Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/981 E. 2026/1500 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/981
Karar No
2026/1500
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ ( D A V A R E D )

ESAS NO : 2026/981 KARAR NO : 2026/1500

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

DAVA : Tapu İptali Ve Tescil KARAR TARİHİ : 15/09/2026 YAZIM TARİHİ : 15/09/2026

Dairemizin 25.03.2025 tarih ve 2025/212 E., 2025/304 K. sayılı kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.05.2026 tarih ve 2025/6-514 E., 2026/341 K. sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmesi üzerine HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili kooperatifçe inşaatı devam eden kat irtifaklı bağımsız bölümlerin ferdileşmesi yapılarak tapuda bir kısım ortaklara devredildiğini, bu bağımsız bölümlerden 13 tanesinin ... adına kat irtifakı kurulduğunu, davalının B Bloktaki 29, 40, 52, 69, 71 ve 73 nolu bağımsız bölümler yönünden devren ortak olarak kabul edildiğini ancak davalının taahhüt ettiği sermaye payını ödemediği gibi, genel giderler, alt yapı giderleri vs ortak giderleri ödememek için kooperatiften istifa ettiğini, kooperatif ortaklığı nedeniyle adına tahsis ve tescil edilen konutların ferdi tapularını da kooperatife iade etmediğini, müvekkili kooperatifin ödemiş olduğu aidatları davalıya iade etmeye hazır olduğunu ileri sürerek, davalının ödemiş olduğu aidatlardan genel giderler ve diğer giderler düşülmek suretiyle kalan alacaklarının iadesi koşulu davalı adına kayıtlı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili: Kooperatifler Kanunun 81/2. maddesinde, "Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır." hükmü uyarınca çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyerinin çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamayacağını, davacı arsa sahibi kooperatifin maliki olduğu arsada kat karşılığı verilmesi ile ortakların konutlarına kavuşacaklarını, nitekim kat karşılığı olarak konutlar imal edilerek inşaatın tamamlandığını ve iskân aşamasına geldiğini, kooperatifin amacına ulaştığını, bu aşamada müvekkili ile davacı kooperatif yönetimi mutabık kalarak kooperatif yönetimince matbu olarak düzenlenip mail yolu ile müvekkiline ulaştırılan örnek istifa metni ile ortaklıktan ayrılmanın gerçekleştiğini, aynı hüküm uyarınca müvekkiline davacı kooperatifçe tasfiye masrafı adı altında bir borç bildirimi ve talebi olmadığını, müvekkilinin genel giderler, alt yapı giderleri vs ortak giderleri ödememek için istifa ettiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin istifa tarihinde ortaklıktan kaynaklı herhangi bir borcu olmadığını, müvekkilinin istifa beyanının kendisine tahsis edilen taşınmazı kooperatife bırakma iradesi taşımadığını, kooperatifin diğer ortaklarının aynı şekilde ferdi tapularını aldıklarını, kooperatif tarafından sadece bir veya birkaç ortağa yönelik olarak iş bu davanın açılmasının Kooperatifler Kanununun 23. maddesine aykırı olduğunu, istifa metninin de ibra niteliğinde olduğunu, müvekkili tarafından yapılan araştırmada müvekkilinin üyelikten ayrılmasından sonra kooperatif yönetiminin birçok usulsüz işlemler yaptığı ve kooperatif aleyhine tespit ettikleri 8 adet iptal davası olduğunun anlaşıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAVANIN SEYRİ VE SONUCU : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/05/2022 tarih ve 2019/582 E.-2022/331 K. sayılı kararı ile; "Davalının 18/10/2016 tarihli istifa dilekçesinin kooperatife tebliğine ilişkin belge mevcut olmayıp davacı tarafça da taraflarına tebligat yapılmadığı savunulmakta olup kooperatif kayıtlarına göre 12/12/2016 tarihinde üyelikten çıktığı kaydının yer aldığı, ister istifa tarihi isterse üyelikten çıktığı tarih esas alınsın kooperatifin bu tarihler öncesinde üst birliğe 732.904,44 TL borcu bulunduğu ve dava tarihi itibariyle bu borcun daha da çoğaldığı dikkate alındığında, davalının istifasının üyeliği sürmekte olan kooperatif üyeleri açısından parasal yükümlülüğünün artışına yol açtığı dikkate alındığında davalı yan tarafından davacı kooperatif ortaklığından istifa ettiğine yönelik bildirimde bulunulmasına, davacı tarafça bu istifanın kabul edilerek