Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1109 E. 2026/1343 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1109
- Karar No
- 2026/1343
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1109
KARAR NO : 2026/1343
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/07/2025 (Karar)
NUMARASI : 2024/461 Esas, 2025/406 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'nun 19.03.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini, murislerinin vefatı nedeniyle davalılar karşı Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, dosyanın karara çıktığını ve kararın Erzurum ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalıların ödeme yapmayıp tehir-i icra talepli kararı istinaf ettiği, istinaf mahkemesinin kararı onaması üzerine davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 18.07.2024 ve 24.07.2024 tarihinde ödenerek dosyanın infaz edildiğini, zararını 19.03.2017 tarihinde gerçekleştiğini ve müvekkillerinin alacağına 18 ve 24 Temmuz 2024 tarihinde kavuştuklarını, aradan 7 yıl 4 ay geçtiğini, bu süre içerisinde müvekkillerinin alacağına ulaşamamasına karşılık olarak tek yaptırımın işleyen yasal faiz ile birlikte tahsili olduğunu, uygulanan faizin müvekkillerinin zararını karşılamadığını, paranın alım gücünde fevkalede azalma olduğunu, alacaklarına kavuşamayan müvekkillerinin bu süreç içerisinde borçlandıklarını, borçlanmaların büyük kısmının altın ile yapıldığını, altın fiyatlarına yüksek oranda zam geldiği için geri ödeme yaparken fiyat farkı ödeyerek zarara uğradıklarını, murise ait ticari taksi durağı ve ticari taksinin satılarak ihtiyaçlarını giderdiklerini, munzam zarar yönünden davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak bir sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkillerinden her biri için 250,00'şer TL'den olmak üzere toplam 750,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta poliçesi kapsamında olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası açılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin poliçedeki limitler dahilinde sorumluluğu bulunduğunu, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesi ile icra takibine sunulan 540.000,00 TL bedelli teminat mektubunu bozulduğunu ve toplam 487.907,82 TL'nin davacı vekiline ödendiğini, yapılan ödeme ile müvekkilinin poliçe limitleri dahilinde yerine getirdiğini, başkaca sorumluluğu kalmadığını, müvekkilinin hiç bir şekilde davacıların zarar görmesine sebebiyet verecek harekette bulunmadığını, munzam zarardan bahsedebilmek için borçlu tarafın kusuru olması gerektiğini ancak müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin yasal hakkı olan kanun yoluna başvurma hakkını kullandığını, dosya borcunu da teminat altına aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... Tur. Sey. Org. Ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın uzun sürmesinde müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, Yüksek Mahkeme kararları ile yargılamanın uzun sürmesine dayalı olarak munzam zarar talep edebilmesinin mümkün olmadığının vurgulandığını, davacı tarafından zarar olgusunun ispat edilemediğini, davacıların aile içi altın borçlanmalarının soyut beyanlardan ibaret olduğunu, davacıların taleplerinin zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Eldeki davada; davalının taksirli eylemi ile desteklerini kaybeden davacıların Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açtıkları maddi ve manevi tazminat davasının makul süreden fazla bir sürede sonuçlanması nedeniyle hak ettikleri tazminata geç ulaştıklarından bahisle munzam zarar isteğinde bulundukları ve bunun dışında somut bir zarar oluştuğunu gösteren delil sunamadıkları, bununla beraber davalıların Mahkeme kararı üzerine temerrüde düşmeden ödemeyi yaptıkları anlaşılmakla, yargılamanın uzun sürmesi de davalının sorumluluğunu gerektiren bir neden sayılamayacağından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle "Davanın reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; zararın 19.03.2017 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkillerinin alacağına 18 ve 24 Temmuz 2024 tarihinde kavuştuğunu, aradan 7 yıl 4 ay 6 gün geçtiğini, bu süre içerisinde müvekkillerinin alacağına ulaşamamasına karşılık olarak tek yaptırımın işleyen yasal faizi ile birlikte tahsili olduğunu, uygulanan bu faiz oranının müvekkillerinin zararını karşılamadığını, müvekkillerinin destekten yoksun kaldıkları tarih ile ödemenin yapıldığı tarih arasında paranın alım gücünde fevkalade azalama olduğunu, ödenen miktarın meydana gelen zararı karşılamaktan çok uzak olduğunu, yüksek enflasyon, altın, döviz, emtia, canlı hayvan ve taşınmaz fiyatlarının aşırı derecede artmasının bu süre içerisinde müvekkillerinin alacağa konu paraya ulaşamaması nedeniyle ihtiyaçlarını karşılayamamaları nedeniyle altın cinsinden borçlanmak zorunda kaldıklarını, Anayasa Mahkemesi'nin...tarih ve ... Esas sayılı ... İnşaat kararından sonra vermiş olduğu kararlarda davanın kabulü için soyut zararın ispatının yeterli olacağının kabul edildiğini, yine Anayasa Mahkemesi'nin 19.03.2024 tarih ve... başvuru nolu kararında soyut zararın varlığının kabul edildiğini, mahkemenin herhangi bir araştırma yapmadan davanın reddine karar vermesinin usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, davacıların lehine hükmedilen tazminat davası nedeniyle oluşan munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
İstinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf aşamasında alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu sırasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 14.10.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.