Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/163 E. 2026/1646 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/163
- Karar No
- 2026/1646
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/163
KARAR NO: 2026/1646
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 10.11.2022
NUMARASI: 2021/552 Esas - 2022/953 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile da dışı ... A.Ş arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine her iki davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak katıldığını, sözleşme kapsamında borçlu şirkete 1.150.000 TL tutarında kredi kullandığını, ancak davalı kefiller ve borçlunun sözleşme kapsamındaki kredi ödemeleri zamanında yapmaması üzerine keşide edilen .... Noterliğinin 26.04.2021 tarihli ihtarnamesi ile hesabın 26.04.2021 tarihinde 886.461,04 TL olarak kat edildiğini, ihtarın davalıların sözleşmedeki adresine gönderildiğini ve sözleşme uyarınca tebliğ edildiğini, ihtara rağmen ödenmeyen borcun tahsili için ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, savunmasında özetle; borçlu şirkete kefaleti nedeniyle takip başlatıldığını, oysa borçlu şirketçe İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/266 Esas sayılı dosyası ile konkordato tasdiki davası açıldığını, 16.04.2021 tarihinde şirketin konkordato sürecine ilişkin geçici mühlet kararı ve 09.09.2021 tarihinde ise kesin mühlet kararı verildiğini, kesin mühlet kararı verilmesi nedeniyle, davacının talep ettiği alacakların proje kapsamında olup olmadığının araştırılmasın bu dava bakımından önem arz ettiğini, kefaletin şekil şartlarına uygun yapılmadığını, kefilden asıl borç muaccel olmadan talepte bulunulamayacağını, asıl borçlu ... A.Ş'nin 16.04.2021 tarihinde geçici mühlet kararı alması ile borcun kendiliğinden muaccel hale gelmediğini, mevcut durum itibariyle borçlu şirketin temerrüte düşmediğini, borçlunun konkordato talebinde bulunmasının borcunu muaccel hale getireceğine ilişkin koşulların geçersiz sayılacağını, kefaletin feriliği gereğince kefilin borcunun asıl borçtan önce muaccel olamayacağını, asıl borçlu bakımından muaccel olmadan müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, takip talebinde istenilen alacağın hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, talep edilen faizin türü, başlangıç tarihi ve oranına itiraz edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Sercan Kılıçlar, usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın davaya cevap vermeyerek, HMK'nın 128. maddesi uyarınca dava dilekçesindeki vakıaları inkar etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı bankanın Okmeydanı şubesi ile dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. arasında 07/02/2020 tarihli ve 1.150.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalılar Sercan Kılıçlar ve ...'ın bu sözleşmeyi 1.300.000 TL kefalet limiti ile müteselsil kefil olarak imzaladıkları, bu nedenle 1.300.000 TL kefalet limitleri kapsamında sorumlu oldukları, davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ... A.Ş.'ye kredi kullandırıldığı, kredinin geri ödenmesinde aksaklık olduğundan davacı bankaca .... Noterliğinin 26/04/2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderilerek hesabın kat edildiği, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığı ve davalıların icra takibine itirazları üzerine takibin durduğu ve bu davanın açıldığını anlaşılmıştır.