kayıt altına alınmış olmasına karşın davalı yanın bu istifasının kooperatifin parasal yükümlülüklerinin istifa öncesinden gelen ve halen devam eden kooperatifin parasal borcu yönünden, eşitliğin sağlanmasına yönelik olarak ve ileride ortaya çıkabilecek olan parasal yükümlülüklerden sorumlu tutulmamasına yol açacağı, bu istifanın kooperatiften edindiği konutları kooperatife iade ederek yaptığı ödemeleri geri almaya yönelik olmadığı, davacı kooperatifçe istifa kabul edilmiş ise de kooperatifin henüz amaçlarını gerçekleştirememiş olması ve bu nedenlerle, Yasanın 23.maddesinde yer alan eşitlik ilkesi dikkate alındığında ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi ile hüküm ifade edeceğinden, davacının istifası ve bu istifanın kooperatif yönetim kurulunca kabulü ile kayıt altına alınmasının 1163 sayılı Yasanın 10., 17. ve 23. maddeleri uyarınca geçerli olmayacağı ve davalının kooperatif ortaklığının ve bu kapsamda da ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği, Davacı tarafından davalıdan genel kurul kararlarına göre aidat vb. alacak talebinde bulunabileceği, ortada geçerli bir istifa bulunmadığı için davalıya tahsis edilen bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile kooperatif adına tescilinin dava konusu yapılamayacağı anlaşılmakla ve mahkememizce de bu yönde vicdani kanaat oluşmakla" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 24.04.2024 tarih ve 2022/1609 E., 2024/625 K. sayılı kararı ile; "Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesi "Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir." hükmünü içermektedir. Ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir. Davalı tarafından 18.10.2016 tarihinde noter aracılığı ile dava konusu taşınmazlara isabet eden kooperatif ortaklıklarından istifa ettiği anlaşılmış olup, yukarıda açıklandığı üzere davacı kooperatifin kabulüne bağlı olmaksızın istifası gerçekleşmiştir. İlk derece Mahkemesince bu ilke açıklanmış ve davalı tarafça da istifanın kabul edildiği belirtilmiş ise de, "kooperatifin henüz amaçlarını gerçekleştirememiş olması ve bu nedenlerle, Yasanın 23. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi dikkate alındığında ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi ile hüküm ifade edeceğinden, davacının istifası ve bu istifanın kooperatif yönetim kurulunca kabulü ile kayıt altına alınmasının 1163 sayılı Yasanın 10., 17. ve 23. maddeleri uyarınca geçerli olmayacağı ve davalının kooperatif ortaklığının ve bu kapsamda da ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği," şeklinde gerekçe oluşturularak yanılgılı şekilde istifanın geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13.12.2012 tarih ve 5200 E. 7357 K., 24.09.2012 tarih ve 4006 E., 5357 K. 18.10.2012 tarih ve 4162 E., 6134 K. sayılı kararlarında açıklandığı üzere; "1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 1. maddesi uyarınca, yapı kooperatiflerinin amacı karşılıklı yardım ve dayanışma içinde ortaklarını konut veya işyeri sahibi yapmaktır. Kooperatifler giderlerini ortaklarından topladıkları aidatlar ile karşılamak zorunda olduklarından, ortağın da konut isteyebilmesi için yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi ve kooperatife borcu olmaması gerekir. İstifa eden ortak ise ancak Kanun'un 17. ve anasözleşmenin 15. maddesine göre kooperatiften istifa ettiği yıla göre genel gider payı düşüldükten sonra ödediği aidatın iadesini isteyebilir. Çıkan veya çıkarılan ortağın, kooperatif ortaklığı nedeniyle edindiği hakları da kooperatife iadesi gerekir. Bunun istisnası Kooperatifler Kanunu'nun 81. