Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2026/1879 E. 2026/3881 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1879
- Karar No
- 2026/3881
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu ile alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde; 02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri On bin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 01.01.2023 tarihinden itibaren iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz Türk Lirası’na, 01.01.2024 tarihinden itibaren üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan Türk Lirası'na, 01.01.2025 tarihinden itibaren beş yüz kırk dört bin Türk Lirası'na, 01.01.2026 tarihinden itibaren de altı yüz seksen iki bin Türk Lirası’na çıkarılmıştır.
Bununla birlikte, iş bu temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun ek madde 1/2. fıkrasına göre, 3 63... üncü maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında şikayet başvurusunun yapıldığı (veya davanın açıldığı) tarihteki miktar esas alınır. Temyiz, vekalet ücretine ilişkindir. Somut olayda, şikayet başvurusunun yapıldığı tarihe (16.09.2025) göre uyuşmazlık (temyiz) konusu değerin, yukarıda belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur. 5311 sayılı Kanunla değişik İİK’nın 364/1-2. maddeleri ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca alacaklının temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 2-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından adi kiraya ve hasılat kiralarına ilişkin haciz yolu ile takip başlatıldığı, borçlunun takibe itirazı üzerine alacaklının icra mahkemesine başvurarak borçlunun itirazının kaldırılması ile takip konusu taşınmazdan tahliyesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, Davacının davasının kısmen kabulü ile icra dosyasındaki ödeme emrindeki asıl alacağın 925.265,80 TL, işlemiş faiz alacağının 6.730,36 TL olarak düzeltilmesine, bu miktarlar üzerinden davalının itirazının kaldırılmasına, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 20/10/2025 tarihli bilirkişi raporunun karar eki sayılmasına, davalının mecurdan tahliyesine, asıl alacak 925.265,80 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 599,20 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararı kaldırılarak; davanın kısmen kabulü ile; icra dosyasındaki ödeme emrindeki asıl alacağın 925.265,80 TL, işlemiz faiz alacağının 6.730,36 TL olarak düzeltilmesine, bu miktarlar üzerinden davalının itirazının kaldırılmasına, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı kiracı ...'ın 06/10/2025 tarihinde alacaklının oğlunun hesabına yapmış olduğu 227.925,00 TL ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınmasına, davalının mecurdan tahliyesine, asıl alacak 925.265,80 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 599,20-TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verildiği anlaşılmıştır. Borçlunun kira ilişkisine ve kira miktarına açıkça karşı çıkmaması karşısında İİK'nın 269/2. maddesi gereğince kira ilişkisinin ve kira miktarının kesinleştiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalı borçlu kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK’nın 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Somut olayda, borçlunun Örnek 13 ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde takibe dayanak kira sözleşmesini açık ve kesin olarak reddetmediği için İİK’nın 269. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kira sözleşmesinin varlığı ve içeriği, sözleşmede belirlenen kira alacağının takip hukuku bakımından kesinleştiği kabul edilmiştir. Taraflar arasında imzası inkar edilmeyen dayanak kira sözleşmesi şartlarının 5.3. maddesinde aylık faiz oranın %3 olarak belirlendiği ve borçlunun borca itirazında aylık %3 faiz oranı üzerinden takip yapılması gerektiği yönünde kabulü bulunduğu, bu durumda aylık %3 faiz oranını aşmayacak şekilde hesap yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince reeskont faiz oranı üzerinden hesaplama yapılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 24.12.2025 T. ve 2025/1388 E.,2025/1368 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.