Genel Kredi sözleşmesi, ihtarname, banka kayıtları, icra dosyası, bilirkişi rapor ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre; davalı kefillerin kefalet limitleri kapsamında bulanan takip konusu borçtan sorumlu oldukları, davacı bankanın davalılardan takip tarihi itibariyle; 628.084,61 TL asıl alacak, 11.431,14 TL işlemiş faiz, 571,56 TL BSMV olmak üzere toplam 640.087,31 TL alacaklı olduğu ve bu miktarın kefalet limitleri dahilinde olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile bu miktar alacak için davalıların yaptığı itirazın iptaline ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına, ret edilen kısım için davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalı ...’ın kötü niyet tazminat talebinin reddine, Genel Kredi Sözleşmesinde kefiller yönünden gayri nakdi alacak yönünden depo talebine ilişkin açık hüküm bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, tahsilde tekerrür olmamak üzere .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 628.084,61 TL asıl alacak, 11.431,14 TL işlemiş faiz, 571,56 TL BSMV olmak üzere toplam 640.087,31 TL için davalıların itirazının iptaline, 628.084,61 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 23,40 oranında faiz ve % 5 BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin ve gayri nakdi alacağa yönelik talebin reddine, itirazın iptaline karar verilen alacağın % 20’si olan 128.017,46 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, gayri nakdi alacağa ilişkin icra inkar talebinin reddine, davalı ...’ın kötü niyet tazimatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Bilirkişinin kök ve ek raporunda ...-1009-TRY taksitli kredisi için 278.084,61 TL asıl alacak 5.241,89 TL temerrüt faizi, 262,50 bsmv, 18.979,48 TL temerrüt faizi ve 948,97 TL BSMV olmak üzere toplam 303.516,78 TL, ...-...-, 23.887,50 tememüt faizi ve 1.194,38 TL BSMV, TRY taksitli kredisi için 350.000.00 TL asıl alacak, 6.597.50 TL temerrüt faizi, 329,87 TL BSMV olmak üzere toplam 382.009.26 TL olmak üzere her iki krediden dolayı toplam 685.536,94 TL alacağı bulunduğunun tespit edildiğini, diğer kredilerin dava tarihine kadar banka tarafından kadar kapatılması sağlandığından dikkate alınmadığını, ayrıca bankanın iade edilmeyen ..., ... ve ... nolu 3 adet çeklerden dolayı da 15.000 TL blokaj alacağı hakkı bulunmakta olduğunu, takip tarihinden sonra yapılacak ödemeler için davacı bankanın talep etmiş olduğu yıllık %23,4 temerrüt faizi uygulanması talebinin makul olduğu görüşünde olduğunu belirtmesine rağmen mahkemenin raporla belirlenen işlemiş faiz ve BSMV tutarlarına itibar edilmeksizin ve ne şekilde tespit edildiği anlaşılamaz şekilde 628.084,61 TL asıl alacak, 11.431,14 TL işlemiş faiz, 571,56 TL BSMV olmak üzere toplam 640.087,31 TL için davalıların itirazının iptaline karar verildiğini ve gayri nakdi alacak yönünden depo talebinin reddine karar verildiğini,
Bilirkişi raporu ile farklılık arz eden işlemiş faiz, BSMV ve toplam alacak tutarlarına ne şekilde ulaşıldığının anlaşılamadığını, gerekçeli kararda bu hususta herhangi bir izahat bulunmadığını,
Gayri nakdi alacak talebinin reddine karar verilmiş ise de, taraflarca akdedilen GKS'nin "Gayrinakdi Çek Taahhüt Kredisi" başlıklı 20. maddesindeki, "Müşteriye teslim edilen çek karnesindeki her bir çek yaprağı için Bankanın ilgili mevzuat kapsamında ödemekle sorumlu olduğu tutarlar nedeni ile müşteriye gayri nakdi kredi kullandırılır"
"Müşteri, çek karnelerini ve yapraklarını iade etmediği takdirde; bankanın ilgili mevzuat hükümleri gereğince ödemekle yükümlü olduğu tutarın çek yaprağı sayısına çarpımı sonucunda bulunacak toplam tutarı, bankanın ilk talebinde nakden ve defaten bankaya derhal depo edeceğini kabul ve taahhüt eder." hükmünü, ile GKS'nin "Kefalet" başlıklı 9 maddesindeki; "Bu sözleşmede imzası bulunan kefil/kefiller, bankaya; müşterinin bu kredi sözleşmesinden dolayı gerek yalnız olarak, gerekse diğer kefillerle birlikte borçlandığı/borçlanacağı tutarları aşağıda imza bölümünde belirtilen miktara kadar müteselsil kefil olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder. ..
