Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/375 E. 2026/1482 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/375
Karar No
2026/1482
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/375 - 2026/1482 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/375 KARAR NO : 2026/1482

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05.11.2024 NUMARASI : 2024/118 Esas 2024/1179 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1 -

: 2 - VEKİLİ : Av. : 3 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 25.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 15.10.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 08.11.2018 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, ...Şirketi adına kayıtlı, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davacının özel şirkette 2.500,00 TL maaşla çalıştığını, 23.05.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00 TL bakıcı gideri ve 1.000,00 TL hastane ve ilaç gideri olmak üzere toplam 4.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden poliçe teminat limitiyle, diğer davalılardan poliçe limiti üstünde kalan kısım için yasal faiziyle birlikte tahsilini, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi dışındaki davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini istemiş, 26.04.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile 2.000,00 TL olan sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı talebini 16.706,15 TL’ye yükselttiğini; 11.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de geçici işgöremezlik zararının SGK tarafından karşılandığını, sürekli işgöremezlik talebini 17.018,76 TL olarak ıslah ettiğini, 08.06.2021 tarihli duruşmada da hastane, ilaç ve tedavi giderinden feragat ettiğini bildirmiş, 16.07.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile de, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 89.184,91 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı ...Şirketi vekili, kazaya karışan aracın davalı şirketin mülkiyetinde olmasına rağmen 07.01.2016 tarihli Operasyonel Araç Kiralama Sözleşmesi ile ..... Limited Şirketine uzun dönem kiraya verildiğini, davalı şirketin kaza ile ilgili olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 3.maddesi uyarınca işleten sıfatı bulunmadığından davanın husumet yönünden reddini, trafik kazası tespit tutanağından davacının kazada %100 kusurlu olduğu belirlendiğinden talep hakkının bulunmadığını, maddi tazminatın muhatabının davalı sigorta şirketi olduğunu, manevi tazminatın ise fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı... Şirketi vekili, davalı şirketçe kazaya karışan ... plakalı araç için 15.11.2017-15.11.2018 tarihleri arasında geçerli zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini, davalının gerçek zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranda ve poliçe limitiyle sorumlu olduğunu, kaza tespit tutanağında davacı asli ve tam kusurlu bulunduğundan davanın reddini, aksi hâlde kusur ve maluliyet yönünden rapor alınmasını, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve hastane- ilaç masraflarının trafik sigortası kapsamı dışında olduğunu, faizin temerrüt tarihinden itibaren istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., savunma yapmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 15.12.2023 tarih, 2021/2104E.-2023/1044K.sayılı kararı ile verilen kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; kaldırma kararı doğrultusunda davalı ...Şirketi vekiline kiralamaya ilişkin belgeleri sunması için verilen kesin süre içerisinde kiralamaya ilişkin faturanın, cari hesap ekstresinin, ticari defter kaydının ve damga vergisi beyannamesinin sunulduğu, ... plakalı araç adı geçen davalı adına kayıtlı ise de, 07.01.2016 tarihli kira sözleşmesi ile süresiz olarak dava dışı ... Şirketine kiralandığı ve uzun süreli kira sözleşmesi ile işleten sıfatının devredildiği anlaşıldığından, davalının işbu davadaki davacı taleplerinden sorumlu olmadığı, davacı vekilinin 26.04.2021 tarihli dilekçe ile, yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatını 16.706,15TL olarak arttırdığı, 11.06.2021 tarihli dilekçesi bu durumu açıkladığı, ikinci bir artırımda bulunulmadığı anlaşıldığından 16.706,15TL sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihi olan 08.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...'dan ve ...Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacının maddi tazminat talepli davasının kısmen kabul, kısmen reddine, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine,16.706,15 TL sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihi olan 08.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...'dan ve ...Şirketinden müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmak üzere ve temerrüt tarihi olan 30.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) alınarak davacıya verilmesine, davacı yanın 16.07.2024 tarihli ıslah dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nın 176/2 maddesine aykırı olduğundan anılan dilekçesi ile talep edilen miktarın usûlden reddine, 355,16 TL bakıcı giderinin olay tarihi olan 08.