Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2139 E. 2026/1977 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2139
- Karar No
- 2026/1977
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/2139
KARAR NO : 2026/1977
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/03/2022
NUMARASI: 2021/42 E. - 2022/265 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 14/10/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin yıllardır halıcılık işiyle iştigal ettiğini ve ... tarihinde ... nolu gönderi ile .... Ltd. şti’ye göndermiş olduğu 8 balyanın ... nolu balyasının davalı şirket tarafından alıcısına teslim edilmemiş olduğunu, davalı şirket tarafından alıcısına ulaştırılmayıp kayıp edilen halıların değerinin ( 201x201 cm, 245x254 cm, 170x240 cem olmak üzere ) 14.12 m2x3200 TL : 45.184.00 TL olduğunu ancak halıların değerinin bugün itibari ile daha yüksek olduğunu, davacının, alıcısına teslim edilmeyen bu balyanın kaybolmasından sorumlu olan Kargo şirketine ... tarihinde yazılı olarak başvurarak kaybedilen halıların o andaki fatura değerinin ödenmesini talep ettiğini ancak halıların bulunmadığı gibi herhangi bir ödemede yapılmadığını, davacı davalının ürünü bulamaması ve ürünlerin bedelinin de ödenmemesi üzerine ... ... Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihtar çektiğini ve davalıdan kaybettiği halıların aynen iadesini ve olmadığı takdirde fatura bedeli olan 45.184.00 TL’nin ticari faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini, davalı kargo şirketinin bu ihtara cevap dahi vermediğini, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen sonuç alınamadığını bu nedenle dava açılması yoluna gidildiğini belirterek davalı şirketin kaybettiği halıların aynen iadesi ve aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde bedeli olan 45.184.00 TL’nin ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava dilekçesindeki bilgiler ışığında davalı şirket kayıtlarında yapılan araştırma ile davaya konu kargonun, İrsaliye numarası: ..., Gönderisi: .... Ltd. Şti., Alıcısı : .... Ltd. Şti., Gönderi tarihi: ... , İçerik : 1 paket 1 adet, 2 paket 1 adet, 3 paket 1 adet, 4 paket 1 adet, 5 paket 1 adet, 6 paket 1 adet, 7 paket 1 adet, 8 paket 1 adet., Kg-DESİ: 540 KG/Desi bilgileriyle taşındığı ve ... tarihinde alıcıya teslim edildiğinin tespit edilmiş olduğunu, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu kargonun 27.05.2019 tarihinde taşınıp 31.05.2019 tarihinde teslimi nedeniyle TTK "Madde 855 - hükmü uyarınca zamanaşımı defiinde bulunduklarını, taşıma sözleşmesinde taşıyıcının borcunun gönderenin ambalajlayarak teslim ettiği kargoyu, göndericinin verdiği bilgiler uyarınca taşıyıp teslim etmek olduğunu, davalı şirketin göndericinin verdiği bilgilerle taşıdığı kargoyu alıcısına ... tarihinde teslim ettiğini, 6102 sayılı TTK Bildirim başlıklı "Madde 889/ 1-2 hükmü uyarınca alıcının herhangi bir çekince koymadan teslim aldığı kargo ile ilgili olarak eksik/hasar nedeniyle süresinde bildirimde bulunmaması halinde kargonun eksiksiz ve sağlam teslim edildiğinin kabulü gerektiğinden davacının tazminat talep hakkının düşmüş olduğunu, davacının iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla TTK Taşıma Senedinin İspat Gücü başlığı altında düzenlenmiş "Madde 858/3-4 hükmü uyarınca kargo içeriğine dair iddianın davalı ve davacı imzasını taşıyan belge ile ispatı kaydıyla tazminat talebinin mümkün olduğunu, davaya konu kargonun "1 paket 1 adet, 2 paket 1 adet, 3 paket 1 adet, 4 paket 1 adet, 5 paket 1 adet, 6 paket 1 adet, 7 paket 1 adet, 8 paket 1 adet" açıklaması ili taşıtılmış olduğunu, davacının TTK 889 hükmüne uygun şekilde ispat koşulunu yerine getirmeden kargo içerisinde fiyatı son derece yüksek eşya bulunduğunu iddiası etmesinin son derece suiistimale açık olup kabul edilmediklerini, davacının kargo içeriğine dair iddiasını usulünce ispat edememesi halinde TTK “Madde 882 hükmü uyarınca davalının sorumluluğunun tespitinin gerekmekte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Dava, Davalı şirketin davacıya ait halıların kaybolmasına sebep olup olmadığı, sebep olmuş ise halıların aynen iadesinin ve mümkün olmadığı takdirde bedellerinin ticari faizi ile iadesine ilişkin davadır. ... ... Noterliğine, ... Vergi Dairesine, ... Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinin sunmuş olduğu 27/01/2022 havale tarihli raporda özetle; " Davacının davalıya yönelik talep tarihinin TTK M.855 ve Arabuluculuk Kanunu .18/A gereği 1 yıllık zamanaşımı süresi gereği 03/07/2020 tarihinden sona ereceği, bu konunun takdirinin Mahkemeye ait olduğu, zamanaşımı kabul görmezse, TTK m.875 gereği davalının davacıya karşı kısmi zıyadan dolayı sorumlu olacağı, TTK m.882 gereği sorumluluk miktarının 4.698,53 TL olacağı, tam zıya halinde Yargıtay ve istinaf kararlarında taşıyıcının bu zıya halini uygun bir şekilde açıklayamaması halinde TTK m.886'nın uygulanmasının gerektiğini belirtiği, ancak kısmi zıya halinde bunan uygulanamayacağı" sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 2019/1144 E, 2019/890 K sayılı kararında “…Taşımaya konu ürünlerin soğuk zincir ürünü olan aşı olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere soğuk zincirin kırılmaması için özel ambalajda taşınması gerektiği, davalının sadece sözleşmede öngörülen sürede teslim yükümlülüğünün bulunduğu anlaşılmakla, ne şekilde bir ambalaj içinde taşındığı dahi belli olmayan bir ürünün geç teslim edildiği kabul edilse bile davalının kastından veya pervasızca hareketinden söz edilemeyeceğinden 1 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olacaktır…” denildiği görülmüş olmakla olayda davalının pervasızca hareketinden bahsedilmesini gerektirir bir delil olmadığından TTK madde 855 uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu ve bu süreninde raporda belirtildiği üzere teslimden itibaren başlayıp, 03/07/2020 tarihinde sona erdiği, davalıya ihtarın ulaşmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davacı tarafça davalı şirket aracılığı ile gönderilen halıların kaybolması nedeni ile davalı hakkında dava açılmış ise de, delillerin toplanmasından sonra bilirkişi heyetinden 27/01/2022 tarihli rapor alındığı ve raporda dava konusu alacak talebinin zamanaşımına uğradığı belirtilmiş olmakla ilgili kanaate yukardaki içtihatta dikkate alınarak itibar edilmiş, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşılmış ve böylece davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece tesis edilen hüküm; Türk Ticaret Kanunu’nun taşıma hukukuna ilişkin temel amir hükümlerine, yerleşik yüksek yargı içtihatlarına, somut olayın vuku buluş biçimine ve dosya kapsamındaki açık delillere aykırı olduğunu, mahkemece, davalı taşıyıcının bünyesinde meydana gelen ve akıbetinin hiçbir makul gerekçeyle açıklanamayan emtia kaybının hukuki mahiyeti eksik ve hatalı değerlendirildiğini, uyuşmazlığa doğrudan uygulanması gereken ağır kusur ve pervasızca davranış rejimleri göz ardı edilerek davanın zamanaşımından reddine karar verildiğini, oysa ki davalı kargo şirketinin taşıma ve gözetim borcu altında bulunan ticari emtiayı zayi etmesi ve bu zıyaın nedenini ortaya koyamamasının Türk Ticaret Kanunu’nun 886. maddesi anlamında pervasızca bir davranış oluşturmakta olup, bu halde anılan Kanun’un 855. maddesinin amir hükmü gereğince uygulanması gereken zamanaşımı süresinin bir yıl değil üç yıl olduğunu, müvekkili şirket tarafından ... tarihinde ...irsaliye ve ... kargo takip numarası ile alıcısı ... Ltd. Şti.’ye teslim edilmek üzere davalı kargo şirketinin Kayseri ... şubesine 8 balya el dokuma ipek halının teslim edildiğini, bahse konu kargo gönderisi alıcısına 31.05.2019 tarihinde ulaştırıldığını, ancak 8 balyadan 1 numaralı balya teslim edilmeyerek davalı taşıyıcının zilyetliği altındayken tamamen zayi edildiğini, kaybolan balya muhteviyatında toplam 14,12 metrekare ebadında el dokuma ipek halılar yer almakta olup fatura ve sevk irsaliyesi bedelinin 45.184,00 TL tutarında olduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve fatura kayıtlarıyla, sevk irsaliyesiyle ve emtianın teslim alındığına dair kargo belgesiyle sabit olan bu teslimat neticesinde davalı taşıyıcı, emtiayı hasarsız ve eksiksiz şekilde varış noktasına ulaştırma taahhüdü altına girdiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 875. maddesinin birinci fıkrası uyarınca taşıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından gönderilene teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan bizzat sorumlu olduğunu, bu sorumluluğun, taşıma sözleşmesinin doğası gereği ağırlaştırılmış bir özen yükümlülüğüne dayandığını, basiretli bir tacir gibi hareket etme zorunluluğu altında bulunan lisanslı bir taşıma ve lojistik şirketinin; kendisine tevdi edilen gönderinin güvenliğini sağlamak, aktarma ve sevkiyat zincirini kesintisiz denetlemek ve zilyetliğindeki emtianın akıbetini kayıt altına almakla mükellef olduğunu, somut olayda davalı taşıyıcı bünyesinde gerçekleştirilen dahili yazışmalar ve bizzat davalı kargo şirketinin ... Şube Müdürü tarafından gönderilen e-posta içeriği incelendiğinde; taşımaya konu 1 numaralı parçanın ... Aktarma merkezine iniş ve çıkış kaydının bulunduğunu, ancak ... Aktarma merkezine hiçbir surette iniş kaydının yapılmadığı ve ürünün sistem içerisinde akıbetinin belli olmadığı 1 numaralı balyanın sırra kadem bastığının açıkça ikrar edildiğini, davalı şirketin, yargılama boyunca eşyanın