Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/307 E. 2026/1714 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/307
- Karar No
- 2026/1714
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/307
KARAR NO : 2026/1714
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/01/2021
NUMARASI : 2018/751 Esas - 2021/23 Karar
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket bünyesinde birçok kişi çalışmakta olduğu, bu çalışanlardan bir tanesi de ... isimli şahıs olduğunu, adı geçen şahsın 01/02/2013 tarihinden itibaren ön muhasebe yetkilisi olarak davacı şirkette çalıştığını şirket çalışan olan ... şirketin kendi içindeki cari hesap dokümantasyonları, excel ve mikro programlarındaki alacak ve borç bakiye hesaplarıyla oynayarak hesaplarda karışıklık çıkartığını, cari hesap ilişkisini olduğundan fazla gösterdiğini, olmayan borç ilişkisinden kaynaklı şirket ortağı olan Mahmut Kepeci'nin imzasının taklit ederek çeşitli sayıda çekler düzenlediğini, davacı şirket ve davalı ... arasındaki çek akdine dayanarak davacı şirket yetkilisinin rızası dışında düzenlenen...Mahalle Şubesine ait ... seri numaralı çeklerin davalı bankanın Alaşehir, Germencik ve Antalya Şubeleri tarafından gerekli inceleme yapılmadan 3. Kişilere tahsil ettirildiğini, işbu durumun taraflarınca fark edilmesinin ardından Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/15429 Soruşturma sayılı dosyası ile ... hakkında şikayet ve suç duyurusunda bulunulduğunu, sahte imza ile keşide edilen çeklerin davalı ... görevlilerince incelenmeden tahsil ettirildiğini, çekler tahsil ettirilirken hiçbir şekilde davacının teyit ve onay adına aranmadığını beyanla bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davranması ve her halükarda basiretli bir tacir gibi davranmaması neticesinde anılan zararın doğduğunun kabulü gerektiğini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurda görülen davada sorumluluğu bulunmayan davacı ... bakımından davanın esasa girilmeksizin husumet yönünden reddini talep ettiklerini, davanın davacı çalışanı ...' a ihbarını talep ettiklerini, davacı tarafın kendi çalışanı hakkında yapmış olduğu suç duyurusu dışında davacı bankaya yönelttiği haksız davaya dayanak bulmak amacıyla tamamen kötü niyetli bir şekilde davacı ... personeli hakkında da suç duyurularında bulunduğu, bu suç duyurularına istinaden Mersin, Alaşehir, Antalya ve Germencik Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturmalar başlatıldığını, davacı ... tarafından gerçekleştirilen işlemler bankacılık mevzuatına ve müşteri ile akdedilen sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, davaya konu olayda kusurun tamamı basiretli bir tacirden beklenen dikkat ve özne göstermeyen davacı şirkete ait olduğunu, davacı tarafın bizzat kendi çalışanı tarafından gerçekleştirilen yeterli dikkat ve denetimi göstermemesi nedeni ile meydana gelen dolayısıyla kendi kusurunun yol açtığı hadisenin neticelerine hukuken katlanmak zorunda olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... tarafından verilen çek karnesindeki davaya konu çeklerin davacı şirketin muhasebe yetkilisi tarafından davacı şirketin temsilcisinin imzası taklit edilmek suretiyle tanzim edildiği, bu şekilde tanzim edilen çeklerin davalı bankaya ibraz edilmesi neticesinde davalı bankanın çek bedellerini ödediği, bu ödemeden davalı bankanın sorumlu olduğu iddiası ile eldeki dava açılmış ise de çekler üzerindeki imzalar ile davacının temsilcisi Mahmut Kepeci'nin tetkik edilen imzaları arasında benzerlik bulunması, imzalar arasındaki farklılığın ancak grafoloji uzmanı tarafından tespit edilebilmiş olması, davalı bankaya her çek ibrazı sırasında çekin altında yer alan imzanın temsilciye ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırma