Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1397 E. 2026/2089 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1397
Karar No
2026/2089
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1397 KARAR NO : 2026/2089

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/02/2023 NUMARASI : 2020/353 Esas 2023/119 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/353 Esas 2023/119 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .... Şti.’nin hava, kara ve denizyolu taşımacılığı yaptığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisine bağlı bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin muhasebe kayıtlarında, davalı şirketin cari hesaba dayalı olarak toplam 4.460,00 Euro borcunun olduğunu, bu cari hesaba dayalı alacak için takibe başvurulmadan önce davalıya müracaatta bulunulduğunu ancak sonuç alınamadığını, bu cari hesaptan doğan borç tahsil edilemediğinden Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2019/2771 Esas sayılı dosyası ile 4.460,00 Euro üzerinden icra takibine başlanıldığını, davalı şirketin borcu bulunmadığı iddiasıyla icra takibine itiraz ettiğini, bu cari hesap alacağının tahsili için bu takip dosyası üzerinden arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu cari hesap alacağı davalı şirketin yetkilileri ile olan mail yazışmalarında da görüldüğü üzere dava konusu borcun kabul edildiğini, davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına, %20’ den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, bu talebin kabul olmaması durumunda davanın alacak davası olarak devamına ve yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretlerinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından dava konusu edilen alacağın borçlusunun müvekkili şirketin olmadığı, müvekkili şirketin davacının görmüş olduğu taşıma işinden kaynaklanan tüm borcunu ödediğini, dava konusu talebin alıcı firma kusuru nedeniyle doğduğu ve bu borcun muhatabının müvekkilinin olmadığını, bu dava konusu alacağın davacı şirket ile anlaşma doğrultusunda alıcı firma tarafından ödeneceği konusunda mutabık kalındığını, 10.05.2019 tarihli e-posta kayıtlarında yer aldığı üzere “alıcının ödemekten imtina ettiği” bu alacak kaleminin haksız bir şekilde müvekkiline yansıtılmaya çalışıldığını, e-posta kayıtlarının bu dava ile konusunun olmadığını, davacı ile müvekkili şirketin çalışanı .... ile olan 27.02.2019 tarihli e-mail yazışmasının bu dava ile ilgisinin bulunmadığını, davacının 6100 sayılı HMK m.29 yer alan “Dürüst Davranma ve Doğruyu Söyleme Yükümlülüğü” ne aykırı hareket ettiğini, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "Dava; davacı tarafın taşıma sözleşmesine dayanarak navlun alacağına istinaden cari hesaba dayalı, alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali davasıdır. Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2019/2771 E. sayılı dosyası incelendiğinde; Takip alacaklısı .... Şti. takip borçlusu ... A.Ş. aleyhine 03.12.2019 tarihinde 4.460,00 Euro üzerinden ilamsız takibe geçtiği, borçluya ödeme emrinin 13.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 15.01.2020 tarihinde borca ve tüm ferilerine tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu belirlenmiştir. Davacının defter ve kayıtlarının incelemesi için İstanbul 17 ATM’ne yazılan talimatla Bilirkişi SMMM ....’dan alınan 08.04.2021 tarihli raporda; davacının defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının 2019 yılı defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davacıyla davalı şirket arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, e-posta kayıtlarına göre toplam 250 Euro tutarındaki alıcının kabul etmediğini, masrafların davalı şirkete yansıtılacağının bildirildiği, tarafların sundukları mail kayıtlarına göre e-fatura uygulaması üzerinden 4.460 Euro bedelindeki faturanın davalıya gönderildiği ancak bu faturaya ret yanıtının verilmesinin e-fatura üzerinde imkân bulunmadığı, TTK m. 18 gereğince usulüne uygun olarak telgraf veya taahhüttü mektupla itiraz imkânı bulunduğu, 8 günlük itiraz süresinin kullanılmaması nedeniyle bu fatura bedelinin kabul edildiği sonucunun doğduğunu, takip tarih itibariyle doğan borcun sevkiyat hizmet bedeli olarak düzenlenen faturaya dayandığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 04.05.