Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/486 E. 2026/1427 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/486
- Karar No
- 2026/1427
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/486 - 2026/1427 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/486 KARAR NO : 2026/1427
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28.11.2024 NUMARASI : 2024/3 Esas 2024/876 Karar
DAVACILAR :1- 2- 3-mirasçıları 1- 2- 3- 4- VEKİLİ : Av. 5- 6- 7- 8 -
DAVALILAR : 1- VEKİLİ : Av.
: 2 - VEKİLİ : Av. : 3- VEKİLİ : Av.
: 4- VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 17.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25.09.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 21.07.2023 tarihinde, davalı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı ...AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ... AŞ’ye ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı kamyonetin, İstanbul istikametinde ...istikametine seyir halindeyken aracının sağ ön kısımları ile emniyet şeride üzerinde yaya olarak bulunan, davacılar desteği ...’e çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca şimdilik davacı eş ... için 900.000,00 TL, davacı anne ... için 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının avans faizi ile birlikte tüm davalılardan, davacı eş ... için 400.000,00 TL, davacı çocuk ... için 300.000,00 TL, davacı anne ... için 300.000,00 TL olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ...’den kaza tarihi olan 21.07.2023 tarihinden, davalı ... AŞ’den temerrüt tarihi olan 02.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama aşamasında davalı ...AŞ yönünden davadan feragat etmiş, diğer davalılar yönünden talep artırım dilekçesi ile, davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebini 1.132.705,18 TL’ye yükseltmiştir. Davalı ...AŞ vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye ticaret Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, davadan önce sigorta şirketine kanunda belirtilen şekilde evraklar ile müracaat edilmediğinden davanın bu nedenle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumluluğunun ancak sigortalının kusuru kadar olduğunu, itirazları baki kalmak kaydıyla destekten yoksun kalma tazminat hesaplamasında bilirkişinin dikkate alması gereken hususların olduğunu, dava konusu kazaya ilişkin güncel ceza soruşturması evraklarının ara karar sonucu dosyaya eklenmesini talep ettiklerini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu haksız fiile dayalı tazminat talebi olduğundan avans faizi talep edilemeyeceğini, şirketin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, yetkisizlik kararı verilmek suretiyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini, kara araçlarının kasko sigortası genel şartları gereğince yapılması gereken zorunlu başvuru usulüne uygun olarak yapılmadığından dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava tarafından ilgili poliçenin ihtiyari mali mesuliyet klozu kapsamında ödeme yapılmasının talep edildiğini, hali hazırda henüz ZMMS poliçesi teminatı tüketildiğine ilişkin belgenin sunulmadığını, davalı şirketin sorumluluğunun poliçede belirtilen teminat limiti ile sınırlı olduğunu, sorumluluğa esas kusur oranlarının kesin ve net olarak tespit edilmesi gerektiğini, somut olayda birden fazla zarar gören olduğu için davacıların tazminat talebinin garameten ödeme ilkesine göre değerlendirilmesi gerektiğini, manevi tazminatın takdiri için tarafların sosyo-ekonomik durumu gibi durumların resen araştırılması ve bu doğrultuda hüküm kurulması gerektiğini, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının oldukça fazla olduğunu, tarafların zenginleşmemesi ilkesine aykırı olduğunu, davacıların faize ilişkin taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yetki alanında gerçekleşen bir trafik kazasına ilişkin olduğunun anlaşıldığını, huzurdaki dava ile en sıkı şekilde ve anlamlı ilişkili bulunan yer mahkemesinin Tekirdağ Asliye Ticaret Asliye Mahkemesinin olduğunun aşikar olduğunu, davalı sigorta şirketlerinin vergi kimlik numaralarının dava dilekçesinde bulunmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davadan önce, müvekkilinin davalı işleten aleyhine usulünce bir arabuluculuk müracaatında bulunulmadan doğrudan dava açıldığının görüldüğünü, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava dilekçesinde ileri sürülen maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından ayrıca zamanaşımının da oluştuğunu, davalı araç sürücüsü hakkındaki ceza yargılamasının derdest olduğunu, kesin hükme bağlanan bir durumun da gerçekleşmediğini, bu nedenle bekletici mesele yapılmasını, söz konusu kaza tespit tutanağının kaza taraflarının kusur durum ve oranlarının muhakkak ve nihai bir biçimde tespiti bakımından tek başına yeterli bir kanaat içermediğini, müteveffa yananı da belli oranda kusurunun bulunduğunun aşikar olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davanın yetkisiz Ankara mahkemelerinde ikame edildiğini, huzurdaki davanın Çorlu mahkemelerinde ikame edilmesi gerektiğini, davacının dilekçesinde müteveffanın kusursuz olduğunu iddia ettiğini, bu iddianın gereceğini yansıtmadığını, davalının aracını kurallara uygun olarak sevk ettiğini, dava konusu kazada merhumun asli kusurlu olan taraf olduğunu, manevi tazminatın lehine hükmedilen kişi için bir zenginleşme sebebi olmayacağı gibi aleyhine hükmedilen için de bir ceza niteliğinde taşınmaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davacıların destekten yoksun kalma zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor ve ek rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, TBK’nın 56. Maddesi gereğince davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davalı ...AŞ yönünden davadan feragat edildiği gerekçesi ile maddi tazminat davası (davacılar ... ve ... tarafından açılan) yönünden; davalı ...AŞ aleyhine açılan davanın, feragat nedeni ile reddine, davalılar ... AŞ, ... ve ... aleyhine açılan davada; davacı ...'