nerede, ne şekilde, hangi harici etkenle veya kimin eylemiyle kaybolduğuna ilişkin dosyaya tek bir somut veri, tutanak veya açıklama sunamadığını, gasp, hırsızlık, kaza veya mücbir sebep teşkil edebilecek harici hiçbir olağanüstü durumun iddia dahi edilmediğini, eşyayı teslim alanın, kendi aktarma merkezleri arasında sevk ederken kaybeden ve bu kayba dair hiçbir makul izahat getiremeyen taşıyıcının bu tutumunun, taşıma hukukunda pervasızca bir davranış ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş ihmal olarak kabul edildiğini, kısmi zıya durumlarında pervasızca eylemin varlığı halinde de uzamış zamanaşımının uygulanması gerektiğini, 7226 sayılı kanun ile sağlanan covid-19 yargısal durma sürelerinin yerel mahkemece gözetilmediğini ileri sürerek Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli 2021/42 esas 2022/265 karar sayılı kararına karşı yapmış oldukları istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına , yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesine , dava harç , masraf , yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının kargo içeriğine dair soyut beyanına itibar edilemeyeceğinden bu iddiasını usulünce ispat edemediğinin kabulüyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı müşterilerine gönderilmek üzere ... tarihinde kargo firmasına teslim ettiği 8 balya üründen bir balya ürünün teslim edilmediğini, bu balyanın kayıp olduğunu belirterek eldeki davayı açmıştır.Davalı eşyanın ... tarihinde alıcıya teslim edildiği edildiğini, ayrıca davanın zaman aşımına uğradığın belirterek zaman aşşımı definde bulunmuştur.6102 sayılı TTK'nın 875. maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıma hukukunda, taşıyıcının kendisine teslim edilen eşyayı hak sahibine tamamen veya kısmen teslim edememesi hali ziya, taşınan eşyada meydana gelen ve eşyanın değerinin düşmesine neden olan her türlü maddi kötüleşme ise hasar olarak nitelendirilir. Böyle bir durumda tazminata esas alınacak değer ise eşyanın tamamen ya da kısmen ziyaı halinde TTK'nın 880/1 hükmü kapsamında belirlenir. Buna göre, taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Eşya, taşımak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır. Yine aynı Kanun'un 882. maddesine göre 880 ve 881. maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlanır. "Taşıyıcının özeni" alt başlıklı TTK'nın 876. maddesine göre de, zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Ancak aynı Kanun'un 886. maddede ifade edildiği üzere, taşıyıcı veya yardımcıları zarara, kasten veya pervasızca ve bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle sebep olursa, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaktır.( Yargıtay 11. HD 2025/6032 Esas 2025/6819 Karar ) Taraflar arasında taşıma sözleşmesi kurulduğu 6102 sayılı TTK 855/ Maddesinde, Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda eşyanın zarara uğraması halinde zaman aşımı süresinin bir yıl olduğu, Bu sürenin, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi ile Eşya tamamen zayi olması halinde ise zamanaşımı süresinin eşyanın teslimi gereken tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, Rücu haklarına ilişkin zamanaşımının, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, Gönderen veya gönderilenin, taşıyıcıya karşı olan haklarını, bir yıl içinde 18 inci maddenin üçüncü fıkrasına uygun şekilde istemiş olmaları şartıyla, def’i olarak her zaman ileri sürebilecekleri, hasarın taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı eşyanın zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmesi halinde taşıyıcının sorumluluğunun üç yılda zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.Somut olayda davalıya teslim edilen 8 adet çuval şeklindeki ambalajdan bir tanesinin kayıp olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf kargonun neden kaybedildiği hususunda makul bir açıklamada bulunmamıştır. Dolayısıyla davalının pervasızca davranışıyla eşyanın kayıp olduğunun kabulü gerekmektedir.( Emsal Yargıtay 11. HD 2021/8611 Esas 2023/2517 Karar ; 2019/3479 Esas 2020/1916 Karar) Zararın davalının pervasızca davranışı sebebiyle meydana gelmesi durumunda zamanaşımı süresi yönünden TTK'nun 855/5. maddesinin uygulanması gerektiği, bu suretle teslim tarihi ... tarihi ile dava tarihi olan 14.01.2021 tarihi arasında 3 yıllık süre dolmadığından alacağın zamanaşımına uğradığından bahsedilemeyeceği, sabittir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/3164 Esas 2019/4721 Karar) Açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 30/03/2022 tarih ve 2021/42 E - 2022/265 K sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine ,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 14/10/2026