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan kanun maddesinin 5983 sayılı Kanunu'nun 2. maddesi ile değiştirilen 2. fıkrası hükmüne göre; amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar." Buna göre kooperatif ortaklıklarından istifa eden davalı ortağın kooperatif ortaklıkları nedeniyle edindiği hakları kooperatife iadesi gerekmekte olup, davacı kooperatifin tapu iptali ve tescil talep etme hakkı, istifa eden ortağın Kooperatifler Kanununun 17/2. maddesindeki zaman aşımı süresinde isteyebileceği çıkma payı alacağı talep etme hakkından bağımsızdır. İlk derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundaki görüşün benimsenmesi durumunda, kooperatifin tüm inşaatlar tamamlanıncaya kadar tasfiye haline giremeyeceği ve aidat toplamaya devam edeceği de gözetildiğinde, kooperatif ortaklığından istifa etmeyerek aidat ödemeye devam eden ortaklar ile istifa eden ve konutun tapusunu iade etmeyen eski ortaklar arasında eşitsizlik oluşacak, istifa eden ortak, somut olayda olduğu gibi istifa etmeyen ortakların ödemeleri ile tamamlanmış konutun/konutların sahibi olacaktır. Buna göre İlk derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, kooperatiflerin amacına ve işleyişine uygun düşmeyen ve çelişkili gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların davalı adına tapu kayıtlarının iptali ile davacı kooperatif adına tesciline..." karar verilmiştir. Dairemiz kararına karşı davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 12.12.2024 tarih ve 2024/1842 E., 2024/4841 K. sayılı kararıyla; "1.1. Dava, kooperatif üyeliğinden istifa eden üyeye konut tahsisinin hatalı olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. 1163 Kooperatifler Kanunu'nun 8, 10, 11/son ve 17/son maddelerinde, açık kapı ilkesi kabul edilmiştir. Açık kapı ilkesi, iki yönlüdür. Üyelik şartları taşıyanların her zaman kooperatif üyesi olabilmeleri veya kooperatifin üyesi konumunda bulunanların ise üyelikten her zaman ayrılabilmeleri, açık kapı ilkesinin doğal bir sonucudur. Kooperatifin üyesi olabilmek için kooperatifi yetkili organlarınca alınmış bir karar olmasa dahi eylemli olarak kooperatif üyeliğinin benimsenmesi söz konusu olabilmektedir. Dairemizin yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir (Dairemizin 17.10.2024 tarih ve 2024/836 E. - 2024/3550 K.). 1.2. Kooperatif üyeliğinin kabulü şartları, 1163 s. Kanun’un 8. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kooperatif üyeliği, kooperatif yetkili organlarının açık bir kabulü ile gerçekleşebileceği gibi bu hususta açıkça alınmış bir karar olmasa da kooperatifin bir kişi ile üye sıfatıyla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, belirli miktarda ödeme kabul etmesi veya konut tahsisi ve teslim etmesi (ferdileştirme) ve tadilata izin vermesi şeklinde zımnen de gerçekleşebilir (Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi, 09.05.2014 tarih ve 2013/8780 E. - 2014/3626 K.). 1.3. Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi gereğince üyeler arasında eşit davranma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük karşısında kooperatif, aynı koşulları taşıyan üyeleri arasında eşit işlem yapmak yine yasa ve ana sözleşme ile Genel Kurul Kararlarını uygularken dürüstlük ilkesine uygun hareket etmek, çelişkili davranışlardan kaçınmak yükümlülüğü altındadır. 1.4. Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesi gereğince, ''Yapı Kooperatifleri, Anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması, ve ferdi mülkiyete geçirilip, konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi ile amacına ulaşmış sayılır ve dağılır... Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan Kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; Ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.'' hükmü yer almaktadır. 2.1. Yukarıda yer verilen yasal hükümler ve dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Kooperatif lerde açık kapı ilkesi gereğince Kooperatife üyelik açık olabileceği gibi zımmi başka bir deyişle eylemli de olabilir. Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere Kooperatifin bir üyeye konut tahsisi Kooperatif üyeliğinin (zımmen) eylemli olarak kabul edildiği sonucunu doğurur. Somut uyuşmazlıkta davacı taraf muhasebe biriminin gönderdiği matbu yazıda ''Kooperatifinizin ortağıyım, payıma bütün ödemeleri yaptığım, adıma kayıtlı bulunan .... No.lu bağımsız bölümlerin tapu tahsis belgelerini çıkaracağından, kooperatifinizden adıma çıkarılacak olan tapular dışında ayırca hiçbir alacağım kalmadığını, kooperatifin kalan gayrimenkuller dışında hakkımın olmadığını, kooperatif ve kooperatif varlıklarından herhangi bir talepte de bulunmayacağımı beyan ve taahhüt ederim.'' şeklinde üyelere gönderilen örnek istifa dilekçesinin 18.10.2016 tarihinde noter aracılığıyla davalı tarafından gönderilmiş olmasına rağmen davacı kooperatifçe, davalıya 41 gün sonra tahsis suretiyle dava konusu bağımsız bölümler tapuda kayıt ve tescil edilmiştir. Tapu belgelerine göre taşınmazların edinme nedeni kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tahsise dayanmaktadır. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun gözden kaçırılmış olması doğru görülmemiştir. 2.2. Diğer yandan davalı kooperatifin, davacının kooperatifle ilgili genel giderler, alt yapı giderleri ve ortak giderler gibi yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla istifa ettiğini, istifanın yükümlülüklerden kaçınma amacını taşıdığını belirtmesine karşılık, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre kooperatifin üç blok halinde olan inşaatlarının tamamlandığı, devam eden inşaatın kalmadığı, A ve C bloklarda iskanın alındığı, diğer blokun iskan aşamasında olduğu, taşınmazların tahsis suretiyle üyelere 2.1. No.lu bentte belirtilen matbu istifanameyi imzalamak suretiyle tahsis ve tescillerinin yapıldığı, kooperatifin bu şekilde amacına ulaşmak ve istifa eden üyelere konutunu tapuda vermek suretiyle fiilen tasfiye aşamasına girdiği genel giderler dışında konut yapımı için aidat toplayan bir kooperatif olmadığı, dolayısıyla davacının kooperatife ait yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla istifa ettiğinin kabulünün mümkün olmadığı, kaldı ki davacı üyenin kooperatifin üst birliğe olan borcundan ve yönetim gideri gibi ortak giderlere katılma borcunu yerine getirmeye hazır olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca üyelere gönderilen matbu istifa belgesinin üyelik haklarından kaynaklanan konutların tahsisinden sonra kooperatife ait diğer taşınmazlarla ilgili hak iddia edilmemesi, bir başka deyişle üyenin de kooperatifi ibrası niteliğinde olduğu içeriği itibariyle kooperatifin üyeden, üyenin de kooperatiften herhangi bir talepte bulunmaması amacıyla düzenlendiği, istifanın üyelikten yükümlülüklerinden kaçınma amacı taşımadığı anlaşılmaktadır. 2.3. Davalı kooperatifin, çelişkili davranışlarda bulunduğu, üyeden kooperatiften istifa ve kooperatifi ibra ettiği takdirde kendisine konut tahsis ve tescilinin yapılacağının belirtilmesine karşılık istifa sonrası konutu geri istediği, Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesi gereğince, yapı kooperatiflerinin, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların veya işyerlerinin üyeler adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılarak dağılacağı bu nedenle istifa ve ihraç suretiyle ortaklıktan ayrılan üyelere tahsis edilen konut veya işyerlerinin çıkma veya çıkarılma nedeniyle geri alınamayacağı varsa ortak giderlerin istenebileceğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiştir. 2.4. Yukarıda açıklanan tüm gerekçeler göz önünde bulundurularak davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek gerekirken İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden bozulmasına..." karar verilmiştir. Dairemizin 25.03.2025 tarih ve 2025/212 E., 2025/304 K. sayılı kararı ile; Dairemizin 24.04.2024 tarih ve 2022/1609 E., 2024/635 K. sayılı kararında direnilmesine karar verilmiştir. Dairemiz kararına karşı davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.04.2026 tarih ve 2024/1842 E., 2026/209 K. sayılı kararıyla; "1. Bilindiği üzere Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde kooperatif; Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar şeklinde tanımlanmıştır. Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712). 2. Değişir ortaklık ve değişir sermaye, kooperatifin en belirgin özelliklerinden olup, diğer ticaret şirketlerinden farkını oluşturmaktadır. Kooperatiflerde ortak sayısı ve paya sahip ortak sabit değildir. Değişir ortaklılık hem ortak sayısının hem de paya sahip ortağın değişir olmasını ifade etmektedir. Sermayenin değişir olması ise ortaklığın değişir olmasının pratik bir sonucudur. Kooperatif sermayesi, kooperatife giren ortakla artacağı gibi çıkan ortakla da azalır. Değişir ortak ve değişir sermaye, sözleşme değişikliğine gidilmeden ortağın ve sermayenin değişimine imkân tanır (Özge Örnek, Yargıtay Kararları Işığında Kooperatif Ortaklarının Hakları, Yükümlülükleri ve Sorumlulukları, Ankara 2020, s. 9). 