Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/949 E. 2026/1184 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/949
- Karar No
- 2026/1184
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/949
KARAR NO : 2026/1184
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/05/2025
NUMARASI : 2023/714 Esas - 2025/435 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/10/2023
İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/06/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA : Davacı vekili; borçlu şirket, hakkında 28/04/2023 tarihinde; İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu şirketin 03.05.2023 tarihinde,banka aracılığı ile davacı şirket hesabına haricen 355.240,78-TL ödeme gönderdiğini, davalının yaptığı bu harici ödeme ile sadece ana parayı ödemiş olup, icra dosya kapak hesabına konu diğer borçlarını ödemediğini ve yapılan sözlü görüşmelerde de ödemeye yanaşmadığını, davalı şirketin haricen yaptığı ana para ödemesinin icra dosyasına beyan edildiğini, "harici tahsil harcının taraflarınca dosyaya yatırıldığını, davalı şirket tarafından haricen yapılan ödemeden sonra icra takibine konu bakiye alacaklarının halen ödenmediğini, icra kapak hesabına konu bakiye borcun ödenmediğini ileri sürerek borçlunun itirazının iptali ile İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibin devamına % 20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Bakiye alacaklarından şimdilik 50.000-TL'nin tahsili ile Bilirkişi incelemesi ile saptanacak bakiye alacakları için ıslah etme haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili; 26.02.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 63.994-TL ye çıkarmıştır.
CEVAP : Davalı vekili; davalı şirketin davacı/alacaklı şirketin iddia ettiğinin aksine takip tarihi itibariyle fatura alacağı veya herhangi bir eksik bakiye borcu bulunmadığını, davacı yanca öne sürülen asılsız iddiaların ve davacının dosyaya sunduğu delil niteliği taşımayan belgelerin taraflarınca kabul edilmemekle birlikte tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiği takdirde davacı şirketin herhangi bir borcu bulunmadığının açıkça tespit edileceğini, savunarak, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak üzere davanın reddine, davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında ticari satıma ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğunun sabit olduğunu, davacı tarafından 28/04/2023 tarihinde 355.136,30-TL asıl alacak üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından 09/05/2023 tarihinde borca itiraz edilerek takibin durduğunu, sunulu dekonttan davalı tarafından davacı banka hesabına 03/05/2023 tarihinde 355.240,78-TL "...Cari Ödeme" açıklaması ile ödeme yapıldığı, davacı tarafından harici ödemenin icra dosyasına bildirildiğini, yapılan ödemenin 21/03/2023 tarihli faturaya istinaden yapıldığının beyan edildiğini ve ancak takip tarihi itibariyle borcun bulunmadığının savunulması karşısında alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin, davalı şirketten 28/04/2023 takip tarihi itibarıyla açık ... bakiyesinden kaynaklanan 366.858,85-TL alacaklı olduğunu, bu alacağın 355.136,30-TL'lik kısmının takibe konu edildiğini, davalı şirketin davacı şirkete takip tarihi itibarıyla açık ... bakiyesinden kaynaklanan 355.240,78-TL borçlu durumda bulunduğunu, takip tarihi sonrası ve ancak dava tarihi öncesi 03/05/2023 tarihinde banka aracılığıyla haricen 355.240,78-TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından takip talebinde yapılan ödemelerin TBKnın 100. madde kapsamında öncelikle fer'ilerden mahsup edilmesinin talep edildiği, İstanbul BAM 12. HD 2017/57 Esas 2017/58 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere ödeme tarihi dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği, sunulu bilirkişi raporunda 03/05/2023 ödeme tarihi dikkate alınarak yapılan kapak hesabında 355.136,30-TL asıl alacak, 55.270,44-TL icra vekalet ücreti, takip sonrası işleyen 522,97-TL faiz, 241,10-TL başvuru harcı ve takip masrafı ile 8.063,97-TL tahsil harcı olmak üzere toplam 419.234,78-TL olduğu, yapılan ödeme toplamı 355.240,78-TL'nin TBK 100. Madde kapsamında öncelikle faiz, masraf, vekalet ücretinden mahsubu ve devamında asıl alacaktan mahsup sonrası 63.994-TL asıl alacak kaldığını, yapılan ödemenin davacı tarafından icra dosyasına bildirilerek tahsil harcı ödemesinin fiilen yapılması karşısında ödenen tahsil harcının hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, ticari satıma dayanan sözleşmesel ilişki yönünden 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereği asıl alacağa temerrüd tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz işletilmesi gerektiğini, tespiti yapılan alacağın ticari satıma konu fatura alacağı olmakla belirli ve likid olması karşısında asıl alacak üzerinden %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davalının itirazının 63.994-TL asıl alacak üzerinden iptaline, kısmi ödeme tarihi 03/05/2023 tarihinden itibaren değişik oranlarda avans faizi işletilmesine, alacağın %20'si tutarında olan 12.798,80-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ : Davalı vekili; davacı taraf işbu itirazın iptali davası ile 50.000- TL'nin tahsiline yönelik itirazın iptali talep etmiş olup bilirkişi incelemesinden sonra saptanacak