Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1663 E. 2026/1717 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1663
- Karar No
- 2026/1717
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1663
KARAR NO : 2026/1717
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYETİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/01/2022
NUMARASI : 2019/193 Esas - 2022/67 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin mobil elektronik haberleşme hizmeti sunan, hisseleri ... ve ... borsasına kote olan ilk Türk Şirketi olduğunu, bu şirketin isim ve logosu ile birçok ürünü TPE nezdinde marka olarak tescilli olduğunu ve koruma altına alınmış olduğunu, davalının ... hesabından ... hakkında 29/03/2016 tarihinde ''@ ... @... @ ... özel olarak milleti nasıl dolandırırız diye arge çalışması yapıyor musunuz??", "Paketi iptal ettiğini söyleyip sonraki aya yansıtmak ne demek rezil utanmazlar! Bana mı sordunuz tanımlarken @... @... @..."; @... hattı iptal edeceğim günü iple çekiyorum! Rezil hırsızlık planlarınızla uğraşmayacağım. Böyle rezilce çalmanıza gerek yok yardım isteseniz 15 TL. ederdim ahlaksızlar @... @..."; @... @... iznim olmadan hattıma paket tanımlıyorsunuz, iptal ediyorum yine kullandığım gün diye fatura ediyorsunuz. Ahlaksızlar"; @... @... @ ... 15 TL. için hırsız olmaya değmez diyeceğim ama demek toplamında iyi kar ediyorsunuz"; @... @... akıllı dünya paketi ile dolandırıcılıkta çığır açtınız diğer operatörler örnek alsın @ ..."; " ... @... @... pahalı ve dolandırıcılar. Değiştirin."; @...@ ... @... taahhüdün dolunca ben de değişeceğim bu vasıflı soyguncuları" içerikli mesaj atarak haksız, mesnetsiz ve hukuksuz olarak şirketin kişilik haklarına saldırdığını ve ticari itibarının ağır şekilde ihlal edildiğini ileri sürerek davalıdan 50.000,00 TL. manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davaya konu paylaşımları yaptığı iddia edilen "babasının kızı@..." isimli ... kullanıcısının davalıyla bir ilgisinin bulunmadığını, davalının herhangi bir ... hesabı bulunmadığı gibi iddia edilen paylaşımların davalı tarafından yapılmadığını, dolayısıyla davanın gerçeğe aykırı şekilde davalıya yöneltilmiş olması sebebiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davalının isminin ... kullanıcısı ile aynı ismi taşıyor olmasının "...@..."isimli hesabın davalıya ait olduğu veya paylaşımların davalı tarafından yapıldığı anlamına gelmediğini, ilgili hesapta davalının resminin bulunmasının da yine bu yönde bir sonuç doğurmadığını, çünkü internet ortamında ve sosyal paylaşım sitelerinde milyonlarca sahte hesabın kullanıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı ile davacı ... ... A.Ş. Arasında telefon aboneliği dolayısıyla bir tüketici sözleşmesinin mevcut olduğun,u davaya bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğun,u davalının yaptığı iddia edilen paylaşımlar incelendiğinde paylaşımları ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını, söz konusu paylaşımlar değerlendirilirken manevi tazminat iddiasında bulunan tarafın toplumdaki statüsünün de önemli olduğunu, Yargıtay ve AİHM kararları incelendiğinde topluma mal olmuş tüzel ve gerçek kişilerin, kişilik haklarının koruma alanının daha dar olduğunun kabul edildiğini, davacı tarafın iddiasının aksine yapıldığı iddia edilen paylaşımların haksız rekabet niteliğinde olmadığını, haksız rekabet hükümlerinin müşteri ile firma arasında uygulanmasına olanak olmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın pasif husumet yokluğundan ve görevsizlik nedeni ile usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Somut olayda, davalı tarafından yapılan paylaşımların, davacı kurum tarafından yapılan paket değişikliği ve sonrasında yaşadığı mağduriyetine ilişkin olduğu, iletişim hizmeti veren davacı tarafından yapılan işlemlerin yanlışlığını belirtmek amacıyla bu paylaşımlarda bulunduğu, amacının davacının kişilik haklarına hakaret ve diğer operatörler karşısında kötüleme niteliğinde olmadığı, davalının gerçek kişi olduğu, bir TC vatandaşı olarak paylaşımlarının ağır eleştiri kapsamında değerlendirilmesinin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline daha uygun olacağına mahkememizce kanaat getirildiği, eleştirinin sadece olumlu karşılanan veya zararsız veya tarafsız görülen bilgi ve fikirleri değil, demokratik toplumun gereklilikleri olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin parçası olan, rencide eden, şoke eden, rahatsız eden bilgi ve fikirleri de koruma altına aldığının AİHM'nin