zorunluluğunun hayatın olağan akışı ve ticari hayat gereklerine uymadığı, davalı ... memurundan ibraz edilen çekteki imza ile temsilcisinin imzasının yan yana getirilmek suretiyle iki imza arasında çıplak gözle fark edilebilecek bir farklılık olmadığı takdirde çekin gerçek imza ile tanzim edildiği yönünde kabulde bulunarak gerekli işlemi yapmasının beklenmesi, daha ayrıntılı bir inceleme yapma yükümlülüğünün yüklenmesinin ticari hayatı aksatacağı hususu göz önüne alındığında davacı şirket temsilcisinin imzasını çıplak gözle ayırt edilemeyecek kadar iyi taklit edilmesi ve çekin bu şekilde ibraz edilmesi halinde bu çeke istinaden ödeme yapan davalı bankanın kusurlu kabul edilemeyeceği, öte yandan çek karnesini özenli bir şekilde saklayamayarak kendi bünyesinde çalışan muhasebe elemanının çek karnesinde yer alan bir takım çekleri temsilcinin imzasını taklit ederek tanzim etmesi şeklinde gerçekleşen vakada hem çek karnelerini özenli şekilde saklayamayan hem de personelinin gerekli denetimini yapamayan davacının dava konusu çeklerin ödenmesinde kusurlu olduğu, bu nedenle tam kusuru ile çeklerin çalışanı tarafından kullanılmasına sebebiyet veren davacının davalıdan bu çeklerin ödenmesi nedeniyle tazminat talep edemeyeceği sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... işletmelerinin diğer ticari işletmeler ve ticaret kanunun düzenlenmiş olan diğer ortaklıklardan farklı olması hasebi ile sorumluluk, özen yükümlülüğü ve tacirlik vasfının davacı firmaya kıyasla daha ağır koşullarda incelenmesi gerektiğini, davalı bankanın kendisine adam çalıştıranın sorumluluğu ve basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü ile donatılan yasa hükümlerinden mahsup bırakıp, kendisine kıyasla tacirlik vasfı daha küçük olan davacının tacirliğini ve adam çalıştıranın sorumluluğunu öne sürerek kusur affetmesinin abesle iştigal olduğunu, atıfı yapılan kanun maddelerinin daha ağır ve istinasız şekilde bankalara uygulanması gerektiğini, bankaya güvenin sorumluluk yönünden genel değerlendirmesi diğer özel hukuk sujeleri gibi bankaların da kendilerine güvenen müşterilerine, onların yakınları olan üçüncü kişilere ve bilgi almak ya da ilişki kurmak amacıyla kendilerine başvuran kişilere karşı, koruyucu nitelikte bir özen borcu olduğunu, bankaya duyulan özel güvenin sorumluluğuna etkisi bankaların, güven kurumu olmaları sonucunu doğuran bu özel vasıfları nedeniyle sorumluluk konusunda özel kurallara tabi tutulmaları gerektiğini, bir bankanın, bankacılık sektörünce oluşturulan örf ve adet kurallarına uyduğunu ileri sürmesi de bunlar hakkaniyete uygun düşmüyorsa sorumluluktan kurtulmak için tek başına yeterli bir gerekçe olmadığını, ölçüsü ağırlaştırılmış bulunan özen borcuna aykırılıktan doğan sorumluluğun kapsamını genişletmek ve hafif kusurlu ve hatta kusursuz olsa dahi davalı bankanın sorumlu tutulacağını, bankaların tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranmaları mükellefiyeti, herhangi bir tacirinkinden farklı olduğunu, bankaların özen borcunun ölçüsü belirlenirken, bankacılık mesleğinin ve sektörün kendisine has nitelikleri mutlaka nazara alınması gerektiğini, davalı bankanın sorumsuzluk kaydına dayanmasının mümkün olmadığını, Tacir ... gelişen teknolojik imkanlardan da yararlanarak, sahtecilik olaylarının önlenmesi için gerekli tedbirleri alması gerektiğini, başka şubeye ibraz nedeniyle imza kontrolünün yapılamamış olması her halde bankanın kusursuz olduğunu göstermeyeceği gibi davalı beyanlarının aksine bu durum ... lehine yoruma imkan vermeyeceğini, bir güven kurumu olan bankaların sadece karar yetkisine sahip olanlar değil, genel olarak bütün personellerinin bankanın müşteri nezdinde güvenini sağlayan vitrini olduğunu,özen borcunun ihlali nedeniyle sorumlu