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, tedavi gideri talebinin feragat nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... AŞ aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını ve istinaf kaldırma kararı sonrasında yapılan hesaplamaya göre yeniden talep artırım dilekçesi sunmalarına rağmen, mahkemece talep sonucunun ikinci kez artırıldığı, sadece bir defa talep artırım yapılabileceğinden bahisle ilk talep artırım dilekçesi üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu ve hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 08.11.2018 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, ...Şirketi adına kayıtlı, ... sevk ve idaresindeki aracın, karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralandığını ve malul kaldığını, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00 TL bakıcı gideri ve 1.000,00 TL hastane ve ilaç gideri olmak üzere toplam 4.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden poliçe teminat limitiyle, diğer davalılardan poliçe limiti üstünde kalan kısım için yasal faiziyle birlikte tahsilini, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi dışındaki davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini istemiş, 26.04.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile 2.000,00 TL olan sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı talebini 16.706,15 TL’ye yükselttiğini; 11.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de geçici işgöremezlik zararının SGK tarafından karşılandığını, sürekli işgöremezlik talebini 17.018,76 TL olarak ıslah ettiğini, 08.06.2021 tarihli duruşmada da hastane, ilaç ve tedavi giderinden feragat ettiğini bildirmiş, 16.07.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile de, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 89.184,91 TL olarak ıslah etmiş, mahkemece, 26.04.2021 tarihli dilekçe ile, yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatını 16.706,15TL olarak arttırdığı, 11.06.2021 tarihli dilekçesi bu durumu açıkladığı, ikinci bir artırımda bulunulmadığı anlaşıldığından 16.706,15TL sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihi olan 08.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...'dan ve ...Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacının maddi tazminat talepli davasının kısmen kabul, kısmen reddine, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine,16.706,15 TL sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihi olan 08.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...'dan ve ...Şirketinden müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmak üzere ve temerrüt tarihi olan 30.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) alınarak davacıya verilmesine, davacı yanın 16.07.2024 tarihli ıslah dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nın 176/2 maddesine aykırı olduğundan anılan dilekçesi ile talep edilen miktarın usûlden reddine, 355,16 TL bakıcı giderinin olay tarihi olan 08.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, tedavi gideri talebinin feragat nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. 1-Kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, kazanın meskun mahalde, yol platform genişliği 8 metre, çift şerit çizgisiyle bölünmüş tek yönlü, eğimsiz, düz, zemini kuru, asfalt kaplamalı yolda, gündüz, havanın açık, azami hız limitinin 50 km/s olduğu ve yaya geçidinin bulunmadığının, kazanın meydana gelmesinde davacı yaya ...'ün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/b-2 maddesini ihlâl ettiğinin, davalı sürücü ...'ın ise kural ihlâlinin olmadığının belirtildiği, kazaya ilişkin olarak Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/39076 soruşturma sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 01.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davalı sürücü ...'ın, idaresindeki araç ile çift şerit çizgisiyle bölünmüş yolda seyrederken, olay yerine geldiğinde, yolu karşıdan karşıya geçmek için, seyrine göre sol taraftan bölünmüş yolun bir bölümünü geçip, kendi yol bölümünde sol şeride kadar yürüyen yayayı gördüğünde zamanında ikazla birlikte etkin fren tatbik etmeyip önlemsizce yaya ...'e çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketiyle tali, yaya ...'ün, ifadesinden de anlaşıldığı şekilde, taşıt trafiğini, gelen aracın hız ve yakınlığını dikkate almadan kurallara uygun olmayan bir şekilde kontrolsüzce taşıt yoluna girip, ilk geçiş hakkını bırakmadığı sürücü ... sevk ve idaresindeki aracın sadmesine maruz kaldığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, Ankara Batı 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 27.02.2020 tarihli, 2019/473E.-2020/141K.sayılı kararında, sürücü ...'ın kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu belirtilerek 3.000,00 TL adli para cezasına mahkûm edildiği, eldeki dosyada Makine Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 12.