birçok kararında ifade edildiği, kaldı ki tüzel kişi tacir olan davacının manevi zararının oluştuğuna dair kanaatinde oluşmadığı, bu nedenle davalının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımın kişisel değer yargısı niteliğindeki ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında ağır eleştiri olarak kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu sebeple 03/09/2021 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmamıştır. Ayrıca her ne kadar davalı vekili tarafından dava konusu sosyal paylaşımların davalı tarafından yapılmadığı ileri sürülerek pasif husumet itirazında bulunulmuş ise de; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, davacı tarafından sunulan deliller, alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında dava konusu sosyal medya paylaşımlarının davalıya ait olduğu anlaşılmış, davalının bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. Anılan gerekçelerle, davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin dava konusu paylaşımın eleştiri niteliğinde olduğu ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı yönündeki hükmünün isabetsiz olduğunu, davalı tarafça ... üzerinden davacı aleyhinde yapılan paylaşımların TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının sosyal medya hesabından davacı Şirket hakkında ağır ithamlarda bulunmuş aynı zamanda bu ağır eleştiri sınırını aşan ifadelerin davacı Şirketin ticari itibarını da zedelediğini, davacı şirketin müşterilerini dolandırdığını, hırsızlık yaptığını belirten ifadeler kullanan davalının, davacı şirket hakkında gerçek dışı ve yanıltıcı bu iddialar ile üçüncü kişileri ise rekabette öne geçirmiş, davacı şirket açısından haksız rekabet ortamının oluşmasını sağladığını, davalının ... gibi dünyanın en popüler sosyal medya platformlarından birinde davacının “Vasıflı soyguncular” yönündeki iddia ve ithamları, tartışmasız davacının toplum nezdindeki şeref, saygınlık ve ticari itibarını ağır şekilde zedelediğini, yerel Mahkemenin “yapılan işlemlerin yanlışlığını belirtmek amacıyla bu paylaşımlarda bulunduğu” yönündeki kararı mesnetsiz ve kabulü mümkün olmayan bir karar olduğunu, davalının davacı hakkındaki gerçeğe aykırı, yanıltıcı, aşağılayıcı ve davacının ticari itibarını ihlal edici ifadeleri uyarınca, Davalı tarafından davacı Şirkete manevi tazminat ödenmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, yapılan sosyal medya paylaşımlarının haksız rekabet teşkil ettiği ve kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasına dayalı manevi tazminat davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının ifade özgürlüğünün sınırlarını aşıp aşmadığı, haksız rekabet ve davacının kişilik haklarını ihlal edici nitelikte bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davaya konu, ...@... isimli ... hesabından 29/03/2016 tarihinde @... @... etiketleyerek "özel olarak milleti nasıl dolandırırız diye arge çalışması yapıyor musunuz??", "Paketi iptal ettiğini söyleyip sonraki aya yansıtmak ne demek rezil utanmazlar! Bana mı sordunuz tanımlarken", "... hattı iptal edeceğim günü iple çekiyorum! Rezil hırsızlık planlarınızla uğraşmayacağım. Böyle rezilce çalmanıza gerek yok yardım isteseniz 15 TL. ederdim ahlaksızlar", "iznim olmadan hattıma paket tanımlıyorsunuz, iptal ediyorum yine kullandığım gün diye fatura ediyorsunuz. Ahlaksızlar", "15 TL. için hırsız olmaya değmez diyeceğim ama demek toplamında iyi kar ediyorsunuz"; "akıllı dünya paketi ile dolandırıcılıkta çığır açtınız diğer operatörler örnek alsın @ ...", "... @... @... pahalı ve dolandırıcılar. Değiştirin."; @... @ ... @... taahhüdün dolunca ben de değişeceğim bu vasıflı soyguncuları" şeklindeki paylaşımlar yapılmıştır.
Davacı tarafça, davalının yaptığı sosyal medya paylaşımlarının yanlış, yanıltıcı ve gereksiz yere incitici nitelikte olduğu, bu paylaşımların kişilik haklarını ihlal ettiği ve ticari itibarını zedelediği, rakibini ticarette öne çıkararak haksız rekabet teşkil ettiği iddiasıyla manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi(İHAS)'nin 10/1. Maddesi ve Anayasa'nın 26/1. Maddesinde, herkesin, düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, bu hürriyetin resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak yada vermek serbestliğini de kapsadığı düzenlenmiştir. İHAS'ın 26/2. Maddesi ve Anayasa'nın 26/2. maddesinde de, görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması (...) başkalarının şöhret ve haklarının korunması (...) amaçlarıyla sınırlanabileceği düzenlenmiştir.