olacaklarını, bankalar görevlilerinin davranışlarından, sanki organları imiş gibi sorumlu olacaklarını ve bu sorumluluğun kusur sorumluluğundan bağımsız olacağını, sahte imza ile çeki keşide eden, çeki cirolayan ve tahsil ettiren dava dışı şahısın Davalı Bankayı da dolandırdığı da düşünüldüğünde, doğrudan doğruya kendini korumayan Davalı Bankanın tüm bu kararlar ve gerekli yasa hükümleri altında sorumlu olduğunu, çalışanlarının gerekli özen ve dikkat yükümlülüğü yerine getirilmiş olsa idi veya Davalı ... gözetim ve denetim yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmiş olsa idi bu kadar zararın olmayacağını veya azından önlenebileceğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davranarak ibraz edilen ve keşideci imzası sahte olan çekin ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, muhatap bankanın yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve davacının kusuru bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı tarafça, bir çalışanının şirket ortağının imzasını taklit ederek çeşitli çekler keşide ettiği ve muhatap bankanın özen yükümlülüğüne aykırı olarak çekleri ödediği, bankanın güven ilkesi gereği ödemeler nedeniyle ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğu iddiasıyla zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 812. maddesi, sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun, şeklindedir.
Ödeme için ibraz edilen çek üzerinde muhatap ... tarafından bir kısım incelemelerin de yapılması zorunludur. Bu anlamda çekin yasal unsurları haiz gerçek bir çek olup olmadığı, süresinde ibraz edilip edilmediği, ibraz edenin meşru hamil olup olmadığı, emre yazılı çeklerde ciro zincirinin muntazam olup olmadığı, keşideciye atfen atılan imzanın keşideci yahut temsilcisine ait olup olmadığı, çekte ayrıca bir tahrifatın bulunup bulunmadığı ve başkaca bir ödeme engeli bulunup bulunmadığı hususlarında inceleme yükümlüğü altında olan muhatap bankanın, gerekli özeni göstererek ödemeye engel bir hususu tespiti hâlinde ödeme yapmaktan kaçınması gerekmektedir. Aksi durumda yapılan ödemeyi keşideciden talep edemeyecektir.
Muhatap ..., çekteki keşideciye atfen atılan imzanın gerçek hesap sahibine veya yetkili temsilcisine ait olup olmadığını inceleyerek çekte herhangi bir tahrifatın yapılıp yapılmadığını da kontrol edecektir. Aksi takdirde anılan madde, sahte ve tahrif edilmiş çekin ödenmiş olmasından doğan zararın, muhatap bankaya ait olacağını hükme bağlamış, sahteciliğin inandırıcı olup olmadığı, iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı gibi hususlar yasal unsurlar arasında sayılmamıştır. Buna göre 6102 sayılı TTK’nın 812. maddesi ile öngörülen sorumluluk muhatap ... açısından kusursuz ve kanundan doğan bir sorumluluk olup ancak keşidecinin kusurunun ağırlığı oranında muhatap bankanın sorumluluktan kurtulacağı öngörülmektedir(Yargıtay HGK'nın 20/04/2021 Tarih ve 2017/11-37 E. - 2021/512 K. Sayılı kararı).
Davacı tarafça Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına verilen şikayet dilekçesinde, ...'ın şirket bünyesinde ön muhasebe yetkilisi olarak çekleri yazıp imzalatmak, (...) ile yükümlü olduğu ifade delmiştir. Buna göre, davacı şirket tarafından çek defterinin şirket adına çek düzenleme yetkisi bulunmayan bir çalışana tevdi edilmesi nedeniyle çek defterinin basiretli bir tacirin göstereceği özenle iyi saklamamış olduğu anlaşılmaktadır. çek defterini iyi saklamamış olması ise sahte çekin ödenmesiyle ilgili olarak TTK'nın 812. maddesi gereği bankanın sorumluluğunu kaldırmaktadır. Kullanılan imzanın şirket yetkilisinin imzasına benzer olması da nazara alındığında davalı bankaya yüklenebilecek başka bir sorumluluk sebebi de ispat edilebilmiş değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026