Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1619 E. 2026/2242 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1619
Karar No
2026/2242
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1619 KARAR NO : 2026/2242

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.07.2026 NUMARASI : 2026/668 Esas DAVA : SÖZLEŞMENİN İPTALİ KARAR TARİHİ : 13/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :13/10/2026

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/668 Esas null/null Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki alacak borç iddiası sebebiyle davacı aleyhine başlatılan takiplerin infazına yönelik davacıyı ailesinin ve yakınlarının can güvenliği üzerinden tehdit yapılmak suretiyle maddi ve manevi cebir ve baskı uygulanarak silahla yapılan tehditler kapsamında farklı icra dosyaları üzerinden davacı borçludan alınan 25.12.2024 tarihli beş adet ödeme taahhüdünün irade sakatlığı sebebiyle verildiğ,i bu hususa yönelik İzmir CBS'nin 2024/154148 (birleşen 2024/183323 soruşturma da dahil) soruşturma dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunulduğu, taahhüdü ihlalden kaynaklı cezanın bir kısmının infaz edildiği, bir kısmının devam eden icra ceza şikayet dosyalarına konu olduğu belirtilerek tazyik hapsi infazlarının durdurulmasına ve tahliyesine, yargılaması devam eden icra ceza şikayet dosyalarına tedbir konulmasına yönelik mahkememizden tedbir talep edildiği anlaşılmıştır. MAHKEMECE: "...HMK.nun 389.maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiş yine 391.maddesinde mahkemenin tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak ve zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceği düzenlenmiştir. HMK.nın 390/3.maddesi tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır hükmü bulunmaktadır. Her ne kadar yukarıdaki gerekçeler ile mahkememizden tedbir talebinde bulunulmuş ise de irade fesadına dayalı olarak verilen taahhüdün ihlaline yönelik iddiaların varlığının yargılamayı gerektirdiği bu sebeple bu yönden verilecek ted.bir kararının aşama itibariyle yasal koşullarının oluşmadığı, bununla birlikte icra dosyasına sunulan taahhütlerin irade fesadına dayalı olarak alındığına dair yapılan şikayetlerin konu edildiği ceza dosyalarından da aksi durumun varlığı anlaşılamadığından yargılaması devam eden icra ceza şikayet dosyalarına tedbir koyulması yönünde karar verilemeyeceği, kaldı ki icra ceza şikayet dosyalarının şekli incelemeye tabi dosyalar olduğu, bu dosyalar üzerinden mahkememiz dava dosyasının bekletici mesele yapıldığına yönelik bilgi ve belgenin de dosyada olmadığından mahkememizce sunulan bilgi ve belgeler karşılığında yargılaması devam eden icra ceza şikayet dosyalarının tedbir konulmasına dair karar verilemeyeceği, bunun yanında her ne kadar davacı yanca tazyik hapsi infazlarının durdurulması ve tahliyesi talep edilmiş ise de icra ceza şikayet konusu neticesinde ortaya çıkan infaz hükmünün verilecek tedbir kararı ile infazının engellenmesi mümkün olmadığından bu yönden de talebin reddine karar vermek gerekmiştir. ' gerekçesi ile; Davacının ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine davalı şirket tarafından başlatılan icra takiplerinde verilen ödeme taahhütleri, özgür iradenin ürünü olmayıp; müvekkili ve ailesinin can güvenliğine yönelik ağır silahlı tehdit, maddi ve manevi cebir altında alındığını, müvekkili, kendisinin ve sevdiklerinin yaşam hakkına yönelik bu sistematik baskılar neticesinde, hukuki sonuçlarını öngöremediği ve yerine getirmesi imkansız olan 25.12.2024 tarihli beş adet ödeme taahhüdünü imzalamak zorunda bırakıldığını, bu durum, Türk Borçlar Kanunu kapsamında açık bir irade fesadı (ikrah/korkutma) hali olduğunu, cebir ve tehdit eylemlerine ilişkin olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2024/154148 (birleşen 2024/183323) sayılı soruşturma dosyası üzerinden ikame edilen şikayet süreci titizlikle devam ettiğini, soruşturma dosyasındaki deliller, müvekkili maruz kaldığı baskının boyutlarını ve taahhütlerin hangi koşullar altında alındığını açıkça ortaya koyduğunu, Uyuşmazlığın temelinde bir suç vakıası bulunmakta olup, bu durumun hukuk mahkemesi tarafından göz ardı edilmesi mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, Mahkemenin "yaklaşık İspat" değerlendirmesinin hatalı olması tazyik hapsinin infazı nedeniyle doğacak telafisi imkansız zararlar doğurabileceğini, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.07.2026 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 2026/668 Esas sayılı ara kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, müvekkili şahsi hürriyetini kısıtlayacak ve telafisi imkansız zararlara yol açacak olan tazyik hapsi infazlarının durdurulmasını da kapsayacak şekilde, icra takiplerinin ve infaz işlemlerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, davacı tarafından açılan ödeme taahhüdünün iptali davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara kararların kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir.HMK'nın 389. maddesine göre "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir". Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir.HMK'nın 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır. Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır. İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. HMK'nın 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme gereği tedbir talep eden tarafın talebi dışında resen başkaca bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. İhtiyati tedbir kararına itiraz HMK'nın 394/2.maddesinde; ''İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. HMK'nın 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir. Yüksek yargı kararlarında belirtildiği üzere; Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi ara kararlarının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; istinafa konu ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için gerekli şartların sağlanamamış olduğunun anlaşılmasına ve yargılamayı esastan yürütüp sonuçlandıracak olan ilk derece mahkemesinin, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle mevcut deliller ışığında bu kapsamda ortaya koyduğu takdirine göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarih ve 2026/668 Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbirin reddine ilişkin olarak verilen 14.07.2026 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Başvuru sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 13/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1619, K. 2026/2242, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1619-e-2026-2242-k-95b1b50aeae5