Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1141 E. 2026/1518 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1141
Karar No
2026/1518
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1141 - 2026/1518 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2026/1141 KARAR NO : 2026/1518

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 14/04/2026 ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/66E., 2026/339K.

DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 17/09/2026 YAZIM TARİHİ : 17/09/2026

Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: İdareleri Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından "Su Bardaklama Hizmet Alımı İşi" ihalesine ilişkin yapılan soruşturma neticesinde 07/11/2024 tarihli rapor düzenlendiğini, raporda; yaklaşık maliyetin 7.280.000,00 TL olarak belirlenen ihalenin 06/01/2016 tarihli kararla KDV hariç 5.994.000,00 TL bedelle davalı ... Şirketi'ne verildiğini ve aynı gün sözleşme imzalanarak işe başlandığını, ancak soruşturmada alınan hizmetin maliyetle ölçülmesinin mümkün olmadığının değerlendirildiğini, önceki ihalelerle karşılaştırıldığında maliyetler arasında fahiş farklar bulunduğunu, hizmet işleri kabul tutanaklarında tarih olmadığını, muayene ve kabul komisyonu üyesi olarak görünen ...'ın durumdan haberdar olmadığını beyan ettiğini, sözleşmenin aşırı ifa güçlüğü ve olası kamu zararı nedeniyle feshedildiğini, fesih öncesi davalı şirkete 08/02/2016 tarihli tek faturayla KDV dahil 169.497,00 TL ödendiğini, oysa bu dönemde şirket tarafından SGK'ya bildirilen prim hizmet bedelinin sadece 3.018,30 TL olduğunu, aradaki 166.478,70 TL'lik fahiş farkın, şirketin yeterli personel istihdam etmediğinin göstergesi olduğunu, ayrıca alınan tanık ifadelerinde, işin davalı şirketin personeli tarafından değil, İdare bünyesindeki başka bir firma olan ... Şirketi personeli veya İdarenin kadrolu çalışanları tarafından yapıldığının tespit edildiğini, bu nedenlerle davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediği ve ödenen tutar karşılığında hizmet alınamadığı, dolayısıyla kamu zararına sebep olunduğunu, bu zarardan ihaleyi alan davalı şirket ile ihale sürecinde görev alan ve usulsüzlüklerde sorumluluğu bulunan yaklaşık maliyet ve ihale komisyonu üyesi diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 169.497,00 TL kamu zararının komisyon karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekili özetle: Davacının yaklaşık maliyetin fahiş olduğu iddiasını somut delillerle ortaya koyamadığını, müfettiş raporunun önceki ihalelerle yaptığı karşılaştırmanın hatalı olduğunu, zira dayanak alınan ihalelerde de benzer usulsüzlüklerin bulunduğunun raporda ikrar edildiğini, günlük maliyet hesabının birim fiyat olarak kabul edilemeyeceğini, davacı kurumun ödenen 169.497,00 TL'nin tamamını kamu zararı olarak talep etmesinin karşılığında hiçbir hizmet alınmadığı iddiası anlamına geldiğini, bu durumda zarara sebebiyet verenin hizmet alınmadığı halde gerçeğe aykırı kısmi kabul tutanağı düzenleyen şahıslar olduğunu, bu nedenle müvekkilinin eylemleri ile iddia edilen zarar arasında illiyet bağının kesildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili özetle: Öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca davalı şirketin ticari niteliği nedeniyle diğer davalılar yönünden dosyanın tefrik edilerek asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek görev itirazında bulunduğunu, müvekkilinin ihale komisyonunda mali üye olarak görev yaptığını, iddia edilen zararın oluşumunda sorumluluğunun bulunmadığını belirterek husumet itirazında bulunduğunu, alacağın derdest bir başka dava nedeniyle muaccel olmadığını, esasa ilişkin olarak ise davacı idarenin iddialarının teftiş raporuyla çeliştiğini, sözleşmenin feshinden sonra 9 yıl boyunca işlem yapılmamasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, zararın sübut bulması halinde dahi sorumluluğun ihale yetkilisi ile muayene ve kabul komisyonuna ait olacağını, müvekkilinin içinde bulunduğu ihale komisyonunun sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak, davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.