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda da, davacı yaya ...'ün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/b-c maddesini ihlâl ettiğinden %75, davalı sürücü ...'ın ise, anılan Kanunun 52/b maddesini ihlâl ettiğinden %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, bahse konu raporun toplanan deliller ve kazanın oluş şekline uygun olduğu ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/485E.-2021/971K. sayılı kararında "…Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya ise kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukukî ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinde kısmi dava türü düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “Kısmi dava madde 109; (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez”. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır, Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 16.05.2019 tarihli ve 2016/22-1166E., 2019/576K., sayılı kararında da benimsenmiştir. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. Davanın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak açılmış olması halinde dava kısmi dava olup, davanın, özel bir dava türü olan ve HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen "belirsiz alacak davası" olarak açılması için dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerektiğinden, kısmi dava niteliğindeki davada dava değeri ancak ıslah yolu ile ancak bir kez artırılabilir (Yargıtay HGK'nın 2021/485 E. - 2021/971 K. sayılı emsal kararı) bu nedenle kısmi davada dava değerinin artırılmasına yönelik ilk dilekçesinin talep artırım, ikinci dilekçenin ıslah olarak kabul edilmesine olanak da bulunmamaktadır." denilmiştir. HMK’nın 119.maddesinde dava şartları düzenlenmiş, talep sonucu, dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlardan en önemlisi ve (HMK m. 119, II) zorunlu unsur olarak belirtilmiştir. Davacının talep sonucunu tüm dava türlerinde açıkça ifade etmesi gerekir. Talep sonucunun açıkça ifade edilmesi, davanın türünü, ne şekilde yürütüleceğini, derdestliği, iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağını, kesin hükmü ve hükmün icra edilmesini belirlemek bakımından önem taşır. Davacı, dilekçeler teatisi aşamasının tamamlanmasından sonra başlayan talep sonucunun genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağını ancak ıslah yoluyla aşabilir. 6100 sayılı HMK'nun 176.maddesinde yer alan “Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” düzenlemesine göre yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Somut olayda, dava dilekçesi içeriğinden ve talep kısmının incelenmesinden, davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğu belirtilerek kısmi dava olarak açıldığının anlaşıldığı, davanın HMK'nın 107.maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olarak açıldığının dilekçede belirtilmediği görülmüştür. Davacı vekilinin, 26.04.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettikleri tazminat miktarlarını artırdıktan sonra 11.06.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi adı altında ıslah ile talep edilen tazminat miktarını ikinci kez artırması mümkün olmadığından mahkemece aynı gerekçe ile ikinci bir artırımda bulunulamayacağının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır. 3-6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hâkim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, yaralanma hâlinde yaralanmanın kaza sonucu meydana gelmiş olması, maluliyet varsa oranı, iyileşme süresi, tedavi süresi ve tedavi süresince yapılan işlemler, varsa ameliyatlar, ölüm hâlinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacı için zenginleşme, davalı için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. Somut olay, yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 08.11.2018 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, ...Şirketi adına kayıtlı, ... sevk ve idaresindeki aracın, yaya davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının kolunda kırık meydana geldiğini ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 19.10.2020 tarihli raporda, davacının engel oranının %5 olduğu, 4 ay süre ile iş göremezlik hâlinde kaldığı, 3 hafta süre ile başkasının yardımına ihtiyacının bulunduğunun belirtildiği, Makine Mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 12.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda , davacı yaya ...'ün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/b-c maddesini ihlâl ettiğinden %75, davalı sürücü ...'ın ise, anılan Kanunun 52/b maddesini ihlâl ettiğinden %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerinde etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2018) paranın alım gücü yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile kalan 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 25.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/375, K. 2026/1482, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-375-e-2026-1482-k-59540b88966a