Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/744 E. 2026/1652 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/744
Karar No
2026/1652
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/744 - 2026/1652 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2026/744 KARAR NO : 2026/1652

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 09/12/2025 ESAS-KARAR NUMARASI : 2024/807E., 2025/756K. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 01/10/2026 YAZIM TARİHİ : 01/10/2026

Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili teşekkülün iktisadi devlet teşekkülü olarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabi olduğunu, güvenlik hizmetlerinin ihale yoluyla davalı şirkete verildiğini, dava dışı işçi ...’ün kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde işten ayrılması üzerine kendisine 27/05/2024 tarihinde brüt 113.818,44 TL kıdem tazminatı ödendiğini, ... Şirketinden tahsil edilen 2.881,48 TL düşüldükten sonra kalan 110.936,96 TL’nin 5.666,91 TL’sinden iş ortaklığının, 105.270,05 TL’sinden ise 01/04/2021-31/03/2024 döneminde işçiyi çalıştıran davalı şirketin sorumlu olduğunu, İş Kanunu’nun 112. maddesi kapsamında yapılan ödemenin davalıya rücu edilmesine engel bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme ve şartnameler uyarınca çalıştırılan personelin ücret ve diğer alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğunu, gönderilen 22/07/2024 tarihli ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 105.270,05 TL’nin ödeme tarihi olan 27/05/2024 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili özetle: Rücu talebine ilişkin davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürerek görev ve yetki itirazında bulunduğunu, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1039 Esas sayılı dosyasında aynı konu ve taleplerle dava açıldığından derdestlik bulunduğunu, işçilerin işe alınması, işten çıkarılması, ücretlerinin ve çalışma koşullarının belirlenmesi hususlarında davacı kurumun yetkili olduğunu, taraflar arasındaki alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olup dava dışı işçinin başlangıçtan itibaren davacının işçisi sayılması gerektiğini ve müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğradığını, halefiyete dayanan rücu talebinin de aynı sonuca tabi olduğunu ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu belirtmiştir. Esasa ilişkin olarak ise sözleşme ve şartnamelerde kıdem tazminatından müvekkilinin sorumlu olduğuna ilişkin düzenleme bulunmadığını, sözleşme eklerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, davacının 712.800 TL bedelli teminat mektubunu iade etmeyerek alacağı mükerrer şekilde talep ettiğini, İş Kanunu’nun 112 ve geçici 9. maddeleri uyarınca 11/09/2014 tarihinden sonra imzalanan sözleşmelerde açık rücu hükmü bulunmadığından müvekkiline rücu edilemeyeceğini ve bu yönden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, kıdem tazminatı payının ihale teklif fiyatına ve sözleşme bedeline dâhil olmadığını, müzakere imkânı bulunmayan tip sözleşme ve şartnamelerdeki aksi yöndeki hükümlerin genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemeler gereğince geçersiz olduğunu, sorumluluk kabul edilse dahi bunun işçiyi çalıştırdığı dönem ve ilgili ücret seviyesiyle sınırlı tutulması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince "29/04/2025 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş, 2 numaralı ara kararda bilirkişiye 5.000-TL ücret takdir edilerek, davacıya delil avansını yatırmak üzere 4 haftalık kesin süre tayin edilmiş, kesin süreye uymamanın hüküm ve sonuçları usulünce ihtar edilmiştir. 16/09/2025 tarihli celsede yapılan incelemede, davacı vekilinin bilirkişi ücretini yatırmadığı, bilirkişi incelemesinin bu nedenle yapılamadığı, davacı vekilinin bu konuda geçerli bir mazeret sunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, ''Kesin Süre'' başlıklı 94.maddesinde; ''(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.'' düzenlemesi yer almaktadır. Anılan yasal düzenlemeye göre davacı taraf bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş kabul edilerek yargılamaya mevcut delil durumuyla devam olunmasına karar verilmiş, bu husus 16/09/2025 tarihli duruşma zaptına geçirilmiştir. Davacı vekili 09/12/2025 tarihli celsede her ne kadar bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre verilmesini talep etmiş ise de yukarıda anılan yasanın amir hükmü gereğince bu talebin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının işçilik ödemelerini davalıya rücu edebileceği anlaşılmaktadır. Rücu şartlarının oluştuğu hukuki değerlendirme olmakla beraber rücu edilebilecek tutarın hesaplanması nitelikli hesap işi olup, konusunda uzman bilirkişi tarafından inceleme yapılmasını gerektirmektedir. Huzurdaki davada bilirkişi incelemesi yaptırılamamış olup, ispat yükü üzerine düşen davacı davasını ispat edememiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın reddine..." Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: 16/09/2025 tarihli duruşma için sunduğu e-duruşma talebinde teknik aksaklık nedeniyle katılamaması hâlinde mazeretli sayılmasını istediğini, e-duruşma talebinin kabul edilmesine ve duruşmayı bilgisayar başında beklemesine rağmen teknik aksaklık nedeniyle katılamadığını, aynı gün Soma Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/1255 Esas sayılı dosyasındaki duruşmaya saat 10.27’de katıldığını, mazeretli sayılması gerekirken dosyanın işlemden kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, aynı duruşmada bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ara kararın da yerinde olmadığını, 29/04/2025 tarihli duruşmada bilirkişiye 5.000,00 TL ücret takdir edilmekle birlikte dört haftalık kesin sürede yatırılması istenen bakiye delil avansının miktarının ve yapılacak işlerin açıkça belirtilmediğini, kesin süreye uymamanın sonuçlarının usulüne uygun ihtar edilmediğini ve yeniden süre verilmesi gerektiğini, bu ara kararlardan dönülmesi için sunduğu 19/09/2025 tarihli dilekçenin mahkemece e-duruşma bağlantısında aksaklık bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak mahkemenin ekranında aksaklık görülmemesinin başka internet veya UYAP sorunlarının bulunmadığını göstermeyeceğini, 25/09/2025 tarihli yenileme talebi üzerine 29/09/2025 tarihli tensiple yargılamaya devam edildiğini, yatırılacak avansın miktarının bildirilmesi için muhtıra çıkarılmasına ilişkin 03/10/2025 tarihli talebinin de 09/12/2025 tarihli duruşmada reddedilerek davanın reddine karar verildiğini, mazeretinin kabul edilmemesinin usul ekonomisine aykırı olup adalete ulaşmada gecikmeye neden olduğunu, miktarı bildirildiğinde bilirkişi ücretini yatıracağını belirtmesine rağmen taleplerinin reddedildiğini, HMK’nın 266. maddesi uyarınca her dosyada bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olmadığını ve mevcut deliller değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilebileceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan dava dışı işçiye davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının davalı yüklenicinin sorumlu olduğu ileri sürülen kısmının, ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte rücuen tahsili taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken harç peşin olarak alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1.a madde gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/744, K. 2026/1652, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-744-e-2026-1652-k-89040872ffb3