ün davası yönünden davacının alacağı yargılama sırasında sigorta şirketi tarafından ödenmekle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına; davacı ...'ün maddi tazminat davası yönünden, davanın kabulü ile, 1.132.705,18 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak(davalı ... AŞ’nin poliçe limiti olan 1.000.000,00 TL ile sorumlu olmak kaydıyla) davacıya verilmesine, alacağa davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 21.07.2023 tarihinden, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 02.11.2023 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine; manevi tazminat(tüm davacılar tarafından açılan) yönünden, davalı ... AŞ aleyhine açılan davanın reddine; davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile, 250.000,00 TL'nin davacı eş ...'e, 200.000,00 TL'nin davacı anne ... mirasçılarına(miras payları oranında), 200.000,00 TL'nin davacı müteveffanın oğlu ...'e, davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak verilmesine, tazminatlara kaza tarihi olan 21.07.2023 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı ... mirasçılarından bir kısmının davayı takip etmedikleri halde lehlerine hükmedilen manevi tazminattan pay verilmesinin hatalı olduğunu, davacılar yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarlarının ise az olduğunu, davalı ... AŞ lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı ...AŞ’ye ZMSS poliçesi ile sigortalı, davalı ... AŞ’ye İMSS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı kamyonetin, İstanbul istikametinde ...istikametine seyir halindeyken aracının sağ ön kısımları ile emniyet şeride üzerinde yaya olarak bulunan, davacılar desteği ...’e çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep etmiştir. Davacılardan ..., yargılama aşamasında, 28.06.2024 tarihinde vefat etmiştir. Gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti ölümle sona erer. TMK'nın 28. maddesi gereğince, dava devam ederken taraflardan birinin ölümü halinde ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Asilin ölümü ile vekalet ilişkisi de sona erer. Davanın açıldığı sırada mevcut olmasına rağmen yargılama sırasında taraflardan birinin ölümüyle taraf ehliyetinin sona ermesi durumunda HMK’nın 55. maddesi uygulama alanı bulur. Bu doğrultuda HMK’nın 55. maddesi; “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir” hükmünü haizdir. Ölen tarafın mirasçılarına miras yoluyla intikali mümkün malvarlığına ilişkin davalarda HMK'nın 55. maddesi uygulanması gerekir. Bu durumda, miras yoluyla intikali mümkün hakların konusunu oluşturduğu bir davada, davacının ölümü hâlinde HMK’nın 55. maddesi gereğince mahkemece, davacının mirasçılarının tamamı tespit edilerek davadan haberdar edilmeleri gerekir. Davacının tek bir mirasçısının bulunması hâlinde bu mirasçı, birden fazla mirasçısının bulunması hâlinde de TMK’nın 640. maddesi uyarınca terekeye el birliğiyle malik olmaları sonucu aralarında HMK’nın 59. maddesi gereği mecburi dava arkadaşlığı bulunan mirasçıların tamamı davadan haberdar edilerek murisleri tarafından açılan davaya devam etme iradesinde olup olmadıkları belirlenmelidir. Bu doğrultuda yapılacak tebligatlar sonrasında mirasçıların terekeyi kabul veya ret etmemiş olmaları hâlinde TMK’nın 606. maddesinde belirlenen üç aylık mirasın reddine dair süre beklenerek mirasçıların tamamının davaya katılımı ile taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilir. Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkemece, davayı takip için kayyım tayin edebilecektir. Ancak her hâlükarda davacının vefatından sonra yargılamaya devam edilebilmesi için mahkemece mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkilinin sağlanarak yargılamaya devam edilip hüküm kurulması gerekir. (Yargıtay HGK 2018/30 E. 2022/782 K. ) Somut olayda, davacı ...’ün, yargılama aşamasında vefat ettiği, Nazımiye Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/50 Esas 2024/50 Karar sayılı veraset ilamına göre, mirasçılarının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...ve ... olduğu, ilk derece mahkemesince, mirasçılara davaya muvafakat ve takip etmeleri hususunda tebligatların çıkarıldığı, tebliğlerin yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı ... mirasçılarından ..., ..., ... ve ...’ün vekili olarak Av....’nın, davaya muvafakat ettiklerini bildirdiği, mirasçılardan ... ..., ... ve ...’nin dosyaya sundukları yazılı beyanla davaya muvafakat ettiklerini bildirdiği ancak mirasçılardan ...’in davayı takip etmediği ve açılan davaya muvafakatini bildirir bir dilekçe sunmadığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece, terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkilinin sağlanarak yargılamaya devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken taraf teşkili usulüne uygun şekilde sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Kabule göre de, 14.03.2025 tarihli 32841 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2024/29 Esas - 2024/226 Karar sayılı, 25.12.2024 tarihli kararı ile, manevi tazminat davaları yönünden 6100 Sayılı HMK'nın 326.maddesinin 2. fıkrasındaki, “davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır” düzenlemesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, kararın Resmi Gazetede yayınlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, eldeki dosyanın incelenme tarihi itibariyle de iptal kararının yürürlüğe girdiği, 08.01.2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yapılan değişiklik ile de, manevi tazminat isteminin reddi halinde hükmedilecek vekalet ücretini düzenleyen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinin 2. fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı gözetilerek davacıların manevi tazminat talebinin kısmen reddi nedeniyle davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n