...Kefil/kefiller, işbu sözleşme aynı müşteri için düzenlenmiş önceki sözleşme/sözleşmelere ek yapıldığı takdirde, önceki sözleşme ile kullandırılan krediden doğmuş ve halen devam eden ve doğacak her türlü borçtan da sorumlu olduklarını kabul ve taahhüt ederler." hükmü gereğince kefillerin çek garanti bedellerinden sorumlu olduklarını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı bankayla dava dışı ... AŞ arasında düzenlenen 07.02.2020 tarihli genel kredi sözleşmesine davalılar 1.300.000 TL yönünden müşterek borçlu müteselsil kefil olarak katılmışlardır. Kefalet sözleşmesinin TBK nun 583 maddesinde belirlenen yazılılık şartını sağladığı, kefil olunan miktarın rakam ve el yazısıyla yazıldığı, ayrıca kefalet tarihinin ve kefalet türününde kefilin el yazısı ile yazıldığı görülmüştür.
Sözleşme kapsamında kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine .... Noterliğinin 26.04.2021 tarihli ihtarı ile hesap kat edilerek borçlulara ihtar gönderilmiştir.
Kat ihtarının, borçlu şirketin sözleşmedeki kaşesinde bulunan ... Mahallesi ... adresine gönderildiği ve ihtar tarihi ile asıl borçlunun temerrütünün oluştuğu anlaşılmıştır. Kat ihtarının kefillerden ...'a aynı konutta bulunan eşi imzasına 28.04.2021 tarihinde, tebliğ edildiği, kefil ...'a ise ihtarın tebliğ edilemediği anlaşılmıştır. Bu nedenle kefillerden Sercan Kılıçlar'ın ihtarda verilen 1 günlük sürenin dolmasıyla 30.04.2021 tarihinde temerrüde düştüğü, diğer kefilin ise sözleşme öncesi temerrüde düşürülmemesi nedeniyle takip tarihi itibarıyla temerrüde düştüğü, bu nedenle anılan kefilin bu tarihe kadar akdi faizden, temerrüt tarihinden itibarense temerrüt faizinden sorumlu olacağı kabul edilmelidir.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine 787.101,90 TL Kredi asıl alacak, 23.046,90 TL işlemiş faiz ve 1.126,76 TL BSMV olmak üzere toplam 811.301,14 TL alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalıların süresinde itiraz etmesi neticesinde takibin durduğu ve bu davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takip talebinde ayrıca 23.010,00 TL gayri nakdi çek garanti bedelinin deposu da talep edilmiştir.
TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. İncelenen sözleşme örneklerinde, kefilin el yazısı ile kefil olunan miktar, kefalet tarihi ve kefaletin türü yazılmıştır. 07.02.2020 tarihli sözleşmede kefillerin 1.300.000,00 TL'den sorumlu olduğu yazılıdır. Kefil bu miktarın yanı sıra kendi temerrütünün sonuçları ile de sorumludur.
Genel kredi sözleşmelerinin kefalet başlıklı 9. maddesinde, kefilin sorumluğu düzenlenmiştir. Buna göre kefil doğmuş ve doğacak borçlardan sorumludur. Ancak kefalete ilişkin bu hükümde açıkça kefilin gayri nakdi kredinin deposundan da sorumlu olduğuna ilişkin bir açık düzenleme bulunmamaktadır. İstinaf başvurusunda sözü edilen genel kredi sözleşmesinin 9. maddesinde kefillerin doğmuş ve doğacak borçlarının sorumlu olması kefaletin feriliği dikkate alındığında, teminat amacıyla ayrıca çek bedellerinin depo edilmesi yükümlülüğünü de içermemektedir. Çek taahhüt kredisi başlıklı sözleşmenin 20. maddesinde de kefillerin çek taahhüdünden sorumlu olduğuna ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
Davacı banka gayrı nakit alacaktan (çek garanti bedelinden) kefilin sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/689 Esas, 2018/1624 Karar ve 06.11.2018 tarihli emsal ilamında da belirtildiği üzere, gayri nakdî alacaktan dolayı sözleşmede açıkça depo bedelinden kefillerin sorumluluğu düzenlenmediğinden ilk derece mahkemesince gayrı nakdî alacak yönünden davanın reddine karara verilmesi yerinde olmuştur.