3. Kooperatiflerde ortaklık sıfatının kazanılması beş hâlde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar, kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki aşamada ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devralınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devralınması hâlinde ortaklık sıfatı kazanılır. Son olarak ise ana sözleşmede hüküm bulunması durumunda miras ile kooperatif paydaşlık hakkı kazanılır. 4. Gerçek ve tüzel kişiler, ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını sağlayıp korumak amacıyla kooperatiflere ortak olurlar. Bu amacın gerçekleştirilmesi doğrultusunda ortaklara katılma hakları, koruyucu haklar, mali haklar ve belli sayıda ortağın kullanabileceği haklar şeklinde birtakım haklar tanınmış, yükümlülük ve sorumluluklar getirilmiştir. Her ortağın sermaye payı taahhüt etme ve ödeme, aidat borçlarını zamanında ve eksiksiz ödeme, kooperatif ana sözleşmesinde hüküm bulunması hâlinde ve bilanço açıklarının kapatılması için ek ödeme yükümlülüğü ve sır saklama yükümlülüğü vardır. 5. Kooperatif ortaklarından her biri ortaklık amacı çerçevesinde borç ve yükümlülük altına girerler. Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesine göre ortaklar hak ve vecibelerde eşittirler. Bilindiği gibi eşitlik kavramı mutlak ve nispi eşitlik olmak üzere ikiye ayrılır. Ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı mutlak eşitlik kapsamındaki haklara örnek gösterilebilecek iken, kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nispi eşitlik ilkesi gereğidir. Bu nedenle, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını yerine getiren bir ortağın, eşit durumda bulunduğu diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkı vardır. 6. Kooperatif ortakları bakımından geçerli olan ve öğretide açık kapı ilkesi olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Açık kapı ilkesi kooperatiflere özgün bir nitelik katar ve onu diğer ticaret şirketlerinden ayırır. Ancak bu kural mutlak olarak serbestlik anlamına da gelmemektedir. Zira açık kapı ilkesinin bir uzantısı olup onu tamamlar nitelikte olan kooperatifin korunması ilkesi gereğince ortağın kooperatiften çıkışı kooperatife zarar vermemelidir. Kooperatifin korunması ve varlığını sürdürebilmesi için ana sözleşme ile birtakım koruyucu ve sınırlandırıcı hükümler getirilebilir, ancak ana sözleşmeye konulan sınırlandırıcı hükümler hiçbir şekilde ortağın kooperatiften çıkmasını önleyemez ve kooperatiften ayrılmayı da haksız olarak güçleştiremez (Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 2023/(23)6-1043 Esas, 2024/537 Karar sayılı kararı). 7. Açık kapı ilkesi gereğince kooperatife üyelik açık olabileceği gibi zımnen ve eylemli olarak da gerçekleşebilir. Başka bir anlatımla kooperatif ortaklığı, kooperatif yetkili organlarının açık bir kabulü ile olabileceği gibi bu hususta açıkça alınmış bir karar olmasa dahi kooperatifin ilgili kişiyle üye sıfatıyla yazışmalar yapması, kişiyi genel kurul toplantılarına çağırması, üyeden belirli miktarda ödeme kabul etmesi veya üyeye konut tahsis ederek teslim etmesi (ferdileşme) şeklinde zımnen de gerçekleşebilir. 8. Ferdileşme, yapı kooperatiflerinin inşa ettikler konut ve işyerlerinin ya da kooperatif amacına uygun ise arsa nitelikli taşınmazların kooperatif üyeleri adlarına tescili işlemidir. Bir başka deyişle ferdileşme, konutların tamamlanarak tapu kütüğünde kooperatif adına kayıtlı bulunan bağımsız bölümlerin (konutların) mülkiyetinin ortaklara devredilerek tapularının verilmesidir. Zira konut yapı kooperatifine ortak olunmakla sadece pay sahipliği kazanılmakta, ortakların paylarının karşılığı olan taşınmazların mülkiyeti ise kooperatife ait bulunmaktadır. Bu mülkiyet, ancak konutların tamamlanmasını takiben ortaklara devredilebilmektedir. 9. Nitekim Kooperatifler Kanunu’nun 81. maddesinin 2. fıkrasında; konut yapı kooperatiflerinin ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılacağı ve dağılacağı, amacına ulaşarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyerinin çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamayacağı; ancak bu eski ortakların daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılacağı hükme bağlanmıştır. 