Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/832 E. 2026/1709 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/832
Karar No
2026/1709
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/832

KARAR NO : 2026/1709

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/03/2023

NUMARASI : 2021/584 Esas - 2023/195 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan ZararNedeniyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu aleyhine, İcra dosyasına birer örneği sunulmuş olan İstanbul 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/669 Esas sayılı ilamı ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2015/254747 E. ve 2016/6027 K- Sayılı onama kararına dayanarak genel haciz yoluyla takip yapıldığını, Ödeme emri borçluya 12.08.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olup borçlu tarafından süresi içinde borcun aslına faizine ve diğer ferilerine, borcun zamanaşımına uğradığı ve borcu olmadığı gerekçesiyle itiraz edildiğini ve icra takibinin durduğunu, Borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu, Öncelikle borçlunun takibe konu alacağın sargılamayı gerektirdiği yönündeki itirazı mesnetsiz olduğunu, Davalı bankaya karşı, "kredi borcu ödenmiş olmasına rağmen kredi teminatı olarak bankaya verilmiş olan çek ve bonoların ihtara rağmen davacı/alacaklıya iade edilmemesi nedeniyle açılmış olan tazminat davasının, İstanbul 5.Ticaret Mahkemesi'nin 2014/669 Esas sayılı dosyasından karara bağlandığını, Davanın Mahkeme tarafından kısmen kabul ve kısmen reddedildiğini, Yargılama sonunda Mahkeme gerekçeli kararında. "davacı/ alacaklının 38.460,00 TL asıl alacak ve 8.588.33 TL faiz olmak üzere 47.048.33 TL alacağı bulunduğu, ancak alacağın 9.000.00 TL'lik kısmının dava konusu yapıldığı, Yargıtay'ın bozma ilamından sonra ıslah yaparak talebin artırıldığı, yargıtay bozma ilamından sonra ıslah yapılamayacağından davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin kısmın reddine, alacağın temerrüt tarihinden itibaren isleyecek reeskont faizi ile tahsiline seklinde karar verildiğini, Davalı bankanın uzun yıllardır devam eden dava nedeniyle müvekkili firmanın alacağını ödemediği gibi şimdi de alacakla ilgili zamanaşımı itirazında bulunmasının kötü niyetli olduğunun açık göstergesi olduğunu, Davalının itirazları haksız kötü niyetli ve davacının alacağını sürüncemede bırakmaya dönük olduğunu, Borçlunun borcun aslına faizine ve diğer ferilerine yapağı itirazın iptalini talep ettiklerini, Takibe konu alacağa vaki haksız itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere davacı lehine icra inkar tazminatına hükme dilmesine, itirazın iptalini %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama ve vekalet ücretinin davalı taraf yüklenmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili bankaya, temlik cirosu ile teslim edilen çek ve senetlerin meşru hamili olduğunu, müvekkili banka meşru hamil sıfatı ile zamanaşımı süresi dolmadan ve kredi borcu kapatılmadan icra takip işlemlerine başladığını, Yerel mahkeme; gerek bilirkişi incelemesi ve gerekse resen Çaptığı incelemeler neticesinde yasal takibe konu edilen kambiyo evraklarına ilişkin icra takiplerinde hak edilen vekalet ücretinin ödenmemiş olması sebebiyle isabetli olarak davanın reddine karar verildiğini, Davacı .... Ltd. Şti. Tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'’nin 2014/669 E. Sayılı dosyası ile açılan Tazminat davasında; Davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu nedenle dosya temyiz edilerek Yargıtay'a gönderildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/15474 E. 2016/6027 K. Sayılı İlamı İle Yargıtay II. H.D. Yerel Mahkeme kararını düzelterek onandığını, Söz 'konusu kararda; Davalı Bankanın hafif kusurundan bile sorumlu olduğu, bu nedenle sorumsuzluk anlaşmasının geçersiz olduğu, Bankanın davacı kredi borçlusundan alacağını tahsil etmiş olduğu, nezdinde bulunan kıymetli evrakların zaman aşımına uğradığı bu şekilde davacının zarara uğradığı, Davacının, davalı Bankadan 38.460,00-TL Asıl alacak, 8.588,33-TL Temerrüt faizi olmak üzere toplam 47.048,33-TL alacağı bulunduğu, ancak alacağının 9.000-TL'lik kısmını dava konusu yaptığı, Yargıtay bozma kararından sonra ıslah yapılarak talebini arttırdığı, Yargıtay bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağından davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, Davaya konu, çek ve senetler tahsil edildiğinde kredi borcundan mahsup edilmek üzere teslim alınmış olup davacı ile imzalanan kredi sözleşmesi ile hüküm altına alındığını, Davacı taraf, iddia ettiği gibi bir zarara uğramamış olup zararın kanıtlanmadığı bir durumda tazminini istemenin hukuka aykırı olduğunu,Takip konusu alacak belirli veya borçlu tarafında bilinmesi ya da tayini edilmesi mümkün ise o takdirde icra inkar tazminatına hükmedilebileceğini, söz konusu borç hesap edilebilir nitelikle bir borç olmadığından icra inkar tazminatı talebiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava; Davalı borçlu aleyhine, İcra dosyasına birer örneği sunulmuş olan İstanbul 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/669 Esas