Yukarıda belirtildiği üzere takipte 787.101,90 TL asıl alacak, 23.046,90 TL işlemiş faiz ve 1.126,76 TL BSMV olmak üzere toplam 811.301,14 TL nakdi kredi alacağı talep edilmiştir. Davada bu miktar üzerinden açılmıştır. Hükme esas alınan raporda dava tarihi itibariyle ...-1009 TL taksitli kredisi için 278.084,61 TL asıl alacak 5.241,89 TL temerrüt faizi, 262,50 BSMV, 18.979,48 TL temerrüt faizi ve 948,97 TL BSMV olmak üzere toplam 303.516,78 TL, ...-1040 nolu kredi için 23.887,50 tememüt faizi ve 1.194,38 TL BSMV, TRY taksitli kredi için 350.000.00 TL asıl alacak 6.597.50 TL temerrüt faizi, 329,87 TL BSMV olmak üzere toplam 382.009.26 TL olmak üzere her iki krediden dolayı toplam 685.536,94 TL alacağı bulunduğunun tespit edilmiştir.
Raporda ayrıca diğer kredilerin dava tarihine kadar banka tarafından kapatılması sağlandığı, bankanın iade edilmeyen ..., ... ve ... nolu 3 adet çeklerden dolayı da 15.000 TL blokaj alacağı hakkı bulunduğu, takip tarihinden sonra yapılacak ödemeler için davacı bankanın talep etmiş olduğu yıllık %23,4 temerrüt faizi talebinin makul olduğu belirtilmiştir. İtiraz üzerine alınan ek raporda da aynı görüşler tekrar edilmiştir. Takip üzerine borçluların itirazı sonucu duran takibin harekete geçirilmesi için bu davanın açıldığı görülmektedir.
İtirazın iptali davasında takip tarihi ile dava tarihi arasında ödenen miktar varsa bu miktarlar bakımından dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır.
Bu nedenle dava tarihine kadar ödenen miktarın, takip talebinde TBK'nın 100. maddesine ilişkin istek bulunduğu dikkate alınarak ayrıştırılarak dava açılması gerekmektedir. Bilirkişi ek raporunun 8. Sayfasının (f) bendindeki tespitlere göre 09.06.2021 tarihinde tahsilatlar yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca raporun (h) bendinde kredi kartı ekstresinde belirlenen tarihe kadar faiz hesaplanmadığı ve bu borcunda tahsil edildiği belirlenmiştir.
Bu nedenle bilirkişi raporunda asıl alacak miktarı ve buna bağlı olarak işlemiş temerrüt faizi miktarları dava tarihi itibariyle belirlenmiştir. Nitekim mahkeme bilirkişi ek raporunda belirlenen 278.084,61 TL asıl alacak ile 350.000,00 TL asıl alacağın toplamı olan 628.084,61 TL'sini hüküm altına almıştır. Mahkeme gerekçesinden anlaşılacağı üzere bu iki kalem asıl alacağın işlemiş faizi sırasıyla 5.061,14 TL ile 6.370,00 TL olmak üzere toplam 11.431,14 TL dir. Bankanın istemiş olduğu takipteki işlemiş faiz miktarı ise 23.046,90 TL dir. Bu durumda bankanın reddedilen ve istinaf konusu edilen işlemiş faiz miktarı 11.615,76 TL dir.
Davacının bunun dışında asıl alacağa yönelik bir istinafı bulunmamaktadır. Bilirkişi raporun sonuç kısmında bir takım faiz hesaplamaları yapmış ise de hüküm altına alınan ve tahsil edilemeyen iki kalem kredi alacağından kaynaklı işlemiş faiz alacağı yukarıdaki gibi tespit edilmiş olup, hükmedilen bu faizler üzerinde hesaplanan BSMV 571,56 TL dir. Bu nedenle talep edilen 1.126,76 TL BSMV nin bu miktar dışındaki kısmının reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.09.2026