Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1680 E. 2026/2222 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1680
Karar No
2026/2222
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1680 KARAR NO : 2026/2222

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.07.2026 Tarihli Ek Karar NUMARASI : 2026/1616 D.İş Esas - 2026/1616 D.İş Karar DAVANIN KONUSU : İhtiyati Haciz BAM KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/10/2026

İhtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: MAHKEMECE: "...,İhtiyati hacze İtiraz edenler vekili 29/06/2026 tarih ve 03/07/2026 tarihli itiraz dilekçelerinde özetle; müvekkili .....AŞ. 'nin bonoların dayanağını oluşturan Genel Kredi Sözleşmesinin tarafı olmadığını, bonoların bağımsız kambiyo senedi olmayıp yalnızca kredi sözleşmesinin teminatı niteliğinde bulunduğunu, şirket ortaklık ve yönetim yapısının tamamen değiştiğini önceki dönem borçlarından sorumluluğunun bulunmadığını, şirket adına bonolarda geçerli imza bulunmadığını bu nedenle ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, yine bankanın gerçek alacak miktarını bilmesine rağmen bono bedelleri üzerinden kambiyo takibi ve ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, bonoların gerçek borcu yansıtmadığını, bu nedenle yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini ileri sürerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkememizce itirazların incelenmesi yönünde İİK'nun 265/4. maddesi gereğince itirazların değerlendirilmesi bakımından murafaa günü tayin edilmiş, hakkında ihtiyati haciz kararı verilen ve murafaaya esas itiraz eden tarafların itirazları incelenmiş, itirazın süresinde olduğu anlaşılmıştır. İzmir Banka Alacakları İcra Dairesi 2026/82953 Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiş, incelenen icra dosyasında;.... A.Ş. tarafından borçlular ....Şti., ....AŞ., ....AŞ, ... ve .....AŞ. aleyhine 11.000.000,00 TL alacağın tahsili bakımından kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla takip başlatıldığı görülmüştür. İhtiyati hacze dayanak 22/12/2022 düzenleme tarihli, 22/06/2026 vadeli 10.000.000,00 Tl bedelli ve 12/04/2021 düzenleme tarihli, 22/06/2026 vadeli 5.000.000,00 TL bedelli iki adet bononun kambiyo senedi vasfını taşıdığı, vadelerinde ödenmediği, usulüne uygun şekilde protesto edildiği, protesto evrakları ile ödeme belgelerinin dosyada mevcut olduğu ve bu haliyle alacağın yaklaşık olarak ispat edildiği anlaşılmıştır. Öte yandan dosyada mevcut bono örneklerinin incelenmesinde itiraz eden şirket kaşesi ile birlikte kambiyo senedinde imza bulunduğu görülmüş olup bu imzanın aidiyeti, yetki durumu ve hukuki sonuçları ancak esas yargılamada veya takip hukukuna ilişkin itiraz yollarında değerlendirilebilecek niteliktedir. İtiraz eden tarafından ileri sürülen ortaklık ve yönetim değişikliği, önceki yöneticiler tarafından imzalanmış olması iddiaları maddi hukuk uyuşmazlığı kapsamında yargılama safhasında incelenmesi gereken konular olup ihtiyati hacze itiraz incelemesinin kapsamını aşmaktadır. Yine ihtiyati haczin ölçüsüz olduğu bonoların genel kredi sözleşmesine konu borcun teminatı amacıyla verildiği itirazında bulunulmuş ise de, söz konusu bonolar üzerinde teminat amacıyla verildiğine ilişkin bir kayıt bulunmadığı, kaldı ki bu cihette bir kayıt olması halinde bono vasfını kaybedeceği, bononun kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiği nazara alınarak iş bu hususa yönelik itiraza da itibar edilmemiştir. Dosya kapsamındaki mevcut deliller itibariyle alacağın yaklaşık olarak ispat edildiği, İİK.'nun 257.maddesinde öngörülen ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu, itiraz eden tarafından ileri sürülen hususların ise alacağın esasına ilişkin olup bu aşamada değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından ihtiyati hacze itiraz edenlerin itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile; "İtiraz edenlerin itirazlarının REDDİNE, "şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı ihtiyati hacze itiraz vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: İhtiyati hacze itiraz vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece 09.07.2026 tarihli duruşma sonucunda ihtiyati hacze yönelik tüm itirazların reddine karar verilmiş ise de; iki ayrı itiraz dilekçesinde ileri sürülen somut vakıalar, hukuki itirazlar ve dosyaya sunulan delillerin ayrı ayrı değerlendirilmediğini, kararda, istinaf edenlerin her biri yönünden sorumluluğun hukuki dayanağı, alacağın mevcut ve muaccel olduğunun hangi delillerle yaklaşık olarak ispatlandığı ve ileri sürülen itirazların hangi gerekçeyle yerinde görülmediği hususlarında denetlenebilir bir değerlendirmeye yer verilmediğini, alacaklı bankanın bonoların dayandığı temel kredi ilişkisini, istinaf edenlerin bu ilişki kapsamındaki hukuki sıfat ve sorumluluklarını ve alacağın her bir istinaf eden yönünden yaklaşık olarak ispatlandığını ortaya koyamadığını, buna rağmen yerel mahkemece, iki ayrı itiraz dilekçesinde ileri sürülen farklı hukuki itirazlar ve sunulan deliller tartışılmaksızın ihtiyati hacze yönelik itirazların topluca reddine karar verildiğini, bu yönüyle kararın, gerekçeli karar yükümlülüğüne ve istinaf denetimine elverişlilik ilkesiyle bağdaşmadığını, yerel mahkemenin, ..... A.Ş.'nin hukuki durumuna ilişkin esaslı itirazları değerlendirmeksizin karar verildiğini, ....'in ortaklık ve yönetim yapısına ilişkin delilleri ile noter ihtarnamelerinin değerlendirilmediğini, şirket ortaklık yapısındaki değişiklik veya grup şirketi ilişkisinin sona ermiş olmasının tek başına mevcut bir borç ilişkisini ortadan kaldırmayacağını, yerel mahkeme, bonoların Genel Kredi Sözleşmesi'nin teminatı niteliğinde olduğu yönündeki itirazlarının değerlendirilmediğini, .... A.Ş. yönünden alacağın yaklaşık olarak ispatlandığını ortaya koyamadığını, ihtiyati haciz kararının devamına karar verilebilmesi için, alacaklı tarafından ileri sürülen alacağın ve ihtiyati haciz talep edilen kişi yönünden sorumluluğun yaklaşık olarak ispatlanmış olmasının zorunlu olduğunu, ancak yerel mahkeme kararında, .... A.Ş. bakımından bu şartın hangi delillerle gerçekleştiğinin ortaya konulmadığını, .... A.ş., ....A.ş., .... Şti., ....Ve ..... yönünden yerel mahkemenin, bonoların Genel Kredi Sözleşmesi'nin teminatı niteliğinde olduğu yönündeki esaslı itirazlarının değerlendirilmediğini, alacağın varlığı, kapsamı ve muacceliyetinin yaklaşık olarak ispatlandığını ortaya koyamadığını, ihtiyati hacze itiraz dilekçelerinde ileri sürülen esaslı vakıa ve delilleri tartışmaksızın karar verdiğini, beyanla yerel mahkemece itirazlarımızın reddine ilişkin 09.07.2026 tarihli kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, bonodan kaynaklı ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati haciz İİK'nın 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmesine, alacağın rehinle temin edilmemiş olmasına, bu itibarla yerel mahkemece borçluların ihtiyati hacize itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ek kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ek kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati hacze itiraz edenler vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/1616 D.iş Esas, 2026/1616 D.İş Karar salyılı dosyasında, "İtiraz edenlerin itirazlarının REDDİNE," ilişkin olarak verilen 09/07/2026 tarihli EK KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati hacze itiraz edenler vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 08/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1680, K. 2026/2222, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1680-e-2026-2222-k-c0c7eee856e4