizde, devredilen akaryakıt istasyonunun şirketin toplam aktif varlıklarının %62'sini teşkil ettiği, şirketin ana işletme konusunu oluşturan en temel mal varlığı olduğu tespit edilmiştir. Şirket varlığının %62'sine tekabül eden bu devir, TTK m. 408/2-f anlamında önemli miktarda şirket varlığının satışı niteliğinde olup, dava dosyası ve şirket kayıtlarında bu satışa ilişkin alınmış hiçbir Genel Kurul kararı bulunmamaktadır. Yönetim kurulu başkanının münferiden temsile yetkili olması, emredici kanun hükmü olan Genel Kurul onay zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.Tüm bu maddi ve hukuki gerekçeler ışığında; dava konusu taşınmazın devrinin gerçek bir satış iradesine dayanmadığı, ortaktan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak (TBK m. 19), temsil yetkisi aşılmak suretiyle, TTK m. 553 ve m. 555 uyarınca ortak tarafından şirket adına açılan davada şirket mamelekinin korunması amacıyla ve emredici Genel Kurul kararı bulunmaksızın (TTK m. 408/2-f) gerçekleştirildiği sübuta erdiğinden, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile ...A.Ş. adına tesciline karar vermek gerekmiştir. Davanın Kısmen Kabulüne,

1-Dava konusu ... ili, ...İlçesi ...Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın davalı adına tapu kaydının iptali ile dava dışı Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile kayıtlı ... AŞ adına tapu siciline kayıt ve tesciline,

2-İİK'nun 28.maddesi uyarınca derhal işlem icrasına,

3-Karar kesinleştiğinde Kayseri 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/277 esas sayılı dosyası üzerinden konulan tedbirin kaldırılmasına,

4-Davacının yüklerden ari olarak tescil edilmesi talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının, anonim şirket pay sahibi sıfatıyla hareket ederek mülkiyetin dava dışı ... A.Ş. adına tescilini talep ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca tüzel kişiliği haiz anonim şirketlerin, haklarını ve dava ehliyetlerini münhasıran yetkili temsil organları aracılığıyla kullandıklarını, Anonim şirketin münferit bir ortağının, şirket adına açılmış bir tapu iptali ve tescil davasını tek başına ikame etme yetkisinin bulunmadığını, İlk derece mahkemesinin, davacının dava ehliyetini TTK m. 555 hükmüne dayandırmışsa da anılan madde hükmü pay sahiplerine yalnızca yöneticilere karşı şirket zararına yönelik tazminat davası açma ve tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkı tanıdığını, TTK m. 555, üçüncü kişilere karşı doğrudan ayni hakka dayalı tapu iptali ve tescil davası açılmasına yasal zemin oluşturmayacağını, şirket adına tescil talepli muvazaa iddiasına dayalı iptal davası açılabilmesi için Genel Kurul kararının dava şartı olduğunu, davacı tarafça sunulmuş böyle karar bulunmadığından davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, kaldı ki anonim şirketlerde pay sahipliği sıfatının tespiti şirket pay defteri incelemesiyle mümkün olduğunu, uzman mütalaasında da vurgulandığı üzere; ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetine pay defterinin incelenmesi görevi tevdi edilmiş olmasına rağmen pay defteri fiilen incelenmeksizin ve davacının güncel ortaklık durumu usulünce tevsik edilmeksizin hüküm tesis edildiğini,davalı müvekkili açısından pasif husumet yokluğu bulduğunu, taşınmazın rayiç değerinin çok üzerinde fiili ödeme yapıldığını, yüklü miktardaki şirket borçları tasfiye edildiğini ve hukuka uygun mahsuplaşmanın gerçekleştirildiğini, "şirket kasasına nakit girmediği" ve "kurgusal borçlandırma" gerekçesinin maddi ve hukuki temelden bütünüyle yoksun olduğunu, salt bedel düşüklüğü ve akrabalık bağının muvazaa için yeterli delil olmadığını muvazaanın kesin delillerle ispatlanamadığını, dava konusu taşınmazın, şirketin borçları sebebiyle icra takip dosyalarından 3 kez icra satışına çıkarıldığını, taşınmazın haraç mezat yok pahasına satılmasını önlemek amacıyla gereken tüm bedellerin müvekkili ... tarafından ödenerek cebri icra satışlarının düşürüldüğünü, bu maddi vakıanın dahi yapılan tasarrufun mal kaçırma değil, şirket malvarlığını ve itibarını koruma saikiyle yapıldığının şüphe götürmez delili olduğunu, TTK m. 408/2-f anlamında genel kurul kararı gerekmediğini, ilk derece mahkemesinin gerekçesindeki hukuki çelişkiler ve iade ilişkisinin göz ardı edildiğini, davacı ...'in, ... tarihli hisse devir protokolü ile şirket hisselerini devretmeyi taahhüt edip sözleşmeye göre 2.000.000,00 TL bedel tahsil ettiğini, buna karşın paylarını devretmekten kaçındığını, şirketin borca batık olduğu ve icra tehdidi altında bulunduğu dönemde hiçbir borç ödemesine katılmayan davacının, müvekkilinin fedakarlığı ve ödediği milyonlarca liralık kaynakla şirket iflastan kurtarılıp taşınmaz hacizlerden temizlendikten sonra kötü niyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, TMK m. 2 uyarınca hakkın kötüye kullanımının hukuk düzenince korunamayacağını, davacının "yüklerden ari tescil" istemi pasif husumet yokluğundan reddedilmiş olup, davanın kısmen reddi karşısında müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usulsüz olduğunu, ayrıca harca esas alınan değer (8.314.135,00 TL) ile keşfen belirlenen değer (5.586.824,28 TL) arasındaki çelişkinin giderilmeden davalı aleyhine fahiş vekalet ücreti ve karar ilam harcı yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/332 Esas ve 2026/584 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, öncelikle aktif ve pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, mahkemece işin esasına girilmesi halinde; muvazaa iddiasının ispatlanamaması, gerçek satış bedelinin şirket borçlarının tasfiyesiyle fazlasıyla ödenmiş olması ve TTK m. 408/2-f koşullarının bulunmaması nedenleriyle davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/332 E., 2026/584 K. sayılı gerekçeli kararının, toplanan delillere, bilirkişi raporlarına, ticari defter kayıtlarına ve yerleşik yüksek mahkeme içtihatlarına tam bir uyum içinde tesis edildiğini, davalının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazların tamamı hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, şirket yetkilisi tarafından temsil yetkisinin kötüye kullanılması suretiyle ( davalı) şirkete ait taşınmazın diğer davalıya yapılan devrinin iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamında toplanan delillere, alanında uzman bilirkişilerden aldırılan somut olayın özelliklerine uygun, denetlenebilir nitelikteki heyet bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere, mahkemenin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmelerine göre ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, istinaf eden davalı taraf vekilinin yukarıda yazılı istinaf itirazlarının tümden reddi gerektiği değerlendirilmiştir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı taraf vekilinin söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek davalı taraf vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 29/06/2026 tarih ve 2022/332 E - 2026/584 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan 567.938,56-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 141.984,64 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 425.953,92 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2173, K. 2026/2025, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2173-e-2026-2025-k-0e3f40437b00