Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1655 E. 2026/2219 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1655
Karar No
2026/2219
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1655 KARAR NO : 2026/2219

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/07/2026 NUMARASI : 2026/218 D.İş Esas 2026/218 D.İş Karar DAVANIN KONUSU : İhtiyati Haciz BAM KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/10/2026

İhtiyati haciz talep eden vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: İhtiyati haciz talep eden vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin 1985 yılında kurulmuş kozmetik ve kişisel bakım sektöründe uluslararası ölçekte faaliyet gösteren ABD merkezli bir şirket olduğunu, müvekkili ile karşı taraf arasında 2022 yılından bu yana devam eden bir ticari ilişkinin bulunduğunu, bu ilişki kapsamında müvekkilinin karşı tarafa pamuk pet siparişleri verdiğini, karşı tarafın da siparişleri kabul ederek faturaları düzenlediğini, müvekkilinin, sipariş bedelinin %50'sini sipariş anında peşin olarak, kalanını ise karşı taraf ürünlerin sevkıyatı hazır olduğunu teyit ettiğinde ödediğini, bu hususun karşı tarafça düzenlenen faturalarda ifade edildiğini, tarafların karşı tarafın ürünleri 45 gün içinde teslimata hazır hale getireceği konusunda da anlaşmaya vardıklarını, bu hususun taraflar arasındaki yazışmalar ile sabit olduğunu, 18/06/2025 tarihinde karşı tarafın, müvekkilinin önceki siparişlerini geç teslim etmesinin ardından müvekkilinin kaşı taraftan siparişlerin durumuna ilişkin haftalık güncellemeleri paylaşmasını istediğini, karşı tarafın ise müvekkiline "siparişlerini zamanında teslim edeceğini ve siparişlerin durumu ile ilgili olarak haftalık güncellemeler sağlayacağını" taahhüt ettiğini, buna ilişkin yazışmaların bulunduğunu, müvekkilinin karşı tarafın yazılı beyanlarına güvenerek yeni siparişler vermeye devam ettiğini ve ödemelerini gerçekleştirdiğini ancak karşı tarafın herhangi bir geçerli neden olmaksızın müvekkiline karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkili tarafından bedeli tam olarak ödenmiş olan siparişleri müvekkiline teslim etmediğini, müvekkili tarafından toplam 156.305,28 USD'nin karşı tarafa ödendiğini, müvekkili tarafından verilen sipariş emirlerinin tarihlerinin Temmuz 2025 ve Eylül 2025 dönemlerine ait olduğunu, karşı tarafın bu siparişleri en geç 45 gün içerisinde teslimata hazır hale getirmesi gerekirken bunu yapmadığını, ürünlerin aradan geçen 8 aylık süreçte halen teslim edilmediği gibi haksız şekilde tahsil edilen sipariş bedellerinin de iade edilmediğini, karşı tarafın ürünleri zamanında teslim edemediğini yazılı olarak defalarca kabul ettiğini ve bu duruma gerekçe olarak türlü mazeretleri uydurduğunu, bu ihtiyati haciz isteğinden önce müvekkilinin ABD'deki avukatları tarafından karşı tarafa haksız şekilde tahsil edilen ödemelerin iadesini isteyen bir mektup gönderdiklerini ancak bundan herhangi bir sonuç alınamadığını, bunun üzerine taraflarınca önce Beşiktaş 11. Noterliği'nden 18/02/2026 tarihli 03540 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, bila ikmal dönmesi üzerine adres bilgilerinin güncellenerek aynı noterlikten bu kez 24/02/2026 tarihli 03855 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, bu ihtarnamenin karşı tarafa 26/02/2026 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini ancak tebliğe rağmen ödeme yapılmadığı gibi siparişe konu ürünlerin müvekkiline teslim de edilmediğini, müvekkilinin alacağının herhangi bir şekilde teminat altına alınmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre fatura ve cari hesaba dayanan alacaklar bakımından alacağın varlığı ve haciz sebeplerinin gerçekleştiği konusunda yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, müvekkilinin alacağının güçlü ve yazılı delillerle ispat edilmiş olması karşısında ihtiyati haczin haksız çıkma ihtimali bulunmadığından teminat aranmasına gerek bulunmadığını, müvekkilinden yabancılık teminatının aranmasının da hukuka aykırı olacağını, müvekkilinin yerleşik olduğu ABD'nin Michigan Eyaleti Mevzuatı'na göre Türk Vatandaşları'nın Michigan Mahkemeleri nezdinde dava açmaları ve ihtiyati haciz isteğinde bulunmaları halinde yabancılık teminatının aranmadığını, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri'nin içtihatlarında da ABD ile Türkiye arasında yabancılık teminatı bakımından karşılıklılık bulunduğu ve bu nedenle ABD vatandaşlarından yabancılık teminatı aranmayacağı hususunun istikrarlı olarak kabul edildiğini belirterek; İİK'nın 257. maddesi uyarınca karşı tarafın kendi yedinde ve/veya üçüncü kişiler nezdinde bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile her türlü hak ve alacağı üzerine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 156.305,28 USD tutarında ihtiyati haciz konulmasına, müvekkilinden herhangi bir teminat aranmamasına, mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda ise teminatın asgari seviyeden belirlenmesine, yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. MAHKEMECE: "...,Davacı vekili dilekçesi ekinde ürünlerin fotoğraflarını ve verilen sipariş emirleri, faturalar, yazışmalar, talep mektubu ve ihtarname örneklerini sunmuş ise de bunların tamamının Türkçe diline çevrilmemiş olduğu belirlenmiştir. İİK’nın 257. maddesinde; “(1) Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. (2) Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir. 1. Borçlunun muayen yerleşim yeri yoksa; 2. Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa. (3) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.” düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinin 1. fıkrasında; "İhtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeyte kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemeden hareketle; alacağın vadesi gelmiş (alacak muaccel olmuş) ve alacak rehin ile güvence altına alınmamış ise, alacaklı, mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyebilecektir. Bu durumda alacaklı, alacağın varlığını, vadesinin geldiğini ve alacak için bir rehin bulunmadığını ispat etmekle yetinecektir. Alacağın henüz vadesi gelmemiş ise borçlunun belli bir yerleşim yerinin bulunmadığının ve borcundan kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığının ya da kaçtığının ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunun ispat edilmesi gerekecektir. Aynı kanunun 258. maddesine göre de alacaklı, alacağı ve gerektiğinde haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Diğer bir anlatımla; ihtiyati haciz kararı, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun varlığı durumunda ve alacağın ve haciz sebeplerinin varlığını ispata yarar delillerin sunulması koşulu ile verilebilecektir. Alacağın ve haciz sebeplerinin varlığının ise yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kanıtlaması gerekecektir. Soyut iddiadan daha çok, tam ispattan daha az bir durumun varlığı halinde yaklaşık ispat halinden söz edilebilecektir. İhtiyati haciz isteyenin, davada ileri sürdüğü hakkın varlığı ve bu hakkın tehlikede olduğu konusunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşması gerekecektir. Somut olayda; yukarıda da belirtildiği şekilde; alacaklı, alacağı ve haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermek zorunda olup, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili her ne kadar dilekçesinde taraflar arasında olduğunu ileri sürdüğü ilişki kapsamında, bilgi ve belgeler ile e-postalara yer vermiş ise de; dilekçe ekinde sunulan belgelerde yer alan e-posta adresinin davalı tarafın e-posta adresi olduğuna dair herhangi bir delilin dosya kapsamında bulunmaması ve yazışmalar çerçevesinde "taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği, varsa bu ticari ilişki ve ileri sürülen ödeme ile ilgili yazışmaların neler olduğu, ödemenin bir açıklamasının olup olmadığı" konularında, özetle; sunulan belgelerin ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin iddiasının yaklaşık olarak ispat eder nitelikte olmadığı anlaşıldığından ve bu hali ile ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin sunduğu bilgi ve belgelerden, ihtiyati haczin koşullarında yer alan yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği yönünde bir kanaate ulaşılması olanaklı olmadığından, yerinde görülmeyen ihtiyati haciz isteğinin reddine dair kanaate ulaşılarak aşağıda şekilde karar verilmiştir," gerekçesi ile; "-İhtiyati haciz isteğinin REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinafa konu edilen karar dosyada mevcut yeminli tercüman onaylı e-posta tercümeleri hiç dikkate alınmaksızın verilmiş olup açık bir maddi hataya dayandığını, ilk derece mahkemesinin e-posta adresinin davalı tarafa ait olduğuna dair delil bulunmadığı yönündeki gerekçesinin ....'un kendi beyan ve ikrarlarını göz ardı ederek bu yönüyle kendi içinde çeliştiğini, kaldı ki e-posta adresinin biçimsel olarak kime kayıtlı olduğu sorusunun tek başına belirleyici olmadığını, haricen yaptıkları Whois incelemesinde, söz konusu e-postaların gönderildiği alan adının ("...") sahibi olarak 063110324880... Mersis numaralı, 6646... ticaret sicil/dosya numaralı, ... Mah....Cad...No:... İçkapı No:...Şişli/İstanbul adresinde mukim ... Şirketinin gözüktüğünü, gerekli görülmesi halinde e-postaların gönderildiği domain adının gerçek sahibinin kim olduğunun tespiti amacıyla ilgili şirkete müzekkere yazılarak bilgi talep edilebileceğini, yerel mahkemenin gerekçesinin dosyadaki yazışmaların içeriğinin hiç değerlendirmeye alınmamış olduğunu gösterdiğini, ilk derece mahkemesinin gerekçesinin dosyada mevcut sipariş emirleri, faturalar ve ödeme kayıtları ile de açıkça çeliştiğini, zira alacağın varlığının yalnızca yazışmalarla değil birbirini tamamlayan belge zincirine dayandığını, ihtiyati hacizde tam ispat değil yaklaşık ispatın arandığını, yerel mahkemenin bu standardı hatalı uyguladığını, ....'un mali durumu ve alacağın tahsilinin gecikmesi dikkate alındığında ihtiyati haciz talebinin reddedilmesinin müvekkili bakımından telafisi güç hak kayıplarına yol açacağını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, satımdan kaynaklı ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, alacağın varlığı yaklaşık ispat ölçüsünde ispat edilemediğinden ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden vekili tarafından süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati haciz İİK'nın 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." Tüm dosya kapsamın göre; ihtiyati haciz talebinde bulunan taraf ticari satımdan kaynaklanan alacağına ilişkin bedeli ödenmesine rağmen teslim edilmediği iddia edilen ürün ücretinin iadesine dayalı ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ise de dosya kapsamında sunulan kayıtların alacağın varlığını ve muaccel olduğunu kanıtlamaya elverişsiz olduğu görülmüştür. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmiş olmamasına, alacağın olup olmadığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz isteyen vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/07/2026 tarih, 2026/218 D.İş Esas ve 2026/218 D.İş Karar sayılı dosyasında "İhtiyati haciz isteğinin REDDİNE," ilişkin olarak verilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 08/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1655, K. 2026/2219, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1655-e-2026-2219-k-bd2b752b94b7