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişinin sonuç bölümünde belirttiği 4.460 Euro alacağın belirlendiğini, TTK m. 21/2’ye göre zamanında itiraz yapılmadığını, davalının ileri sürdüğü itirazların soyut iddialardan ibaret olduğunu, mail yazışmalarında masraf tutarının belli olmadığı belirtilse dahi raporun sonuç bölümünde alacağın belirlendiğini belirterek davanın kabulünü talep etmiştir. Bilirkişiler... ve SMMM ...’den alınan 25.05.2021 tarihli raporda; davalı şirketin 2019 yılı defter ve kayıtlarının incelendiği, davalının da defter ve kayıtlarının e-defter şeklinde tutulduğunu, davacının defter ve kayıtlarında 4.460 Euro bedelindeki faturanın davalıya gönderildiğini, e-posta kayıtlarına göre davacı tarafından alıcının kabul etmediği toplam 250 Euro masrafın davalı şirkete yansıtılacağının bildirildiği, davalı şirketin ticari kayıt ve belgelerine göre davacıyla muavin kaydı incelendiğinde sevkiyat hizmet bedeli açıklamalı 4.460 Euro bedelli faturanın deftere kaydedildiği ve 10.05.2019 tarihinde iade edildiği, 24.05.2019 tarihi itibariyle cari hesabın sıfırlandığı ve 29.01.2019 tarihi itibariyle 1.200 USD davacı tarafa fazla ödemesinin bulunduğunu, davalı şirket kayıtlarına göre 25.06.2019 tarihinde faturanın kaydedildiği 30.06.2019 tarihi itibariyle iade kaydı düşüldüğü, davaya konu somut taşımacılık yönünden taşımanın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği açısından bu dayanağın açıklanması gerektiği, verilen hizmetin detaylı olarak belgelerle ibrazıyla incelemenin yapılabileceği belirtilmiştir. Bu rapora karşı davalı vekili 28.05.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda belirtildiği üzere müvekkilinin faturaya karşı gerekli itirazı yaptığını, faturanın 30.06.2019 tarihinde iade edildiğini, müvekkilinin 1.200 USD fazla ödemesinin bulunduğunun belirlendiğini, dava konusu alacak talebinden .... isimli firmanın sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 03.05.2021 tarihli dilekçesiyle cevap dilekçesini ıslah ve rapora karşı beyan dilekçesiyle; Davacı tarafça hazırlanan dava dilekçesi içerisinde dava konusu alacağın “cari hesap ilişkisinden kaynaklandığı” ileri sürülmüş, bu hususun da müvekkil şirketçe kabul edildiği ifade edildiğini, müvekkilinin böyle bir alacağı kabul etmediğini, davacının 25.06.2019 tarih GA22019000000345 no.lu e-faturanın ise bu mutabakata uygun olarak düzenlendiğini ispat etmesi gerektiğini, aksi halde, müvekkilinin faturanın kendisince tebliğ alınmasını takip eden sekiz (8) gün içerisinde faturaya itiraz etmemiş olsa dahi davacının, 25.06.2019 tarihli GA22019000000345 nolu e-faturaya dayanarak herhangi bir alacak hakkını ileri süremeyeceğini, bu hizmet nedeniyle tahakkuk eden borçtan müvekkilinin değil ve fakat dava dışı .... isimli şirket sorumlu olduğunu, dava dışı bu şirketin ..., TTK uyarınca taşıma bedelinden ve sair giderlerden sorumlu doğan “taşıtan” olduğunu, davacının dava sebebini genişletmesine hiçbir şekilde muvafakat etmediklerini, davacının ileri sürdüğü alacağın kaynağını açıklamadığını, taşıma hizmeti sonucu meydana gelebilecek her türlü bekleme ve ardiye ücretinden de dava dışı .... isimli firmanın sorumlu olacağını, davacı tarafından düzenlenen 25.06.2019 tarihli faturaya karşı müvekkil şirket 30.06.2019 tarihli iade faturasını düzenlemiş olup, davacı tarafından ileri sürülen alacak hiçbir zaman ve hiçbir şart ve koşulda müvekkili tarafından kabul edilmediğini, davacı şirketin kendisine düzenlenen iade faturasını görmezden gelerek bu davayı ikame etmiş olması nedeniyle açıkça kötü niyetli olduğunu, davacının mahkemeyi yanıltmak için dava dosyasına konu ettiği yazışmaların HMK’nın 29. maddesinde yer alan “Dürüst Davranma ve Doğruyu Söyleme Yükümlülüğü” ile bağdaşmadığı ve bu itibarla davacı tarafından ikame edilen işbu dava konusu alacağın haklılığının ispat edilememiş olması nedeniyle davanın öncelikle müvekkiliyle hiçbir ilgisi olmaması nedeniyle pasif husumet yokluğu sebebiyle ve esastan reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanatta ise iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunda sınırlı olmak üzere davacı defterleri üzerinde yeni bir bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmesi adına dosyanın aynı bilirkişiye yahut farklı bir bilirkişiye tevdiine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesine karşı 24.06.2021 tarihli dilekçesiyle; müvekkili ile davalı arasında TTK m. 89’da yer alan yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, davalının savunmasını genişletmeye çalıştığını, buna muvafakat etmediklerini, iade faturası iddialarına kabul etmediklerini, gönderilen faturaya karşılık herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, süresinde yapılmış bir itiraz olmadığından bu itirazın bir anlam taşımayacağını, yine taşıtan sıfatına sahip olan davalının navlun bedelinden de sorumlu olması gerektiği, 250 Euro tutarındaki masrafların davalıya yansıtılacağının bildirildiğini belirtmiştir. Davalı tarafın itirazları doğrultusunda Bilirkişiler.... ve SMMM ...'den alınan 04.04.2022 tarihli ek raporda; kök rapora karşı tarafların itirazları değerlendirilerek taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasındaki e-posta kayıtlarının incelenmesiyle davacı tarafın 10.05.2019 tarihli e-posta kaydında dava dışı alıcı ....’nin malları kabul etmediği için faturanın davalıya yansıtılacağını bildirdiği, davalının buna cevap vermediği, bu e-postada geçen masrafların 250 Euro olduğu, 4.460 Euro ile ilgisinin olmadığı, taşımacılık yönünden de dosyaya ibraz edilen belgelerle inceleme yapmanın mümkün olmadığı, yeterli belge sunulmadığı, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisine dayanak teşkil eden bir belge bulunmadığından malın riskine katlanma yükümlüsünün kim olduğunun tespit edilemediği belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 25.04.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı tespitini kabul etmediklerini, cari hesap dökümlerinin bulunduğunu, iade faturasında da hatalı tespitler yapıldığını, 8 günlük süre geçtikten sonra faturanın iade edilemeyeceğini, davalının konşimento da alıcı sıfatıyla yer aldığı, navlun ödeme borçlusu olduğu ve taşıtan sıfatına haiz olduğuna dikkat edilmediğini, dosyada taşıma ilişkisini gösteren konşimento, navlun faturası ve belgelerin tercümelerinin dosyaya sunulduğunu belirterek yeni bir bilirkişiye dosyanın verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı vekili 12.04.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının belirlendiği, kök ve ek bilirkişi raporlarında hiçbir ilgisinin olmadığının ve davacının müvekkilinin taşıtan olduğu iddiasını ispatlayamadığını belirtmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 25.04.2022 tarihli beyan dilekçesinde; sundukları cari hesap dökümlerinin dikkate alınmadıklarını iade faturası konusunda hatalı tespitlerin bulunduğunu, davalının ticari defterler bazında borçtan kurtulmak için yasal süre geçtikten sonra iade faturasının düzenlediğini, ayrıca davalı tarafın süresinde yapılmış bir itirazı bulunmadığından faturaları kabul ettiğini, davalının konşimentoda alıcı sıfatıyla yer aldığını, navlun ödeme borçlusu olduğunu, taşıtan sıfatına haiz olduğunun da dikkat edilmediğini, konşimentodaki Freight Collect ibaresinin navlunun alıcı tarafından gösteren kayıt olduğunu, yükleme talimatının davalı.... dan geldiğini bu yüzden taşıtan sıfatına da sahip olduğunu, belirterek yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını da istemiştir. Mahkememizce 02.06.2022 tarihli ara kararla davacı ve davalı tarafın iddia ve savunmaları doğrultusunda taraflar arasında devam eden bir taşıma ilişkisinin bulunup bulunmadığı, daha önceden cari hesap üzerinde devam eden bir taşıma akdinin yapılıp yapılmadığı, bu taşımadan dolayı davacının alacağının hangi taşıma sözleşmesi / konşimentoya dayandığı ve bu taşıma akdine ilişkin taşıtan / gönderen / yükletenin kim olduğu, şimdiye kadar ibraz edilen delillerle davalının sadece gönderilen olarak yer aldığı, ancak davacının bu davalının aynı zamanda taşıtan olduğunu, iddia ettiğinden bu iddiayı ispatlayacak delilleri varsa dosyadaki mevcut deliller içerisinden hangisi olduğunu belirtmesi için yine davalı tarafın da bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde davacı ile aralarında cari hesap ilişkisi bulunup bulunmadığı, dava dışı .... isimli şirketin sorumluluk sebebinin ve meydana gelen zararla ilgili olarak ödeme yapıldığı, belirtildiğinden bu zararın kaynağının ne olduğu, somut olayla ilişkisinin bulunup bulunmadığı, konularında açıklama yapmaları için taraf vekillerine kesin süre verilmiş ve gerekiyorsa bu sürenin sonunda tarafların sadece defter ve kayıtları değil aynı zamanda taraflar arasında bu alacağın doğduğu belirtilen taşıma ilişkisinin de incelenerek davalının taşıtan /yükleten / gönderilen / olup olmadığı ve bu ticari ilişkiden dolayı ödeme yapıp yapmadığı, hususlarının da mevcut delil durumuna göre değerlendirilerek ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, bu süre zarfında tarafların beyanda bulundukları belirlenmiştir. Davacı vekili 16.06.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; taraflar arasında devam eden bir taşıma ilişkisinin bulunup bulunmadığı konusuna ilişkin beyanında; cari hesap ilişkinin mevcut olduğu ve 100’ü aşkın fatura düzenlendiği, dava konusu faturanın da yine taşımadan doğduğu, cari hesap üzerinden devam eden bir taşıma akdinin yapıldığı ve taşıma miktarının 1.710 Euro olarak müvekkili şirket yetkili tarafından davalı şirket yetkilisine bildirildiği, davaya konu alacakların 4.460 Euro olup, davalının 4.710 Euro alacağı kabul ettiğini, aradaki 400 Euro’luk farkın başka bir ihracat için eklenen farktan oluştuğunu, konşimentoya dayanan taşıma akdinde 50406 nolu konşimentodan doğan alacak nedeniyle takibin yapıldığını, dava dışı .... firmasının malı teslim almadığı için taşıtanın davalı olarak sorumlu olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamını talep etmiştir. Davalı vekili 15.06.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; ıslah dilekçesiyle ileri sürdükleri taraf ehliyeti, pasif sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, konşimento da gönderen kişinin .... firması olduğunu, alt kısımda “Freight Payable At Origin” yani ödeme gönderilen yerde (menşe) yapılacaktır ibaresinin yer aldığını, müvekkilinin bu borçtan kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle pasif sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili şirketin gönderilen olarak konşimentoda gösterildiğini, müvekkilinin ne gönderen ne taşıtan olmadığını, navlun gönderen tarafından ödenecektir ibaresi bulunduğunu, bu nedenle sorumlu tutulamayacağını, herhangi bir sözleşmesel ilişkiye dayanmayan faturalara karşı yapılan itirazların süre sınırlaması olmaksızın iade edilebileceğini, talep edilen bedellerin x-ray masrafları, terminal değiştirme bedeline ilişkin olup, navlun bedeline ilişkin olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Bilirkişilerden alınan 25.10.2022 tarihli ek raporda; tarafların itirazları ile yapılan incelemede taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden kaynaklı ticari ilişkinin bulunduğu davalı şirketin davacı tarafından talep edilen alacağın borçlusu olmadığı, taraflar arasında anlaşma gereği bu masrafları alıcı tarafından ödeneceği konusunda mutabakatları olduğunu savunduğu bu yönde takip talebine itirazda bulunduğu ve TTK m. 89 anlamında cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, gönderen firmanın dava dışı .... isimli firma olduğu, taraflar arasındaki e posta yazışmalarında davaya konu alacağa ilişkin kesin sonuca varacak yazışma olmadığı, malın riskine katlanma yükümlülüğün kimde olduğu, taşıma ilişkisinin varlığının tespitinde tarafların yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği ve dava dışı alıcının kusuru nedeniyle doğmuş bir alacak talebi üzerinde yükümlülüğün bulunup bulunmadığının değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 15.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde; davalının taşıtan sıfatının gözden kaçırıldığını, konşimentoda ....A.