sayılı ilamı ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2015/254747 E. ve 2016/6027 K- Sayılı onama kararına dayanarak genel haciz yoluyla yapılan takipte borçluya 12.08.2016 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine borçlu tarafından süresi içinde borcun aslına faizine ve diğer ferilerine, borcun zamanaşımına uğradığı ve borcu olmadığı gerekçesiyle itiraz edildiğinden icra takibinin durması nedeniyle İİK.'nun 67. Maddesi gereği açılan itirazın iptali ve davalı borçlunun %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesi talepli davadır. Dosyamız ile taraf ve taraf sıfatları aynı olan kesinleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/669 E. 2014/477 K sayılı 24.12.2014 tarihli kararı ile 27.09.2009 tarihi itibariyle davacının davalıdan 38.460,00 TL asıl alacağının bulunduğu tespit edilmiş, ancak 9.000,00 TL aşan bedel (29.460,00) ve bu bedelin temerrüt faizi yönünden Yargıtay bozmasından sonra ıslah yapılamayacağından, 9.000,00 TL nin 27.09.2009 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise Yargıtay bozmasından sonra ıslah yapılamayacağından reddine karar verilmiştir. Davacı taraf İstanbul 31. İcra Dairesi'nin 2016/25405 E. Sayılı dosyasından anılan mahkeme kararında yargıtay bozmasından sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle red edilen 29.460,00 TL ile işlemiş faizinin takip konusu yapmış davalının itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davası ikame olunmuştur. Deliller bölümünde yer alan detaylı denetime elverişli bilirkişi raporu ve kesinleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/669 E. 2014/477 K sayılı 24.12.2014 tarihli kararı ile 27.09.2009 tarihi itibariyle davacının davalıdan 38.460,00 TL asıl alacağının bulunduğu tespit edilmiş, usuli eksiklik nedeniyle bu dosyadan hüküm dışında bırakılan 27.09.2009 tarihi itibariyle davacının davalıdan 29.460,00 TL alacağının bulunduğu sabit görülmekle bu asıl alacak ve işleyen faizin tahsiline ilişkin davacının başlattığı takibe davalının yaptığı itiraz haksız olduğundan davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının gerekçesiz, haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, hukukçu bilirkişi atanması, bilirkişinin hukuki değerlendirme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, uğranılan zararın ispat edilmediğini, verilen kararın sebepsiz zenginleşmeye sebep olduğunu, karşılıksız olduğu sabit olan çeklerin iade edilmediğinden bahisle zarara uğrandığı iddiası kötüniyetli bir iddia olduğunu ve müvekkil bankadan haksız kazanç elde edilmek istendiğini, davada uğranılan zararın tazmini değil, gerçeğe aykırı şekilde beyan edilen zararın tazmini talep edildiğini, davacı tarafından, müvekkil banka tarafından iade edilmeyen kambiyo senetleri sebebiyle uğranılan zararın ispat edilmediğini, davacı taraf bahse konu senetlerde borçlu sıfatı ile yer almadığını, müvekkil bankaya olan borcunu ödedikten sonra temlik alan sıfatıyla icra takiplerine alacaklı olarak devam edebilecekken müvekkil bankadan tahsil edilmemiş senetlerinin bedelini talep ettiğini, tazmini istenilen zarar tespit edilmeden sadece kusursuz sorumluluk olgusu üzerinde durularak müvekkil banka aleyhine karar verildiğini, kusur hususunda yapılan tespitin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket müvekkil bankadan kredi kullandığını ancak süresinde kredi borcunu geri ödemediğini, müvekkil banka kullandırdığı krediyi süresinde tahsil edemediğini ve davacının sebep olduğu yargılama giderlerine katlanmak zorunda kaldığını, takibe konu edilmiş olan kambiyo evrakının iadesinin talebi kabul edilebilir olmadığını, davacı yan dava konusu senetleri teminat senedi olarak vermediğini, müvekkil bankanın böyle bir uygulaması olmadığını, senetler takibe konu edilmemiş olsaydı davacının senetleri zamanaşımına uğradığından, takip edilmediğinden bahisle hak kaybına uğradığı bu nedenle zararının tazmini talebi değerlendirilebilir olsa da hali hazırda senetler takibe konu edildiğinden işbu talebin hukuka aykırı olduğunu, müvekkil banka borçlunun hak kaybına uğramaması için senetleri takibe konu ettiğini ve takip masraflarına katlandığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, likit bir alacak söz konusu olmadığını, iddia edilen zararın tespitinin yargılama gerektirdiğini, davaya konu kambiyo senetleri tahsil edildiğinde kredi borcundan mahsup edilmek üzere teslim alındığını, takip konusu borç hesap edilebilir nitelikle bir borç olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, telafisi güç veya imkansız zararların önlenmesi için istinaf incelemesi süresince tehiri icra taleplerinin kabulü ile icranın geri bırakılması taleplerinin kabulüne karar verilmesini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, iadesi gerekip de banka tarafından iade edilmeyen çek ve senetlerin tahsil kabiliyetinin kalmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini açılan davada talep edilmeyen tazminatın tahsili istemli ek davadır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, asıl davada talep edilemeyen bakiye alacağın talep edilip edilemeyeceği noktasındadır.