bedele yönelik hakkını saklı tutmadığı gibi - kabul anlamına gelmemekle birlikte- bilirkişi raporunda ''taleple bağlılık ilkesi gereği 50.000- TL üzerinden itirazın iptali davasının değerlendirilebileceğine ''şeklinde tespitte bulunduğunu , itirazın iptali davasında ıslah ile bedel arttırımı yaparak 63.994-TL üzerinden itirazın iptali davasına devam etmesi ve aradaki fark olan 13.994-TL için ıslah talebinde bulunması ve harcı yatırmak üzere mehil talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğundan reddi gerektiğini , tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiği takdirde müvekkil şirketin herhangi bir borcu bulunmadığı açıkça tespit edileceğini, bilirkişi raporu ile yapılan tespit açıkça hak ve nesafete aykırı olup, hüküm kurmaya elverişli olmadığı aşikar olup, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdiine ile ek rapor alınması gerekirken itirazları hiçbir surette dikkate alınmayan ve davalı lehine deliller tamamen gözardı edilerek düzenlenen hüküm vermeye elverişli olmayan rapora istinaden hüküm verilmesi hatalı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; 28/04/2023 tarihinde başlatılan cari (açık) hesap alacağı toplamı 355.136,30-TL alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Henüz itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür. Borcun kısmen ödendiği hallerde ödenmeyen bora yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenen miktar bakımından itirazın iptali istenilmesinde hukuki yarar yoktur. (Yargıtay HGK'nın 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar sayılı ve 03/05/2017 tarihli; 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı ve 19/10/2011 tarihli; 2011/13-29 Esas, 2011/56 Karar sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları) İcra takibi başlatıldıktan sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan kısmi ödemelerin öncelikle takipten önce ki işlemiş faiz +takipten kısmi ödeme tarihine kadar işleyecek faiz, icra vekalet ücreti, takip masraflarına mahsup edilmesi gerekir.
İcra takibine konu edilen alacak miktarı hususunda tarafların ticari defterlerinin mutabık olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin hiç bir borcu bulunmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.TBK nın 100 maddesine göre yapılacak hesaplamada takip tarihi itibariyle asıl alacak ve ferileri tesbit edildikten sonra ; takip tarihinden sonra yapılan ödeme tarihine göre asıl alacağa faiz işletilerek, icra masrafları, icra vekalet ücreti alacağa ilave edilerek yapılan kısmi ödemenin dosya borcundan mahsubu gerekir. Davalının 28/04/2023 tarihinde başlatılan icra takibine itiraz tarihinin 09/05/2023 olduğu , yapılan anapara ödeme tarihinin 03/05/2023 olduğu,asıl alacak ödendikten sonra takibe itiraz edildiği anlaşılmaktadır.Alınan bilirkişi raporunda da TBK nın 100 maddesi uyarınca yazılı kriterler dikkate alınarak hesaplama yapılarak bakiye alacak hesaplanmıştır. Davacı tarafça yapılan kısmi ödeme belirtilerek bakiye kalan borcun 50.000-TL si için itirazın iptali istenilmiştir.
İtirazın iptali davasında dava değerinin kural olarak ıslahı mümkündür.Ancak ,ıslahın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde yapılması gerekir.İtirazın iptali davasında öngörülen 1 yıllık dava açma süresi hakdüşürücü süre niteliğindedir ve resen incelenir. Elde ki davanın açılış tarihinden 1 yıllık hakdüşürücü süre geçtikten sonra ıslah edildiği dikkate alınarak ,ıslah edilen kısımın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın ıslah edilen kısıma göre kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davanın 50.000-TL için kabulü gerekirken hakdüşürücü süreden sonra yapılan ıslah edilen tutar dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından kararın kaldırılarak yeniden karar verilerek itirazın kısmen iptaline fazla istemin hakdüşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/05/2025 Tarih 2023/714 Esas - 2025/435 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın kısmen kabulüne; davalının İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibe yapılan itirazın 50.000-TL asıl alacak bakımından iptaline, 50.000-TL asıl alacağa kısmi ödeme tarihi olan 03/05/2023 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına,fazla istemin hak düşürücü süre nedeniyle reddine,
Alacağın %20'si tutarında olan 10.000-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;
"Alınması gereken 3.415,5-TL karar ve ilam harcından peşin ve ıslah nedeniyle yatırılan 508,85-TL harcın mahsubu ile kalan 2.906,65-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye ödenmesine,
Davacı tarafça yatırılan 778,70-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Bilirkişi, posta, tebligat gideri olmak üzere toplam 4.182-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.265-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 13.994-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120-TL arabuluculuk ücretinin 2.434-TL sinin davalıdan kalan 686-TL nin davacıdan tahsili ile Hazineye ödenmesine,"
Davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcı 1.092,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
Davacı tarafından yatırılan 350-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 273-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 22/06/2026