Davalı ... Şirketi özetle: Ortada bir kamu zararı bulunmadığından davacının hukuki yararının olmadığını, zira sözleşmenin müvekkilinin kusuru olmaksızın davacı tarafından "aşırı ifa güçlüğü" nedeniyle feshedildiğini, aynı ihalenin daha önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/23110 soruşturma sayılı dosyasında incelenerek takipsizlik kararı verildiğini, diğer davalılar yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, 5018 sayılı Kanun uyarınca müvekkilinin kamu zararına sebebiyet vermesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının dayandığı teftiş kurulu raporunun çelişkili ve siyasi saiklerle hazırlandığını, farklı ihalelerin karşılaştırılmasının hatalı olduğunu, sözleşmenin idare tarafından haksız feshedildiğini, iddia edilen hususların kurum içi işleyişle ilgili olup müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili özetle: Davacının davayı 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açtığını, müvekkilinin ihale komisyonunda düz memur olarak yer aldığını ve ihale yetkilisi olmadığını belirterek husumet itirazında bulunduğunu, uyuşmazlığın ticari nitelikte olmaması nedeniyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, alacağın muaccel olmadığını, müvekkilinin görevi gereği sorumluluğunun bulunmadığını, davaya dayanak teftiş raporunun çelişkili olduğunu ve avans faizi talep edilemeyeceğini savunarak, davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. Diğer davalılara usulüne uygun tebligat yapılmış ise de davalılar davaya cevap vermemiştir. İlk derece mahkemesince "... ... sayılı ihale işlem dosyası, 06/01/2016 tarihli sözleşme, 08/02/2016 tarihli fatura ve ödeme belgeleri, davacı kurumun 07/11/2024 tarihli Teftiş Kurulu raporu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/274748 soruşturma sayılı dosyası, bu dosyadaki 18/04/2025 tarihli bilirkişi raporu ve 28/04/2025 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile bu kararın kesinleşmesine ilişkin Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 30/01/2026 tarihli kararı, mahkememizce aldırılan 27/05/2025, 20/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporları ve 23/01/2026 tarihli ek rapor, tarafların ticari defter ve kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı idarenin, ... sayılı su bardaklama hizmet alımı ihalesi sürecindeki usulsüzlükler ve hizmetin ifa edilmemesi nedeniyle 169.497,00 TL kamu zararı oluştuğu iddiasını HMK'nın 190. maddesi uyarınca somut ve yeterli delillerle ispatlayamadığı, davacının temel dayanağı olan kendi teftiş kurulu raporundaki iddiaların, yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporları ile çürütüldüğü, özellikle ceza soruşturması kapsamında alınan ve karara esas teşkil eden 18/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda, ihalenin personel çalıştırmaya dayalı bir hizmet alımı olmadığı, götürü bedel sözleşme niteliği taşıdığı, bu nedenle çalıştırılan işçi sayısının kamu zararı hesabında bir ölçüt olamayacağı, yaklaşık maliyetin usulüne uygun olduğu ve farklı ihalelerle yapılan kıyaslamanın teknik olarak doğru olmadığı, en önemlisi de işin yapılmadığına veya eksik yapıldığına dair somut bir tespit bulunmadığı ve kamu zararından bahsedilemeyeceğinin açıkça belirtildiği, bu rapor doğrultusunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın da kesinleştiği, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında da benzer şekilde, ihalenin personel çalıştırmaya dayalı olmadığının ve farklı ihalelerle kıyaslamanın hatalı olduğunun tespit edildiği, 20/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, yapılan ödemeye ilişkin hakedişin düzenlenmesinde, ne kadar iş yapıldığının (bardaklama adedinin) belirtilmemesinin usule aykırı olduğu tespit edilmiş ise de, bu usuli eksikliğin tek başına hizmetin hiç ifa edilmediği ve ödenen bedelin tamamının kamu zararı olduğu sonucunu doğurmayacağı, davacının hizmetin hiç veya gereği gibi ifa edilmediği yönündeki iddiasını somut delillerle ispatlaması gerektiği, ancak dosya kapsamında bu yönde yeterli delil sunulamadığı, aksine ceza soruşturması dosyasındaki bilirkişi raporunda çalışan ifadelerinin işin yapıldığının ikrarı niteliğinde olduğunun değerlendirildiği, bu durumda davacının kamu zararının varlığını, davalıların kusurunu ve zararla eylemleri arasındaki illiyet bağını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlayamadığı anlaşıldığından, ispatlanamayan davanın reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İddianın somut delil içermediği yönündeki değerlendirmenin dosya kapsamı ile örtüşmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının dosyada mevcut tüm delilleri kapsamlı ve denetime elverişli şekilde incelemediği, eksik inceleme ve varsayımlara dayalı düzenlendiği, kararın eksik araştırma ve eksik bilirkişi incelemesine dayandığı nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen hizmet sözleşmesi gereğince davalı şirketin ifa ettiği su bardaklama hizmetine nazaran kendisine fazla ödeme yapıldığı, fazla ödemenin davacı çalışanı olan diğer davalıların davalı şirket lehine hareket etmelerinden kaynaklandığı iddiasıyla alacak/tazminat taleplidir. Mahkemece davalı şirket dışındaki diğer davalıların tacir olmadıkları da gözetilerek, gerçek kişi bu davalıların davacı ... ile olan hukuki ilişkileri araştırılıp sonucuna göre gerçek kişi davalılar hakkındaki davalarda görevli mahkemenin tespiti gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.a.6 madde gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.a.6 madde gereğince kabulüne, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/66 E., 2026/339 K. sayılı 14/04/2026 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 353/1.a madde gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1141, K. 2026/1518, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1141-e-2026-1518-k-020fb278abad