Davacı tarafça, ilk davada talep edilmeyen tutarın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Davacı tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/669 Esas Sayılı dosyası ile davalı aleyhine açtığı tazminat davasında, davanın kısmen kabulüne, 9.000,00 TL'nin 27/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. HD'nin 01/06/2016 tarih ve 2015/15474 E. -2016/6027 K. Sayılı kararı ile temerrüt tarihi 27/04/2009 olarak düzeltilerek kararın onanmasına karar verilmiş ve karar 01/06/2016 tarihinde kesinleşmiştir.

Davacı tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/669 Esas Sayılı dosyasındaki dava, kısmi dava olarak açılmıştır. Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya kısmî dava denir. Bir davanın kısmî dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Başka bir anlatımla bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen alacağın bir kesimi için açılan davaya "kısmi dava" denir. Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gereklidir.

Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.

Kısmî davada saklı tutulan alacak bölümü için gerek kısmî dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra ayrı bir dava açılması usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir.

Her dava, kural olarak iki kısımdan; tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmî nitelikte olması hâlinde önceden açılan davada kesinleşen ilâmın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır.

Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmî dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkûm edilmesi veya kısmî davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması hâlinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmî dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur(Yargıtay HGK'nın 15.02.2023 Tarih ve 2021/5-337 E.- 2023/94 K. sayılı kararı).

Ek dava açıldığında ise, daha önce ilk davada alacağın tamamı yargılama konusu yapıldığından bu husus tekrar yargılama konusu yapılmayarak ek davada talep edilen miktar hüküm altına alınmalıdır.

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/669 Esas Sayılı dosyasındaki yargılamada alacağın tamamı tespit edilmiş olup, yargıtay bozma kararından sonra yapılan ıslahın geçerli kabul edilmemesi nedeniyle karara bağlanamayan bakiye kısmın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Dava konusu icra takibi ilk davada hüküm altına alınmayan bakiye kısma ilişkin olup, bu haliyle bilinebilir olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 974,47 TL harcın, alınması gerekli olan 3.897,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.923,43 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/832, K. 2026/1709, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-832-e-2026-1709-k-180f3da58741