Ş.’nin gönderilen hanesinde yer aldığını, Freight Collect ibaresi ile gönderilen tarafından navlunun ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu ibareye uygun olarak davalıya 3.300 Euro navlun faturası düzenlendiğini, davalının bu faturayı ödediğini, davalının taşıtan sıfatına haiz olduğunu, bilirkişilerin yetiren inceleme yapmadığını belirterek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir. Dosya 08.12.2022tarihinde davacı tarafından takip edilmediğinden işlemden kaldırılmış, ancak 14.12.2022 tarihli dilekçeyle yenilenmiştir. Mahkememizce toplanan deliller ve yapılan incelemelere göre; Alınan asıl ve ek raporlarda davacı taraf davalıyla aralarında bir cari hesap sözleşmesi olup, faturaya konu yapmış olduğu alacağı taşıtan olduğunu iddia ettiği davalı tarafından ödenmesi gerektiğini belirterek icra takibine itirazın iptalini talep etmiştir, ancak gerek asıl gerekse ek olarak alınan bilirkişi raporlarında davacının ibraz etmiş olduğu delillerle, dava konusu taşımadan doğan alacağın varlığını ispat edemediği, dosyaya cevap dilekçesiyle bildirdiği e-posta kayıtlarıyla talep konusu olan 4.460 Euro değil, alıcının kabul etmediği 250 Euro tutarındaki faturanın davalı tarafından ödenmesine ilişkin e-posta gönderdiği, 4.460 Euro ile ilgili bir e-posta kaydının bulunmadığını, yine taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmakla birlikte yüklerin teslimat sırasında müşterinin deposunda tahliye esnasında kırılması nedeniyle dosyadaki mübrez belgelerle dava konusu taşımanın yapılarak bu hizmetin yerine getirildiği ya da tamamlanamadığı, verilmediği, mal hasarını gösteren herhangi bir belgeye rastlanılmadığı anlaşılmıştır. Bu halde; davacının alacağını şüpheye yer bırakmaksızın davalıdan hangi olay nedeniyle ispatlaması gerektiği halde ispatlayamadığı, tarafların taşıma ilişkisine göre yerine getirmediği yükümlülükler varsa dava dışı alıcının kusuru nedeniyle doğmuş alacaktan davalının sorumlu olup olmadığının ispatlanması gerektiği halde bu konuda herhangi bir belge sunmadığı, sunulan belgelerin bilirkişiler tarafından iki defa incelenmiş olmasına rağmen ispata yeterli olmadığı anlaşılmış olup, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak davacının davada davasını ispatlayamadığı, bu nedenle haksız olduğu belirlenmiş olmakla birlikte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir.' gerekçesi ile; Davacının, davasının reddine, Davalının kötü niyet tazminat talebi ise davacının haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının "taşıtan" sıfatını haiz olduğu ve müvekkile navlun ödediği sayın mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, dosyaya sunulan navlun faturasına ve konişmentodaki "freıght collect / ödemeli navlun" ibaresinin varlığına rağmen sayın mahkeme hasarın ve sorumlusunun ispatlanamadığından bahisle davayı reddettiğini, konişmentodaki ibareye uygun olarak, davalıya ga12018000002460 no.lu, 3.300,00 eur bedelli navlun faturası kesilmiş; davalı da söz konusu faturayı müvekkile ödediğini, bu nedenle davalı öncelikle taşıtan olarak söz konusu bedellerden sorumlu olduğunu, davalının taşıtan sıfatı yanında, masraflar konusunda verdiği mutabakat nedeniyle de sorumluluğu bulunduğunu, hükme esas alınann bilirkişi raporunda davalının masrafları kabul ettiğini, mail yazışmalarının dava konusu ile ilgisi olmadığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki diğer hata; davalı ile cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı yönünde tespit yapılması gerektiğini, dosyaya sunduğu cari hesap dökümleri ve mutabakat mailleri dikkate alınmadığını, incelemenin eksik olduğunu, bilirkişilerin iade faturası konusunda da hatalı tespitleri olduğunu, müvekkile karşı iade faturası düzenlenmesini, davaya konu temel faturalara itiraz edildiği anlamına gelmeyeceğini, bu iade faturası, 8 günlük yasal süre geçtikten sonra düzenlendiği için anlam ifade etmediğini, iddialara paralel olarak, davalının, müvekkili düzenlediği faturaya Ttk 21/2 Maddesinde belirtilen sekiz günlük süre içerisinde itiraz etmediğini ve temel fatura içeriğinin alıcı tarafından kabul edilmiş sayılacağı 08.