Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/40 E. 2026/88 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/40
- Karar No
- 2026/88
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
70. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/40
KARAR NO: 2026/88
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (KAPATILAN)BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/11/2022
NUMARASI: 2021/586 Esas, 2022/1086 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 14/10/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A) DAVACI VEKİLİNİN İDDİASI VE İSTEMİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıya ait iş yerinin tüm elektrik - tesisat yapı işlerinin (malzeme ve işçilik dahil) müvekkili şirket tarafından yapıldığını, müvekkilinin üzerine düşen tüm iş ve işlemleri yerine getirerek eksiksiz işi tamamladığını, böylelikle davalının müvekkil tarafından yapılan bu imalat neticesinde davalının işyerinde faaliyete başladığı, müvekkil şirketin dava konusu elektrik tesisat yapım işleri için temin ettiği ürünlerin faturalarının dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, müvekkilin yapacağı ve daha sonra yapıp bitirdiği imalata karşı yapılacak ödemelerin bir kısmının davalının çek karnesi olmadığından davalının akrabasının şirketi olan ...A.Ş. tarafından verilen çeklerle ödendiğini, ödemelerin ikiye bölündüğü ve ilk ödemenin 30.12.2019 tarihinde ... Seri Numaralı 40.000,00- TL bedelli, 30.12.2019 keşide tarihli çekle ödendiğini, ikinci ödeme olarak işbu davaya konu fatura da davalının aynı mail adresine gönderildiği ancak davalı tarafından ikinci ödemenin gerçekleştirilmediğini, tüm ısrarlara rağmen davalı faturada belirtilen tutarın ödenmediğini, bunun üzerine icra takibinin başlatıldığı ve kötü niyetli olarak davalı tarafından itiraz edilmiş olduğundan açılan davanın kabulü ile davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesine ve borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan davalı borçlunun alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet/ icra inkar tazminatı ile arabuluculuk taraf ücreti ve yasal vekalet ücretine mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) DAVALININ SAVUNMASI:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ticari her türlü iş ve işlemini kurumsal kültür dahilinde, hukuka uygun şekilde yerine getirmekte olan saygın bir firma olduğunu bu kapsamda, kurulduğu günden bu yana bütün ticari ilişkilerini usulüne uygun şekilde düzenlenmiş sözleşmeler ile kurmakta ve işbu sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini de bihakkın yerine getirmekte olduğunu, davacının huzurdaki davasına dayanak olarak sunduğu faturanın, haksız ve kötü niyetli olarak düzenlendiğini, bu durum, iddiasını ispatla mükellef olan davacının, ispata yönelik elle tutulur hiçbir delil sunamamasından da kolaylıkla anlaşılabileceğini, gelişigüzel düzenlenmiş bir fatura ile Sayın Mahkemeden talepte bulunan davacının dava dilekçesinde, bu faturanın düzenlenmesine ilişkin olarak bir kısım hususlara açıklık getirmediğini, davacının hizmet bedelinin ispatlanması gerektiğini, zira işbu faturanın gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle açılan davanın reddi ile davacının icra ve inkar tazminatı talebinin reddi gerekmekle davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiği yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/11/2022 tarih 2021/586 Esas ve 2022/1086 Karar sayılı kararı ile; "Davacının fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup yapılan inceleme neticesinde mali müşavir bilirkişisi tarafından davacının 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 50.516,84 TL alacağının bulunduğu, davalının 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 40.000,00 TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce ayrıca faturaya konu işin yapıldığı iddia edilen davalı işyerinde keşfen bilirkişi incelemesi yapılmış olup yapılan inceleme neticesinde elektronik mühendisi tarafından davacı tarafça dosyaya sunulan faturalara konu işlerin yerinde yapıldığı; bu işlere ilave olarak davacının KDV dahil 29.511,55 TL tutarında daha iş yapmış olabileceği; nihayetinde davacı tarafından davalı işyerinde yapılan iş bedelinin KDV dahil toplam 91.847,52 TL olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından bilirkişi raporunda tespit edilen işlerin davalı tarafından yapıldığının ispat edilemediği iddia edilmiş ise de davalı tarafından davacıya 40.000,00 TL avans ödemesinin yapılmış olması; davacı tarafından mahkememize ibraz edilen faturalara konu işlerin mahallinde yapıldığının bilirkişi tarafından tespit edilmiş olması karşısında davalının aksi yöndeki savunmasına mahkememizce itibar edilmemiştir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.
Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Davacı tarafından icra takibinde takibin dayanağı olarak 31/03/2020 tarih ve 50.516,84 TL bedelli fatura gösterilmiştir. Davalı tarafından davacıya yapılan 40.000,00 TL tutarındaki avans ödemesinin ilk muaccel hale gelen borçtan mahsup edilmesinin gerekmesi nedeni ile davacı tarafından davalı adına düzenlenen takip konusu fatura tutarı olan 50.516,84 TL'den 40.000,00 TL'nin mahsubu ile davacının davalıdan 10.516,84 TL alacaklı olduğunun kabulü ile açılan davanın 10.516,84 bakımından kabulüne; davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürülmemesi nedeni ile takip öncesi faiz talebinin reddine, alacağın likit olması nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile takdiren kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine." gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
D) İSTİNAF NEDENLERİ:
Hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinafında, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, müvekkilinin davalıya toplamda 91.847,52 TL miktarlı iş yaptığını, davalı tarafça bu bedelin 40.000.00 TL lik kısmının avans olarak müvekkiline ödendiğini , müvekkilinin alacağının 50.516,84 TL olduğunu mahkemece hatalı bir değerlendirme ile avans olarak ödenen 40.000.00 TL nin takip miktarından mahsup edildiğini beyanla kararın kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı vekili istinafında, davacının dosyaya sunmuş olduğu faturalarda yapıldığı belirtilen işlerin müvekkiline ait iş yerinde yapıldığına dair delil sunulmadığını, davacı tarafa dava dışı 3. Şirketlerce düzenlenen faturaların , davalıya yapıldığı iddia olunan işlerde kullanılması iddiasına dayalı değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkiline ait işyerinde bulunan sistem ve tesisatların davacı tarafından yapıldığına dair delil bulunmadığını, davacı tarafça düzenlenen faturalarda belirtilen işlerin, müvekkiline ait iş yerinde yapılan işler olduğuna dair raporda tespit yapılmadığını, raporun varsayımsal olarak düzenlendiğini, davacı tarafça düzenlenen faturaların, sunulduğu belirtilen hizmete dair tek başına ispata yeterli olmadığını beyanla kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
E)DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacak iddiasına dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılan incelemede;
Davacı taraf müvekkili şirket ile davalı şirket arasında davalının ... Mah. ... Cad. ... adresindeki iş yerindeki tüm elektrik-tesisat yapı işlerinin yapılması hususunda anlaşmaya varıldığını, davalı tarafça 40.000,00 TL avans verildiğini, müvekkilince sözleşmeye konu işin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, bakiye iş bedeli olarak davalıya takibe konu faturanın düzenlendiğini, davalı tarafça bakiye iş bedelinin ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalının takibe kötüniyetle itiraz ettiğini beyanla itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebinde bulunmuş olup, davalı taraf vermiş olduğu cevap dilekçesinde davacının huzurdaki davasına dayanak olarak sunduğu faturanın, haksız ve kötü niyetli olarak düzenlendiği, bu durum iddiasını ispatla mükellef olan davacının, ispata yönelik elle tutulur hiçbir delil sunamadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece .... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyası celpedilmiş olup incelenmesinde; Davacı alacaklının 50.156,84 TL asıl alacak, 3.498,11 TL faiz olmak üzere toplam 54.014,95 TL üzerinden borçlu aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 26/11/2020 tarihinde tebliğ edildiği borçlu tarafından 03/12/2020 tarihinde ve süresi içinde borca, faize ve takibin tüm ferilerine itiraz ettiği ve itiraz nedeni ile takibin durduğu huzurdaki davanın 1 yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı görülmüştür.
Mahkemece yerinde inceleme yetkisi de verilerek tarafların ticari defterleri de dosya arasına alınarak rapor düzenlenmek üzere dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup Dosyaya sunulan 29/09/2022 tarihli bilirkişi SMMM ... ve Elektrik Mühendisi ...tarafından düzenlenen raporda; Dava konusunun, davacının, davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan fatura alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi (11.11.2020) itibariyle davacının davalıdan 50.516,84 TL alacağının bulunduğu, davalının 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; takip tarihi (11.11.2020) itibariyle davalının davacıdan 40.000,00 TL alacağının bulunduğu, takip konusunun davacı şirketin davalı şirkete düzenlemiş olduğu 31.03.2020 tarihli ... numaralı 50.516,84 TL tutarlı faturadan kaynaklı olduğu, davacı tarafın, davalının yapmış olduğunu belirttiği ödeme tutarı; 40.000,00 TL düşülmesi ile davacının 91.847,52 TL - 40.000,00 TL = 51.847,52 TL daha sunulan faturalar haricinde iş yapmış olabileceği, bu kapsamda davacının KDV dahil 51.847,52 TL asıl alacak talebinin olabileceği, KDV dahil 50.516,84 TL talebe bağlı kalınabileceği, neticeten; yapılan teknik değerlendirme çerçevesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 50.516,84 TL alacaklı olduğu, takip öncesi işlemiş ilişkin dayanak evrak bulunmadığından takip öncesi faiz hesabı yapılmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı tarafça kurulduğu iddia edilen temel hukuksal ilişki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesidir. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir. TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak eser sözleşmelerinde işin imal edilip teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise davalı iş sahibine aittir.