Davaya konu paylaşımların, Sözleşme'nin 10. Maddesi çerçevesinde, davaya özgü koşullar ve davanın genel bağlamı ışığında incelenmesi gerekir. İfade özgürlüğünün, "yalnızca hoş karşılanan veya zararsız ya da önemsenmez olarak görülen "bilgiler" veya "düşünceler" için değil, aynı zamanda "hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici" olanlar için de geçerli olduğu, yine de ifade hürriyetinin başkalarının şöhret ve haklarını korunması amacıyla gerektiğinde sınırlandırılabileceği, ancak davaya konu paylaşımın AİHM 'nin kararlarında belirtildiği şekilde sözleşmenin 10/2 'nci maddesindeki şöhret ve hakların ihlal edici nitelikte olup olmadığı hususu katı bir şekilde değerlendirildiğinde ve ayrıca alınan bir tedbirin, yalnızca istisnai koşullarda başkalarının şöhret ve haklarının korunmasıyla haklı gösterilebileceği hususu ile tüzel kişinin kişilik haklarına ilişkin menfaatler ile gerçek kişinin kişilik haklarına ilişkin menfaatler arasında bir farklılık olduğu ve tüzel kişinin kişilik haklarına ilişkin menfaatlerin ahlaki boyuttan yoksun olduğu(AİHM-Kharlamov/Rusya, No. 27447/07, § 25, 8 Ekim 2015) nazara alındığında ihtilaf konusu paylaşımda, tek başına, özellikle davacının kişilik haklarını zedelediğinin düşünülmesine imkan veren herhangi bir unsur bulunmadığı gibi paylaşımın karalama kampanyası yürütmek için bu durumdan yararlanma niyeti ile yapıldığını belirten herhangi bir unsur da bulunmamaktadır. Davalının ifade özgürlüğü hakkını koruma gerekliliği ile davacı şirketin şöhret ve haklarını koruma gerekliliği arasında adil bir dengenin kurulması gerekir. Dayanılan manevi tazminat istemi gerekçelerinin ifade özgürlüğü hakkına yapılan bu tür bir müdahaleyi haklı göstermek için yeterli değildir. Her ne kadar talep edilen veya hükmedilmesi muhtemel tazminat miktarı neticede çok yüksek olmasa da, gerçekte, söz konusu mahkûmiyet kararının, toplum hayatını ilgilendiren konuların kamuya açık şekilde özgürce tartışılması üzerinde şüphesiz caydırıcı bir etki yaratacak(...) ve dava konusu paylaşım nedeniyle davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi, Sözleşme'nin 10. Maddesi anlamında "demokratik bir toplumda gerekli" olmayan müdahalenin, ifade özgürlüğü hakkını kullanmasında orantısız bir müdahale oluşturacaktır(AİHM-Erdener/Türkiye, Başvuru No. 23497/05, 02.02.2016) (Kaynak: http://www.inhak.adalet.gov.tr/ara/karar/Erdener-Türkiye).
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 54/2. Maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu düzenlenmiştir. TTK'nın 55/1. Maddesinde de, haksız rekabet hâllerinin başlıcaları olarak, dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, (...) sayılmıştır.
AİHM'nin yakın tarihteki kararlarında büyük ve halka açık şirketlerin kabul edilebilir eleştiri sınırlarının daha geniş olduğu belirtilmektedir. Davaya konu paylaşımların davalının davacı ile olan abonelik ilişkisi kapsamında kişisel deneyimiyle ilgili olduğu ve dava konusu paylaşımların yapıldığı sosyal medya hesabının etkileşim potansiyeli ve tarafların konumu da nazara alındığında paylaşımda geçen ifadeler, "hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici" olsalar da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesi ve Anayasanın 26. maddesi uyarınca ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında korunması gerektiğinden, dava konusu paylaşımda kullanılan ifadelerin eleştiri ve ifade hürriyeti sınırlarında kaldığının kabulü gerekir.
Yukarıda açıklandığı üzere davaya konu paylaşımların Anayasa ile güvence altına alınan ifade hürriyeti kapsamında kalması nedeniyle dava konusu paylaşım kusurlu bir hareket niteliğinde değildir. Bu halde eleştiri niteliğindeki paylaşımlar haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kapsamında da kalmamaktadır. Buna göre, haksız rekabet ve TTK'nın 56. Maddesinin atfı ile TBK'nın 58. Maddesindeki manevi tazminat şartları somut olayda gerçekleşmemiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026