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiğini, davalının temel fatura tarihlerinden günler sonra düzenlediği iade faturalarına taraflarca itiraz edilmiş ve iade faturasında belirtildiği gibi bir borcu olmadığı borçluya ihtarname çekilmek suretiyle bildirildiğini, Mahkeme tarafından tüm bu hususlar gözden kaçırıldığını, istinaf başvurusunun kabulünü, Mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, navlun alacağından kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Davacı vekilince; Müvekkili .... Şti.’nin hava, kara ve denizyolu taşımacılığı yaptığı, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisine bağlı bir ticari ilişki bulunduğu, müvekkilinin muhasebe kayıtlarında, davalı şirketin cari hesaba dayalı olarak toplam 4.460,00 Euro borcunun olduğu, bu meblağın e-mail yazışmalarından davalının da kabulünde bulunduğunun anlaşıldığı beyanıyla ödenmeyen 4.460,00 Euro alacağın tahsili için başlatılan takipte itirazın iptali , icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. Davalı vekilince davacı tarafından dava konusu edilen alacağın borçlusunun müvekkili şirketin olmadığı, müvekkili şirketin davacının görmüş olduğu taşıma işinden kaynaklanan tüm borcunu ödediği, dava konusu talebin alıcı firma kusuru nedeniyle doğduğu ve bu borcun muhatabının müvekkilinin olmadığı, bu dava konusu alacağın davacı şirket ile anlaşma doğrultusunda alıcı firma tarafından ödeneceği konusunda mutabık kalındığı, e-mail yazışmasının bu dava ile ilgisinin bulunmadığı beyanıyla davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece davanın esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2019/2771 E. sayılı dosyasında, Takip alacaklısı .... Şti. takip borçlusu .... A.Ş. aleyhine 03.12.2019 tarihinde 4.460,00 Euro üzerinden ilamsız takibe geçtiği, borçluya ödeme emrinin 13.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 15.01.2020 tarihinde borca ve tüm ferilerine tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK'nın, 4949 sayılı Kanunun 12. maddesi ile değiştirilen 58/3. maddesinde, alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Aynı durum, 2004 sayılı İİK'nın 60/1 maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusudur. Yabancı para alacağın karşılığı Türk Lirasının gerek takip talepnamesinde; gerekse ödeme emrinde gösterilmesi yasaca zorunlu kılınmıştır. İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. Somut olayda, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden "usulüne uygun bir icra takibinin bulunması" şeklindeki dava şartı gerçekleşmemiştir. Takip talebi ve ödeme emrinde bulunması zorunlu olan yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının bulunup bulunmadığının itirazın iptali davasında resen incelenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. İtirazın iptali, 2004 sayılı İİK'da düzenlenen bir dava türü olduğundan 2004 sayılı İİK hükümleri de dikkate alınır. İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı HMK'daki dava şartları yanında 2004 sayılı İİK'daki özel dava şartları da incelenecektir. Buna göre yapılan değerlendirmede, davacı tarafça Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2019/277 E. sayılı dosyası kapsamındaki icra takibinde 4.460 - Euro asıl alacak talebinde bulunulduğu, 2004 sayılı İİK'da özel dava şartı olarak öngörülen yabancı paranın Türk Lirası karşılığının gösterilmesi dava şartının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı tarafından açılan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi hatalı olmuştur (Benzer şekilde Yargıtay 11. HD'nin, 2026/4393 Esas ve 2026/3534 Karar sayılı ilamı). HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Tüm bu tespitler doğrultusunda davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2023 tarih ve 2020/353 Esas 2023/119 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davacı vekilinin yatırmış olduğu 179,90.TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine, 3-Davacı vekilinin yatırdığı 492,00.TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafın yapmış olduğu 40,00.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; 1- Davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafça yatırılan 179,90.TL istinaf karar harcı ve 492,00.TL istinaf kanun yolu başvurma harcının talebi halinde yatırana iadesine, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 352/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30.09.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1397, K. 2026/2089, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1397-e-2026-2089-k-0f237b3789b4