Ancak eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda karine olarak, akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalatların yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. Yüklenicinin işi teslim etmesi ya da eksik olarak bırakıp gitmesi veya sözleşmenin feshinden sonra bu tarihler itibariyle eksik ve kusurlu imalatlar belirlenmiş ise, bunları da karine olarak iş sahibinin giderdiği; teslim, fesih ya da terkten sonra yüklenicinin saptanan eksik ve ayıpları işe devam ederek giderdiği iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre teslim, terk ya da fesih tarihine kadar karine yüklenici lehine olup, aksinin ispatı iş sahibinin yükümlülüğündedir.
Teslim, fesih ya da terkten sonra ise karine iş sahibi lehinedir ve bunun aksini ispat külfeti yükleniciye aittir. Sözleşmenin feshedilmediği ve eksik teslim hususunun da kanıtlanamadığı hallerde kural olarak bitmiş olan işin yüklenici tarafından yapılıp teslim edildiğinin kabulü gerekir.
Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Ancak, sözlü yapılan sözleşme inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davalı tarafça davacıya 40.000,00 TL lik ödeme yapılması taraflar arasında başka bir ticari ilişkinin olduğu yönünde de iddia ve savunmanın olmaması dikkate alındığında taraflar arasında davaya konu sözleşme ilişkisinin varlığının kabul edilmesi gerektiği bu durumda ihtilafın yapılan işin kapsamı, davacının 40.000,00 TL lik ödeme dışında başkaca bir alacağının olup olmadığı ile ilgili olduğu, itirazın iptaline konu alacağın bakiye iş bedeline ilişkin olduğu, davacının bakiye iş bedeline ilişkin delil olarak 31/03/2020 tarihli fatura ve dava dışı 3. Kişilerce düzenlenen faturalara dayandığı, söz konusu faturaların sözleşmenin kapsamı ve işin yapıldığına dair tek başına ispata yeterli olmadığından, sözleşmenin kapsamı, yapılacak işin mahiyeti ve iş bedeli hususnda mahkemece davacıya dayanmış olduğu yemin deliline başvurup başvurmayacağı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davacıya dayandığı yemin deliline başvurup başvurmayacağı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiş olması hatalıdır.
Kabule göre de, davacı tarafça davalı adına 2 ayrı fatura düzenlendiği 40.000,00 TL lik ödemenin ilk faturaya mahsup edildiği gözetilmeden hüküm kurulması doğru değildir. Yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının zayıf akım işlerine ait olmak üzere sunulan faturalar haricinde 25.009,79TL+ KDV kadar daha iş yapmış olabileceği şeklinde kesin bir kanıya varılmayan değerlendirme içermekte olup rapor bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir, mahkemece yapılması gereken taraflar arasındaki sözleşmenin kapsamı, yapılacak olan işin mahiyeti ve sözleşme bedeli tespit edildikten sonra dosyanın yeni bir heyete tevdii ile mahallinde keşif yapılarak tarafların ticare defterleri de incelenmek suretiyle davacının sözleşme konusu edimlerini yerine getirip getirmediği, davalının sözleşmeye konu borcu ödeyip ödemediği, hususunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli rapor alınarak sonucu dairesinde yargılamaya devam edilip hüküm kurulması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun istinaf dilekçesinde belirttikleri sebepler ve kamu düzeni yönünden re'sen gözetilen hususlar nedeniyle ayrı ayrı kabulü ile yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince yukarıda belirtilen gerekçelerle kaldırılmasına kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar dahilinde yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulüne, kararın 6100 sayılı Kanunun 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı ve davalı tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talepleri halinde kendilerine İADESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Dairemiz kararının taraflara tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı Kanunun 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.