10. Kooperatiflerde ortaklık sıfatını kazanan herkesin, açık kapı ilkesi gereğince kooperatiften çıkma (istifa) hakkı olduğu gibi ana sözleşmede açıkça belirtilmiş olan nedenlerle ortağın çıkarılmasına (ihracına) karar verilmesi de mümkündür. Ortaklık sıfatına haiz her gerçek ve tüzel kişi kooperatiften çıkma hakkına sahiptir. Çıkma hakkı ortağa tanınan vazgeçilemez ve bertaraf edilemez bir haktır. Kooperatifler Kanunu’nun 11/III. maddesine göre ortağın hiçbir suretle kooperatiften çıkamayacağına dair düzenlemeler geçersizdir. Emredici nitelikteki bu düzenleme ile çıkma hakkının vazgeçilmezliği ve bertaraf edilemezliği açıkça ortaya konulmuştur. Kooperatif ortaklığından çıkma (istifa), ortağın tek taraflı irade beyanıyla kooperatifle arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirmekte olup, kooperatifin kabulüne bağlı olmaksızın gerçekleşir ve bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğindedir. 11. Tüm bu maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı kooperatif tarafından davalının da aralarında bulunduğu üyelere gönderilen 06.06.2016 tarihli matbu istifa metni üzerine, davalının noter aracılığıyla 18.10.2016 tarihinde kooperatife gönderdiği istifa dilekçesinde; kooperatif ortağı olduğunu, payına düşen bütün ödemeleri yaptığını, adına kayıtlı bulunan dava konusu bağımsız bölümlerin tapu tahsis belgelerini çıkaracağını, kooperatiften adına çıkartılacak tapular dışında ayrıca hiçbir alacağı kalmadığını, kooperatifin kalan gayrimenkulleri üzerinde hiçbir hakkının olmadığını, kooperatif varlıklarından herhangi bir talepte bulunmayacağını beyan, taahhüt ve ibra ettiğini belirterek kooperatif üyeliğinden istifa ettiği görülmektedir. 12. Bu noktada belirtmek gerekir ki, her ne kadar davacı kooperatif vekili, davalının istifa dilekçesini 10.12.2016 tarihinde bizzat kooperatife sunması ve bu tarihte istifayı haricen beyan ederek bildirmesi üzerine 12.12.2016 tarihli yönetim kurulu kararıyla istifanın kabul edildiğini ileri sürmüş ise de, bu iddiasını ispatlamaya elverişli herhangi bir delil ve belge dosyaya sunamamıştır. Bilakis davalı tarafından 10.12.2016 tarihinde yurt dışında olduğunu gösteren yurda giriş çıkış belgesi sunularak istifa dilekçesinin 18.10.2016 tarihinde noter aracılığıyla davacı kooperatife gönderildiği kanıtlanmıştır. 13. Görüldüğü gibi bozucu yenilik doğurucu hak niteliğinde olup davacı kooperatifin kabulüne bağlı olmaksızın gerçekleşen 18.10.2016 tarihli ortaklıktan çıkma bildiriminden sonra 29.11.2016 tarihinde ferdileşme suretiyle dava konusu bağımsız bölümler davalı adına tapuya kayıt ve tescil edilmiş olup, taşınmazların edinme nedeni kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tahsise dayanmaktadır. Davalının istifa dilekçesiyle kooperatifi ibra ettiği, istifa belgesinin kooperatifin davalıdan, davalının da kooperatiften herhangi bir talepte bulunmaması amacıyla düzenlendiği ve istifanın üyelik yükümlülüklerinden kaçınma amacını taşımadığı anlaşılmaktadır. 14. Az yukarıda açıklandığı üzere Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi gereğince davacı kooperatif, aynı koşulları taşıyan üyeleri arasında eşit işlem yapmak, yasa ve ana sözleşme ile genel kurul kararlarını uygularken dürüstlük ilkesine uygun hareket etmek ve çelişkili davranışlardan kaçınmak yükümlülüğü altındadır. Somut olayda, davalı ortak ile aynı durumda olup aleyhine tapu iptali ve tescil davası açılmayan başka üyelerin de bulunduğu, bu durumun da Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde düzenlenen ortaklar arasındaki eşitlik ilkesine ve TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu görülmektedir. 15. Öte yandan, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporunda, davacı kooperatifin üç blok hâlinde olan inşaatlarının tamamlandığı, dava tarihi itibariyle devam eden konut inşaatı bulunmadığı, A ve C blok için 18.12.2019 tarihinde yapı kullanma izin belgesinin alındığı, B bloktaki konutların ise iskân aşamasında olduğu belirtilmiştir. Amacı ortaklarının konut ihtiyacını karşılamak olan davacı kooperatif, istifa eden üyelere konutlarını tapuda vermek suretiyle fiilen tasfiye aşamasına girmiş, ferdi mülkiyete geçerek konutların üyeler adına tahsis ve tescillerini yaparak amacına ulaşmış ve dağılma sürecine girmiştir. Bu durumda Kooperatifler Kanunu’nun 81. maddesinin 2. fıkrası gereğince amacına ulaşarak dağılma sürecine girmiş olan davacı kooperatiften matbu istifanameyi imzalamak suretiyle çıkan davalı ortağa tahsis edilen konutlar davacı tarafından çıkma nedeniyle geri alınamayacaktır. 16. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki belge ve delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru olmamıştır. 17. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır..."denilerek Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, istifa eden ortağa tapuda devredilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı kooperatif adına tesciline ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde kooperatifçe genel kurul kararlarına göre aidat ve benzeri alacak talebinde bulunulabileceği, ortada geçerli bir istifa bulunmadığı için davalıya tahsis edilen bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile kooperatif adına tescilinin dava edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, istinaf başvurusu üzerine dairemizce çıkan veya çıkarılan ortağın kooperatif ortaklığı nedeniyle edindiği hakları kooperatife iadesinin gerektiği, istisnasının Kooperatifler Kanunu 81. Maddesinde düzenlendiği, aidat ödeyen ortaklar ile istifa eden ve konutun tapusunu iade etmeyen ortaklar arasında eşitsizlik oluşacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilerek tapu kayıtlarının iptaline, kooperatif adına tesciline karar verilmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bozma kararı üzerine dairemizce direnme kararı verildikten sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yukarıda yazılı gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nca da yapılan değerlendirme neticesinde; davalının istifasının 18.10.2016 tarihinde noter aracılığıyla davacı kooperatife gönderilen dilekçesiyle karşı tarafın kabulüne gerek kalmaksızın gerçekleştiği, 26.112016 tarihinde ferdileştirme suretiyle dava konusu bağımsız bölümlerin davalı adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, davalının istifa dilekçesinin içeriğinin aslında ibra mahiyetinde olduğu, karşılıklı birbirlerini ibra ettikleri, istifanın üyelik yükümlülüklerinden kaçınma amacı taşımadığı kabul edilmiştir. Amacı ortakların konut ihtiyacını karşılamak olan kooperatifin istifa eden üyelerine konutlarını tapuda devretmek suretiyle fillen tasfiye aşamasına girmiş olduğunun kabul edilmesi, ferdi mülkiyete geçilerek üyeler adına tahsis ve tescil işlemlerinin yerine getirildiğine göre amacına ulaşmış, dağılma süresine girmiş olduğunun kabulü gerekmiş, o halde Kooperatifle Kanunu 81. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince, amacına ulaşarak tasfiye sürecine girmiş olan davacı kooperatiften matbu istifa dilekçesini imzalayarak çıkan davalı ortağa tahsis edilmiş konutlar davacı tarafından çıkma nedeniyle geri alınamayacağı anlaşıldığından davacının taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 732 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 8.538,75 TL ile tamamlama harcı 61.479,00 TL toplamı 70.017,75 TL harçtan çıkartılarak artan 69.285,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 95,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-İstinafa geleninin sıfatına göre; davalı lehine hüküm tarihindeki AAÜT'si uyarınca hesaplanan 129.625,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk için ödenen 1.320,00 TL nin 6325 sayılı yasanın 18/A (11) (13) maddesi uyarınca davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı kalması halinde bildirilecek hesap numarası olur ise hesaba, hesap numarası bildirilmez ise gider avansından karşılanmak koşulu ile posta havalesi ile yatıran tarafa iadesine,

duruşmalı yapılan inceleme sonucunda, davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'nın yüzüne karşı, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15/09/2026

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/981, K. 2026/1500, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-981-e-2026-1500-k-901bc1a006be